{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/473 <br>KARAR NO: 2024/621<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/01/2024<br>NUMARASI: 2023/116 Esas - 2024/16 Karar<br>DAVA: Alacak<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/04/2024<br>Arabulucu dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ilşikin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkillerinin murisinin maliki olduğu taşınmazın istimlak edildiğini, Büyükçekmece 5. AHM'nın 2020/435 Esas  2021/795 Karar sayılı dosyası ile kamulaştırmasız el atma davası açıldığını, açılan dava sonucunda müvekkiline 33.600,16 -TLnin ödenmesine karar verildiğini, ...bank Valide Sultan Şubesine ... tarafından muris adına hesap açılarak kamulaştırma bedeli yatırıldığını,hissesinde haciz olduğu gerekçesiyle müvekkillerine  ödeme yapılmadığını,murisin hissesinde haciz bulunmadığını, murisin 08.02.2022 tarihinde vefat ettiğini, bankanın bu uygulamasının  haksız fiil niteliğinde olduğunu belirterek,hesaba yatırılan 33.600,16-TL'nin ödeme tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, kamulaştırma davası nedeniyle idare tarafından ... adına 33.600,16-TL nin müvekkili bankanın şubesine depo edildiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde çok sayıda şerh, haciz kaydı bulunur iken mahkemenin takyidat var ise bedele yansıtılarak ödeme yapılması yönündeki karara karşı resmi yazışmaların yapılması gerektiğini, davacılar vekilinin iddia ettiği şekilde paranın ödenmemesi, ödemenin geciktirilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, mahkeme kararından ve ibrazından sonra aradan geçen 1 yıllık süre içerisinde davacılar tarafından müvekkili bankaya yönelik hiçbir talep olmadığını, davacıların mahkeme kararından sonra yaklaşık  1 sene sonra bankaya müracaat edip kendi kusurlarından bankayı sorumlu tutması iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu belirterek; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, eldeki davanın alacak davası olduğu ve 21/02/2023 tarihinde açıldığı, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu, davacı tarafça dosyaya arabuluculuk son tutanağı sunulmadığı gibi, arabulucuya başvurulduğuna ilişkin bir beyanda da bulunulmadığı, her ne kadar davacı tarafından açılan davanın TTK hükümlerinden kaynaklanmayıp haksız fiilden kaynaklandığı belirtilmişse de eldeki ticari davanın  arabuluculuğa tabii olmayan davalardan olmadığı, 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2, 6102 Sayılı Sayılı TTK'nın 7445 sayılı kanunun 30. maddesiyle değişik 5/A-1 maddesi gereğince,davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili, eldeki davanın açılış tarihinin  21/02/2023 olduğunu, bu tarihte zorunlu arabuluculuk dava şartı getirilmediğini, davanın alacak ve tazminat talebine ilişkin olduğunu,  TTK'nın 4. Maddesinde sayılan ticari davaların konusuna girmediğini, haksız fiilden kaynaklandığını,davaya bakmaya asliye ticaret mahkemesinin görevli olmadığı düşünülse bile görevsizlik ile asliye hukuk mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, dava da görev hususu hiç değerlendirilmeden doğrudan arabulucuktan red kararı verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davalı bankada idare tarafından açılan hesaba yatırılan paranın miraçı davacılara ödenmesi talebine ilişkindir. TK nın 4(1)f maddesi gereğince f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek: 6335 S.K.-26.06.2012/m.1) \"sayılır.Ticari dava niteliğindeki eldeki davada davacılar  vekilinin göreve yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. 6102 sayılı TTK’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile “Kanunun 4 üncü maddesi ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiştir.7445 sayılı kanun ile TTK nın  5/A-1 maddesinnde yapılan değişiklik ile  menfi tesbit ve istirdat davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Somut olayda,davanın konusunun bankacılığa ilişkin düzenlemeden kaynaklanan alacak davası olduğu ,ticari dava niteliğindeki davanın açılış tarihi itibariyle arabulucuya başvurunun zorunlu olduğu dava öncesi arabuluculuğa başvuru şartı yerine getirilmediğinden, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fa27cdba8d5ccec7","SID":"072d29e6375be92e"}}