{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/328 <br>KARAR NO: 2024/586<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 18.11.2020<br>NUMARASI: 2017/549 Esas - 2020/918 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki  itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkil ile davalı şirket arasında ticari ilişki olduğunu, ticari defter kayıtları ve belgeler uyarınca söz konusu fatura alacağına dair davalıdan 11.918,19 TL alacaklı olduğunu, bu hususun bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkacağını, davalı şirketin yapılan görüşmelerde muhasebe hesaplarında bakiyenin kapalı olduğunu belirttiğini, davalı şirketçe alacağın ödenmediğini ve açılan icra takibine itiraz ettiğini, itirazın kötüniyetli olduğunu, bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; söz konusu faturanın müvekkil şirkete tebliğ edilmediği gibi faturaya konu emtianın da müvekkil şirkete teslim edilmediğini, müvekkil şirketin herhangi bir ürün satın almadığını, borcu bulunmadığını, müvekkil şirketin herhangi bir borcu bulunmadığının bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkacağını, bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına, davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Davacı yan icra takibinde ödenmediğini iddia ettiği  toplam¨ 11.918,19 TL   tutarındaki alacak için takibe girişmiştir.Taraflar arasında yazılı bir akit olmadığı sözlü olarak ticari ilişkiye girdikleri anlaşılmıştır. Davalı yan ise davacının  faturaya konu malları ve faturayı kendisine teslim etmediğini belirtmiştir. Kendisi lehine bir olaydan hak çıkaran taraf ispat külfeti altındadır.Davacı yanın tek taraflı olarak tanzim ettiği fatura davalı yanca kabul edilmemiştir. Faturaya konu edilen malların davalıya teslim edildiği de yazılı belgeler ile ispat edilememiştir.Bunun üzerine davacı vekili delil listesinde açıkça yemin deliline dayandığından davacı vekiline yemin delili hatırlatılmış,davacı vekili yemin deliline dayandığını belirterek yemin metni oluşturmuş,mahkememiz tarafından uygun bulunan yemin metni davalıya tebliğe çıkartılmış,davalı yemin davetiyesi kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı  şirket yetkilisi ..., dava konusu faturanın tarafından ve şirketi adına teslim alınmadığı yönünde yemin eda etmiştir. Buna göre somut olaya döndüğümüzde davalı duruşmada yemini ifa ettiği...\" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davada her iki şirketin ticari defter ve kayıtları bilirkişi tarafından incelendiğini, kayıtların usulüne uygun tutulduğu, faturanın müvekkili şirket kayıtlarında var olduğu, davalı şirket kayıtlarında bulunmadığının ifade edildiğini, Bu noktada fatura konusu bedellerin tesliminin ispatının önem arz ettiğini, malın tesliminin ise müvekkili şirket tarafından davalı şirkete ... tarafından ... plaka numaralı araç ile şoför ... tarafından 08.07.2013 tarihinde davalı şirket adına davalı şirketin sondajını yapan ...'na yapıldığının ispatlandığını, dava konusu malların müvekkili şirket çalışanı ... tarafından ... sahibi ...'ün oğlu ...'e teslim edildiğini, teslim alınan malların ise yukarıda ifade edildiği gibi davalıya ait taşınmazda davalı adına sondaj işi yapan ...'na teslim edildiğini, zaten teslim edilen malların da sondajda kullanılan malzemeler olduğunu, teslim alan kişi o dönem ... Tic Ltd. Şti'nde çalışmakta olup bu firma davalının sondaj işlerini üstlendiğini, bu firmanın yetkilisi ... olmakla, mahkemeden firmadan davalı şirketin işini üstlenip üstlenmediklerinin ve ...'nun firma çalışanı olup olmadığının sorulması ve malları teslim alan ...'nun dinlenmesinin talep edildiğini, ayrıca  müvekkili şirketin çalışanı olan ... ile fatura konusu ürünleri davalı adına çalışma yapan kişiye teslim eden ...'ün tanık olarak dinlenmesi talebinin reddedilmesinin doğru olmadığını, Dava konusu malların tesliminin olgusu bir vakıa olduğundan bu hususta tanık dinlenmesi senetle ispat yasağına tabi olmaksızın mümkün olduğunu, zira burada doğrudan dava konusu alacak değil alacağın kaynağı malların tesliminin söz konusu olduğunu, mahkemenin tanıkların dinlenmesinin reddetmesinin dahi başlı başına bozma sebebi olduğunu, Faturanın şirkete tebliği ile ürünlerin teslimi dahi birbiri ile uyumlu olduğunu,  ürünler teslim edildikten sonra fatura kesilmiş ve davalının adresine gönderildiğini, faturanın davalının SGK'lı çalışanı tarafından teslim alındığını, müvekkili şirketin aralarındaki ticari ilişki bulunmayan davalıya hayali fatura kesmesi ve bu bedelin peşinde koşması olanaklı olmadığını, zira müvekkili şirketin ülkenin en büyük sanayi ve ticaret şirketleri arasında olup bu denli küçük meblağda üstelik hakkı yokken peşinde olması düşünülemeyeceğini,  davalı şirket ile sondaj yapan firma olan ... San. Ve Tic Ltd. Şti arasında sondaj nedeniyle bir ihtilaf yaşanmış ve davalı bunun ardından inkar yoluna gidildiğini, bu halde dava dışı firmaya müzekkere yazılması ve davalı adına o tarihte iş yapıp yapmadıkları, ürünleri teslim alıp almadıkları sorulmalıyken talebin reddinin hatalı olduğunu, Bütün bunlara rağmen yine de kanaatlerince fatura konusu malların teslimi ve faturanın tebliği olgusu ispatlandığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi yönde davanın reddinin isabetsiz olduğunu, Davanın yukarıda izah edilen maddi vakıa ve deliller kapsamında ispat edilmesine rağmen, mahkemece, davalı şirket yetkilisinin yeminine başvurulmasının hatalı olduğunu, üstelik duruşmada yemin metni sunulmasına karşın davalı şirket yetkilisine yemin metninin tamamına ilişkin yemin ettirilmediğini, bu halde davalının yeminden kaçınması ile davanın  kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin isabetsiz olduğunu, İlk derece mahkemesince, davanın kabulü için yeterli birçok vakıa ve belge bulunmakta iken hangi gerekçe ile davayı ret ettiği, gerekçeli kararında da bulunmadığını, mahkeme kararının öncelikle, adil yargılanma hakkının bir görünümü olan anayasal gerekçeli karar hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, Yukarıda izah edildiği üzere, mahkemece, dava konusu fatura ve ürünlerin teslimi olgusu ispat edildiği gözetilmeden davamızın reddine karar verilmesinin, delillerin takdirinde hataya dayalı olup, kararın ortadan kaldırılması ve davamızın kabulü için istinaf kanun yoluna başvurma zarureti doğduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istimine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine  karar verilmiş; bu karara karşı davacı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında   11.918,19 TL fatura alacağının tahsili için takip başlatmış, davalı takip borçlusunun itirazı ile duran takibin devamı için eldeki davayı açmıştır. Yargılama sürecinde ilk derece mahkemesince taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak raporlar alınmış, dava konusu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı defterinde kayıtlı olmadığı anlaşılmıştır. Davacı yanca faturanın davalı çalışanı olduğu anlaşılan  ...'ye teslim edildiği dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, ilk derece mahkmesi karar gerekçesinde işaret edildiği üzere, davalı çalışanı olduğu anlaşılan ... tarafından alınan kargonun gönderi ekinde fatura yazılı olmadığı,  içeriğinde ne gönderildiğinin anlaşılmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki davacı alacak iddiasının faturaya dayalı olduğu dikkate alındığında ilk derece mahkemesi kararında da işaret edildiği üzere,  fatura düzenlenmesi ve davacı defterlerinde kayıtlı olması  tek başına alacağı kanıtlamaya yetmeyip, fatura konusu mal ve hizmetin verildiğinin de davacı yanca kanıtlanması gerekir. Yine mahkeme gerekçesinde vurgulandığı üzere teslim hukuki işlem olup, dava değerine göre ve davalının dava dışı şirket çalışanlarının tanık olarak dinletilmesine açık muvafakatı bulunmadığı dikkate alındığında tanıkla ispatı mümkün değildir. Buna göre davacı vekilinin teslim hususunda dinletmek istedikleri  tanıkların dinlenmeksizin sonuca gidilmesinin doğru olmadığı yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın fatura konusu malların tesliminin kanıtlanmasına  ilişkin olduğu da gözetildiğinde, yargılama sürecinde bu yönde mahkemece davacıya yemin teklifi hatırlatılmış, davacı yanın yemin teklifi doğrultusunda mal teslimi konusunda yemini eda ettiği anlaşılmakla, davacı vekilinin yemin metninin tamamına ilişkin yemin yaptırılmamasının usuli hata olduğu ve davalının yeminden kaçındığının kabulü gerektiği  yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 04.04.2024 <br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7d3f5fff68653034","SID":"82da2fb8729e1ae9"}}