{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">             T.C.<br>     GAZİANTEP<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:......<br>KARAR NO\t\t: ...<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN    <br>MAHKEMESİ\t: GAZİANTEP 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: ....<br>NUMARASI\t\t:.....<br>DAVACI\t\t: ......  <br>VEKİLLERİ\t\t: Av. ....<br>\t\t  Av. ...<br>DAVALILAR\t: 1-... - ...<br>\t\t2-... - ...<br>\t\t3-....<br>\t\t4-....<br>\t\t5-... - ...<br>VEKİLLERİ\t\t: Av. ... & Av. ...<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Banka GKS'den Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARARININ\t<br>KARAR TARİHİ\t: ....<br>YAZIM TARİHİ\t: ......<br><br>Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar taraf vekillerince istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>DAVA: Davacı vekili,..... esas sayılı dosyasının müvekkilince temlik alındığını, davalıların temlik eden.... kullandıkları kredileri ödememeleri sebebiyle banka tarafından.... esas sayılı dosyası ile davalılara karşı başlatılan takibe itirazın iptali ile asgari %... icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar vekili, ......'den doğan şartların yerine getirilmediğini, hesap kat ihtarnamesinin usulsüz tebliğ edildiğini, müvekkili şirket yetkililerine yapılan herhangi bir ihtar tebliği buılunmadığını, takip talebinde gösterilen....-TL ödemenin toplam borçtan mahsup edildiğini, ancak ana para borcundan mahsup edilmesi gerektiğini, takibe konu genel kredi sözleşmesinde kefiller yönünden depo talebinde bulunulabileceğine dair bir hüküm bulunmadığını, kefilin sorumluluğundan bahsedebilmek için asıl borçlunun temerrüde düştüğünü kefile bildirir bir ihbar gerektiğini, kefiller yönünden takip öncesi dönem için temerrüt faizi talep edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davanın reddi ile %... tazminata hükmedilmesini dilemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davalı şirketlere ve kefillere kat ihtarının usulsüz tebliğ edilmesinin, temerrüdün icra takip tarihi ile gerçekleştiği sonucunu doğurduğu, bu bağlamda kat tarihi itibari ile belirlenen asıl alacağa hesap kat tarihinden temerrüdün gerçekleştiği takip tarihine kadar akdi faiz istenebilecek olup, ancak davacı tarafça akdi faiz talep edilmediğinden takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesi kapsamında talep edilen asıl alacak ile bağlı kalınarak benimsenen bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda itirazın kısmen iptaline, asıl borçluya yapılan ihtarın sonuçsuz kalmasından (kat ihtarının usulsüz tebliğ edilmesi nedeniyle)  dolayı kefile başvurulamayacağı hususunda anılan kuralı düzenleyen ....... maddesine göre müteselsil kefile başvurulabilmesi için iki şarttan birisinin geçekleşmiş olması gerektiği, bu şartlardan birisi açıklandığı üzere ihtarın sonuçsuz kalması, diğer şart ise borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bulunması olduğu, somut olayda asıl borçluya yapılan ihtarın sonuçsuz kaldığının açık bulunduğu, ancak asıl borçlu davaya konu takibe dayanak kredi borcunu vadesinde ödemediği, bu durumun ödeme güçsüzlüğü içerisinde bulunduğuna karine olup, aksinin davalı tarafça ispatlanamadığı, bu nedenle kefile başvurma şartı gerçekleştiğinden kat ihtarının usulsüz tebliğ edilmesinin borcun temerrüdü noktasında sonuç doğurduğu, itirazın iptali davası sonucunda, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse, borçlu hükmolunan borç miktarının asgari yüzde yirmisi oranında bir tazminata mahkum edilir .... İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için geçerli bir ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, borçlu süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmeli, bir yıl içerisinde itirazın iptali davası açılmalı, davacının talebi bulunmalı, borçlunun itirazında haksız ve alacağın likit olması gerektiği, kabul edilen miktar yönünden davacının talepte bulunduğu, geçerli bir icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrine süresi içinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunduğu, davanın süresi içerisinde açıldığı, ayrıca itirazın haksız ve alacağın likit olması nedeni ile davacı lehine %... oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesinin ikinci fıkrasında icra inkar tazminatının yanı sıra kötüniyet tazminatı da düzenlendiği, madde hükmüne göre, itirazın iptali davasında takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı aleyhine, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata hükmedileceği, madde metninden anlaşılacağı üzere, itirazın iptali davasında davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için birtakım şartların gerçekleşmesi gerektiği, bu şartlardan birisinin de alacaklının takibinde kötüniyetli olduğunun kanıtlanması olduğu, alacaklının takibinde kötüniyetli olduğu kanıtlanmadıkça dava reddedilmiş olsa bile, davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilemeyeceği, alacaklının takibinde kötüniyetli olduğunun ispatının davalıya ait olduğu, davalı tarafın, alacaklının kendisi aleyhine kötüniyetli olarak takibe giriştiğini ispatlamak zorunda bulunduğu, buna göre, reddedilen kısım yönünden davacının basiretli tacir yükümlülüğüne rağmen...hükmüne aykırı şekilde yapılan ödemeyi ana paradan mahsup etmemesinin, bu tutar yönünden başlatılan takipte davacının kötüniyetini gösterdiğinden .... TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalılara verilmesine, kefiller yönünden depo talebinde bulunulmasına ilişkin talep, kefillerin sorumluluğunu arttırmakla birlikte bu hususta kefillerin muvafakati bulunmadığından bu talep hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu, her ne kadar aşamalarda ...'nun kefaletinin eş rızası bulunmaması sebebiyle geçersizliğine, davalılar vekili tarafından değinilmiş ise de bu savunmanın cevap dilekçesiyle birlikte ileri  sürülmediğinden savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olduğunu hususu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalılar vekili, müvekkillerinden ... yönünden eş muvafakatinin bulunmadığının, bu bağlamda iş bu müvekkili yönünden .... maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunun hem bilirkişi raporu hem de tüm dosya kapsamından sabit olduğunu, istinafa konu kararda iş bu müvekkili yönünden ..... maddesi uyarınca eş muvafakati bulunup bulunmadığına girilmeden, sadece cevap dilekçesinde eş rızasının bulunmadığı yönünde savunma yapılmadığı, daha sonradan yapılan bu savunmanın ise savunmayı genişletme yasağına tabi olduğunu gerekçe yapıldığını, dosyaya sunulan tüm bilirkişi raporlarına karşı yapmış oldukları beyan ve itiraz dilekçelerinde de ... madde uyarınca kefalet şartlarının gerçekleşmediğinin bildirildiğini, o halde davaya cevap dilekçelerinin ..maddesinde ..... madde uyarınca kefalet şartlarının gerçekleşmediğinin açıkça yazılı olmasına rağmen bu savunmanın cevap dilekçesinde ileri sürülmediği gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki ....... maddesinde yer alan kefalet şartlarına ilişkin hükmün kanunun emredici hükmü olup, mahkemece re'sen araştırılması gerektiğini, asıl borçluya ihtarın sonuçsuz kaldığını, kararda \"asıl borçluya yapılan tebligatın usulsüz olup, tebliğin yapılmamış sayıldığı\" ifadesine yer verildiğini, tebligat usulsüz ise bu tebligata bağlı sonuçları doğurmasının mümkün olmadığını, tebligatın anlamının bildirim olup, yapılmış bir bildirim yok ise o bildirime bağlı talebin yerine getirilmesi haberdar olmayanın da, bildirimde yer alan ifayı yerine getirilmesinin beklenemeyeceğini, ....... maddesi uyarınca müteselsil kefiller yönünden asıl borçlunun ....\" şartının gerçekleştiğinin davacı tarafça iddia ve ispat edilmediğini, dava dilekçesi incelendiğinde bu hususa ilişkin davacı tarafın tek bir cümlelik beyanının bulunmadığını, bu durumda asıl borçlunun \"açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olduğu\" hususunun iddia ve ispat edilemediğini, istinafa konu karada ödeme güçsüzlüğüne ilişkin ispat külfetinin davalı borçluda olduğu yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, davacının ....maddesi uyarınca müteselsil kefiller yönünden takip şartlarının gerçekleştiği ve bu bağlamda asıl borçlunun açıkça ödeme güçlüğü içinde olduğunu ispat etmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin hesap kat ihtarının usulsüz tebliğ edildiğini kabul etmesine rağmen, .... maddesi uyarınca ihtarın sonuçsuz kaldığı ve bu meyanda müteselsil kefillere başvuru şartlarının olduğu hususunun gerekçe yapıldığını, mahkemenin kendi içinde çelişkiye düştüğünü, somut olayda takipten sonra ancak davadan önce yapılan......TL yönünden davacının hukuki yararı olmadığının sabit olup, bu miktar yönünden de hukuki yarar dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece bu hususun hiçbir şekilde nazara alınmaması ve ...... maddesine aykırı şekilde gerekçeli kararda tartışılmasının da diğer hukuki aykırılık sebebi olduğunu, kararda gayrinakdi kredi depo talebi yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen, reddedilen depo talebi yönünden davalılar lehine avukatlık ücretine hükmedilmediğini, istinafa konu kararda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesine rağmen tüm yargılama giderlerinin ve arabuluculuk ücretinin davalılar üzerine bırakılmasının da hatalı olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.  <br>Davacı vekili, takip miktarlarının..... TL olduğunu, mahkemenin kararında takibin...... TL üzerinden devamına karar verilmiş olmasının yanlış ve hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan... tarihli .. ek rapora itirazlarını bildirdiklerini, yanlış ve eksik yapılan hesaplamalarla oluşturulan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, ana paranın ...... TL değil de ..... TL olarak hesaplanmış olmasının tamamen yanlış olduğunu, hükme esas alınan raporun kendi içinde çeliştiğini, tebligatların hepsinin usulüne uygun olduğunu, temerrüt tarihinin, ihtarın tebliği tarihine göre belirlenmesi gerektiğini, takip taleplerinindeki faiz taleplerinin açık olduğunu, faiz talepleri açık iken \"akdi faiz talep edilmemiştir\" denilerek faiz taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı ve yanlış olduğunu, mahkemece muvafakat ile ilgili konuya cevap dilekçesinde değinilmediği, sonradan ileri sürülmesinin savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olacağı şeklindeki gerekçe isabetli olsa da eksik olduğunu, ticari kredilerde eş rızası/ muvafakati aranmadığını, ...... maddeye bir fıkra eklendiğini ve ticari kredilerde eş rızası aranmayacağının düzenlendiğini, kararda aleyhlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmiş olmasının da yanlış ve hukuka aykırı olduğunu, kötü niyet tazminatı üzerinden hükmedilen vekalet ücretininde doğru olmadığını, icra inkar ve kötü niyet tazminatı kalemlerinin müddeabihe dahil olmadığından ret ya da kabulü halinde vekalet ücretine esas alınamayacağını, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.  <br>İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle; dava dışı İNG Bank'dan temlik alınan ödenmeyen bakiye ...... alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Dairemizce inceleme,... maddesi uyarınca, istinaf  nedenleri ve kamu düzeniyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br> Uyuşmazlık konusu .... tarihli davalılardan .... ile dava dışı İNG Bank arasındaki ..... diğer davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, kefalet limitinin ... TL olduğu anlaşılmaktadır. Davalı asıl borçlunun sözleşmede beyan ettiği adres,....... olarak belirtilmiştir. Hesap kat ihtarının tebliğine dair mazbatalar incelendiğinde, aynı anılan adrese ..... tarihinde tebligat yapılmıştır. Tebliğ şerhi incelendiğinde, \"Gösterilen adreste şirket yöneticisi olduğunu beyan eden tebliğe ehil.......imzasına tebliğ edildi.\" şeklinde tutanak tanzim edildiği görülmektedir. <br>..... Sayılı....... maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanunun .... maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat Yönetmeliği’nin 21. maddesinde ise, tüzel kişi adına, tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması gerektiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır. <br>Somut olayda asıl borçluya çıkartılan kat ihtarnamesini tebliğ alan ....isimli şahsın  şirket yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak almaya yetkilendirilmiş, evrak müdürü gibi bir çalışan olup olmadığı tespit ve şerh edilmeden ve yine bu işlerle görevlendirilmiş başka bir çalışan olup olmadığı  araştırılmadan  doğrudan iş  yeri çalışanına tebligat yapıldığı, buna göre Tebligat Kanunu'nun ... maddesi ve ... Dair Yönetmeliğin 21. maddesinde belirtilen sıra nazara alındığında davalı şirkete yapılan kat ihtarı tebliğinin usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Zira,......gelen yazı cevabına göre davalı asıl borçlu ....'nin  yetkili temsilcileri ya da yönetim kurulu üyeleri arasında...... isimli şahıs mevcut olmayıp, bu şahsın hangi sıfatta olduğu tebliğ mazbatasından anlaşılamamaktadır. Bu durumda asıl borçlu şirketin beyan edilen adresine çıkartılan tebligatın usulüne uygun olduğundan söz edilemez. .... kefilin ....maddesinden kaynaklanan savunmaları, def’i niteliğinde olup, kefilin ödemede geciken esas borçlu ihtar edilmeden kendisine başvurulamayacağını ileri sürmesi gerekmektedir. Bu hususu hakim re’sen dikkate alamayacağından, kefile def’i hakkı tanıyan TBK'nın ...... maddesi hükmünün kamu düzeni ile ilişkili olduğunun kabulü mümkün değildir...... Davalılar vekilince sunulan cevap dilekçesinde ise bu husus açık bir şekilde ileri sürüldüğüne göre .... maddesi kapsamında asıl borçluya çıkartılan ihtarın semeresiz kaldığına ilişkin şart gerçekleşmediğinden davalı kefiller açısından muacceliyetin oluşmadığının kabulü gerekir. Her ne kadar İİK'nın 68/b maddesi gereğince... beyan edilen adrese tebligat çıkartıldığı sabit olsa bile TK hükümleri kapsamında usulüne uygun bir tebligat söz konusu olmadığından, usulünce asıl borçluya ihtar gönderildiğinden söz etmek mümkün değildir.<br>Borcun ifasında gecikilmiş ve borçlu borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde ise borçluya ihtara gerek yoktur. Mahkemece kredi borcunun vadesinde ödenmemiş olması ödeme güçsüzlüğüne karine olarak gösterilmişse de, .... maddesi anlamında  açıkça ödeme güçsüzlüğünden kastedilen durumlar,  borçlunun iflası, ödemelerini tatil etmesi, hakkında borç ödemekten kesin aciz belgesi verilmesi, konkordato mehli için talepte bulunulması gibi hususlardır.... ..... Oysaki eldeki uyuşmazlıkta sadece vadesinde kredi borcunun ödenmemiş olması söz konusu olup, bu olgu tek başına ödeme güçsüzlüğünü ispatlayamaz. Asıl borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olduğuna ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmamış olmasına göre,  mahkemenin yanılgılı gerekçelerle asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünde bulunduğu yönündeki kabulü yerinde değildir. <br>Açıklanan gerekçelerle..... maddesi kapsamında takipten evvel müteselsil kefillere başvuru şartı gerçekleşmediğinden, asıl borçlu .... Dışındaki davalılar açısından davanın reddi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle kefiller yönünden de davanın kısmen kabulü yerinde görülmemiştir. <br>Öte yandan mahkeme gerekçesinde kefil ...'nun eş rızasının olmadığına dair cevap dilekçesinde detaylı ve açık bir savunmada bulunulmadığından, savunmanın genişletilmesi yasağı nedeniyle eş rızası eksikliğine dayalı geçersizliğin nazara alınamayacağı belirtilmişse de, ....  maddesine göre eş rızası tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eşin rızası mutlaka gereklidir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Zira rıza, eşin kefil olma ehliyetini sınırlar ve rızanın yokluğunun yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından re'sen dikkate alınır. Bir başka söyleyişle, işbu geçerlilik şartı def'i değil itiraz sebeplerinden olup, hakim tarafından yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınması gerekmektedir.<br>Kefiller yönünden gayrinakdi depo talebinin reddine karar verildiği halde, ayrıca bu kalem yönünden maktu vekalet ücreti verileceği dikkate alınmaksızın gerekçeli kararda kefiller lehine reddolunan gayrinakdi depo talebi nedeniyle vekalet ücreti verilmemesi de kaldırma sebebi yapılmıştır.  Ayrıca davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğinden yargılama giderlerinin ve arabuluculuk giderlerinin haklılık oranına göre taraflara paylaştırılması gerekirken, yargılama giderlerinin tümüyle davalılara yükletilmesi, üstelik birden fazla davalı olduğu halde infazda tereddüte neden olacak şekilde tek bir davalı varmış gibi hüküm kurulması hatalıdır. Davalılar vekilinin istinaf sebepleri bu yönden de yerinde görülmüştür.<br>Davalılar vekili takip tarihinden sonra.... tarihinde.......kısmi ödeme  yapılarak ödeme tarihindeki kura göre ..... TL olarak mahsup yapıldığını, takipten sonra davadan evvel yapılan ödenen kısım nedeniyle hukuki yarar kalmadığını belirtmiştir. Davacı vekili ise asıl alacak miktarının ..... olduğunu ileri sürmüştür.<br>.......Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, takipten sonra itirazın iptali davası açılmadan önce borcun kısmen ödenmesi durumunda, alacaklının ödenen kısım için hukuki yararı bulunmamaktadır. Ancak bu halde de dava tarihi itibariyle bakiye borç miktarının tespiti gerekir. Takip talebinde kısmi ödemelerin fer'ilerden mahsubuna ilişkin alacaklı talebi bulunduğu gibi ..... maddesi gereğince mahsup emredici bir hüküm olup, icra müdürlüğünce re'sen uygulanacaktır.<br>... maddesinde kısmi ödemelerin öncelikle faizden ve masraflardan mahsup edileceği hükmüne yer verilmiştir. Başka bir anlatımla kısmi ödemelerin öncelikle fer'ilerden mahsup edileceği kuralı bulunmaktadır. Bu durumda borçlunun ....ödemesi takipten sonraki kısmi ödeme olduğundan, .... maddesi gereği, öncelikle kısmi ödeme tarihine değin işlemiş faiz, icra vekalet ücreti ve takip masraflarından düşürülmesi, geriye kalan paranın ise asıl alacaktan indirilmesi ve her ödeme yapıldıkça bakiye alacağın bu suretle hesaplanması gerekir. Bir başka söyleyişle, kısmi ödemenin öncelikle ödeme anına değin işlemiş faiz ve takip giderlerine mahsup edilmesi gerekir. O halde mahkemece bu kurallar nazara alınarak ek rapor ya da gerektiğinde istinaf denetimine elverişli yeni bir bilirkişiden hesap raporu alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile bu konuda bir değerlendirme içermeyen raporların hükme esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.......bendi uyarınca davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri de yerindedir.<br>Davacı tarafın sair istinaf sebeplerine gelince; .....maddesi anlamında takipte kısmen ya da tamamen haksız çıkmak, aynı zamanda tek başına kötü niyetin varlığını ispatlamaz. Mahkemece hangi gerekçelerle davacı  alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatı verildiği kararda tartışılmaksızın kötü niyet tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ayrıca icra inkar ve kötü niyet tazminatı gibi kalemler dava değerine dahil olmadığından bu taleplerin kabulü ya da reddi halinde taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilemez. Mahkemece hükmolunan kötü niyet tazminatı üzerinden ayrıca vekalet ücreti takdir edilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.<br>Sonuç olarak ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için gerekli olan deliller toplanmamış ve bu konuda her hangi bir değerlendirme yapılmaması nedeniyle davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ....maddesi uyarınca ayrı ayrı kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde delillerin toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın kararı veren mahkemesine iadesine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>1-Davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a.(6) maddesi uyarınca ayrı ayrı KABULÜNE,<br>2-..... sayılı istinafa konu kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın yukarıda işaret edilen eksikliklerin ikmali ile oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere yeniden görülmesi için kararı veren mahal mahkemesine iadesine,<br>4-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcı 80,70 TL'nin ilk derece mahkemesi tarafından talep halinde iadesine,<br>5-Davalılar vekili tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcı 7.241,44 TL'nin ilk derece mahkemesi tarafından talep halinde iadesine,<br>6-İstinaf sair masraflarının mahkemesince yeniden verilecek kararda nazara  alınmasına, <br>7-İstinaf  yargılaması duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>8-HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan tetkikat neticesinde HMK'nın 353. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir.....<br><br><br><br>...<br>Başkan ...<br>  ¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ... *<br>  ¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>  ¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>  ¸e-imzalıdır <br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. \"5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.\"<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"98d7d2cddfa001e0","SID":"dfdb4be201e667f7"}}