{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi   35. Hukuk Dairesi     Esas-Karar No: 2024/81 - 2024/488<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/81 <br>KARAR NO\t: 2024/488<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/417 Esas 2023/746 Karar<br><br>DAVACILAR\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 03/04/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 05/04/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı taraflar vekilleri  tarafından  süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde; 19/08/2018 tarihinde ... plakalı aracın tek taraflı yaptığı kaza sonucunda araçta yolcu konumunda olan müvekkillerinin kızı ...'ın vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketinin sigortaladığı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu,  davalı sigorta şirketi tarafından davacı ... için yapılan bir miktar ödemenin yetersiz olduğunu, diğer davacı için hiç ödeme yapılmadığını belirterek, belirsiz alacak olarak şimdilik ... ve ... ... için ayrı ayrı 100,00'er TL (toplam 200,00 TL) destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile ... ... için talep etmiş oldukları destekten yoksun kalma tazminatını 65.148,79 TL'ye, ... için talep etmiş oldukları destekten yoksun kalma tazminatını 130.414,93 TL'ye artırdıklarını,  tazminatının tamamına temerrüt tarihinden itibaren avans  faizi işletilmesine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil sigorta şirketi tarafından davacı ... ...’a 28/11/2018 tarihinde 43.663,89TL ödendiğini, sorumluluklarının kalmadığını, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, uzlaşma varsa davanın reddi gerektiğini belirterek, usul ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.<br>\t İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda;    müteveffanın kaza yapan araçta yolcu olması nedeniyle kusuru bulunmayıp, davalı sigorta şirketine sigortalı bulunan araç sürücüsünün %80, araç işleteninin %20 oranında kusurlu olduğu, yine mahkemece kaldırıma kararı sonrasında aldırılan 26/09/2023 tarihli aktüer bilirkişi raporuna göre, davalı sigorta şirketinin ödeme tarihi olan 28/11/2018 verileri dikkate alınarak yapılan hesaplamada davacı anne için 100.000,00 TL, davacı baba için 73.810,31 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, davalının ise davacı babaya 43.663,89 TL ödeme yaptığı, bu haliyle yapılan ödemenin yeterli olmadığı görüldüğünden, karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak yapılan  tazminat  hesabından davalı ... ...’a yapılan ödemenin güncellenmesi suretiyle mahsubu sonucunda  davacı ... ...'ın bakiye 297.354,88 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği, davacı ...'ın ise talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminat miktarının 546.324,38 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin sigorta limiti  dahilinde 360.000TL ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, ancak  mahkeme kararının davalı vekilince istinaf edilmiş olması nedeniyle  usuli kazanılmış haklar gözetilerek “-Davanın KABULÜNE, -65.148,79 TL destekten yoksun kalma tazminatının 28/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacı ... ...'a verilmesine, \t-130.414,93 TL destekten yoksun kalma tazminatının 28/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,” karar verilmiş; hükme karşı davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde; ilk kararı kendilerinin de istinaf ettiğini, dolayısıyla ıslah dilekçeleri doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini belirterek, istinaf  isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar  verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde; garame ilkesi nazara alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, gerekçeli kararda ve kaldırma sonrası alınan bilirkişi raporunda poliçe limitlerinin fazla esas alındığını, halbuki limitin 360.000TL olup, tek limit olduğunu, her hak sahibi için ayrı 360.000TL limit olmadığını, sigorta şirketinin sorumluluğunun 360.000TL’den ödenenin mahsubu ile garameten paylaştırma sonucu bulunması gerektiğini, müterafık kusur indirimi talebinin reddinin doğru olmadığını, üvey anne ...’ın destek alacaklısı olma koşulunun ispatlanmadığını, hesabın 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar  verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf talebinde bulunan davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksunluk tazminatı istemine ilişkindir. <br>\tYerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tDestekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı TBK'nın 53/III. maddesinde düzenlenmiş olup; \"Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar\" şeklinde hükme bağlanmıştır.<br>\tGörülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmeleri için muhtaç olunacak paranın ödettirilmesidir.<br>\tHaksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse 6098 sayılı BK'nın 53/3. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.<br>\tBorçlar Kanunu’nun 53. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.<br>\tO halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.<br>\tBununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/04/1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı)<br>\tVefat edenin geliri destek olunan miktarın tespitinde önemli ise de, vefat edenin yakınlarına destek olamayacağının kanıtı değildir. <br>\tSomut olayda, davacı  ..., vefat edenin öz(biyolojik) annesi değilse de, vefat edenle 5 yaşından beri anne kız ilişkisi içinde ve aynı evde diğer davacı baba ile birlikte yaşamlarını sürdürmeleri ve yakınlıkları  nazara alındığında, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, desteğin babasının yanında üvey annesine de destek alacaklısı olacağı kabul edilerek pay ayrılmış olmasında isabetsizlik görülmediğinden, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf sebepleri  yerinde görülmemiştir.<br>\tDosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; istinaf eden davalı sigorta şirketi tarafından davacılardan ... ...’a poliçe limiti kapsamında, davadan önce  28/11/2018 tarihinde 43.663,89TL ödendiği sabit olup, Mahkemece verilen ilk karara esas alınan aktüerya raporunda da bu miktarın ödeme tarihinden rapor tarihine kadar yasal faize göre güncellemesi sonucu bulunan miktarın hesaplanan tazminattan mahsup edildiği mahkemece de bu kapsamda ilk kararın verildiği anlaşılmıştır.<br>\tHükmün her iki tarafça istinafı sonucunda Dairemizce “Davadan önce yapılmış ödeme bulunması halinde, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; ödeme tarihi itibariyle gerçekleştirilen ödemelerin yeterli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödenen miktarın karşılaştırılması ve ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa, bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ile yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, yapılan ödemeye, hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak (güncelleme) hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir. Ancak ödemenin dava açıldıktan sonra yargılama devam ederken yapılması halinde bu kısım yönünden dava konusuz kalacağından, davacılar için hesaplanan destek tazminatından ödemenin asıl alacağa ilişkin kısmının (güncelleme yapılmaksızın) mahsubu gerekmektedir. Yine bu durumda ZMMS poliçesi limitinden davacı tarafa ödenen tazminatın varsa feriler hariç asıl alacak kısmının mahsubu ile kalan poliçe teminat limitinin belirlenmesi gerekmektedir… Ancak hükme esas alınan raporda ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödenen miktarın karşılaştırılması ve ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesinin yapılmadığı anlaşılmış olup, bu haliyle raporun karar vermeye elverişli olmadığı açıktır….” gerekçesiyle  davalının istinafı yönünden HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına ve kaldırma nedenine göre davacının istinaflarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br>\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 96/1. maddesinde \"zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat talebi, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur\" düzenlemesine, aynı maddenin 2. fıkrasında ise \"başka tazminat taleplerinin bulunduğunu bilmeksizin zarar görenlerin birine veya birkaçına kendilerine düşecek olandan daha fazla ödemede bulunan iyiniyetli sigortacı, yaptığı ödeme çerçevesinde, diğer zarar görenlere karşı da borcundan kurtulmuş sayılır\" düzenlemesine yer verilmiştir.<br>\tKTK'nın 96. maddesi hükmüne göre, garameten ödeme ilkesi; bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılmasını ifade etmektedir. Burada amaç, zarar görenlerin birden fazla olması halinde, sigortacının poliçede gösterilen limitle sorumlu olacağı da dikkate alınarak, zarar görenler arasında eşitliği sağlayıcı biçimde ve poliçe limitini de aşmayacak şekilde eşit paylaştırmanın sağlanmasıdır.<br>\tGarameten ödeme ilkesine ilişkin ifade edilen hususlar da dikkate alındığında, ölenin birden çok hak sahibinin bulunması ve tüm hak sahipleri için hesaplanan toplam tazminatın davalının düzenlediği poliçedeki teminat limitini aştığı gözetilerek garame hesabı yapılmak suretiyle davacıların hak kazanacağı tazminat miktarının belirlenmesi gerekmektedir.<br>\tDosya kapsamındaki poliçede kaza tarihi itibarıyla “ölüm ve sakatlanma kişi başına limit”in 360.000TL olduğu görülmüştür. Dairemiz kaldırma kararı sonrası alınan aktüer bilirkişi raporunda davacı ... ...’a yapılan ödeme tarihi itibarıyla yapılan hesap sonucunda ödemenin yetersiz olduğu, bu durumda rapor tarihi itibarıyla hesap yapıldığı, rapor içeriğinde “…. Davacı annenin, trafik kazasında vefat eden kızı nedeniyle talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının rapor tarihindeki güncel veriler esas alınarak yapılan  hesaplamalarda    546.324,38-TL olduğu hesaplanmıştır…Davacı babanın, trafik kazasında vefat eden kızı nedeniyle talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının rapor tarihindeki güncel veriler esas alınarak yapılan hesaplamalarda    318.184,70-TL olduğu hesaplanmıştır. …Davalı ... Sigorta Şirketi, davacılara karşı poliçede belirlenen ölüm ve sakatlanma halinde kişi başına 360.000,00-TL, kaza başına 6.480.000,00 TL olan teminat limiti ile sınırlı olarak sorumludur. Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı toplamının 864.509,08-TL olduğu hesaplanmıştır.    Davacı ... ... için 28/11/2018 tarihinde davalı Sigorta Şirketi tarafından yapılan ödemenin rapor tarihi itibariyle güncel değeri 62.645,12 TL olarak hesaplanmıştır.  Davalı ... Sigorta Şirketi’ nin davacı ... ... açısından sorumluluğu 360.000,00 TL – 62.645,12 TL= 297.354,88 TL’ dir. …” şeklinde, her davacı için ayrı ayrı 360.000TL limit olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı, mahkemece de bu rapor esas alınarak ancak “..mahkememiz kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle usuli kazanılmış haklar gözetilerek” karar verildiği görülmüştür.  <br>\tDairemiz kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporu hesap yöntemi itibarıyla yerleşik içtihatlara uygun ise de, poliçede ölüm başına 360.000TL olan limitin sanki her davacı için ayrı ayrı bu miktarmış gibi belirlendiği, bu haliyle bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli olmadığı anlaşılmıştır.<br>\tBu durumda mahkemece; davalı sigorta tarafından, davacı ...’a yapılan ödeme nazara alınarak, kalan bakiye limit tutarına göre garame hesabının yapılması konularında  uzman bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik incelemeyle ve davacıların ilk kararı istinaf etmiş olmalarına rağmen  davacıların ilk kararı istinaf etmedikleri kabul edilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\tAçıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin ve davalı Sigorta vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan şekilde sigorta tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek, öncelikle tüm destekten yoksun kalanların destek payları gözetildiğinde ödeme tarihi itibarıyla ödenen miktarın, ödenenlerin zararını karşılayıp karşılamadığı, sigortanın limit kapsamında ödemesi gereken bakiye tazimatın bulunup bulunmadığı değerlendirilerek ve ödemeler yetersiz ise bu kez rapor tarihine göre yapılan ödemeler güncellenerek rapor tarihi itibarıyla belirlenen tazminat miktarlarından düşülerek ve garame hesabı gerekiyorsa davacılar dışındaki tüm destek alacaklıları da belirlenerek garame hesabında nazara alınıp alınmayacağı değerlendirilerek ve ilk kararı davacıların da istinaf ettiği, taraflardan biri lehine usuli kazanılmış hak oluşmadığı da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre davacılar vekilinin ve davalı sigorta vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacılar vekili ile davalı ...  Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Ankara 5 Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 01/11/2023 tarihli 2023/417 Esas – 2023/746 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tKararın kaldırılma sebebine göre, davacılar vekilinin ve davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik  İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının isteği halinde yatıranlara iadesine, <br>\t4-İstinaf edenler tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>\t5-İİK'nın 36. maddesi gereğince, Ankara 6. Genel İcra Dairesinin 2023/61133 Esas sayılı dosyasına yatırılan 500.000,00-TL bedelli teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,<br>\t6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 03/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye<br>Üye <br>Katip <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b2ca3cd4ecf0d28c","SID":"ca9171a0f7729aa0"}}