{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2264 Esas<br>KARAR NO: 2024/649 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2018/785 Esas - 2021/306 Karar<br>TARİHİ: 07/04/2021<br>DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 04/04/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı tarafın 05.06.2017 tarihinde giysi malzemelerini ... San. Tic. ve Ltd. Şirketine (... olarak anılacaktır.) iade amaçlı göndermek üzere ... Kargo’nun Büyükşehir Şubesine verdiğini, verilen malların ... Kargonun ağır kusuru ile kendilerinde kaybolduğunu, söz konusu malzemelerin değerinin 37.360,00 TL olduğunu, davacı şirket yetkilisi Doç. Dr. ...'ın defalarca kargo firmasına giderek kaybolan ürünlerin bulunmasını talep etmesi üzerine 1 kolinin uzun zaman sonra bulunduğunu, kaybolan 5 koli mal arasından bulunan 1 kolinin içerisinde 2.454,00 TL değerinde şapkaların bulunduğunu, malların kargoya verilmesinin sebebinin ayıplı olması üzerine iade amaçlı olduğunu, söz konusu malların iade edileceği şirket olan ...'a karşı İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1145 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını, kaybolan malların değerinin davalıdan talep edildiğini ancak talebin yerine getirilmediğini beyanla 34.906 TL'nin davalıdan tahsiliyle müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili kargo şirketine taşınması amacıyla verilen koli sayısının 6 adet olduğunu, ambar tesellüm fişinin bu durumu belgelediğini, kaybolan 6 adet koliden 2'sinin bulunduğunu, 4 adet kolinin ise taşıma esnasında kayıp duruma düştüğünü, davalı şirketin kayıp mallardan sorumluluğunun belirli şartların gerçekleşmesi halinde belirli bir limit dahilinde doğabileceğini, kargo içeriğinin ve ürün niteliklerinin belgelendirilmesi/ispat edilmesi gerektiğini, değerinin 2.454,00 TL olduğu iddia edilen şapkaların 2 koliye sığdırılmış olmasına karşın faturada geriye kalan 1291 adet çanta, eşofman takımı gibi daha büyük eşyaların 4 koliye sığdırılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafça sunulan faturaların delil niteliğinin bulunmadığını, davalı taraf kayıtlarında kargoya ait irsaliye numarası yer almadığını, davacının sunduğu faturaların taşıma işine ait olup olmadığının belli olmadığını, ait olması varsayımında dahi satın alınan ürünlerin ayıplı olmadığının ve ürünlerin davalıya iade edilip edilmediğinin ihtilaflı olduğunu, sunulan faturanın 2015 tarihine ait olduğunu, kargonun taşımaya verildiği tarihin ise 2017 olduğunu, kanun hükmü gereği kargonun taşıyıcıya teslim anındaki değerinin hesaplanması gerektiğini, kargo içeriğinin ve zarar miktarının tespit edildiği varsayımında dahi müvekkilinin sorumluluğunun belirli bir limitle sınırlı olduğunu, limitin hesaplanmasında kanunun hükmü gereği malın taşıyıcıya teslim edildiği tarih olan 05/06/2017'deki TCMB kurlarına göre Özel Çekme Hakkının karşılığının dikkate alınacağını, taşıma faturasına göre kargo ağırlığının 87,80 kg/desi olduğunu, teslim tarihinde TCMB kurlarına göre bir Özel Çekme Hakkının karşılığının 4,8635 TL olduğunu, kanun hükmü gereği her bir kilogram karşılığı 8,33 Özel Çekme Hakkı ile sorumlu olunacağını, buna göre sorumlu olunacak limitin (87,80 kg x 4,8635 TL x 8,33] 3.557,00 TL olacağını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 07/04/2021 tarih ve 2018/785 Esas - 2021/306 Karar sayılı kararında; \"Dava kargo taşımacılığı sırasında kaybolan malların bedeline ilişkin alacak davasıdır. ..., ... ve ...'in imzalamış olduğu 18/09/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; 19.07.2019 tarihli bilirkişi yemin ve teslim tutanağı ile tespit edildiği üzere, davalı/vekilinin inceleme günü 19.07.2019 tarih ve 13.10 saatinde Mahkeme Kalemine gelmediği ve defterlerini ibraz etmediği, ayrıca dava dosyasında davalı/vekilinin defterlerin yerinde incelenmesine ilişkin bir talebine rastlanmadığından davalının ticari defterlerinin incelenemediğini,  davacı tarafından ibraz edilen 2015 yılı yevmiye defterlerinin açılış ve kapanış noter onayları ile defteri kebirin açılış noter onayının süresinde ve usulüne uygun yapıldığı tespit edildiğinden davacı şirketin ticari defterlerinin HMK m.222 uyarınca davacı şirket lehine ve aleyhine delil teşkil eder nitelikte olduğunu, davacı şirketin yevmiye defteri ve defterikebir kayıtlarına göre, dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ne iade edilmek üzere, davalı ... Servis A.Ş.'ye teslim edilen Davacı ... Ltd. Şti.'nin satın aldığı mallara ilişkin Dava ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından düzenlenen 16.10.2015 tarih ve ... sayılı 39.165,12 TL tutarındaki faturanın, davacı şirketin defterine kayıtlı olduğu ve bu fatura nedeniyle 31.12.2015 tarihli itibariyle davacı şirketin, Dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ne 39.165,12 TL borçlu olduğunu, davacının taşımaya verilen malın niteliği-özel imalat olması ve defolu olarak ticarete konu edilemeyen özelliği gözetildiğinde, meydana gelen kayıp sebebi ile davacının zararından söz edilemeyeceğini, davacının uğradığı zarar olmadığı takdirde, taşıma sürecinde meydana gelen kayıp sebebi ile davacının tazminat talep edemeyeceği tespit ve rapor edilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde; Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu olan ve kaybolduğu belirtilen malların incelenmesi yapılamamış ancak bu mallara ilişkin Büyükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/99 D.iş sayılı dosyasında inceleme yapılmış ve bu dosyada düzenlenen 18/10/2017 tarihli bilirkişi raporunda ürünlerin defolu olduğu, piyasada satılan sıradan kıyafetler olmadığı, anaokulu için özel olarak üretilmiş kıyafetler olduğu, ürünlerin üzerine arma baskı yapılması nedeniyle sıradan tüketici tarafından alınmasının mümkün olmadığı, özel tasarım olması nedeniyle mali açıdan satış değerinin kalmadığı, taşınan emtianın esasen ekonomik değeri olmayan, defoları sebebiyle iade edilen emtia olması da gözetilerek geri-iade taşımasında kayıp olmasına karşın davacının taşımada kayıp sebebiyle zararından söz edilemeyeceği belirlenmiştir. Davacının, dava dışı ... Ticaret Ltd Şti  ile ticari ilişkisinin olduğu, davacının dava dışı şirketle ilişkisinden dolayı davalı aracılığıyla kendisine teslim edilen ürünleri defolu olması nedeniyle iade ettiği, kendisine gönderilen kargonun iade edilmesi üzerine geri iade taşımasında kayıp olayının gerçekleştiği ve bu kayıp nedeniyle davacının bir zararının olmadığının açık olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\" gerekçesi ile \"Davanın Reddine\" karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkeme tarafından eksik inceleme yapıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporuna taraflarınca itiraz edildiğini ancak Yerel mahkemenin bu itirazları karşılar nitelikte ek rapor tanzim etmediğini, bu sebeple Mahkeme tarafından yapılan incelemenin usul yönünden eksiklikler ihtiva ettiğini; Yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunun;\"Taşımaya verilen malın niteliği, özel imalat olması ve defolu olarak ticarete konu edilemeyen özelliği bulunması da gözetildiğinde, meydana gelen kayıp sebebi ile davacının zararından söz edilemeyeceği, davacının uğradığı zarar olmadığı takdirde taşıma sürecinde meydana gelen kayıp sebebi ile davacının tazminat talep edemeyeceği\" şeklinde düzenlendiğini, Mahkemenin de ret gerekçesi olarak yukarıda bir kısmı verilen bilirkişi raporunu hükme esas aldığını ancak Yerel mahkemece bu raporun hükme esas alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, kararda hulasa malların ekonomik değerinin olmaması nedeniyle tazminat doğrucu zararın oluşmadığı gerekçesine dayanıldığını ancak malların ekonomik değerinin olmamasının somut olaya kimin açısından bakıldığına göre değiştiğini, dava dışı ve somut olayla hiçbir ilgisi olmayan bir nihai tüketici açısından özel olarak üretilmiş ve defolu olan bir malın ekonomik değeri olmadığını ancak müvekkili ve üretici firma açısından söz konusu malların ekonomik değer oluşturduğunu, mallara ilişkin müvekkili tarafından bir bedel ödendiğini; Dava dışı bir olay olarak malların hatalı üretilmesi durumunun müvekkilini zarara uğratan bir durum olduğunu, bu durumda müvekkilinin bedelini ödeyerek aldığı malların defolu çıkması nedeniyle her normal kullanıcı gibi değişimde bulunmak istediğini, bu sebeple müvekkilinin mallar henüz kendi uhdesinde iken davalı kargo firmasına malları teslim ettiğini, söz konusu malların davalı kargo firmasında iken kaybolmasının malların üretici firmaya iade edilememesine ve malların yenisi ile değiştirilememesine sebebiyet verdiğini, davalı kargo firmasının verdiği zararın müvekkilinin kargoya verdiği malların kargoda iken kaybolması nedeni ile bunları iade edememesinden kaynaklandığını, mallar üretici firmanın eline geçmediği için defo hususunun değerlendirilemediğini, müvekkilinin hem malların ücretini ödediğini hem de bu iade edememe durumunun müvekkilinin malları yenisi ile değiştirememesine veya sözleşmeden dönememesine sebep olduğunu, müvekkilinin, mallar defolu olsa da bu defolu malları üretici firmaya göstererek yenisi ile değiştireceğini ancak kargonun fiilinin bunu engellediğini, en nihayetinde kargo firmasının malları kaybettiğini ve müvekkilinin değişim yapamamasına sebebiyet vererek müvekkilini zarara uğrattığını; Müvekkilinin söz konusu malları defolu da olsa bir bedel ödeyerek satın aldığını, bu durumun dahi malların müvekkili açasından ekonomik değer oluşturduğunu ve malların kaybolmasının müvekkilini zarara uğrattığını gösterdiğini, müvekkilinin malların yerine yenisini bedelsiz olarak ikame edecekken kargonun fiili ile bundan mahrum kaldığını ve yeni mallara tekrardan bedel ödemek zorunda kaldığını beyanla Yerel mahkemece verilen red kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, yurt içi taşıma sözleşmesi kapsamında alıcısına teslim edilmediği/zayi edildiği iddia edilen ürün bedelinin tahsili talebine ilişkindir. Davacı taraf, davalı kargo şirketine alıcısına teslim edilmek üzere teslim edilen 5 koliden dördünün kaybedildiğini, söz konusu koliler içerisinde ayıplı olmaları sebebiyle üreticisi olan şirkete iade edilen giysilerin olduğunu, davalının zarardan sorumlu olduğunu beyan ederek kaybolan giysilerin bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı taraf, davacının 6 adet koliyi taşınmak üzere teslim ettiğini, kolilerden ikisinin bulunduğunu, dördünün kayıp olduğunu, davacının koli içerisinde iddia ettiği malların bulunduğunu ispat etmesi gerektiğini, aksi halde sınırlı sorumluluğunun bulunduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dosya kapsamına göre taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı ihtilafsızdır. Taşıma konusu ürünlerin alıcıya teslim edildiğini ispat yükü davalıdadır. 6102 sayılı TTK'nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. TTK'nın 876 ve 878. maddelerinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma hallerinden birisinin bulunduğunu kanıtlayan taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. Taşıyıcının zarardan sorumlu olduğunun kabulü halinde ise; TTK'nın 882.  maddesine  göre,  880.  ve  881.  maddeler  uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı halinde taşıyıcının sorumluluğu; gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Genel kural, taşıyıcının zıya ve hasardan sınırlı sorumluluğunun bulunduğu şeklinde ise de, TTK'nın 886. maddesinde taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Somut dosyada; ziyanın taşıma sırasında oluştuğu, davalı taşıyıcının TTK'nın 876 ve 878. maddelerinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma hallerinden birisinin bulunduğunu kanıtlayamadığından zarardan sorumlu olduğu sabittir. Davalı taşıyıcı tarafından zayi nedenine ilişkin olarak herhangi bir açıklama yapılamamış ve teslim belgesi veya başka bir delil sunulmamış olup, davalının ziyada ağır kusurlu olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle davacı gerçek zararını talep edebilir. Davalı tarafından kolilerin teslim alınması sırasında düzenlenen teslim fişinde giysi açıklaması bulunmakta olup bulunan iki koli içerisinde de giysi bulunması, davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunan dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından düzenlenmiş 16.10.2015 tarihli ve 39.165,12 TL bedelli fatura içeriği ürünler ile bulunan koli içerisindeki ürünlerin uyuşması, davacı tarafından adı geçen dava dışı şirkete karşı İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1145 Esas sayılı dosyası ile ayıplı ürünler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebi ile açılan davaya konu ürünlerin aynı ürünler olması birlikte değerlendirildiğinde kaybolan diğer kolilerin içerisinde davacının iddia ettiği giysilerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Uyap üzerinden talep edilen inceleme yetkisi kapsamında İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1145 Esas sayılı dosyası üzerinde yapılan incelemeye göre; dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından bu davanın davacısı şirkete karşı toplam 18.213,13 TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacının, dava dışı şirket tarafından teslim edilen ürünlerin kısmen ayıplı olduğu ve ayıplı ürün bedelinin Büyükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/99 Değişik iş sayılı dosyasında 21.589 TL olarak belirlendiğinden bahisle bu bedel üzerinden dava dışı şirkete karşı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, yapılan yargılama neticesinde Mahkemece 2017/1145 Esas, 2019/726 Karar sayılı ve 25.09.2019 tarihli karar ile; davacıya teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasına konu alacak nedeniyle dava dışı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, verilen kararın 27/01/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Buna göre davacının, dava dışı şirketten 16.10.2015 tarihli fatura ile satın aldığı ürün bedelinin bir kısmını ödediği, kalan ve davalı tarafından taşınan ürün bedeli yönünden ödeme yapmaması nedeniyle aleyhine başlatılan icra takibi yönünden açtığı menfi tespit davasında ise borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, zayi olan ürünler nedeniyle dava dışı şirkete herhangi bir ödeme yapmadığı gibi Büyükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/99 Değişik iş sayılı dosyasında zayi olan ürünlerin herhangi bir ekonomik değerinin bulunmadığının tespit edildiği, dolayısıyla davacının zayi olan ürünler nedeniyle zarara uğramadığı ve Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,  5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/04/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d907fbf3fa20c930","SID":"93e2126f8cd50515"}}