{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 18/03/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 17/03/2021<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 18/03/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili ile davalının oğlu olan ... arasında imzalanan 08/09/2017 tarihli Şirket Hisse Devirlerine İlişkin Protokol'ün 10. maddesine göre, protokol gereklerinin yerine getirilmiş olması gözetilerek müvekkiline iadesi gereken bonoya dayalı olarak davalı alacaklı tarafından lehtar hanesine kendi adı yazılmak suretiyle müvekkili hakkında Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine girişildiğini belirterek; müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, müvekkili alacağının davacının dayanağı olan protokolden bağımsız bir alacak olduğunu, bu protokolden müvekkilinin haberinin de olmadığını, müvekkilinin bu protokolün tarafı da olmadığını belirterek; davanın reddine ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda, davacı tarafın sözlü yargılamaya geçilmesinden sonra davalı hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduklarını,  ... soruşturma sayılı dosyasının neticesinin bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de cevap ve delil bildirme süresi içinde bu delile dayanılmaması nedeniyle davacı vekilinin soruşturma sonucunun beklenmesine ilişkin talebi kabul edilmeyerek; davacının hakkındaki takibe dayanak bononun 08/09/2017 tarihli şirket hisse devirlerine ilişkin Protokol ve izlenecek yol haritası sözleşmesinin 10. maddesi gereğince davacıya iadesi gereken bir senet olduğunu iddia etmiş ise de, davalı alacaklının sözleşmenin tarafı olmaması ve davalının mahkememizce yapılan isticvabında davalı alacaklının davacıya şahsi olarak borç verdiğini ve dava dışı oğlu ile takibe konu bonoda verilen borç paranın ilgisinin bulunmadığını beyan etmesi karşısında usulüne uygun deliller ile ispat edilemeyen davanın reddine karar vermiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalının oğlu olan ... ile müvekkili arasında imzalanan 08/09/2017 tarihli Protokol'ün 10. maddesi gereğince müvekkiline iade edilmesi gereken bononun lehtar kısmına davalı adı yazılmak suretiyle takibe geçildiğinin açık olduğunu zira protokolde belirtilen senet ile takibe dayanak bononun keşide, vade ve bedellerinin aynı olduğunu, davalı ... ve dava dışı ... hakkında yapılan şikayet üzerine Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... soruşturma sayısında resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve bedelsiz senedi kullanma suçlarından yürütülen soruşturmanın sonucunun beklenmesi gerekirken mahkemenin bu hususu bekletici mesele saymamasının doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece davalının davasında kötüniyetli olduğunun kabulü ile hakkında tazminata hükmedilmesi gerekirken müvekkilinin tazminat talebinin mahkemece reddedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına davanın reddine ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava menfi tespit talebine ilişkindir.<br>Mahkemece ispat yükü kendisine düşen davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, verilen tedbir kararının fiilen teminat yatırılarak uygulanmamış olması sebebiyle ile davalının tazminat talebinin reddine karar vermiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davanın İİK’nın 72/3 maddesine göre açılan bir menfi tespit davası olması karşısında davanın alacaklı lehine sonuçlanması halinde tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının “ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış” olması gerekir. İhtiyati tedbir kararının fiilen uygulanmadığı durumlarda alacaklının takip işlemlerini yürütmesini engelleyen bir durum olmadığı için alacağını geç almasından söz edilemeyeceğinden davalının bu yöne ilişkin istinafı yerinde bulunmamıştır.<br>Davacı vekilinin istinaf sebeplerine gelince, HMK'nın \t214/2. maddesi \"Ceza mahkemesince belgeyi düzenleyen hakkında ceza verilmesine yer olmadığı ya da beraat kararı verilmiş olması, hukuk mahkemesinin belgenin sahteliğini incelemesini engellemez.\" şeklindedir.\" bu hususta Yargıtay Hukuk Genel Kurul da \"Hukuk hakimi ceza mahkemesinde verilen beraat karariyle  bağlı  değildir.  Ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini bağlamaz. Ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.\" (YHGK 09.04.2014 gün ve 2013/4-1008 E 2014/490 karar sayılı ilamı) Buna göre belgeyi düzenleyen hakkındaki ceza mahkemesinin maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan kararı, hukuk hakimini bağlayacaktır. Öte yandan HMK'nın 145/1. maddesi: \"Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.\" şeklindedir. Davacının hukuk mahkemesinde dava açmadan davalı hakkında ceza soruşturmasına esas bir şikayette bulunmaya zorlanamayacağı da açıktır. Dolayısıyla davacının yaptığı şikayetten sonra hukuk mahkemesine bu delili bildirmesi yargılamayı geciktirme sayılmayacağı gibi ceza zamanaşımı dışında şikayetin yapılması için kanunlarda bir süre öngörülmemiş olması sebebiyle o delilin süresinde ileri sürülmediğinden söz edilemez.<br>Hal böyle iken, davacının hukuk mahkemesinde dava açarken henüz yapmadığı bir şikayeti delil olarak hukuk mahkemesine bildirmesi beklenemeyeceğinden, davalı hakkında ceza yargılaması sonucunda verilecek bir mahkumiyet hükmünün hukuk hakimini bağlayacak olması karşısında mahkemenin kendisine bildirilen ceza soruşturması veya kovuşturmasının sonucunu beklemesi gerekirken, bunu beklemeden davanın reddine karar vermesi hatalı olmuş olup davacının bu yöne ilişkin istinafı yerindedir.<br>Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,\t<br>2-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 17/03/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>4-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın  ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>5-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>6-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>7-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>8-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>9-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>10-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>11-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"357980d20d03f43d","SID":"9083fe1bd1f3061b"}}