{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/161 <br>KARAR NO: 2024/539<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29.12.2022<br>NUMARASI: 2022/403 E. - 2022/876 K.<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat<br>Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın husumet nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  davacı tarafından dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. lehine Konya ... Bankası Selçuklu Şubesine ait, ... seri numaralı 28.02.2019 düzenlenme tarihli 11.148,00 TL bedelli çek düzenlendiğini, söz konusu çekle ilgili olarak dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından çekin zayi olduğu iddiasıyla dava açıldığını, Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/854 Esas 2019/378 Karar sayılı kararıyla ilgili çeke ilişkin iptal kararı verildiğini, kararın kesinleştiğini, bu karar gereğince davacı tarafından dava dışı lehtara ödeme yapıldığını, davalı tarafından ise söz konusu çekin bankaya ibraz edildiğinde karşılıksızdır işlemi yapılmadığını, çeke ilişkin ihtiyati tedbir kararı olduğunun çek üzerine yazıldığını, buna rağmen davacı tarafından haksız şekilde ilgili çekin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, ilgili icra dosyası kapsamında davacı tarafından icra tehdidi altında ihtirazi kayıtla haciz tehdidi altında yapılan ödeme açıklamasıyla ödeme yapılarak haciz işlemi uygulanmaması için 15.275,00 TL ödenerek  icra dosyasının kapatıldığını, sonrasında ise davacı şirket tarafından ödeme yapılan icra takibine ilişkin takibin iptali davası açıldığını ve İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/421 Esas 2021/321 Karar sayılı dosyası ile takibin iptaline karar verildiğini ve söz konusu kararın kesinleştiğini, sonuç olarak iptaline karar verilen bir çekin icra takibine konu edilmesi sebebiyle icra tehdidi altında ödenen bir icra dosyası ve akabinde de bu takibin de iptaline karar verilmesi durumu oluştuğunu, çek iptali ve takibin iptali kararlarının kesinleştiğini ileri sürerek ,takibin iptaline karar verilen İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası kapsamında müvekkili şirket tarafından icra tehdidi altında yapılan 15.275,00 TL ödemenin  ödeme tarihi olan 18.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tavalıdan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle;  davacı şirketin  dava dışı lehtara ödeme yaptığını iddia ederek müvekkiline karşı yapmış olduğu ödemenin iadesini talep etmişse de müvekkilinin dava konusu çekin yetkili hamili olduğunu, müvekkili tarafından takip başlatılmasında da herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili ile dava dışı  ... Tic. Ltd. Şti. arasında 06/09/2018 tarihinde genel faktoring sözleşmesinin mevcut olduğunu işbu sözleşme çerçevesinde dava konusu çekin 26/09/2018 tarihli alacak bildirim formu ve çek senet tevdi bordrosuna istinaden ciro yoluyla müvekkili şirkete intikal ettiğini, müvekkili faktoring şirketinin alacağı tevsik eden belgelere binaen faktoring işlemi yaptığını ve dava konusu çeki usulüne uygun olarak ciro yolu ile tevdi aldığını,  davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine, kötüniyetli davacının %20’den az olmamak üzere inkar tazminatına çarptırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...davacı, haciz tehdidi altında yaptığı ödemeyi davalıdan talep ettiğinden dava istirdat davası olarak nitelendirilmiştir. Dava tarihi olan 07/06/2022 tarihinde davacının borçlu sıfatı bulunmamaktadır. Davacı icra tehdidi altında 18/04/2019 tarihinde ödediğini ileri sürdüğü paranın istirdadı için iş bu davayı açmış ise de, istirdat davası İİK 72/7.maddesi gereğince ödeme tarihinden itibaren bir yıl içerisinde en geç 18/04/2020 tarihinde açılması gerekirken açılmamıştır. Yasal bir yıllık istirdat davası açma süresi içerisinde geçerli bir icra takibi ve tarafların borçlu alacaklı sıfatları bulunmaktadır ancak İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/421 E sayılı kesinleşmiş kararı ile 17/09/2021 tarihi itibarı ile icra takibi iptal edilmiş, davacının borçlu davalının ise alacaklı sıfatları kalmamıştır. İstirdat davası, takip borçlusu tarafından takip alacaklısına karşı açılabilir. Bu nedenlerle davanın husumet nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir... \" gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının haciz tehdidi altında yaptığı ödemenin davalıdan talep ettiği için istirdat davası olarak nitelendirildiğini ve davanın husumet yönünden reddine karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hukuki nitelendirmenin hatalı olduğunu, huzurdaki davanın esasen borçlu olunmayan bir bedelin karşı tarafa ödenmesi nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümlerince iadesine ilişkin alacak davası olduğunu, müvekkili şirket tarafından dava dışı ... Şirketi lehine 28.02.2019 düzenleme tarihli 11.148,00 TL bedelli çek düzenlendiğini, dava dışı şirketin çekin zayi olduğu iddiası ile dava açtığını, Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/854 Esas sayılı dosyasında iptal  kararı verildiğini, kararın kesinleştiğini, müvekkili şirket tarafından dava dışı lehtara ödeme yapıldığını, davalı tarafından ise çekin bankaya ibraz edilmesinde karşılıksız işlemin yapılmayarak çeke ilişkin ihtiyati tedbir kararı olduğunun çek üzerine yazıldığını, buna rağmen davacı tarafça İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, müvekkili şirket tarafından borçlu olmamasına rağmen müvekkilince ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemenin hukuki nitelendirmede hataya düştüğünü, müvekkilini istirdat davası olarak nitelendirilmesi gerektiğine dair herhangi bir beyanının bulunmadığını, mahkeme kararında müvekkilinin borçlu sıfatının olmadığı, istirdat davasının takip borçlusu tarafından alacaklıya karşı açılabilecek bir dava olduğu değerlendirilmiş ise de hukuki niteliğin istirdat davası olmayıp sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davası olduğunu, müvekkili şirketin 17.09.2021 tarihi itibariyle daha önce davalı tarafa yapmış olduğu ödemenin sebepsiz zenginleşmeyi teşkil ettiğini öğrendiğini ve bu davayı açtığını, daha önceden icra takibinin iptaline dair icra hukuk mahkemesinde dava açıldığını, 18.04.2019 tarihinde davacı tarafa ödeme yapıldığını, icra takibinin iptaline yönelik dava açıldığını, müvekkili şirketin davalı tarafa borçlu olmadığını öğrendiğini, TBK'nın 82. maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerinin söz konusu olduğunu, mahkeme tarafından müvekkilinin dava tarihi itibariyle borçlu sıfatının olmadığı değerlendirilmesinde bulunulmuş ise de esasen borçlu olunmayan bir bedelin davalıya ödendiğini ve yapılan ödemeden hemen sonra müvekkili şirketin sebepsiz zenginleşme hükümlerinde yapılan ödemenin alacaklısı konumuna geldiğini, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, icra takibi aşamasında yapılan ödemenin istirdatı istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamından,  davacı şirket tarafından dava dışı ... Ltd Şirketi adına, davacı şirketin ... Bankası AŞ'nin Konya Selçuklu şubesindeki çek hesabından 28.02.2019 tarihinde 11.148,00 TL bedelli çek keşide ettiği, söz konusu çeklerin ciro yolu ile el değiştirdiği, davalı tarafça bankaya ibrazında Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin tedbir kararı gerekçesiyle işlem yapılmadığına  dair şerh konulduğu, dava dışı çek lehtarı .... Ltd Şirketi tarafından çek iptaline dair açılan davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/854 Esas, 2019/378 Karar ve 17.09.2019 tarihli karar ile çekin zayi olduğunun tespitine karar verildiği, söz konusu kararın 28.01.2020 tarihinde kesinleştiği, davalı tarafça, davacı ve dava dışı çek  lehtarı ile cirantalar aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 11.148,00 TL çek ile ilgili olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra  takibi başlattığı, takip tarihinin 06.03.2019 olduğu, davacı tarafça icra takip dosyasına 18.04.2019 tarihli tahsilat makbuzu ile 15.275,00 TL'nin ödendiği, ödeme kısmında ihtiyati haciz tehdidi altında yapılan ödeme ifadelerine yer verildiği, davacının yapmış olduğu ödeme sonucunda 07.06.2022 tarihinde iş bu davayı açmış olduğu, davacı tarafça davalı şirket hakkında İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/421 Esas sayılı dosyasında icra dosyasına ödemeden önce icra takibine karşı itirazda bulunduğu, itiraz dilekçesinde, çek bedelinin talep edilen çekte lehtar olarak belirtilen .... Şirketine ödendiği, ödemenin yapılmış olması nedeniyle borçlu bulunmadığını belirterek itiraz ettiği, mahkemenin 2021/321 Karar ve 04.01.2021 tarihli kararı ile talep dayanağı çekin davalı tarafça sunulan faktoring sözleşmesi içeriği göz önünde bulundurulduğunda bu nitelikte çekin tahsili için 6361 sayılı finansal kiralama, faktoring ve finansal şirketler kanunun 9/2 maddesi ve  faktoring işlemlerinde uygulanacak usul ve esaslar hakkında yönetmeliğin 8/1 maddesi uyarınca çek yönünden alacağını, yetkili hamil olup olmadığını, fatura ile tevsik etmesi gerektiği, takibe konu edilen senedin tahsile konulabilmesi için 6361 sayılı kanunun 9/2 maddesi ve yönetmeliğin 8.maddesinde yazılı koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının yargılama gerektirdiği belirtilerek davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasındaki takibin davacı borçlu yönünden iptaline karar verildiği, söz konusu kararın İstanbul BAM 21. Hukuk Dairesinin 2021/2909 Esas, 2021/2169 Karar sayılı kararı ile İİK 363 maddesi gereğince istinaf konusu uyuşmazlığın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olduğu  anlaşılmıştır. Mahkemece, kesinleşen icra takip dosyası da dikkate alınarak, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ayrıca gerekçede talebin istirdat talebi olduğu ve İİK'nın 72 maddesi gereğince bir yıl içerisinde açılmadığı hususlarına da yer verilmiştir. İİK'nın 72/7 maddesinde, takibe itiraz etmemiş veya itirazın kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahsın ödediği tarihten itibaren bir sene içinde umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geri alınmasını isteyebileceği düzenlenmiştir. Dava dilekçesindeki anlatımda,  icra takibine konu alacağın icra tehdidi altında ödendiği açıkça belirtilmiştir. Aynı zamanda, müvekkili şirket tarafından ödeme yapılan icra takibine ilişkin takibin iptali davasının açıldığı, İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/421 Esas, 2021/321 Karar sayılı dosyası ile takibin iptaline karar verildiği ve söz konusu kararın da kesinleşmiş olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde herhangi bir kanun maddesine atıf yapılmamıştır. Zaten buna dair bir düzenleme de mevcut değildir. HMK'nın 33. maddesinde, hâkimin Türk hukukunu resen uygulayacağı düzenlenmiştir. Mahkemece, davacının anlatımlarından davanın istirdat davası olduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili ile istinafında, davanın genel hükümlere göre sebepsiz zenginleşme davası olduğunu ileri sürmüştür. Dava ister İİK'nın 72. maddesine göre açılmış bir istirdat davası isterse takibin iptal edilmiş olması nedeniyle genel hükümlere dayalı sebepsiz zenginleşmeye dayalı dava olsun, her iki hâlda de davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira hukuki yararın bulunması, HMK'nın 114/1.h hükmü uyarınca dava şartıdır. Dava şartlarının mevcut olup olmadığı ise HMK'nın 115/1. hükmü uyarınca yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilir.Davacı tarafça, aleyhine başlatılan takip neticesinde haciz baskısı sonucunda ödendiği iddia edilen bedelin iadesinin İİK'nın 40/2 hükmü gereğince, dava açılmasına gerek olmaksızın icra müdürlüğünden talep edilmesi mümkün olup dava açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Zira ödeme sonrasında icra hukuk mahkemesince icra takibinin iptal edildiği, kararın kesinleştiği, ortada geçerli bir takibin kalmadığı, bu durumda davcının İİK'nın 40. maddesi uyarınca, ayrıca hükme hacet kalmaksızın, icra müdürlüğünce, icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur. Bu nedenle ilk derece mahkemesince, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden karar verilmesi gerekirken icra takibinin iptal edilmiş olması nedeniyle davanın husumet bakımından reddine karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, resen düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine ve neticede davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, resen düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2-Harçlar Kanununca alınması gerekli 427,60 TL ilam harcından, peşin yatırılan 260,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 166,80 TL harcın davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14 ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26. maddeleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince belirlenen 9.200,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davacı tarafından yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-Kullanılmayan bakiye gider avanlarının, yatıran taraflara iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,8-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 33,355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.28.03.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e835ad8a808211de","SID":"53e604ea942a7bc1"}}