{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2022/2103 - 2024/359<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/2103 <br>KARAR NO\t: 2024/359<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/07/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/100 Esas - 2022/591 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 13/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 01/04/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 03.06.2015 tarihinde davacı müvekkili ...’ın içerisinde yolcu olarak bulunduğu, davalı tarafından İMMS ile sigortalı aracın sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını, sürekli bakım ihtiyacı doğduğunu, trafik kazasının oluşumunda müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, işbu davanın ikame edilmesinden önce Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş.'ye karşı maddi tazminat talebiyle Oltu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/634 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, akabinde ... Sigorta A.Ş. ile sulh olunarak; ZMSS kapsamında sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığını, dava konusu trafik kazasında ağır şekilde yaralanan geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kalan davacının günlük ihtiyaçlarını tek başına yerine getiremez, öz bakımını dahi karşılayamaz hale geldiği gibi sürekli bakım ihtiyacı da doğduğunu, davanın ikame edilmesinden önce davalıya karşı 2020/15042 büro dosya numarası - 2020/126487 arabuluculuk dosya numarası ile arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını belirterek, şimdilik 10.000,00-TL yardımcı kişi (bakıcı gideri) tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden (teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavacı vekili, yargılamanın devamı sırasında HMK'nın 107/2 maddesi uyarınca başlangıçta müvekkili ... için 10.000,00-TL olarak belirttikleri yardımcı kişi/bakıcı giderine ilişkin taleplerini 500.000,00-TL olarak artırarak, fazlaya ilişkin ve başkaca sorumlulara karşı her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; 500.000,00-TL yardımcı kişi/bakıcı gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talep hakkının zamanaşımına uğradığını, tazminat miktarına itiraz edilebilecek yasal sürenin yasada düzenlendiğini, Yasa'da 2 yıllık hak düşürücü süre olup, mahkemece re’sen dikkate alınması gerektiğini, davacıya 23.12.2016 tarihinde ödeme yapıldığını, davacının iki yıllık hak düşürücü süre içinde itiraz etmediğini, bu sebeple bu aşamada müvekkili şirketten herhangi bir hak talep edemeyeceğinin açık olduğunu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davanın, trafik kazasından kaynaklı sürekli bakıcı ihtiyacı nedeniyle Genişletilmiş Kasko Poliçesi kapsamında maddi tazminat talebine ilişkin olduğu; Oltu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/634 Esas -  2017/13 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; davacı ...'ın geçirdiği trafik kazası sonrasında oluşan maluliyeti nedeni ile davalı sigorta şirketinden maddi tazminat ödemesi isteminde bulunulduğu, kazaya sebebiyet veren sürücü ...'ün kullandığı aracın zorunlu trafik sigorta poliçesinin davalı sigorta şirketi tarafından yapıldığı, yargılama sırasında davacı vekilinin 30/12/2016 tarihli dilekçesi ile karşı yanca kendilerine banka kanalıyla ödeme yapıldığını, dolayısıyla müvekkilinin işbu davada talep konusu edilen maddi zararı yönünden ... Sigorta A.Ş. ile tazminat alacağı ve ferileri konusunda sulh olduklarını, başkaca sorumlulara karşı ve manevi tazminata ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla davadan feragat ettiğini beyan ettiği, davacı vekilinin 30/12/2016 tarihli dilekçesi ile davadan feragat etmesi nedeniyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, \"Tarafların Kararı İstinaf Etmemesi Üzerine\" hükmün 13/03/2017 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, Hacettepe Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 21/12/2021 tarihli maluliyete ilişkin raporda; ...'ın 03/06/2015 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı hastada meydana gelen yaralanması dikkate alındığında, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve eki cetveller esas alınmak kaydıyla iş gücü kaybı oranının hesaplandığı, özür oranının %93 (yüzdedoksanüç) olduğu, sekel halini aldığı ve sürekli olduğu tıbbi iyileşme süresinin 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği, kaza nedeniyle başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğunun bildirildiği, raporun karar vermeye yeterli olduğu, aktüerya bilirkişisi ... ve Trafik Kazaları Uzmanı Makina Mühendisi Kusur Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 13/04/2022 tarihli heyet raporunda; kusur yönünden yapılan değerlendirmede, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün %100 oranında tam kusurlu davranışı ile olayın oluşumuna etken olduğu, davacının kusurunun bulunmadığının belirtildiği, bakıcı gideri yönünden yapılan değerlendirmede ise, davacı ...’ın, bakıcı giderinden kaynaklanan tazminat tutarının 988.458,83-TL olduğu, ancak dosyada mevcut genişletimiş kasko poliçesi motorlu kara taşıtları İMMS klozu limit tutarının 500.000,00 TL olduğu, davacının talep edebileceği bakıcı gider zararının poliçe limiti (500.000,00 TL) ile sınırlı olduğu, mahkeme tarafından tazminata hükmedilmesi durumunda davacı tarafın, sigorta şirketinin temerrüde düştüğü 18.11.2020 tarihinden itibaren avans faizi yürütülerek tazminat talebinde bulunabileceğinin bildirildiği, raporun karar vermeye elverişli olduğu, davalının Genişletilmiş Kasko Poliçesi kapsamında poliçe limitlerinde 500.000,00-TL zarardan sorumlu olduğu ve davacının davasının sübut bulduğu gerekçesiyle; “1-Dava dilekçesi ve talep artırım dilekçesi ile talep edilen davanın Kabulü ile; 500.000,00-TL sürekli bakıcı gideri tazminatının temerrüt tarihi olan 18/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek değişin oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile, davacıya verilmesine,” karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, müvekkili hakkında Oltu Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2016/634 Esas sayılı davada, davacının ZMMS kapsamında müvekkili ile sulh olduğunu belirtmiş ise de; ibranamede, “...poliçe limitini aşan kısım sebebiyle, manevi tazminata ilişkin ve başkaca sorumlulara karşı talep dava ve tüm yasal haklarımız saklıdır...\" şeklinde beyanda bulunduğunu, bahsi geçen kaza nedeniyle bakıcı gideri tazminatından doğan sorumluluğunun tamamen sona erdiğini beyan ettiğini, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin emsal içtihadında açıklandığı üzere, davacının tedavi teminatından da sigorta limit kadar feragat ettiğini, aynı zamanda müvekkilinin ödeme yaptığı miktarın üzerindeki miktardan da feragat etmiş sayılacağını, davacının tazminat miktarı ve ferileri ile tamamen ibra ettiğini, başkaca alacağının kalmadığına dair ibraname verdiğini, bu nedenle yargılama sırasındaki sulh kesin hüküm oluşturacağından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davayı kabul etmemekle beraber, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 130.000,00 TL sulhen ödeme güncellenerek tazminattan indirildiğini, ancak kaza tarihinde tedavi gideri limitinin 290.000,00 TL olduğunu, dolayısı ile 290.000,00 TL güncellenerek tazminat miktarından indirilmesi ve bakiyesinden İMMS kapsamında müvekkilinin sorumluluğu kapsamında ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, yine davayı kabul etmemekle birlikte, davacı tarafından İMMS kapsamında müvekkili hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu 2017/14766 Esas sayılı dosyanın mevcut olduğu, söz konusu dosyada da 26/07/2017 tarihinde bakiye 66.019,00 TL’den müvekkilinin sorumluluğuna hükmedildiğini, söz konusu karar için de kanun yoluna müracaat edildiğini ve dosyanın derdest olduğunu, ayrıca yine SGK tarafından Erzurum 1. İş Mahkemesi'nin 2020/370 Esas sayılı dosya ile müvekkili şirket aleyhine açılan Peşin Sermaye Değerli gelirin rücuen tazminine ilişkin davanın da derdest olduğunu, İMMS kapsamındaki limitin tek limit olduğunu ve tüm talep edenler için tek olduğunu, poliçe limiti olan 500.000,00 TL’nin tüm talep edenler arasında garameten paylaştırılması gerektiğini, faiz türü bakımında da avans faizi uygulanmaması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde;<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan bakıcı gideri nedeniyle, ZMMS limiti üzerindeki zararın İMMS kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsili istemidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>\t1-Öncelikle davalı, davacı tarafından açılan Oltu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/634 Esas - 2017/13 Karar sayılı dosyasında davalı ile sulh olduklarını ve davacının davasından feragat ettiğinden ve müvekkilini ibra ettiğinden yeniden müvekkili hakkında dava açamayacağını ileri sürmüş ise de; söz konusu davanın, davalının ZMMS sorumluluğu kapsamında açılmış olmasına, taraflarca kabul edilen sulh protokolünde ise, tarafların davalının ZMMS kapsamında sorumluluğu gözetilerek sulh olmuş olmalarına, davalının İMMS kapsamında sorumluluğu çerçevesinde ödeme yapmamış olması yanı sıra bu konudaki sorumluluğuna yönelik olarak da davalının açıkça ibra edilmemiş olmasına göre davalının buna ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş, sair esasa yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir.<br>\t2-Davalının hesap raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davacı dava dilekçesinde davalıdan ZMMS limitleri üzerinde kalan bakıcı giderini talep etmiştir. Bu durumda mahkemece, davacının ZMMS kapsamındaki zararlarından davalıyı ibra ettiği de gözetilmek suretiyle ZMMS limitine kadar olan zararlardan davalı ödeme yapsın ya da yapmasın davalının sorumlu olmayacağı gözetilerek değerlendirme yapılarak davanın esası hakkında karar verilmelidir. Bu çerçevede bakıcı giderine yönelik gerçek zarar hesabında daha önce ZMMS kapmasında ödeme yapılmış ise; ödeme yapılan miktar kadar davadan önce davacının zararı karşılandığından, ödeme tarihi itibariyle bakıcı gideri zararı tamamen karşılanmış ise yahut ZMMS limitini aşan zararı olmadığının tespit edilmesi durumunda İMMS kapsamında davalıdan talep edebileceği tazminat olmayacağı; aksi durumda ise (sulhe dayalı ödeme tarihinde ZMMS'yi aşan zarar olması durumda) İMMS kapsamında davalının sorumlu olacağı gözetilerek rapor tarihindeki bakıcı giderinden daha önce ödenen miktarın güncellenmek suretiyle indirileceği gözetilmelidir. Ancak bu durumda güncellenerek ödemenin tazminattan mahsubu ödemeye dayalı tazminattan indirilmesi hali için geçerli olup, davalının ödeme ve ifada bulunmaksızın borcun bir kısımdan kurtulması durumunda, güncellenecek bir ödeme olmaması nedeniyle ancak borcundan kurtulduğu kadarı tazminat miktarından mahsup edilmedir. Bu çerçevede zarar sorumlusu tarafından bir miktar ödeme yapılmasına rağmen, ödeme yapılan miktarı aşar şekilde ibra edilmiş ise yapılan ödemenin güncellenmiş miktarı ibra edilen miktarı aşmaması durumunda, zarar gören ibra edilen miktar kadar borcundan kurtulur. <br> \tÖrneklemek gerekirse, İMMS sorumluluğu da olan davalının ZMMS limiti kapsamındaki sorumluluğu 290.000,00 TL olduğu ve bakiye limiti olduğu durumda, davalı tarafından 130.000,00 TL ödeme yapılmasına ve bakiye teminat limiti olmasına rağmen ZMMS limiti kadar sorumluluğu sona erdirilmiş ise, önce ödeme tarihi itibariyle tazminat miktarının ödeme yahut bakiye ZMMS limitini aşıp aşmadığı belirlenmeli, ödeme tarihi itibariyle ZMMS limitini aşan tazminat olması durumda, ödeme yapılan 130.000,00 TL rapor tarihine göre güncellenmeli, güncellenen miktarın bakiye ZMMS limitini aşmaması halinde, bakiye ZMMS limiti kadar da ibra edilmiş olması nedeniyle bakiye ZMMS limitine kadar davalının sorumlu olmayacağı gözetilerek, tazminat miktarından bakiye ZMMS limiti kadar olan miktar mahsup edilerek (limitin tamamı 290.000,00 iken bu limitten ödenen miktar 130.000,00 olduğu durumda, bu ödemenin güncel değeri 200.000,00 olması durumunda, ödenebilecek miktar 290.000,00 ise (290.000-130.000) 160.000,00 TL limite ilişkin ifada bulunmaksızın borcundan kurtulmuş olacağından, rapor tarihindeki miktardan ödemenin güncel miktarı olan 200.000,00 TL değil, 290.000,00 TL teminattan başka giderler için daha önce ödeme yapılmadığı durumda) davanın esası hakkında karar verilmelidir.<br>\tÖte yandan, İMMS kapsamında teminat limiti ZMMS limitini aşan tüm zararlar için tek limit olarak belirlenmiş ise, aynı limitten davacı yanı sıra diğer zarar görenlerde istifade edeceğinden, İMMS kapsamında gerek davacıya, gerek davacı dışındaki kişilere gerekse de zarar görenlerin zararı kapsamında ödeme yapan 3.kişiye rücuen ödeme yapılmış ise bu miktarların limitten indirilmesi gerektiği, aynı kazada zarar görenler mevcut ve bu kişilerin de İMMS kapsamında sigorta şirketinden tazminat talepleri olması yahut karşılanması durumunda KTK'nın 96. maddesinin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin içtihatları çerçevesinde İMMS kapsamında tazminat taleplerinde uygulanacağı göz ardı edilmemelidir.<br>\tSomut olayda; mahkemece, davalı tarafından İMMS kapsamında zarar görenlere ödeme yapılıp yapılmadığı, yahut İMMS kapsamında başkaca zarar görenlerin davalıdan talepleri olup olmadığı değerlendirilmeksizin İMMS teminat limitinin tamamı kadar davalının sorumluluğuna karar verilmiştir.<br>\tDavalı, İMMS kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonunun 2017/14766 Esas sayılı dosyasına istinaden 26/07/2017 tarihinde eldeki davadan önce ödeme yaptığını, ayrıca ZMMS kapsamında Erzurum 1. İş Mahkemesinin 2020/370 Esas sayılı dosyasında SGK tarafından rücuen tazminat talep edildiğini ileri sürmüştür. Bu durumda, davalının İMMS kapsamında davalının poliçedeki teminat sorululuğunun tek limit olduğu gözetilerek, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen karar çerçevesinde İMMS teminat limiti kapsamında ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise mahsubu gereken tazminat miktarı olup olmadığı hususu araştırılarak, ayrıca kaza nedeniyle davacı dışında zarar görenler mevcut olup olmadığı ve bu kapsamda İMMS kapsamında zarar görenlere ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmamış olsa dahi İMMS kapsamında zarar görenlerin tazminat talepli davası olup olmadığı davalıdan sorularak, sigorta şirketinin sigorta limitini aşmamak üzere zarardan sorumlu olduğu gözetilerek, KTK'nın 96. maddesi de değerlendirilmek suretiyle davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>\tÖte yandan, davacının talebi bakıcı giderine ilişkin olmasına rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplama maluliyet oranı uygulanmak üzere %93 maluliyet oranına göre yapılmış, yapılan hesaplama bu nedenle hatalı ise de, davacı tarafından istinaf edilmemiştir. Ancak, davacı dava dilekçesinde ZMMS kapsamını aşan zararlarını talep etmiş olup, kaza tarihi itibariyle davalının tedavi giderleri kapsamında teminat limiti 290.000,00 TL ile sınırlıdır. Davalı Sigorta Şirketi tarafından ise ZMMS poliçesi kapsamında bakıcı gideri olarak toplam 130.000,00 TL ödediği sulh protokolünden anlaşılmaktadır. Davalının tedavi gideri teminatının yapılan ödeme sonrasında tükendiği iddiası da bulunmamaktadır. Bu durumda davalının ZMMS kapsamında teminat limitinin tamamı kadar ödeme yapmaksızın (ifaya dayalı olmaksızın) teminat limiti kadar (ZMMS teminat miktarı olmasına rağmen) borcundan kurtulmuş ise, en az teminat limiti kadar (bakıcı gideri kapsamında olan ödeme+bakiye teminat limiti) borcundan kurtulmuş olacağından, öncelikle ödeme tarihi itibariyle yapılan ödeme miktarının bakıcı giderini karşılayıp karşılamadığı, ödeme tarihi itibariyle ZMMS teminat limitini aşan bakıcı gideri zararı olup olmadığı hususunun değerlendirildiği, ödeme tarihi itibariyle yapılan ödeme yahut bakiye ZMMS limiti aşan zararı olmaması durumda davalının sorumluluğu olmayacağının gözetildiği, aksi durumda (ödemenin yetersiz olması yahut bakiye teminat limiti olmasına rağmen bakiye limit kadarda ibra edildiğinden bakiye teminat limitini aşan zararın olması durumda) ifaya dayalı ödemenin güncellenmiş miktarı da teminat limiti (bakıcı gideri ödemesi + bakiye teminat limitinin) altında olduğundan, davacının bakıcı gideri zararından teminat limiti kadar (bakıcı gideri ödemesi+ifa olmaksızın sorumluluğun sona erdiği miktar) mahsup edilmesi gerekirken, sadece güncellenmiş bakıcı gideri ödemesi mahsup edilerek, yapılan hesaplamaya göre karar verilmiş olması da isabetli olmamıştır.<br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden davanın esası hakkında karar verilmiş olması nedeniyle, kararın HMK'ın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek yukarıda açıklanan hususlardaki eksiklikler giderilmek suretiyle, bilirkişiden açıklanan şekilde ek rapor yahut yeni bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle, gerektiğinde KTK'nın 96. maddesi hükümleri de değerlendirilerek, davalının İMMS kapsamındaki bakiye teminat limiti de gözetilerek, kararın davalı tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle olumlu   olumsuz davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırıma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 04/07/2022 tarihli 2021/100 Esas - 2022/591 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tKararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>\t<br>5-Ankara 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/1100 D.İş - 2022/1100 Karar sayılı icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2022/13739 Esas sayılı dosyasına depo edilen 860.000,00 TL bedelli teminat mektubunun İİK'nın 36. maddesi gereğince yatırana iadesine,<br>6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ae7cb9125422f6f","SID":"9cb4e8cc9c5f77ee"}}