{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/293 <br>KARAR NO: 2024/558<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13.11.2023 tarihli ara karar <br>NUMARASI: 2023/598 E. - 2024/52 K.<br>DAVANIN KONUSU:Şirkete kayyım atanması- İhtiyati tedbir<br>Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında  davalı- karşı davacıların ihtiyati tedbir talebinin reddine  dair verilen ara karara karşı, davalı- karşı davacılar vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi  ... 21.05.2023 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçısı olarak müvekkilleri ve davalıların kaldığını, murisin 4 çocuğu bulunduğunu ve her birinin 1/4 oranında mirasçı olduğunu, davalıların mirasın paylaşılmasına yanaşmadığını, müvekkillerine karşı İstanbul 23. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/332 Tekere dosyası ile tereke tespiti davası açtıklarını, murisin tek hisse sahibi olduğu ve aslında 1956 yılında başka bir isimle kurulan şirketin 1979 yılında söz konusu unvanı aldığını, şirketin blardo masası ile malzemeleri üretimi yaptığını, kendi alanında Türkiye'nin ilk ve tek firması olduğunu, uluslararası tanınmışlığı olan marka değerine sahip olduğunu, murisin sağlığından beri yanında çalışan müvekkillerinin babalarının vefatı olan 21.05.2023 tarihinden itibarende mücadele verdiklerini, davalıların müvekkillerine destek olmak yerine şirketin faaliyetlerine zarar verici hatta kapanması yönünde yoğun çaba içinde olduklarını, yasaya göre tek ortak olan ... vefatı üzerine mirasçıların ortak haline geldiğini, müvekkillerinin davalıları yönetim kurulunun toplanması adına çağırmış olsalar da davalıların herhangi birinin olumlu dönüş yapmadığını, TTK 530 maddesi gereğince mahkemenin taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabileceğini, TMK 427/4 maddesinde ise vesayete ilişkin düzenlemelerin olduğunu, şirkete yönetim kayyımı atanma taleplerinin bulunduğunu, davalıların yönetim organının toplanmasına yanaşmadığını, bu sebeple davalı şirketin organsız kalmış durumunda olduğunu, şirketin devamlılığının sağlanması adına TTK 530 ve TMK 427/4 madde hükümleri uyarınca şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar karşı davacılar vekili davaya karşı cevap ve karşı dava  dilekçelerinde özetle; limited şirketlerde genel kurulu toplantıya çağrı yetkisinin kural olarak müdüre ait olmakla birlikte kayyım atanması talep edilen şirketin 16.09.2020 tarihli noter tasdikli 10.09.2020 tarihli 2 sayılı müdürler kurulu kararında münferiden temsile yetkili seçilen muris ...'ın 21.05.2023 tarihinde vefat etmesi sebebiyle genel kurulun toplanamadığını, şirkette organ boşluğu oluştuğu takdirde diğer bir ifade ile genel kurula çağrı yapacak müdür bulunmadığı takdirde TTK'nın 617/3 maddesinin atfı hasebiyle limited şirketlere uygulanacak TTK'nın 410 maddesi uyarınca pay sahiplerinden birinin mahkemeye başvurarak toplantı izni talebinde bulunabileceği, bu doğrultuda mahkemece genel kurul yapılması için bir temsil kayyımı görevlendireceği, yönetim kayyımı talebinde bulunan davacıların kayyımlık vasıflarından yoksun olan ve özellikle de kayyım seçilmemesi gereken kişiler olduğunu, müvekkillerinin şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan murisin 1/4 hissesi ile mirasçıları olduğunu, murisin ilk eşinden olan çocukları müvekkillerinin ikinci eşinden doğan çocuklarının ise davacılar olduğunu, murisin tek yetkilisi ve hissedarı olduğu şirketin önemli sporculara ve turnuvalara sponsorluk yapan sektöründe dünya markası olarak bilinen bir firma olduğunu, şirketin internet sitesi ve içeriğinin tespitine ilişkin raporda murisin şirket hissesinin bir kısımını eşi ... devrettiğini,  ... ise şirket sermayesinin tamamını üvey kızı ...'a, 09.07.1999 tarihinde ... ise şirket hissesinin bir kısmını 01.11.1999 tarihinde ...'a devrettiğini, ancak murisin 15.03.2017 tarihinde ...dan şirket hisselerinin tamamını geri aldığını, ... murisin asistanı olarak şirkette çalıştığını, tek kişilik limited şirketlerde dahil olmak üzere ortağın ölümünün kural olarak şirketi ortaksız hale getirmediğini, TMK 599 maddesi gereğince ölen ortağın mirasçılarının murisin şirket paylarından doğan haklarına, genel kurula katılma, oy kullanma ve kar payı alma gibi ortaklık haklarını doğrudan devraldığını, şirketin tek temsilcisinin vefatı neticesinde şirketi temsil edeceklerin davacılar ve müvekkilleri olduğunu, ancak davacıların haksız tutum ve davranışlarının ortakların birlikte karar almalarını ve hareket etmelerini imkansız hale getirdiğini, davacıların müvekkillerine karşı uzlaşmacı bir tutum sergiledikleri ve şirketin menfaatleri doğrultusunda uzlaşı içinde toplanıp karar almaya çalıştıkları iddiasının tamamıyla asılsız olduğunu, davacıların iftiraları üzerine açılan soruşturmalar ve davalar sayesinde müvekkillerinin iş yerine giremediğini iddia ederek, asıl davanın reddine, davalı şirketin merkezinde davacıların üretime devam edip etmediğini, şirketin hali hazır demirbaş ve stoklarının tam veya yarı mamullerinin nitelik, nicelik ve değerlerinin tespit edilmesi, fiilen alınması gereken koruyucu önlemlerin alınması, şirketin söylendiği gibi kapatılmış olması halinde şirkete ait kilit ve anahtarların değiştirilerek muhafaza altına alınması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ayrıca davalı şirketin genel kurul toplantısının yapılmasına izin verilerek toplantı yapılması için davacılar dışında mahkemenin uygun göreceği bağımsız ve tarafsız bir kişinin temsil kayyımı olarak atanmasına, müvekkillerinden birinin veya her ikisinin yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 13.11.2023  tarihli ara kararıyla; \"...İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Bu bağlamda dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, somut olayda ihtiyati tedbir isteyenin haklılık durumunun tespiti yargılamayı gerektirmekte olup, davanın esasını çözecek ve davacının davanın sonunda ulaşacağı menfaati davanın başında temin edecek mahiyette tedbir kararı verilemeyeceğinden...\" gerekçesiyle davalı- karşı davacılar vekilinin  ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar vermiştir.Bu ara karara karşı,  ihtiyati tedbir  talep  eden davalı- karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalılar karşı davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; 13.11.2023 tarihli ara kararın hukuka, hakkaniyete, kanuna aykırı olduğunu, davalı şirket merkezinde davacı karşı davalıların üretime devam edip etmediği hususlarıyla birlikte tedbir talebinin reddine karar verildiğini, gerekçeli kararda tedbir talebine konu vakıa incelenmeden mesnetsiz bir gerekçeyle talebin reddedildiğini, verilen ara kararın ihtiyati tedbirin mahiyetine aykırı olduğunu, zira ihtiyati tedbirin yargılama süreci boyunca hakka helal gelmemesi adına tüm tarafları koruyucu mahiyette olan önleyici tedbir mahiyetinde olduğunu, murisin yaşlılığı ve rahatsızlığı nedeniyle iş yerine gidemediğini, bu durumu fırsat bilen ...'ın şirket kazançlarını kendisine aktardığını, davacıların şirkette yaptıkları gayri resmi satışların ortaya çıkmasını engellemek, satışları ört bas etmek amacıyla kendilerinin kayyım atanması talebinde dahi bulunduğunu, davacılar karşı davalıların müvekkillerini uzak tutmak kastıyla şikayette bulunduğunu, uzaklaştırma kararları aldıklarını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/166434 Esas sayılı dosyası ile müvekkili  ... hakkında soruşturma başlatıldığını, müvekkili hakkında iftiradan ibaret uzaklaştırma talepleri olduğunu, müvekkilinin bu süreç boyunca hissedarı olduğu şirketten uzak tutulduğunu, HMK'nın 389. maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararının verilmesi gerektiğini iddia ederek, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair13.11.2023 tarihli ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, şirketteki organ eksikliğinin giderilmesi amacıyla yönetim kayyımı atanması, karşı dava ise şirketin üretime devam etmediği, demirbaş ve stokların nitelik, nicelik ve değerlerinin tespit edilmesi, muhafazası için koruyucu tedbirlerin alınması, şirket kilit ve anahtarlarının değiştirilerek muhafazaya alınması ile şirketin genel kurul toplantısının yapılmasına izin verilmesi ve bağımsız ve tarafsız bir kişinin kayyım olarak atanması taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında karşı davacıların ihtiyati tedbir istemlerinin reddine karar verilmiş; karşı davacılar vekili tarafından, karşı davadaki  ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 13.11.2023 tarihli ara kararına karş, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamından, davalı şirketin müdürler kurulu başkanı olan muris ... 21.05.2023 tarihinde vefat ettiği, murisin vefatı sonrasında, davacı ile davalı karşı davacıların mirasçı olarak kaldığı, taraflar arasında çok sayıda uyuşmazlığın mevcut olduğu, savcılık soruşturmasının bulunduğu, murisin limited şirketin tek temsilcisi olduğu, şirketin 10.09.2020 tarihli müdürler kurulu kararı ile münferiden temsile yetkili olarak atanmış olduğu, davalı şirketin sicil kaydından, şirketin dava dışı ...  ve ...  ile birlikte davalılardan ...'ın şirket ortaklarından olduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 389.maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. 390/3.maddesi uyarınca ise tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Somut olayda, davalılar karşı davacılar ,davalı şirketin münferiden yetkilisi ve  aynı zamanda ortağının mirasçıları olarak davacı karşı davalı diğer mirasçılarla bir araya gelerek genel kurul toplantısının gerçekleştirilemediğini, ayrıca taraflar arasındaki mevcut uyuşmazlıklar nedeniyle zarara uğradıklarını iddia ederek, şirket varlıklarının tespitini muhafazası için tedbir alınmasını, ayrıca temsil kayyımı atanmasını talep etmişlerdir. Şirket ortağının vefatı ile hissedar olan davalı karşı davacılar tarafından ileri sürülen iddialar, dava ve  cevap dilekçesi içerikleri, muhtelif mahkemelerde taraflar arasında görülmekte olan davalar nazara alındığında, şirkette hissedar olan davacılar karşı davalılar  ile birden fazla    uyuşmazlık çıktığı anlaşılmakla birlikte, şirketin genel kurul toplantısının gerçekleştirilemediği, çalışamaz hale geldiği, çalıştırılmadığı,  zarara uğratıldığı  iddiası uyuşmazlığın temelini oluşturmaktadır. HMK'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Davalılar karşı  davacılar şirkete temsil kayyımı atanması talebinde bulunmuş ve bir kısım tespit talep etmişlerdir. Ortaklar arasındaki karşılıklı güvenin zedelendiği iddia edilmektedir. Yönetim yetkisinin kullanılamadığı hususunun kesin olarak kanıtlanması beklenmemekle birlikte bu iddiaya  ilişkin olarak dosyanın geldiği aşama itibariyle yaklaşık ispatı sağlayacak yeterli kanıt bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesinin, istinafa konu ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat gerçekleşmediğinden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Bu sebeple, karşı davacılar vekilinin  ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3  maddeleri uyarınca, karşı  davacılar vekilinin  istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Karşı davacılar vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Karşı davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 28.03.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1ddb2e9b8edcbf30","SID":"e307579cb5807596"}}