{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/131 <br>KARAR NO: 2024/542<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14.09.2023<br>NUMARASI: 2023/222 E.  - 2023/574 K.<br>DAVANIN KONUSU: Şirketin İhyası<br>Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili ile mahkemece atanan tasfiye memuru ... vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; davacı vekili müvekkili tarafından ihyası istenen  ... ANONİM ŞİRKETİ aleyhine 5 adet çeke dayalı olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...,  ... Esas sayılı dosyalarında icra takibi başlattıklarını, ancak şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğini öğrendiklerini; icra takiplerine devam edebilmek için borçlu şirketin tüzel kişiliğini yeniden kazanması gerektiğini; bu amaçla davayı açtıklarını belirterek icra takipleri yönünden şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; re'sen terkinin mevzuata uygun olarak müvekkilince yapıldığını, 6102 sayılı yasanın geçici 7.maddesinde münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine Ticaret Sicili kayıtlarının silinmesine ilişkin tebliğin 5.maddesi ile 6100 sayılı TTK yürürlüğü ve uygulama şekli hakkında kanunun 20/1 maddesi gereği şirket sermayelerinin yeni asgari tutarlara yükseltilmesi ve kuruluşu ve esas sözleşme değişikliği izne tabi A.Ş lerin belirlenmelerine ilişkin tebliğin 7. maddesi kapsamında re'sen terkin işleminin yapıldığını; söz konusu şirketin kendisine yapılan ihtara rağmen verilen süre içinde sermayesini asgari miktara yükseltmediğini  bu nedenle re'sen terkin yoluna gidildiğini savunarak  davanın reddi ile davanın mahkemece kabulü halinde ise hatalı bir işlem bulunmadığından aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Mahkememizce Ticaret Sicil Müdürlüğünden re'sen terkin evrakları getirtilmiş olup, şirketin re'sen terkin kapsamında kaldığını, ticaret sicili tarafından belirlenmesinden sonra hem Ticaret Sicil Gazetesinde durumun ilan edildiği, bununla da yetinilmeyip şirketin sicildeki adresine tebligat çıkarılarak şirketin münfesih olma sebebinin ortadan kaldırılmasını ihtar edilmeye çalışıldığı; ancak şirket Ticaret Sicile ve vergi müdürülüğüne bildirdiği adresinden ayrıldığını, yeni adresini de ticaret sicile bildirmediğinden dolayı bu ihtarın tebliğ edilemediği; ticari şirketlere sicildeki adresine tebligat yapılabileceği bu adresten ayrılmış ve sicile yeni bir adres bildirmemişler ise, sicildeki adrese yapılan tebligatın geçerli kabul edileceği nedeniyle ticaret sicil müdürlüğünün re'sen terkin işlemlerinin hem geçerli bir sebebi dayandığı hem de usulünce tebliğ hükümlerinin yerine getirdiği sebebiyle artık yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı; bunların davacı üzerinde bırakılması gerektiği nazara alınarak ancak ihya şartlarının da gerçekleştiği belirlenerek aşağıdaki hüküm tesis olmuştur. Mahkememizce verilen iş bu ihya kararı, söz konusu şirketin yeni baştan ticari faaliyetlerine başlaması ve yürütmesi için verilen bir karar olmayıp ihya davasıyla kazandırılan tüzel kişilik sınırlı işlemler için olup, davacı tarafından başlatılan 3 adet icra takibinin sonuçlanması için iş bu hüküm oluşturulmuştur. Bu süreçte, şirketi terkinden evvel münferih temsil yetkisi olan 2 yöneticisi ek tasfiye memuru olarak atanması mahkememizce uygun bulunmuştur...\" gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden ... sicil numarası ile kayıtlı iken 09/10/2015 tarihinde Ticaret sicil müdürlüğü tarafından re'sen terkin edilen ... Anonim Şirketinin; İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takipleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına, bu amaçla ticaret siciline tesciline, İhya edilen şirkete tasfiye memuru olarak şirket yöneticisi ...(TC:...) ve  ... (TC:...)'in atanmasına,   karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekili ve ek tasfiye  memuru ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından 5 adet çekin tahsili için icra takipleri  başlatıldığını, borçlu şirkete yapılan ödeme emri tebligatı sonucunda süresinde itiraz edilmeyerek takiplerin kesinleştiğini, işlemler yürütülürken borçlu şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiğinin fark edildiğini, müvekkilinin haklı alacağa ulaşamadığını, tüzel kişiliği sona erdirilebilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, borçlunun tarafı olduğu tüm uyuşmazlıkların sonuçlandırılması ve icra takiplerinin infazının sağlanması gerektiğini, borçlu şirketin tasfiye tarihinin 19.10.2015 olduğunu, resen terkin işleminden çok önce icra takibinin başlamış olduğunun aşikar olduğunu, tasfiye işlemlerinin gerektiği gibi tamamlanmamış ve eksik bırakılmış olduğunu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün TTK geçici 7 maddedeki düzenlemede yer aldığı biçimde borçlu şirketin tüm yetkililerine ihtar yolmamış olduğunu, bahsi geçen hükme aykırı hareket ettiğini, şirketin adresine tebligat çıkartıldığını ancak tanınmadığı gerekçesiyle iade edildiğini, hangi adreslere tebligat çıkarıldığının yazılmadığını sadece iade olduğunun belirtildiğini, şirket yönetim kurulu üyesi olan ...ye tebligat dahi çıkarılmadığını, dosyada tebligatın mazbatasının sunulmadığını, geçici 7/4-a'nın devamında açıklamada ilamın ihtar yerine geçmesi için öncelikli ihtarın gönderilmesi ve akabinde ilgilisine ulaşmış olması şartının arandığını, ihtarın gönderildiğinin ispatının sağlanmadığına göre usulüne uygun terkin işleminden bahsedilemeyeceğinin kabulü gerektiğini, emsal Yargıtay kararları gereğince resen terkin işleminin hukuka uygun olmadığını, şirketin haksız şekilde resen terkin edildiğini, olayda tüm sorumluluğun usulü işlemleri izlemeyen ve kanuna aykırı hareket eden İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde olduğunu, bu sebeple ihya kararı verilmesinin yanı sıra müvekkili lehine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini iddia ederek, kararın düzeltilmesini talep etmiştir. Mahkemece atanan tasfiye memuru ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin münfesih ... Tic. AŞ'ye ek tasfiye memuru olarak katıldığını, müvekkilinde  ihyası istenen şirkete dair hiçbir bilgi ve belge olmadığı gibi söz konusu davada gerekçeli kararın kendisine tebliğ ile haberdar olduğunu, ihya kararında eksik bilgi ve belgeler üzerinden hüküm kurulduğunu, ihyası istenen şirket ile ilgili Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli belgelerin istenilmediğini, cevap dilekçesiyle yetinildiğini, icra takip dayanağının araştırılmadığını, davacının hukuki yararının tartışılmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava,  TTK'nın geçici 7. maddesi gereğince ihya istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve mahkemece atanan ek tasfiye memuru ... vekili tarafından, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık, resen terkin edilen şirket hakkında ihya kararı verilmesinin, tasfiye memuru olarak atanan şirket yöneticisinin duruşmaya davet edilerek dinlenmemiş olmasının ve davacı yararına, davalı sicil müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu olmayacağına dair karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından ihyası talep edilen ... Tic. AŞ aleyhinde 25.09.2012 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas, ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarında kambiyo senetlerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatılmış olduğu, takibe konu olan çeklerin sicilden terkin edilen şirketin ... Bankası AŞ ... İstanbul Şubesindeki çek hesabından davacı şirket adına keşide edilen çekler olduğu, çeklerin bankaya ibrazı sonrasında karşılıksız çıkması üzerine icra takiplerinin başlatılmış olduğu,  ... AŞ şirketinin 08.12.2003 tarihinde tescil edildiği, şirketin 6102 sayılı TTK'nın geçici 7.maddesi ile 30.12.2012 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş AŞ ve LTD şirketleriyle kooperatiflerin tasfiyelerine ve ticaret sicil kayıtlarının silinmesine ilişkin tebliğin 5.maddesinin 1-b bendi uyarınca 09.10.2015 tarihinde resen terkin edildiği, davacının iş bu davayı 24.03.2023 tarihinde açmış olduğu, şirket sicil evraklarından, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından 30.06.2015 tarihli dilekçe ile  dilekçede belirtilen şirketlerin sicil kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde münfesih durumda olduğunun anlaşıldığı, geçici 7.madde uyarınca şirketlerin infisah sebebinin iş bu ihtarın ilanından itibaren münfesih olma sebeplerinin ortadan kaldırılarak buna ilişkin belgelerin (sermaye artışının kabul edildiği genel kurul kararının) tescil ve ilan edilmek üzere müdürlüğe harcı ödenerek başvurulması ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunun bildirilmesi ayrıca şirketin davacı ve davalı olarak devam eden davasının bulunup bulunmadığına ilişkin yazılı beyanın müdürlüğe bildirilmesi belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebebine ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde şirketin unvanının ticaret sicilinden silinecek olduğu, şirkete ait mal varlığının kaydın silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğunun ihtaren ilan edildiğinin belirtildiği, ihtarın 01.07.2015 tarihli İstanbul Ticaret Sicil  Müdürlüğü sayfasında gerçekleştirildiği, infisah sebepleri olarak adresin tespit edilememesinin ifade edildiği, not kısmında ise şirketin son adreslerine sicil kayıtlarına göre temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ulaşılamaması durumunda Türkiye Sicil Gazetesinde yayınlandığı tarihten itibaren 30. günün sonunda ihtarın yapılmış sayılacağı, tasfiye memurunun 3.şahıslar arasından seçilmesi durumunda bunların görevi kabul ettiklerine dair beyanlarınında müdürlüğe başvurusu sırasında ibrazı gerektiğinin belirtildiği, şirket adına çıkarılan tebligatın ve şirket temsilcisi ... adına çıkarılan tebligatın adreste tanınmadığı gerekçeleriyle iade edildiği, şirkete çıkarılan tebligatında aynı gerekçeyle iade edilmiş olduğu, 07.07.2015 tarihli Türkiye Sicil Gazetesinde TTK 7.maddesi gereğince ihtarın ilan edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, Ticaret Sicil Müdürlüğünden resen terkin evrakları getirtildikten ve incelemesi neticesinde, davacı tarafça başlatılan 3 adet icra takibinin sonuçlanması için davanın kabulüne, ihya edilen şirkete şirket yöneticilerinin tasfiye memuru olarak atanmasına ve davalı sicil müdürlüğünün resen terkin işlemlerinin hem geçerli bir sebebe dayandığı, hem de usulünce tebliğ hükümlerinin yerine getirildiği belirtmek suretiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı belirtilerek davacı yararına vekalet ücreti takdir edilmemiştir. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.Somut olayda,  Ticaret Sicil Müdürlüğünün müzekkere cevabı ve kayıtlarına göre  ihyası istenen ... Anonim Şirketi'nin TTK'nın geçici 7.maddesi kapsamında resen terkinine karar verildiği ve 09.10.2015 tarihinde resen terkin edildiği anlaşılmakta olup mahkemece,  bu kapsamda ihya kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.  TTK'nın Geçici 7maddesine bakıldığında ise  şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret  sicilindeki  kayıtlı  son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği,  4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, münfesih olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp ticaret siciline bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan  şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği yer almaktadır. İhyası istenen şirketin 09.10.2015 tarihinde resen terkinine karar verilmiştir.   TTK'nın Geçici 7.maddesindeki sebeplerle resen terkin edilen şirketin  ihyası davasında husumetin sadece ilgili Ticaret Sicil Memurluğuna yöneltilmesi gerekmekte olup  eldeki davada da dava doğru şekilde Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilmiştir. Geçici 7.maddesi kapsamında ihyasına karar verilen şirkete  ek tasfiye kapsamında işlemlerin yerine getirilmesi için bir tasfiye memuru atanması da doğru olmuştur. Tasfiye memuru olarak mahkemece resen atanan şirket yöneticisi tarafından her ne kadar davadan haberdar edilmediği hususu istinaf konusu yapılmış ise de yukarıda yer verildiği üzere TTK'nın geçici 7.maddesindeki sebeplerle resen terkin edilen şirketin ihyası davasında husumetin sadece ilgili Ticaret Sicil Memurluğuna yönetilmesi gerektiğinden ihya kararı verilen şirket yöneticisine tebliği ile dava konusunda bilgilendirilmesi veya taraf yapılması hususunda herhangi bir düzenleme mevcut olmadığından aksine istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan davacı vekili tarafından davalı ... Sicil Müdürlüğünün yargılama giderlerinde sorumlu olacağı iddia edilerek bu husus istinaf konusu yapılmış ise de yasal hasım konumunda olan davalı Sicil Müdürlüğünün, şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulüne uygun şekilde yapılmış olması nedeniyle yasal hasım konumunda olan davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça şirketin ihyası ile birlikte yargılama giderlerininde davalı üzerinde bırakılması talep edilmiş ise de yukarıda yer verildiği üzere Geçici 7. maddede gösterilen şartlar gerçekleşmeden şirketin terkin edildiğine dair herhangi bir delil mevcut değildir. Bu sebeplerle mahkeme tarafından davalının yargılama giderlerinden sorumlu olmadığına ilişkin verilen hüküm yerinde görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, tasfiye memuru olarak atanan ... vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin ve ek tasfiye memuru olarak atanan ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı  esastan reddine, 2-İstinaf kanun yoluna başvuranlarca yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; 3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin  üzerinde  bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  28.03.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"286a99744a585cad","SID":"48a6e2f1c1d85b8d"}}