{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/325 <br>KARAR NO: 2024/459<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/09/2023<br>NUMARASI: 2023/388 E. -  2023/592 K.<br>DAVANIN KONUSU: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz<br>Taraflar arasında görülen ticaret sicil müdürlüğünün kararına itiraz davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda, konusuz kalan davanın esası hakında karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama giderlerinin davalıya tahmiline dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ... diğer  davacı şirketlerde  hissedar olduğunu,  İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 12.08.2016 tarih ve 2016/3404 D. İş sayılı yazısı ile tedbir konulduğunu haricen öğrendiklerini, söz konusu tedbir kararının kaldırılması için  İstanbul Ticaret Sicil  Müdürlüğüne 09.06.2020 tarih ve ... sayılı numarası ile başvuru yapıldığını,  17.08.2016 tarihli  ve 29804  sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe  giren 671  sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Kurum ve Kuruluşlara İlişkin Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin, 24.11.2016 tarih ve 29899 sayılı Resmi Gazetede  yayımlanan 09.11.2016 tarih ve  29898 sayılı Resmi Gazede yayımlanan  09.11.2016  tarih  ve 6757  sayılı Olağanüstü  Hal Kapsamında Bazı Kurum ve Kuruluşlara  İlişkin Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair kanun ile yasallaştırıldığını, söz konusu KHK'nın 31'nci maddesinin, 6757 sayılı Kanunun 27'nci maddesi ile değiştirildiğini,  bu madde ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 20'nci maddesinden sonra gelmek üzere Kanuna eklenen \"Zararların tazmini amacıyla tedbir konulması\" başlıklı 20/A maddesinin son halini aldığını, bu madde ile Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ve bu Kanun kapsamına giren suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından, şüpheli veya sanıklara ait taşınmazların veya kara, deniz ya da hava ulaşım araçlarının devir ve temlikini veya bunlarla ilgili hak tesisini önlemek ya da tasarruf yetkisini kısıtlamak için şerh düşülmesine ve bu kişilerin yardımlaşma kurum ve sandıklarından olan alacaklarına tedbir konulmasına karar verilebileceği, taşınmazlarla ilgili kararın tapu kütüğüne; kara, deniz ve hava ulaşım araçlarıyla ilgili kararın ise bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunacağı, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi halinde veya şerhin konulduğu tarihten itibaren bir yıl içinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde de şerhin kendiliğinden terkin edileceği yönünde düzenleme yapıldığını, söz konusu yasal düzenleme dikkate alınarak müvekkiline ait şirkete ve şirket hisselerine konulan ihtiyati tedbir kararlarının 2016 yılına ait olup hukuk mahkemelerinden herhangi bir karar ibraz edilmemesi ve kanuni yasal süre dolması nedeniyle konulan haczin kendiliğinden terkin edilmesi gerektiğini, ancak davalının bu düzenlemeyi dikkate almadığını,  söz konusu yasal düzenleme dikkate alınarak müvekkiline ait  şirkete ve şirket hisselerine konulan  ihtiyati tedbir kararlarının  2016 yılına ait olduğunu, hukuk mahkemelerinden  herhangi bir  karar ibraz edilmemesi  ve kanuni yasal  sürenin dolması  nedeniyle konulan haczin kendiliğinden terkin  edilmesi gerektiğini,  ancak davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce  yasal düzenleme ve uygulama  dikkate alınmadan, 18.06.2020 tarih ve ... sayılı yazı   ile tedbir kararının  kaldırıldığına dair bir kararın gönderilmesi gerektiğinden bahisle taleplerinin yerine getirilmediğini, tedbirin kaldırılmasına  yönelik işlemin yapılmamasında herhangi bir  hukuki gerekçe belirtilmediğini ileri sürerek,  davalının 18.06.2020 tarih ve ... sayılı işlemin iptaline,  davacının ortağı  bulunduğu diğer davacı şirketler  üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını,  tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirip sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, sicil müdürünün tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğunu, tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediğinin inceleneceğini, tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmalarının, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamalarının şart olduğunu, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verildiğini, aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddedeceğini, davanın, TTK m.34'de gösterilen usule uygun olarak açılmadığını, davaya konu olayda TTK m.34 anlamında iptali talep edilebilecek bir red kararı bulunmadığını, bu hüküm çerçevesinde, gerekli düzeltmenin öncelikle sicil müdürlüğünden talep edilmesi, talebin reddi halinde kararın tebliğinden itibaren 8 gün içinde ilgili  mahkemede red kararına itiraz mahiyetindeki davanın açılması gerektiğini, oysa davacının, verilmiş bir “red kararı” dahi yok iken huzurdaki davayı açtığını,  bu tip davalarda “red kararı”nın “dava şartı” niteliğinde olduğunu,  davaya konu ihtiyati tedbir şerhinin kaldırılması talebine karşılık müvekkili tarafından, ihtiyati tedbiri koyan mahkemeden tedbirin kaldırıldığına ilişkin müzekkere/karar istenmiş olmasının hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin mevzuata uygun bir değerlendirme yaptığını, davacı ...'nun ortağı bulunduğu diğer davacı şirketlerin hisseleri üzerine İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 671 sayılı KHK gereğince koyduğu tedbirin kaldırılması talebine ilişkin müvekkilinin 18.06.2020 tarihli yazısının davacıyı bilgilendirme amaçlı olduğunu, bu yazıda talep edilen işlemin gerçekleştirilebilmesi için tamamlanması gereken eksiklikler ve yasal gerekliliklerin kendilerine hatırlatıldığını, tedbirlerin kaldırıldığına dair Mahkeme kararı/müzekkeresi ibraz edilmeksizin Ticaret Sicil Müdürlüğünce herhangi bir işlem yapılmasının mümkün olmadığını,  davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davalı müvekkilinin davanın açılmasında herhangi bir kusuru bulunmadığını, yargılama giderlerinden de sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \" ... Dava, ticaret sicil memurluğunun kararına itiraz davasıdır. Mahkememizce verilen 21/01/2021 tarih ve 2020/258 Esas 2021/72 sayılı kararın İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin  22/05/2023 tarih ve 2022/3118 Esas 2023/1439 Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak yargılamaya işbu dosya üzerinden devam olunmuştur. İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Mahkemesi' nin  2016/3404 Değişik İş sayılı ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın  2014/47593 sayılı soruşturma dosyası örneği celp edilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği,  ..., ... A.Ş ile ... A.Ş 'ye ait tüm şirketlerinin sicil dosyalarının gönderildiği görülmüştür. Yine İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne davacı şirketlere ilişkin sicil kayıtlarının celbi ile sicil kayıtlarında bulunan takyidatların kaldırılıp kaldırılmadığı hususunda bilgi istenilmiş, cevabi yazıda şirketlerin sicil dosyasına intikal eden takyidat bilgisinin bulunmadığı bildirilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde; davacı vekilince, davacı şirkete ve şirket hisselerine konulan ihtiyati tedbir kararları 2016 yılına ait olup hukuk mahkemelerinden herhangi bir karar ibraz edilmemesi ve kanuni yasal süre dolması nedeniyle konulan haczin kendiliğinden terkin edilmesi gerektiği bahsiyle söz konusu tedbir kararının kaldırılması için İstanbul Ticaret Odasına 09.06.2020 tarih ve ... sayı numarası ile başvuru yapıldığı, ancak Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 18.06.2020 tarih ve ... sayılı yazısı ile tedbir kararının kaldırıldığına dair bir kararın gönderilmesi gerektiğinden bahisle taleplerinin yerine getirmediği iddia olunarak işbu mahkememiz davası açılmış olmakla; mahkememizce İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne davacı şirketlere ilişkin sicil kayıtlarının celbi ile sicil kayıtlarında bulunan takyidatların kaldırılıp kaldırılmadığı hususunda bilgi istenilmiş, cevabi yazıda şirketlerin sicil dosyasına intikal eden takyidat bilgisinin bulunmadığı bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan sebeplerle davanın konusuz kaldığı, davacı tarafından yapılan başvuru sonrasında ve yargılamaya devam olunurken bahsi geçen şirketlerin üzerindeki takyidatların kaldırıldığı anlaşılmakla, dosyada bulunan bilgi ve belgeler doğrultusunda davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği kanaatine mahkememizce varılarak talep gibi yargılama giderleri ile vekalet ücreti davalı üzerinde bırakılmıştır...\" gerekçesiyle, davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU NEDENLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu edilen işlemin İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 12.08.2016 tarihli ve 2016/3404 D.İş sayılı yazısına dayandığını, bu yazı ile bildirilen kararla ekli listede yer alan şüpheli şirket ortaklarının tüm malvarlıklarına tedbir konulmasına karar verildiğini, tedbir konulmasının bu mahkeme kararının gereği olduğunu,  dava konusu şirketlere konulmuş bu tedbir kararının, ancak tedbir veren makamın kararı ile kaldırılabilecek olduğunu, dava devam ettiği  sırada da, söz konusu tedbir kararının İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.07.2023 tarihli, 2023/133 Esas sayılı ek kararıyla müvekkiline gönderilen 14.07.2023 tarihli yazısı ile kaldırılmış olduğunu, anılan mahkemece müvekkiline 14.07.2023 tarihli  yazı ile ek kararın gereği için gönderildiğini, tedbir kararlarının kaldırılış tarihinin 14.07.2023 olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından, müvekkiline gönderilen 22.09.2023 tarihli yazıya müvekkilinin  cevabi yazısında, tedbir kararlarının devam edip etmediği hususunda sehven açıklama yapılmadığını, söz konusu şirketlerin sicil dosyalarını gönderilmekle yetinildiğini, tedbir kararlarının gizli dosya niteliğinde olması sebebiyle sicil dosyasından ayrık saklandığı için ve mahkemece  bu kapsamda ayrıca ve özellikle bir celp kararı verilmediğinden/sicil kayıtlarının ve bu kayıtlardaki takyidatların tedavüllü olarak istenilmemesi nedeniyle tedbire ilişkin belgelerin de gönderilemediğini, eldeki davanın açıldığı tariin 25.06.2020 olmasına rağmen ve tedbirin/tedbirlerin, davanın açıldığı tarihten sonra mahkemenin 12.07.2023 tarihli 2023/228 Karar sayılı ek kararı ile kaldırılmasına ve müvekkili tarafından mevzuat (Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 26) ve mahkeme kararı doğrultusunda gereğinin yerine getirilmesine rağmen   ilk derece mahkemesinin eksik inceleme ve haksız değerlendirmesi neticesinde, müvekkilinin  davanın açılmasına sebebiyet verildiğinden bahisle aleyhe yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin  hukuka, mevzuata ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  esasen müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yetkisizlik kararları nedeniyle uzun yıllar süren dava sırasında, müvekkilinin cevabi yazısında belirttiği şekilde, tedbir kararını veren makamdan/mahkemeden tedbirlerin kaldırılmasına ilişkin karar geldiği için davanın konusuz kaldığına hükmedilmesi ve müvekkili aleyhine yargılama giderleri ile vekâlet ücretine hükmedilmesinin mevzuata uygun olmadığını,  davalının davanın açılmasına sebep olmadığını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmayacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve  davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 34. maddesi uyarınca ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraza ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ... , diğer davacı şirketlerde hissedar olup bu hisseler üzerine   İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 12.08.2016 tarih ve 2016/3404 Değişik İş sayılı yazısı ile tedbir konulması üzerine davacılarca, davalıya 09.06.2020 tarihinde bu tedbirlerin kaldırılması talebinde bulunulmuş,  bu talep üzerine davalı tarafça, 18.06.2020 tarihli cevabi yazı  ile, tedbirin kaldırıldığına dair mahkeme kararının gönderilmesi halinde  yeniden değerlendirme yapılacağının bildirilmesi üzerine davacılarca,  davalının bu ret işleminin iptali için eldeki dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, yargılama sırasında davacı şirketlerin üzerindeki takyidatların kaldırıldığı, davanın konusuz kaldığı ve davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına ve davalı aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmiştir. Uyuşmazlık, davanın konusuz kaldığının kabul edilip edilemeyeceği ve bunun sonucuna göre de karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin yerinde olup olmadığı yargılama giderlerinden hangi tarafın sorumlu olacağı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki,  ilke olarak her dava açıldığı tarihteki fiilî ve hukuki sebeplere göre hükme bağlanır. Ne var ki dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması, eş söyleyişle davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararın kalmaması hâlinde bu olayın hükümde göz önüne alınması ve böyle bir durumda mahkemenin, davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermesi gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olgu nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda mahkemenin yargılamaya devam etmesine gerek yoktur. Bu durumda mahkemenin bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerekir. Dava konusu hakkın davacıya ödenmesi, verilmesi ya da müdahalenin kaldırılması, davacı ve davalı sıfatının birleşmesi, yeni çıkan bir kanun veya Anayasa Mahkemesi kararı ile ya da kişiye sıkı sıkıya bağlı ve mirasçılara geçmeyen bir hakka ilişkin davalarda taraflardan birinin ölümü gibi nedenlerle dava konusuz kalabilir (Yargıtay HGK 25.11.2021 tarihli ve 2018/3-1070 Esas, 2021/1500 Karar, 02/12/2020 tarih, 2018/10-102 Esas, 2020/997 Karar, 25/12/2013 tarih, 2013/10-1874 Esas, 2013/1747 Karar sayılı kararları). HMK'nın ''Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri'' başlıklı 331/1 maddesiyle de “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.'' hükmü düzenlemiş olup, mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilirken yargılama giderlerinin tayininde, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu belirlenerek yargılama giderleri hüküm altına alınacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda, davalı tarafından, davacı gerçek kişinin diğer davacı şirketler nezdindeki hisselerine İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 12.08.2016 tarih ve 2016/3404 Değişik İş sayılı yazısı gereğince 668 sayılı KHK'nın 3/1-ı bendine göre  tedbir konulduğu, yargılama devam ederken İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.07.2023 tarihli, 2023/133 Esas sayılı ek kararıyla  davacının, sanık olarak yargılandığı davada hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,  davacının tedbir konusu  mal varlığının suçun konusu olduğuna dair delil bulunmadığı,  suçtan elde edilmediği veya suça tahsis edilmediği gerekçesiyle  mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırıldığı, mahkemece bu ek kararın davalıya 14.07.2023 tarihli  yazı ile  gereği için gönderildiği, tedbir kararlarının yargılama sırasında,  davalı yanca 2023 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında kaldırıldığı, davalı vekilinin buna ilişkin belgeleri istinaf dilekçesi ekinde sunduğu görülmektedir. Bu bilgilere göre somut olayın değerlendirilmesinde; davacı gerçek  kişinin davacı şirket hisseleri üzerine mahkemece konulan tedbirin yine mahkeme kararı uyarınca davalı tarafından yargılama sırasında kaldırıldığı, bu sebeple davanın konusuz kaldığı, ancak  davalının mahkeme  kararları uyarınca işlem yaptığı, dolayısıyla, eldeki dava açıldığı tarihte davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince davalının davanın açılmasına sebebiyet verildiği gerekçesiyle  davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülerek İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak  Dairemizce yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine  dair  yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  davalı vekilinin  istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile İlk Derece  Mahkemesinin istinafa konu kararının yargılama giderleri yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.  <br>HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece  Mahkemesinin istinafa konu kararının yargılama giderleri yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Dava konusuz kaldığından, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 373,20 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya  verilmesine,5-Davalı tarafından yapılan 19,00 TL yargılama giderlerinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, yatırılan ancak kullanılmayan gider avanslarının, yatıranlara iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı vekili tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesnice davalıya iadesine,b-Davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,c-Davalı tarafından harcanan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcı gideri, 265,00 TL posta gideri olmak üzere, toplam 1.434,40 TL kanun yolu giderinin  davacılardan alınarak davalıya verilmesine,8-Kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,9-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 21.03.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dc3866027952e97a","SID":"a1fe3f4788c82de8"}}