{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/415 <br>KARAR NO: 2024/589<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 09.11.2023 tarihli ara karar.<br>NUMARASI: 2023/1042 Esas <br>DAVA:  TTK'nın 531 maddesi uyarınca  şirketin feshi<br>Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davalı şirket malvarlığının azaltılması yahut başkaca sebeplerle şirket değerinin düşürülmesinin önüne geçebilmek adına, tedbiren, şirketin zorunlu ticari faaliyetleri için gerekli olanlar dışında şirketi borçlandıracak hukuki işlemler yapılmasının yasaklanmasına, şirket aktifinin tespiti ile şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz malvarlığının devrinin yasaklanması yönünde tedbir konmasına, işbu dilekçemizde açıklanan sebeplerle ... Ltd. Şti. Adına kayıtlı olup şirket merkezi olan taşınmaza tedbir konmasına, davalı şirkette dava sonuna kadar pay devrinin yasaklanmasına ve mahkeme tarafından uygun görülecek başkaca tedbirlere karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 09.11.2023 tarihli ara kararıyla; \"...Dosyaya sunulan delillerle tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup şirket adına kayıtlı taşınır, taşınmaz mallar ve şirketin pay devrinin davanın konusu olmadığı, şirket adına borçlandırılacak işlemlerde TTK'nin sorumluluğa ilişkin hükümleri yoluna gidileceği ...\" gerekçesiyle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbir kararı verilmemesinin müvekkilinin hakkını elde etmesini zorlaştıracağını ya da imkansız hale getireceğini, davalı şirket içerisinde usulsüz işlemler yürütülmekte olup müvekkili şirketin sermayesi ve kârlılık durumu hakkında sürekli olarak yanıltıldığını, bu durumun dava dilekçesi ekinde yer alan uzman raporu niteliğindeki  bağımsız özel denetim raporu ile de sabit olduğunu, Şirketin gerçek değeri aktif ve pasifleri ile ölçülmekte olup aktifinde azalma olmasının dava sonucunu etkileyeceğinin açık olduğunu, hal böyleyken, tedbire karar verilmemesi halinde davalı şirket yetkilileri tarafından şirketin aktifinde azalmaya sebep olacak işlemler yapılabilecek olup şirketin ve müvekkilinin pay değerinin azaltılmasının olsaı olduğunu, dosyaya sunulmuş olan uzman görüşü ile yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, Dilekçe ekinde Yargıtay içtihatları da sunduklarını, söz konusu içtihatların ve uzman raporunun delil ve ispat gücünü açıklar nitelikte olduğunu, eldeki davada, iddiaların yaklaşık ispatı için uzman görüşü sunulmasından daha etkili bir çözüm bulunmadığını,  Dosyaya sunulmuş olan uzman görüşünün haklılıklarını yaklaşır olarak ispatlar nitelikte olduğundan ve ihtiyati tedbir talebimizin reddinin, telafisi imkansız sonuçlara yol açacağından ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu 09.11.2023 tarihli ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Talep, TTK'nın 531. maddesi uyarınca davalı anonim şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi, olmadığı takdirde davacının ortaklıktan çıkmasına izin verilmesi davası içerisinde ihtiyati tedbir talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı tarafından şirketin haklı nedenle feshine ilişkin esas dava içinde, davalı şirketin zorunlu ticari faaliyetleri için gerekli olanlar dışında şirketi borçlandıracak hukuki işlemler yapılmasının yasaklanması, şirket aktifinin tespiti ile şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz malvarlığının devrinin yasaklanması yönünde ve aynı nedenlerle ... Tic. Ltd. Şti. Adına kayıtlı olup şirket merkezi olan taşınmaza tedbir konmasına, davalı şirketin dava sonuna kadar pay devrinin yasaklanmasına ve mahkeme tarafından uygun görülecek başkaca tedbirlere karar verilmesi talep edilmiştir. Limited şirketler yönünden TTK'nın 636 ve 638. maddelerinde özel geçici hukuki koruma düzenlemesi getirildiği hâlde, anonim şirketler yönünden geçici hukuki korumaya ilişkin özel düzenleme yapılmadığından, geçici hukuki koruma talepleri hakkında genel hüküm olan HMK'nın 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekir.HMK'nın 389. Maddesi uyarınca; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir \".Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Davadaki uyuşmazlığın konusu, anonim şirketin haklı nedenlerle feshi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve bu süre içinde tedbir kararı verilip verilmeyeceği noktasındadır. HMK'nın 390/3. maddesinde yaklaşık ispat koşulu aramıştır. Ancak bu ispat koşulunun mutlak bir ispat olarak anlaşılmaması gerekir. İddianın ileri sürülüş biçimi, davalı cevap içerikleri ile sunulu belgelere göre  uyuşmazlık hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirecek nitelikte yaklaşık ispat ölçüsünde delil bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği uzman görüşü takdiri delil niteliğinde olup,  yargılamanın ilerleyen aşamasında yeni delillerin elde edilmesi ve talep hâlinde ilk derece mahkemesince tedbir talebinin her zaman değerlendirilmesi mümkündür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun redine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3  maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin  istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04.04.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a9cb7aea09971ff4","SID":"4344ee79e5794dbd"}}