{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2255 Esas<br>KARAR NO: 2024/411<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/09/2020<br>NUMARASI: 2018/153 Esas, 2020/547 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, davalının sözleşmeden kaynaklı danışmanlık hizmeti alacağını ödememesi ve davalı tarafın sözleşmenin gereklerinin yerine getirmemesi nedeniyle ihtarname yolladıklarını, ancak bedelin ödenmemesi üzerine 11/10/2017 tarihli faturaya dayalı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına %20 inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle hakem şartı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, 21/04/2012 tarihli protokol başlıklı belgedeki koşulların hiçbirinin gerçekleşmediğini ve fatura tarihi ve miktarı olarak talep edilen alacağın protokoldeki ödeme tablosuyla bağdaşmadığını, hizmetin fiilen yapılmadığını belirterek davanın reddi ile %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacı tarafa yüklenilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; takibe konu sözleşmeden kaynaklı hizmet faturasının açık fatura biçiminde tanzim edildiği, aynı protokol kapsamında düzenlenen dava dışı faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olup, danışmanlık hizmet faturalarının tümünün ödendiği, ancak, davalı yanın dava ve takip konusu tanzim olunan faturaya yasal süresi içerisinde itiraz ettiği, bu durumda fatura içeriği hizmeti verdiğini davacı tarafın HMK 200 vd. maddelerine göre yasal delillerle ispat etmekle yükümlü olduğu, davalı yanın fatura içeriği hizmetin alındığına dair herhangi bir ikrarı olmadığı gibi söz konusu faturayı kapsayacak şekilde bir kısmi ödemenin de söz konusu olmadığı, davacı tanıklarının soyut bir şekilde davalıya hizmetin tam bir şekilde verildiğini belirttikleri, ancak, parasal sınır itibariyle hukuki işlemin tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının Beyoğlu ... Noterliği'nin ... yevmiye sayılı cevabi ihtarnamesi ile ödeme planı teklifinde bulunulduğu belirtilmişse de, ihtarname içeriğinde fatura konusu hizmetin alındığına dair bir ibare ya da ikrar geçmediği gibi bilakis \"protokolde/sözleşmede ifa sırası belirlenen esasların yerine gelmesi kaydıyla\" sulh teklifi mahiyetinde bir ödeme planı sunulduğu, yani ödemelerin sözleşmede belirtilen ön koşulların gerçekleşmesine bağlandığı, dolayısıyla, ispat yükünün yer değiştirmeyeceği yine davacının hizmeti verdiğini yasal delillerle ispatlaması gerektiği, bir an için ikrar mahiyetinde beyanların varlığı halinde dahi HMK'nın 188/3 maddesi uyarınca sulh görüşmeleri esnasında yapılan ikrarın tarafı bağlayıcı mahiyette olmadığı, davalı aleyhine bir sonuç meydana gelmeyeceği gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalının kendilerine danışmanlık hizmeti sunulmadığına dair iddialarının gerçek dışı olduğunu, davalı tarafın temerrüde düştüğü 25.01.2017 tarihinden itibaren müvekkili şirkete ödemeler yaptığını, bu ödemelerin müvekkili şirketin ve davalının defterlerinde kayıtlı olduğunu, kayıt edilmeyen dava konusu faturanın ise davalının imzasını taşıyan sözleşme ile ispat edildiğini, sözleşmeye konu edimlerin ifa edilmesi hususunun, hukuki işlem değil, eylem olduğundan tanıkla ispat edilebileceğini, davalı tarafın sözleşmeye konu danışmanlık hizmetini almadığına dair hiç bir ihtarı olmadığı gibi, yapılan ödemelerde de ihtirazi kayıt bulunmadığını, davalı tarafça müvekkilinin sözleşmedeki edimleri ifa etmediğine dair iddianın, davalı tarafça ispatlanması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından davalıya gönderilen ihtarnameye davalı tarafça 25.01.2017 tarihli ihtarname ile verilen yanıtta, davalı tarafa 900.000 Euro ödemeyi teklif ettiği ve açık borç ikrarında bulunduğunu, taraflarınca keşide edilen temerrüt ihtarına karşı davalı tarafın cevabi ihtarı ile açık borç ikrarında bulunmasının, sulh görüşmesi niteliğinde olmadığından HMK m.188/3 hükmünün burada uygulanmayacağını, davalı tarafın açık borç ikrarının ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafa ait ticari defterlerin incelenmesine dair rapor, denetime elverişli olmadığından hükme esas alınamayacağını, davalı tarafın ekstresine göre, 2016 yılında 1.183.457,40 TL bedele isabet eden 354.000 Euro; 2017 yılında ise 4.177.837,61 TL karşılığında 1.079.110,00 Euro ödediğine dair bilirkişi raporunun 7. Sayfasındaki tespitin açıkça hatalı olduğunu, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının tetkikinden, davalı tarafın sözleşmeden kaynaklı olarak müvekkili şirkete 384.090,00 Euro borçlu olduğunu, davalının kayıtlarını inceleyen bilirkişinin hangi tarihte hangi Euro kurunu baz aldığı ve hangi hesaplamaya göre bu tespiti yaptığı rapordan anlaşılamadığını, taraf defterlerinin mukayeseli olarak incelettirilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacının 127.956,25 TL asıl alacağının tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davalının takibe yasal süresinde itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediği, takibe itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi için İİK 67. Maddesi gereğince yasal bir yıllık süresi içinde bu davanın açıldığı görülmektedir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davacının 21/04/2012 tarihli protokol kapsamında danışmanlık hizmet bedeline ilişkin düzenlenen faturadan kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı, davacının alacağına dayanak gösterdiği protokolde iş bu davanın taraflarının yer olmadıklarını, davacı tarafın müvekkili şirkete herhangi bir danışmanlık hizmeti sunmadığını, protokolün eki niteliğinde olan taahhütname başlıklı belge içeriğindeki taahhütlerin protokole taraf olan ... tarafından yerine getirilmediğini, protokole göre ödemelerin yapılması için ödeme tarihleriyle uyumlu faturaların düzenlenerek müvekkili şirkete fizik olarak ulaştırılmadığından muacceliyet şartı ve temerrüt olgusunun gerçekleşmediğini savunmuştur. HMK'nın 190 maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Davalı taraf her ne kadar, müvekkili şirketin tam ve açık unvanının protokolün taraf kısmında geçmediği için protokole taraf sayılmasının imkanı olmadığını belirtmiş ise de, protokolde davalı şirketin açık unvanın yer aldığı ve davalı şirketin imza itirazında da bulunmadığı dikkate alındığında 21/04/2012 tarihli protokole davalının taraf olduğu ve protokol hükümleri ile bağlı olduğu anlaşılmış, bu nedenle davalının bu savunması yerinde görülmemiştir. Davacı şirket tarafından da kabul edilen 21/04/2012 tarihli protokol ile davacı şirket ile davalı şirket arasında sözleşme ilişkisi kurulmuştur. 21/04/2012 tarihli protokolün 4. Maddesinde: \"... tarafından ...'e verilecek Danışmanlık Hizmetlerine dayalı biçimde ...'ce düzenlenecek faturalar ve bu faturalara dayalı ... tarafından gerçekleştirilecek ödemeler: Bu kapsamda verilecek danışmanlık hizmetlerine dayalı faturaların aşağıda yazılı Euro tutarının(tutarlarının), fatura tanzim tarihinde geçerli TC Merkez Bankası efektif döviz alış kuru üzerinden TL'ye çevrim yapılarak TL olarak tanzim edilecek ve ...'nin bu kapsamda ...'e tanzim edeceği fatura üzerinde yazılı biçimde bildirilen ve ...'ye ait olan, Türkiye hudutları içinde faaliyet gösteren ve Çorlu (Tekirdağ'da) da bir şubesi olan bir bankadaki euro hesap numarasına yatırılmak suretiyle faturanın aslının elden veya Kargo ile ...'e ibrazının müteakip aşağıdaki tarihlerde ödenecektir.Ezcümle; yukarıdaki işlemlerin yerine getirilmesine ve her seferinde yukarıdaki ilkeye göre tanzim edilmiş faturanın aslının orda belirtilen zamanda elden veya kargo ile ...'in merkezinde ...'e ibraz edilmesine bağlı olarak; *2013 yılı Kasım ayının son iş gününde 750.000(yediyüzellibin) Euro artı KDV karşılığı TL Tutar, *2014 yılı Kasım ayının son iş gününde 750.000(yediyüzellibin) Euro artı KDV karşılığı TL Tutar, *2015 yılı Kasım ayının son iş gününde 750.000(yediyüzellibin) Euro artı KDV karşılığı TL Tutar, *2016 yılı Kasım ayının son iş gününde 750.000(yediyüzellibin) Euro artı KDV karşılığı TL Tutar, kadar ödemenin ... tarafından ...'ye yapılması hususunda ... ve ... tam olarak anlaşmıştır.\" düzenlemesi yer almaktadır. Bu kapsamda sözleşmede belirlenen toplam hizmet bedelinin 3.000.000 Euro +KDV karşılığı toplam 3.540.000 Euro olduğu anlaşılmıştır. Davacı şirketin incelenen ticari defterlerine göre sunulan 26.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafından davalıya 2013-2017 yılları arasında toplam 10.272.890,43-TL karşılığı 3.185.410 Euro fatura düzenlediği bu tutarın 3.155.910 Euro'sunun ödendiği, davalının ihtarında sulh teklifinde belirttiği 900.000 Euro bedeli de ödediği, kalan bakiyenin KDV dahil 384.090 Euro olduğu, ancak taleple bağlılık gereğince davacının defterlerinde kayıtlı olan 11.10.2017 tarihli 29.500 Euro karşılığı 127.956,25-TL bedelli davaya konu faturadan kaynaklı alacaklı olduğu belirtilmiştir. Davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelenerek düzenlenen 20.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirketin defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, davacı ile davalı arasında yukarıda belirtilen ve protokol gereği düzenlenen dava konusu fatura dışında kalan tüm faturaların danışmanlık hizmeti faturaları olarak davalının kayıtlarında olduğu ve kayıtlara girilen faturaların ödendiği, dava konusu fatura dışında kalan ve kayıtlara girilen faturadan kalan ödenmeyen bakiye borç kalmadığı, dava konusu faturanın davalının kayıtlarında yer almadığı, davacı tarafından Antalya ...Noterliğinden 12.01.2017 tarih ... yevmiye numarası ile davalı şirkete keşide edilen ihtarname içeriğinde, \"protokole göre 2013 ve 2014 yılı ödemelerinin yapıldığı, 2015 yılı için 300.000 Euro ödendiği 450.000 Euro kaldığı, 2016 yılında ödenmesi gereken 750.000 Euro ile birlikte 1.200.000 Euro+KDV tutarın 7 gün içinde ödenmesinin\"ihtar edildiği, davalı tarafın ekstresinde 2016 yılında 1.183.457,40-TL karşılığı olan 354.000 Euro (KDV dahil) ödendiğinin görüldüğü, 2017 yılında ise 4.177.837,61-TL karşılığı 1.079.110 Euro ödendiği tespit edilmiştir. Taraflar arasında protokolde danışmanlık hizmet bedeli ve ödeme tarihleri kararlaştırılmıştır. Davalı protokolde kararlaştırılan 4 adet ödemenin 1.2.3. Vadesindeki ödemeleri yapmış 4. Vadedeki ödemenin de bir kısmını yapmıştır. Davalı tarafından gönderilen cevabi ihtarnamede açıkça hizmetin verilmediğine yönelik bir iddia yoktur. Kaldı ki davalı tarafça ihtarname sonrasında ödeme yapılmıştır. Bu kapsamda, davalı tarafından 2013 ve 2014 yılı hizmet bedelleri ile 2015 yılı hizmet bedeline ilişkin 354.000 Euro (KDV dahil) ödeme yapıldığının tarafların defter ve kayıtlarından anlaşıldığı, yine davalı şirketin defterlerine göre davacının 25.01.2017 tarihli ihtarname ile ödenmesini talep ettiği toplam 1.200.000 Euro bedelin 2017 yılı içinde toplam 1.079.110 Euro'sunun ödendiğinin anlaşıldığı, davalının protokol kapsamında kararlaştırılan bakiye hizmet bedelinin tamamının davacıya ödeme yaptığını veya bu miktar kadar borçlu olmadığını HMK 200 vd maddesi kapsamında yasal deliller ile ispat etmesi gerektiği, ancak dosya kapsamında davalı tarafından bu yönde bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. Davalı, protokolün eki niteliğinde olan taahhütname başlıklı belge içeriğindeki taahhütlerin protokole taraf olan ... tarafından yerine getirilmediğini ileri sürmüş, davacı şirket tarafından hizmetin sunulmadığı iddia ve ispat edilememiştir. Bu nedenle davacının, bakiye hizmet bedeline ilişkin kısmi olarak kesilen davaya konu fatura alacağına ilişkin talebi yerinde olup, davanın kabulüne ve davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bununla birlikte icra takibine konu fatura alacağı belirlenebilir ve likit olduğundan ve İİK 67/2.maddesi gereğince de davalı aleyhine hükmedilen bedelin % 20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmakla davacının istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında \"davanın kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyaya yaptığı itirazın iptaline, takibin takipteki diğer koşullarla devamına, hükmolunan 127.956,25-TL nin % 20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenler ile KABULÜ ile,  İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/153 Esas, 2020/547 Karar sayılı ve 30/09/2020 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-a)Davanın KABULÜNE, b)Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyaya yaptığı itirazın iptaline, takibin takipteki diğer koşullarla devamına, hükmolunan 127.956,25-TL nin % 20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 8.740,69 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.545,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.195,29 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d)Davacı tarafından yapılan 35,90 TL başvuru harcı ve 1.545,40 TL peşin harç ile 301,19 TL posta masrafları ve 400,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.282,49 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, e)Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, f)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 20.473,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından karşılanan 203,00 TL istinaf harçları ile 11,00 TL istinaf yargılama giderleri olmak üzere toplam 214,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının  taraflara İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/2 bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.28/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"997e40fd487d44f6","SID":"b515f3ba1417a642"}}