{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/496 <br>KARAR NO: 2024/572<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06.02.2024 tarihli ara karar. <br>NUMARASI: 2024/15 Esas<br>DAVANIN KONUSU: Mülkiyetin tespiti ve tescil<br>Taraflar arasında görülen satım konusu aracın davacıya ait olduğunun tespiti ve davacı adına tescili, olmadığı takdirde bedelinin tazmini talepli davada  İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin kabulü kararına davalı vekilince yapılan itirazın reddine dair verilen 06.02.2024 tarihli ara karara karşı, davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile davalıya ait ... plakalı 2023 Model ... aracı,  davalı şirket tarafından yetkilendirilen, komisyon karşılığında davalı adına  iş gören dava dışı olan .... Ltd. Şti. ve ... Ltd. Şti.'nden alma konusunda 10.000.000,00-TL karşılığında anlaştığını,  ödeme dekontlarından görüleceği üzere müvekkilinin toplam bedelin tamamını davalının aracı şirketi olan .... Ltd. Şti.'ne ödediğini,  ilgili satıştan davalının haberdar olduğunu, davacının ödemeleri yapıldıktan sonra bu mezkur bedellerin davalıya ... şirketi tarafından gönderildiğini,  ... firmasının evvelce benzer şekilde yaptığı satışı ve konuyla alakalı haberdar olduğunu gösteren evrakları sunduklarını, bununla beraber her üç şirket arasında olan para akışlarına dair 01.01.2023'ten günümüze tüm kayıtların her üç şirket yönünden celbini talep etiklerinin, davacının ve diğer üç şirketin de defterlerinin ve kayıtlarının incelenmesini talep etiklerinin,  her üç şirket arasındaki organik bağın tespiti için de ... şirketi ve ... şirketinin yetkilieri ... şirketinin yetkilisi olan ... arasındaki HTS arama kayıtlarının 01.01.2023'ten günümüze celbi ile davalı ve dava dışı şirketler arasındaki hukuki irtibatın tespiti için ilgili operatörlerden kayıtların istenilmesini talep etiklerinin, ayrıca davalı ile dava dışı şirket yetkilisi arasındaki görüşme whatsaap kayıtlarının  da ekte sunulduğunu, bununla beraber ... şirketi tarafından müvekkili adına tescil edilecek aracın da MTV ödemelerinin ... şirketi tarafından yapıldığını, davalı ile dava dışı ... ve ... şirketlerinin ... isimli şirkete tanzim edilmiş çeklerin örneğinin de  sunulduğunu, işbu şirketlerin birbirleri ile fiili irtibatı ve ticari ilişkisi bulunduğunu, müvekkili tarafından yapılan her ödemenin de  davalıya iletilerek dekont da paylaşıldığını,  müvekkili tarafından dava dışı şirket olan ve ... ile ticari ilişkisi olan ... Limited Şirketi hesabına gönderilen ödemelerin dekontunun  sunulduğunu, müvekkilince yapılan ödemelere istinaden evvelce 4 adet araç için anlaşıldığını,  bu araçların müvekkiline devredilip  teslim edildiğini, işbu araç teslim edildikten sonra müvekkili tarafından davalıya güven duyulduğunu, ... 2023 Model aracın da ödemesi ve teslimi konusunda herhangi bir sorun oluşmayacağı izlenimi uyandığını,  araca dair tüm ödemeler yapıldıktan sonra aracın müvekkilin e Temmuz 2023'te teslim edildiğini, dava konusu aracın devri müvekkilince istendiğinde ise dava dışı  ... Ltd. Şti tarafından kendisine kanuni sınırlamalar sebebiyle  daha sonra devirin gerçekleştirilebileceğiin belirtildiğini, taraflar arasında imzalanan araç satım sözleşmesini de dilekçe ekinde sunduklarını, müvekkilinin, ödemeleri eksiksiz olarak yaptıktan sonra akdedilen sözleşme gereği davaya konu aracın devir işlemi için dava dışı ve komisyon sözleşmesi ile davalı adına işlem yapan ... Ltd. Şti.'ne ulaşmaya çalıştığını, ancak bir netice alamadığını, daha sonra  yapılan araştırmalarda davalı şirketin kötü niyetli bir şekilde dava dışı .... Ltd. Şti.'ni kullandığını ve müvekkili gibi 250 kişiden fazla kişiyi  dolandırdığını tespit ettiğini,  davalının, aracı kıldığı ... aracılığıyla mülkiyetinde olduğu aracı satış bedelini peşin almak suretiyle müvekkiline teslim ettiğini,  resmi devri ise ertelediğini, akabinde bununla da yetinmeyen davalının  kötü niyetli olarak müvekkili hakkında şikayette bulunduğunu,  aracı hukuka aykırı olarak yaptıkları şikayetlerle müvekkilinin zilyetliğinden alarak 25.12.2023 tarihinde yediemin otoparkına çektirdiğini, tüm bunları öğrenen müvekkilinin hemen şikayetçi olduğunu, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/84073 Soruşturma dosya numarası ile şikayette bulunulduğunu, bu sebeplerle huzurdaki davanın  kabulü ile öncelikle mezkur aracın müvekkil şirketin mülkiyetinde olduğunun tespiti ve müvekkili  adına takyidat, haciz, rehinden ari bir şekilde tesciline, işbu durumun mümkün olmaması halinde bilirkişilerce tespit edilecek olan araç rayiç değeri üzerinden müvekkiline tazminata hükmedilmesi gerektiğini,  ... plaka sayılı araç için ihtiyati tedbir talep ettiklerini,  zira aracın müvekkiline ait olduğunun tespiti ile ruhsat sicil kaydının tarafına  tesciline kadar geçecek sürede müvekkilinin mağduriyet yaşamaması, aracın yedi eminde kaldığı süreçte yıpranacak olması, celp edilecek soruşturma dosyasından da görüleceği üzere davalı ve dava dışı şirket ile iş birliği ve menfaat birliği içerisinde yüzlerce kişiyi dolandırmaları, davalı şirket tarafından kötü niyetli olarak yapılan şikayet sonucunda aracın yediemine çektirilmiş olması ve aracın 3. kişilere devrinin önlenmesi ve müvekkiline teslim edilmesi amacıyla ... plakalı aracın trafik tescil kaydına ihtiyati tedbir konulmasına ve dava süresince müvekkilinin kullanıma verilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek,  fazlaya dair tüm dava ve talep haklar  saklı kalmak kaydıyla  aracın devrinin önlenmesi ve müvekkiline dava süresince teslim edilmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, ... plaka sayılı 2023 Model ... aracın mülkiyetinin  müvekkiline ait olduğunun tespitine, üzerindeki tüm takyidatlardan ari bir şekilde adına tesciline, tescil talebinin yerine getirilememesi halinde davaya konu aracın teslim  tarihindeki rayiç bedeli olan (HMK 107 gereğince belirsiz alacak niteliğindeki) şimdilik 10.000-TL'nin 06.07.2023 tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve  etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı ile müvekkili  arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki bulunmadığını, davacının, dava dışı 3.kişi şirket ile yapmış olduğu geçersiz sözleşme kapsamında haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkilinden talepte bulunmaya çalıştığını, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği davacı ile dava dışı şirket arasındaki ilişkiden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacının ileri sürdüğü sözleşmelerde iddia ettiği ... marka aracın belirli  olmadığını, plaka dahi yazmadığını,  söz konusu aracın müvekkil şirket tarafından davacıya teslim edilmediğini, öte yandan aracın ruhsatında malik olarak müvekkilinin gözüktüğünü, davacının hiçbir zaman müvekkili ile irtibata geçmediğini, davacı taraf tacir olup basiretli davranmak zorunda olduğunu, yapmış olduğu sözleşmelerin hiçbirinde müvekkili  olmamasına rağmen sonradan müvekkilini olayın içine çekmeye çalışmasının kötü niyet göstergesi olduğunu, basiretli tacir hükümleri gereği davacının görmediği, ruhsatta başkası adına kayıtlı, müvekkilinin  imzasının dahi bulunmadığı sözleşmeler ile araç satın aldığını iddia etmesinin  kabul edilemeyeceğini, davacı şirket tarafından müvekkiline yapılan bir ödeme olmadığını, davacının  ödemelerini sadece dava dışı şirketten talep edebileceğini, müvekkilinin n taraf sıfatı bulunmadığını,  davacının banka dekontlarında  ödemelerin hepsinin dava dışı şirkete yapıldığını, müvekkiline  yapılan ödeme olmadığını,  ödeme dekontlarının hiçbirinde müvekkilinin araç plakasının dahi yazmadığını, davacının ileri sürdüğü geçersiz sözleşmede aracın ne zaman teslim edileceği, aracın plakası ve aracın ayırt edici özelliklerinin hiçbirisinin yazılmadığını,  davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanmış geçersiz sözleşmelere bakıldığında müvekkil şirketin imzası bulunmadığını,  müvekkilini  bağlayıcı hiçbir somut belge bulunmadığını, müvekkilinin davacı şirketi tanımadığını, aralarında hiçbir zaman ticari ilişki gerçekleşmediğini,  müvekkilinin söz konusu aracı dava dışı ... isimli firmaya kiraladığını, gelinen aşamada müvekkilinin dava dışı bu şirketten çok yüksek miktarlı alacakları bulunduğunu, müvekkilinin de  icra takibi başlattığını, ... plakalı ... marka aracı  dadava dışı ... isimli şirkete kiraladığını, aralarında kiralama sözleşmesi bulunduğunu, müvekkil şirketin dava dışı ... isimli şirkete sadece bu aracı kiralamadığını, çok fazla araç kiraladığını,  bu sebeple aralarında ticari ilişki bulunduğunu,  bu  ticari ilişki gereği kiralamadan kaynaklı alacaklarının  müvekkil şirketin hesabına ödendiğini, ancak dava dışı şirket sonradan borçlarını ödeyemeyince müvekkili şirketin icra takibi başlattığını, aradaki bu ticari ilişki gereği müvekkilinin  hesabına ... şirketinden ödeme gelmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, whatsap yazışmalarının müvekkili şirket tarafından yapılmamış olduğunu, dijital veri olduğundan üzerinde her zaman oynama yapılabilecek nitelikte olup hukuka uygun delil olarak kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 08.01.2024 tarihli ara kararda özetle;\" ... 6100 sayılı HMK’nun, 389. Maddesi; “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yâhut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde; uyuşmazlık konusu hakkında, ihtiyati tedbir kararı verilebilir.”hükmünde ve 391. maddesi de;  “Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.”Bu düzenlemeler karşısında davacı yanın ... plaka sayılı 2023 Model ... aracın aracın devrinin önlenmesi şeklindeki ihtiyati tedbir talebinin %15 teminat karşılığında kabulü ile: aracın 3.kişilere devrinin önlenmesi bakımından üzerine zararların teminat altına alınması adına tedbir konulması  talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. \" gerekçesiyle, davacı vekilinin dava konusu ... plakalı araç üzerine ihtiyati tedbir konulması  talebinin kabulü ile %15 nakit veya süreciz teminat mektubunun dosyaya ibraz edilmesi halinde (1.500.000,00-TL bedelinde) araç üzerine Uyap üzerinden tedbir konulması işlemlerinin yapılmasına karar verilmiştir. Bu karara ara karara karşı, HMK'nın 394/3maddesi uyarınca davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, itiraz dilekçesinde özetle;  davacı ile dava dışı şirket arasında yapılan sözleşmenin geçersiz bir sözleşme olduğunu, geçersiz sözleşmeden dolayı aracı isteyemeyeceğini, ileri sürülen belgelerde müvekkilinin imzası bulunmadığını, müvekkilini bağlayıcı hiçbir evrak bulunamadığını, aracın müvekkili tarafından teslim edildiğine dair yazılı evrak bulunmadığını, davacının ileri sürdüğü belgelerde aracın niteliğinin dahi belli olmadığını, öncelikli olarak geçersiz sözleşmeden dolayı araçla ilgili talepte bulunamayacağının sabit olduğunu, araç üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiğini, öte yandan ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat kuralı gereğince belge sunulması gerektiğini, mevcut uyuşmazlıkta müvekkili bağlayacak hiçbir resmi evrak bulunmadığını, müvekkilinin hesabına para girişi de olmadığını, davacı ile dava dışı şirket başkasına ait araç üzerinde anlaşma yapmış olup dava dışı şirket batınca müvekkilinden hak elde edilmeye çalışıldığını, davacının basiretli davranma ilkesini ihlal ettiğini, bu durumda dosyada müvekkili bağlayıcı hiçbir resmi evrak bulunmamasına rağmen müvekkile ait araç hakkında tedbir kararı verilmesinin ölçülü ve orantılı olmadığını, müvekkili şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mal varlığı sorgusu yapıldığında adına kayıtlı çok fazla araç ve taşınmaz olduğunun görüleceğini,  müvekkili şirketin 20 yılı geçkin süreçtir ticari hayatta olan bir firma olduğunu, dosyada delil bulunmamakta iken aracına tedbir konulmasının ticari itibarını da zedelediğini, söz konusu aracın davanın konusu olmamasından dolayı üzerine tedbir konulamayacağını, yaklaşık ispat, ölçülülük, hak ve yarar dengesi ilkeleri tam gözetilmeden ihtiyati tedbir karar verilmesinin mülkiyet hakkının özüne dokunduğunu, bu sebeplerle araç üzerindeki tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince itirazın değerlendirildiği 06.02.2024 tarihli ara kararda özetle; \"Anılan ihtiyati tedbir kararına karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine HMK'nın 394/4 maddesine göre itiraz duruşma açılarak incelenmiştir. Açılan davanın niteliği, şirket malvarlığının azalmasına sebebiyet verecek işlemlerin yapılmasının önlenmesi için teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesinde hakkaniyet ve ölçülülük ilkelerine aykırı bir durum olmadığı sonucuna varılmıştır. Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.”  hükmünü haizdir. Anılan hükümde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında  uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Başka bir ifade ile ihtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada “mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından” söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri  Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 Esas,2012/6651 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi) HMK MADDE 393 - (1) İhtiyati tedbir kararının uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar.İtiraz tedbire yöneliktir. Mahkememizce davacı tarafından sunulan delil ve belgeler dikkate alındığında alacağın varlığının yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlandığı, bu nedenle ihtiyati tedbir yasal koşullarının oluştuğu, halen ihtiyati tedbir şartlarının varlığını koruduğu, itirazların mahiyetinin kararı değiştirecek nitelikte olmadığı ve itirazın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafça araç kullanım ve teslim talebinin de mülkiyetinin çekişmeli olması ve henüz  davanın esası hakkında karar verilmeden fiilen teslim edilmesi tedbirin amacıyla bağdaşmayacağından şartları oluşmadığından aracın teslimine dair talebin reddine karar verilmiştir. \"gerekçesiyle, davalının tedbire itirazının reddine, davacının araç kullanım ve teslim talebinin reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  dava dilekçesini tekrarla, 25.01.2024 tarihli ihtiyati tedbir duruşması ve 06.02.2024 tarihli ara karar ile aracın taraflarına teslimi ve taraflarınca kullanılması konusundaki ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin kararın  kaldırılması gerektiğini,  Bakırköy CBS'nin 2023/84073 soruşturma dosyasında bulunan evraklardan, yazılı delillerden, banka ödeme dekontlarından ve whatsaap yazışmalarından görüleceği üzere davalının etkilisi ... ve ... şirketlerinin yetkilileri olan ...  Ve ... arasında tanışıklık olduğu ve tüm ödemelerin ... Ve ... şirketlerine yapılmasının akabinde ödemelerin ... gönderildiğini, her üç şirketin de birbirleri ile irtibat halinde olduklarını, cari hesapları olduğunu, mezkur aracın satışına vakıf olduklarının ... şirketlerinin ifade tutanakları ile  sabit olduğunu,  bu  sebeple istinaf incelemesi ile aracın kullanımı ve taraflarına teslimi yönünde karar kurulmasının elzem olduğunu,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ... plakalı aracın dava süresince 08.01.2024 tarihli ihtiyati tedbir kapsamında müvekkilinin kullanımına ve aracın müvekkiline iadesi konusunda karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın davacı ile dava dışı ... isimli şirket arasında gerçekleştiğini, davacı tarafından müvekkiline gönderilen herhangi bir para bulunmadığını, bunun yanı sıra davacı tarafından sunulan belgelerin hiçbirinde müvekkilinin  kaşesi ve imzası bulunmadığını, üstelik davacının davasını dava dışı ... isimli şirkete dahi açmadığını,  onu taraf göstermediğini, ayrıca davacı ile dava dışı şirket arasında Karayolları Trafik Kanununa göre noterde resmi şekilde yapılmış araç satış sözleşmesi dahi bulunmadığını, geçersiz sözleşmeden kaynaklı para iadesinin, para kime gönderilmiş ise o kişiden istenebileceğini, bu doğrultuda müvekkili şirkete ait araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasının  hukuka aykırı olduğunu, davacının sunduğu belgelerde müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın bahsi dahi geçmediğini, davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan sözleşemeler de müvekkil şirkete ait aracın plakası yazmadığı gibi banka dekontlarının açıklamamasında da yazmadığını, hiçbir belgede somut şekilde müvekkiline ait araç bilgileri bulunmamasına rağmen yerel mahkemece yeterli araştırma yapılmadan tedbir uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu,  dava dışı şirket yetkililerinin beyanlarının delil gibi gösterilmeye çalışmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin iddia edilen olaylar ile ilgili olarak çok büyük zarara uğradığını, adına kayıtlı 39 adet aracın yakalanması için Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/9124 sayılı soruşturma dosyası ile ... plakalı araca yakalama konduğunu, akabinde araç yakalandıktan sonra Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/9124 sayılı soruşturma sayılı dosyasından 05/02/2024 tarihli karar ile ... plakalı aracın müvekkil şirkete teslim edilmesine karar verildiğini, halihazır durumda aracın müvekkili şirkette olduğunu,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım konusu aracın teslimi ve tesciline, bunun mümkün olmaması halinde araç bedelinin davalıdan faizi ile tahsili istemine; istinaf ise dava konusu aracın devrinin önlenmesi için verilen ihtiyati tedbir kararına yapılan itiraz ile davacının aracın teslimi ve kullanımı talebinin reddi ara kararına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbire itirazın ve davacının aracın teslimi ve kullanımı talebinin reddine  dair 06.02.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalıya ait ... plakalı aracı, davalının yetkilendirdiği dava dışı .... Ltd. Şti. ile ...Ltd. Şti.'nden satın aldığını, ödemeleri bu şirkete yaptığını, bu şirketin de davalıya ödemeleri gönderdiğini, ancak aracın devrinin oyalama suretiyle yapılmadığını, akabinde kendisine teslim edildikten sonra asılsız şikayetlerle elinden alındığını, davalının yöneticileri ile dava dışı şirketlerin yöneticilerinin birlikte hareket ettiğini, kendisini dolandırdıklarını ileri sürerek, aracın kendisine teslimi ile adına tescilini, aksi durumda bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiş; davalı ise, davacı ile aralarında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, ödemelerin kendisine yapılmadığını, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur. Davacı vekili dava dilekçesinde, aracın devrinin önlenmesi ve müvekkiline dava süresince teslim edilmesi yönünde  ihtiyati tedbir talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince, tedbir talebi kısmen kabul edilerek teminat karşılığında aracın devrinin önlenmesi yönünde karar verilmiş, davacının aracın teslimi yönündeki ihtiyati tedbir istemi reddedilmiştir. Bu ara karara davalı yanca itiraz edilmiş, duruşma açılarak yapılan itiraz incelemesinde verilen ara kararla, davalının itirazının, davacının da aracın teslimi yönündeki talebinin reddine karar verilmiştir. 06.02.2024 tarihli bu ara karara yönelik olarak davalı, ara kararın itirazın  reddi kısmına, davacı ise aracın teslimi yönündeki ihtiyati tedbir isteminin reddi kısmına  karşı istinaf isteminde bulunmuştur. HMK'nın 389.maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ise, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünde kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. HMK'nın 391/1.maddeside ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir\"  hükmüne yer verilmiştir. Bu bilgilere göre somut olayın incelenmesi sonucunda; İhtiyati tedbire itirazın karara  bağlandığı tarih itibariyle, savcılık soruşturmasının devam ettiği anlaşılmaktadır. Yasal düzenleme kapsamında dava konusu uyuşmazlık nedeniyle tedbir talep eden davacı tarafça HMK'nın 390/3 fıkrası gereğince haklılığının yaklaşık olarak  ispat edildiği, ölçülülük ilkesi ve taraf menfaatleri birlikte nazara alındığında  mahkemece  teminat karşılığında aracın devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesinde ve davalı yanca yapılan itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Yukarıda da belirtildiği üzere, mahkemece, dava konusu aracın devirinin  önlenmesi için trafik kaydına  tedbir konulması şeklinde verdiği ihtiyati tedbir kararı yerinde olup, davacının,  aracın kendisine teslimi yönündeki ihtiyati tedbir istemi, dosyanın bulunduğu aşama, dosya kapsamındaki deliller ile  ölçülülük ilkesi nazara alındığında  yerinde olmadığından Mahkemece davacının bu talebinin reddine karar verilmesi de yerinde olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalının itirazının reddi ve davacının aracın kendi kullanımına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi isteminin ise reddine karar verilmesine dair ara karar usul ve yasaya uygun olup, taraf vekillerinin istinaf başvuru sebepleri yerinde görülmediğinden  istinaf başvurularının  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine  dair  aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan bu gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve 394/5 maddeleri uyarınca  davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, 2-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı ve davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın,  kararı veren  İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve 394/5. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.04.04.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aaffef4ee950e906","SID":"eeb567bee82d8e69"}}