{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 28/03/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 13/11/2020<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 28/03/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin sahip olduğu ... ... ... plakalı aracın ... nolu trafik sigorta poliçesi ile ''Genişletilmiş Kasko'' ile sigortalandığını, 11/06/2019 tahinde meydana gelen çarpma neticesinde hasara uğradığını, sigorta şirketi tarafından aracın çekildiği servis olan ... servisinde inceleme yapan uzmanın, incelemesi sonucunda kusurun müvekkilin şahsından kaynaklı olmadığını bildiren raporunu sigorta şirketine sunduğunu,  meydana gelen hasarın ilk ekspertiz raporunda da yer aldığı üzere müvekkilinin kişisel hatası neticesinde olmadığını, kronik bir motor arızasından kaynaklandığını, sigorta şirketi tarafından müvekkiline ait araca ilişkin olarak hiçbir hasarın ödenmeyeceği şeklinde olumsuz cevap verildiğini, oysa müvekkilinin akdetmiş olduğu sözleşmenin çarpma sonucu meydana gelen hasarı da kapsayacak şekilde genişletilmiş kasko sözleşmesi olduğunu, hem araca ilişkin maddi hasara hem araçtan mahrum kaldığı sürece uğradığı maddi kayıplar hem de aracın değer kaybından dolayı hasar ödenmesini istemenin hasıl olduğundan bahisle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla olayın meydana geldiği 11/06/2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere müvekkilinin uğradığı 2.500,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, 01/01/2019 tarihinden itibaren uygulanacak olan ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk şartı uyuşmazlık  konusu davada yerine getirilmediğini, 11/06/2019 tarihli kazanın müvekkili sigorta şirketine ihbarı üzerine ...  nolu hasar dosyası açıldığını, açılan hasar dosyasında yapılan değerlendirmeler sonucunda hasar ile beyanın uyumlu olmadığını, araştırma sonucunda araçta meydana gelen hasarın bir kısmının sigortalı araç sürücüsünün aracın alt kısımlarını çarpması sonucu seyrine devam etmesi sonucunda gerçekleştiği tespit edildiğini, bu sebeple dosya ödemesi gerçekleşmediğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun belirlenebilmesi açısından uyuşmazlık konusu hasara ilişkin olarak denetime elverişli bilirkişi raporu düzenlenmesi gerektiğini, motor hasarından kaynaklı müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığından bahisle öncelikle davanın usulden reddini, aksi takdirde savunmalar doğrultusunda esastan reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, \".. Davacının  sevk ve idaresinde bulunan aracın 11/06/2019 tahinde meydana gelen çarpma neticesinde hasara uğradığı, dosya kapsamına ve oluşa uygun bulunan bilirkişi raporuna göre  davacı aracında  hasarın büyük bölümünün motor bölümünde oluşan mekanik hasar olduğu ve bu hasar sonrası araç üzerinde değer kaybı oluşmayacağı, 1.400,00TL  iş gücü kaybı  ve  1.hasar onarım bedelinin KDV Dahil 15.282,86TL  olarak hesaplandığı, bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmış olup davanın kısmen kabulü ile; değer kaybı talebinin reddine, araç mahrumiyet zararının kabulü ile 1.400,00 TL araç mahrumiyet zararı tazminatının davalının poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hasar onarım bedelinin kısmen kabulü ile 15.282,86 TL' nin davalının poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ve  davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sahibi olduğu ... ...  ... plaka sayılı aracın  26.07.2018 tarihinde davalı şirketçe düzenlenen... no’lu trafik sigorta poliçesi ile “Genişletilmiş Kasko” ile sigortalandığını,  11/06/2019 günü araç seyir halinde iken Denizli ... mevkiinde yağışlı havada yolda “Yağ seviyenizi kontrol edin” ikaz ışığı aracın ekranında yandığı anda müvekkilinin durarak kontrol ettiğini, müvekkilinin yanan ikaz ışığına dayanarak hemen yetkili servisi arayarak araca bir zarar gelmesini önlemek için aracı yerinden hiç hareket ettirmeyip çekici talebinde bulunduğunu, müvekkilinin kendisine sürüş teknikleri açısından yahut ticaret kanunu hükümlerine göre zararı artırdığı yönünde hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini, yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda da  sürücü ...'e sürüş teknikleri açısından atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmamakla kusursuz olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiğini, müvekkilinin tali yolda taş olduğunu ve buna rağmen sürmeye devam ettiğini ve bu sebeple de kusuru olduğu sonucuna varılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin ikaz ışığı yanar yanmaz durduğu ve hareket etmediğinin yine bilirkişi raporları ile sabit olduğu halde yerel mahkemece müvekkil aleyhine verilen kısmi ret kararının yerinde olmadığını, müvekkilinin aracının anlaşmalı serviste kaldığı süre açısından müvekkilinden talep edilmiş olan kira bedelini gösteren faturanın mevcut olduğunu, müvekkilinin aracında toplam hasar bedelinin 69.747,21 TL olduğunu, sigorta şirketinin yükümlülüğünü yerine getirmesi ve hasarı karşılayıp tamir ettirmesi gerektiği halde sigorta şirketinin yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle 1 yılı aşkın bir süredir müvekkilinin aracından mahrum kaldığını,  yine bilirkişi raporunda araç mahrumiyet bedeli günlük 200,00 TL olarak belirlendiğini, söz konusu araç servise 11/06/2019 tarihinde giriş yaptığını, yine mahkeme sunduğumuz eklerde yer alan  hasar tespit ücretine ilişkin faturadan anlaşılacağı üzere 09/07/2020 tarihinde hali hazırda serviste tamir edilmeden bekletildiğini, müvekkilinin mağdur olduğunu,  20.000,00TL munzam zararı oluştuğunu, yine  1.500,00 TL. hasar tespit ücreti fatura tutarı müvekkili tarafından ... Servisine ödendiğini, dolayısıyla toplam munzam zararlarının 21.500,00 TL olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak;   davalarının müddeabihini tamamen bilirkişi raporu doğrultusunda 91.247,21-TL’nin davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesini, yerel mahkemece fazlaya ilişkin haklarının da kabul edilen hasar bedeliyle beraber  74.564,35TL’sinin işletilecek yasal faiziyle bereber müvekkile  verilmesini, müddeabih değerinin 2.500,00TL’sine dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine;   Islah edilen tutar olan 88.747,21-TL’ye ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılan davada arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, müvekkil şirketin sorumlu kılındığı 1. Hasar bedelinin fahiş olarak tespit edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin yalnızca karter delinmesi hasarından sorumlu olduğunu, bu kapsamda yalnızca karter ve motor yağı ücreti ödemelerinin hakkaniyetli olduğunu, yine motor hasarından kaynaklı (yatak sarması hasarı) müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, bu kapsamda hasarın ayrılmasına ve ikinci hasardan sorumluluklarının bulunmadığı hükmüne katılsalar da ilk hasarın fahiş tespit edildiğini, zira sigortalı araç sürücüsünün sigortalı aracı hasarlandıktan sonra kullanmaya devam ettiğini, hasar görmüş bir vasıtanın kullanılmaya devam edilmemesi, aracın durdurularak  araç ile ilgili durumun sigortacıya bildirilmesi gerekliliği Türk Ticaret Kanunu kapsamında sigortalının yükümlülüğünde olduğunu, müvekkili şirketin ikame araç bedelinden sorumlu olmadığını, yine müvekkili şirketin kasko poliçelerinde müşterilerine ikame araç hizmetinden yararlanma olanağı sunduğunu, bu hizmetten yararlanmak yahut yararlanmamanın davacı tekelinde olduğunu, bu hizmetten keyfiyeten yararlanmayı seçmeyen sigortalının bir takım iddialarla ikame araç bedelini talep etmesi ve sebepsiz yere zenginleşmeye çalışmasının karşılıklı iyi niyet kuralları ile tanzim edilen poliçe esaslarına ters olduğunu, ... ile anlaşması olmayan servislere gidilmesi durumunda, hasar bedeli üzerinden % 25 tenzili muafiyet uygulandığını, onarımın yapılacağı ilde allianz anlaşmalı marka yetkili servisi bulunmaması durumunda muafiyet uygulanmadığını, davacı tarafın başvuran aracın anlaşmalı serviste onarıldığını kanıtlayamadığı gibi dosya içerisine fatura sunmadığından aracın onarıldığını bile kanıtlayamadığını, KDVnin fatura sunulmadan talep edilemeyeceğini, KDV talebinin kabulü sebepsiz zenginleşme oluşturacağından yerel mahkeme kararının kaldırılması ve yeniden incelemeyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, genişletilmiş kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davalı ... şirketi, davacının ... plakalı aracını genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalamış olup, dosya arasına alınan trafik kaydına göre, ... plakalı aracın ... ... Model marka araç olup, kullanım amacının hususi olduğu anlaşılmıştır.<br>28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.<br>6502 sayılı TKHK'nin 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalara tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. <br>Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk \"davalarının\" ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin 2.fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan \"davalara\", ticaret mahkemesinde bakılacağı  düzenlenmiştir.<br>Araç hususi kayıtlı olup, mesleki ve ticari amaçla kullanıldığı iddia ve ispat edilememiştir.<br>Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Davaya Tüketici Mahkemesinde bakılması gerekirken görevsiz Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılması usul ve yasaya uygun değildir.<br>Sonuç olarak, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun sair yönler incelenmeksizin görev yönünden kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve görevsizlik kararı verilmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ve  davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, <br>2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/11/2020 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, <br>3-İlk derece mahkemesinin görevsiz olmasına rağmen davanın esası hakkında karar vermiş olması nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-3. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, <br>4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacı vekilinin ve davalı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 284,90 TL nispi istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya iadesine, <br>6-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya iadesine, <br>7-Davacı ve Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>8-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  taraflar  lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>9-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>10-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, <br>Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-3. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a. maddesince kesin olarak karar verildi.28/03/2024<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b962f55955c60c8c","SID":"eb8150bb108be8ac"}}