{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2210 Esas <br>KARAR NO: 2024/506 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2017/697 Esas -  2022/546 Karar <br>TARİHİ: 19/07/2022<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 18/03/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, \"....Davacı bankanın Üsküdar şubesi ile davalı borçlu ... arasında imzalanan 26/10/2000 tarihli 15.000-TL bedelli genel kredi taahhütnamesi gereği ticari kredi açıp kullandırılmıştır. ... ili .... Bölge İlçesi ... Mah. ... ada ... parsel ve ... nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmaz üzerine 1. Dereceden yeni para ile 30.000TL limit ipoteği tesis edilerek kredinin teminatına alınmıştır. Davacı banka ile imzalanan genel kredi taahhütnamesi hükümlerinin ihlal edilmesi ve bakiye borcun ödenmemesi üzerine 16/05/2001 tarihli ve ... yevmiye numaralı borcun ödenmesi ihtarını ve kullanılan krediye ilişkin hesap özetini içeren ihtarname keşide edilerek gönderilmiştir. İhtarname üzerine ödeme yapılmaması nedeniyle  banka alacağının tahsili için İstanbul .... İcra Müdürlüğünün  ... esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe başlanılmış ve Üsküdar ... İcra müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyası ile satış günü alınmıştır. Bu durum üzerine davalı borçlu 11/04/2005 tarihinde 25.000-TL ödemiş ve kalan tutarı 5 taksit olarak ödemeyi taahhüt etmiştir. Taksitlerin ödenmemesi üzerine icra işlemlerine devam edilmiş ancak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibi 2 yıl içerisinde satış istenmemiş olması sebebi düştüğünden aynı ipotek alacağı için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile yeniden takip başlatılmış ancak işbu dosya davalı borçlunun itirazları üzerine takip durmuştur. Borçlunun ipotekli takibe itirazının iptali için İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/89 esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası ikame edilmiştir. Yargılama sonucunda İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesi icra takibinin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılması ve ipoteğin 30.000-TL bedelli limit ipoteği olmasını ve 11.04.2005 tarihinde yapılan 25.000-TL ödemeyi de göz önüne alarak itirazın kısmen iptali ile takibin 5.000,00-TL  üzerinden  devamına, alacağın ipotek limitini aşan kısmı için ayrı bir genel haciz yolu takip yapılabileceğine karar verilmiştir. İpotek alacağı dışında borçlunun 12/04/2005 tarihi itibariyle  davacı bankaya 165.911,96-TL borcu bulunmaktadır. İşbu tutar İstanbul 6. Asliye  Ticaret Mahkemesinin 2009/89 esas sayılı davası kapsamında  alınan ve mahkemenin hükme esas aldığı 24/10/2010 tarihli bilirkişi raporu ile hesaplanmıştır ve borçlunun davacı bankaya halen borçlu olduğunu kanıtlamaktadır. Kalan bakiye 165.911,96-TL için tarafımızca  11/07/2017 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile  tekrar takip başlatılmıştır. Ödeme emrini tebliğ alan borçlu  25/07/2017 tarihinde anapara borcuna faiz ve ferilere itiraz etmiştir. Ayrıca zamanaşımı defi ve mükerrer takip defi de yine itiraz dilekçeleri kapsamında ileri sürülmüştür. Bu itirazın kabulü mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, kötü niyetli davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve dava giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini...\"talep ve dava etmiştir.Davacı vekili UYAP üzerinden sunduğu 19/10/2019 tarihli  ıslah dilekçesinde;  \"....İtirazın  iptali davamızı tamamen ıslah ederek alacak davasına dönüştürdüğümüzü bildirir, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla, müvekkil bankanın davalıdan 165.911,96 TL faiz alacağının tahsiline karar verilmesini ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini...\" talep  ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, \"....Davacı beyanlarını kabul anlamına gelmemekle birlikte zamanaşımı itirazımız söz konusudur.Açılan davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerekir Gerek icra dosyasındaki ihtarname  gerek  kullanılan kredinin  17 yıl öncesine dayalı olması sebebiyle davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerekir.Zira davacı banka 17 yıldır  müvekkileme karşı ilamsız icra takibine yönelik hiçbir işlem yapmamıştır. Üstelik icra dosyasındaki ihtarname incelendiğinde içeriğinde  ipotekle ilgili işlem yapılacağı hususu bildirilmiştir. Oysa  huzurdaki itirazın iptali davasına konu edilen icra dosyası incelendiğinde takip yolunun ilamsız icra takibi olduğu ve dosyada ilamsız icra takibine ilişkin   müvekkilemin temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir ihtarname söz konusu değildir.Bu durum dikkate alındığında da davanın zamanaşımı sebebiyle  reddi gerekir. Yine davacı beyanlarını kabul anlamına gelmemekle birlikte Derdestlik itirazımız söz konusudur.Derdestlik itirazımız göz önüne alınarak davanın reddini talep ediyoruz: Davacı banka daha evvel müvekkilem aleyhine İstanbul ...İcra müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile iğoteğin paraya  çevrilmesi yoluyla takibe geçmiş ve müvekkilem tarafından bu dosyaya mahsuben 11.04.2005 tarihinde 25.000-TL ödeme yapılmıştır.Buna ilişkin dekont icra dosyasındaki itiraz dilekçemiz ekinde mevcuttur. Bu dosya derdest olmasına rağmen davacı banka tarafından müvekkileme  karşı yeniden  İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile yeniden takip başlatılması usul ve yasalara aykırıdır. Davacı banka müvekkilem aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile tekrar ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla  icra takibi başlatılmıştır.Bu dosyaya yapılan itirazımız neticesinde  İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/89 E. sayılı dosyası ile görülen itirazın iptali davasında verilen karar Yargıtay tarafından lehimize bozulmuştur.Bozma ilamında Yargıtay: ...Somut olayda dava konusu ipotek limiti  30.000-TL olup, davalı ipotek borçlusunun daha önce  25.000-TL lik ödemesi bulunmaktadır.Bu durumda mahkemece  ipotek limitinden ödenen miktar  düşüldükten sonra ipotekli takip içerisinde ancak kalan 5.000-TL lik miktar ile ipotek sorumluluğuna hükmedilmesi  gerekçe olarak belirlemişti. Yargıtay Bozma ilamına uyan  İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/109 E. sayılı dosyası ile verdiği kararda  müvekkilemin 5.000-TL ile sınırlı olmak koşuluyla sorumluluğuna karar vermiş ve davacı bankanın diğer taleplerini reddetmiştir.Açıklanan süreç dikkate alındığında açılan davanın reddi gerekir.  Dava konusu kredi ipotek ile teminat altına alınmıştır.İpotek ile teminat altına alınan kredilerde evvela ipotek paraya çevrilmeli akabinde dosya kapanmaz ise ilamsız takip yoluna gidilmelidir.Davacı banka tarafından müvekkilime karşı İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla  başlatılan icra takibi derdest olup ipotek de henüz paraya çevrilmemiştir.Mükerrer takip söz konusudur.Bu  durum dikkate alındığında da davanıun reddi gerekir. Daha evvel taraflar arasında görülen  İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/89 E. sayılı dosyasından alınan 01.06.2010 tarihli, Yrd. Doç. Dr. ... ve  Mali Müşavir ...  tarafından  dosyaya ibraz  edilen bilirkişi raporuna göre bu davanın reddi gerekir.Şöyle ki: Daha evvele taraflar arasında görülen  İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/89 E. sayılı dosyasından alınan 01.06.2010 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında  özetle: Taraflar arasında akdedilen ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, davalının asıl borcu ödemiş olduğu, davacının talep ettiği alacak miktarının  dosya kapsamında yer alan deliller ve ilgili banka şubesinde yapılan  incelemeler çerçevesinde tespit edilemediği  bu hususta davacının  alacağın varlık ve  miktarına ilişkin iddialarını ıspatlamadığı,davacının talebinin yerinde olmadığına ilişkin  kanaatimizi,  takdiri mahkemeye ait olmak üzere arz ederiz. şeklinde rapor düzenlenmiştir.Bu rapor dikkate alındığında huzurdaki davanın da reddi gerekir Yukarıda açıklanan nedenler ile sayın mahkemece resen dikkate alınacak nedenlerle, haksız ve kötüniyetle açılan davanın reddi gerekir.Öncelikli olarak açılan davanın , gerek zamanaşımı gerek derdestlik itirazımız göz önüne alınarak  reddine ,Esasa girildiği taktirde davanın esastan reddine,Davacı taraf aleyhine % 20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine,Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına...\"<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/07/2022 tarih 2017/697 Esas -  2022/546 Karar sayılı kararında; \"Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı iddia edilen alacağın tahsili amacıayla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK 67. maddesine göre iptali  talebidir.İcra dosyasının celp edilip incelenmesinde özetle şöyledir: \"....Davacı bankanın İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından 11/0/2017 tarihinde ilamsız icra takibinde 165.911,96-TL asıl alacak olmak üzere takip başlatıldığı belirtilmiştir...\"30/09/2019 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir:\"...Derdest takipler ve zamanaşımı yönünden; TMK m.864 hükmü çerçevesinde  dava konusu banka alacağının taşınmaz ipoteği kurularak teminat altına alındığı dikkate alındığında söz konusu alacak için zamanaşımı süresi işlemediği, zamanaşımı süresinin geçmediğini, davacı bankanın itirazın iptali davasında kabul edilen 5.000,00-TL'lik alacağı üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibine devam ederek kararın kesinleştiği tarihten itibaren 1 yıl içinde taşınmazın satışının istemesi gerekirken satış istemediği ve 1 yıllık sürenin sonu olan 08/07/2015 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin düştüğü bu durumda 2017 yılında başlatılan ilamsız icra takibi tarihinde mevcut bir icra takibi bulunmadığından icra takipleri yönünden mükerrerlik bulunmadığını, davacı söz konusu 5.000-TL asıl alacağın takibi için ilamsız icra takibine başvuramayacağından huzurdaki ilamsız icra takibi ile bu alacağın takip edilmeyeceği, davacının bu alacağı takip etmek için ayrıca bir ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine başvurması gerektiği, bununla birlikte İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/109 esas ve 2013/92 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere davacı banka ipoteğe konu edilen alacağın dışında davalıdan alacaklı ise ipotek miktarını aşan bu kısım için ayrıca ilamsız icra takibine girişebileceği, alacak hesabı yönünden  davacı banka ile davalı borçlu ...arasında 26/10/2000 tarihinde 15.000-TL'lik yeni genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, ayrıca  ... ili ... Bölge İlçesi ... Mah. ... ada ... parsel ve 22 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmaz üzerine 1. Dereceden yeni para ile 30.000TL limit ipoteği tesis edildiği, davacı bankanın davalı borçludan takip tarihi itibarı ile 18.181,68-TL asıl alacaklı olduğunun hesaplandığı, takip talebinde davacı bankanın faiz talebinde bulunmadığına...\"01/11/2021 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir: \"...İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/109 esas ve 2013/92 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere davacı banka ipoteğe konu edilen alacağın dışında davalıdan alacaklı ise ipotek miktarını aşan bu kısım için ayrıca ilamsız icra takibine girişilebileceği ve bu doğrultuda yapılan hesaplamaya göre davacının 23.223,68-TL asıl alacaklı olduğunun hesaplandığı,  takip talebinde davacı bankanın faiz talebinde bulunmadığı, davalı vekilinin itirazının mahkemece kabul görmesi halinde borç bakiyesinin 1.717,94-TL olacağına...\"24/02/2022 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir:\"....Davalı ... 23.07.2001 tairihinde yapılan icra takibi ile bankaca talep edilen 23,030,23 TL anapara ile faiz ve BSMV den oluşan toplam  26.717.94 TL tutarındaki borcunu 11.04.2005 tarihinde 25.000 TL olarak ödemiş ve bakiye borcunu teşkil eden 30.000 TLiçin vekilinin de imzası  bulunan tarihli taahhütnameyi  imzalamıştır.  Buna rağmen 11.04.2005 tarihinde ödediği 25.000 TL ile borcunun tamamını bankaya tediye  ettiğini ve borcun tamamını kapattığını iddia etmiştir. Takip tarihi 23.07.2001 ile 25.000 TL lik ödemenin yapıldığı 11.04.2005 tarihleri arasındaki süre için  anapara 23.030,23 TL üzerinden yapılan hesaplama sonunda temerrüd faizi ile BSMV den oluşan 164.194,02 TL na takip tarihi 23.07.2001 itibariyle talep edilen 26.717,94 TL tutarındaki banka alacağından, davalının 11.04.2005 tarihinde ödediği 25.000 TL düşülerek bulunan TL tutarındaki bakiye eklendiğinde (164.194,02+1.717,94 = 165.911,96) davalının bankaya ödemekle yükümlü olduğu tutar 12.04.2005 tarihi itibariyle TL olarak belirlenmiştir.  Bu arada anapara 12.04.2005 valörü ile ödenmiş olduğundan faize faiz hesaplanamayacağı noktasından hareketle banka alacağı 165.911,96 TL ile sınırlı olup ,04.09.2008 tarihli ikinci icra takibi itibariyle davalının davacıya 165.911.96TL ödemekle yükümlü olduğu saptanmıştır....\"Davacı vekilinin UYAP üzerinden sunduğu ıslah dilekçesinde özetle şöyledir: \"....İtirazın  iptali davamızı tamamen ıslah ederek alacak davasına dönüştürdüğümüzü bildirir, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla, müvekkil bankanın davalıdan 165.911,96 TL faiz alacağının tahsiline karar verilmesini ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini...\"Davacı banka ile davalı arasında 26/10/2000 tarihli 15.000-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi bulunmaktadır. Davalı, söz konusu kredi sözleşmesinin teminatı olarak ... ili ...  İlçesi ... Mah. ... ada ... parsel ve ... nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmaz üzerine 30.000TL limit ipoteği tesis edilmiştir. Davalının, anılan genel kredi sözleşmesi kapsamında borcunu ödemediği gerekçesiyle ipoteğin paraya çevrilmesi talepli icra takibi başlatılmış ve borçludan tahsilat yapılmıştır. Huzurdaki dava ise, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip ve yapılan tahsilat kapsamında, yukarıda bahsedilen ipotek limitinin alacağın tamamını karşılamaya yetmediği iddiasına ilişkindir. Bu aşamada belirtmek gerekirse, alacağın genel kredi sözleşmesine dayalı olması, belirli bir ödeme vadesinin bulunmaması, davalının söz konusu kredi sözleşmesinin asıl borçlusu konumunda olması nedeniyle zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir.  Davacı bankanın, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı bakiye alacağına ilişkin icra takibi başlattığı, davalının söz konusu takibe itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davası ikame edildiği, ardından davacının ıslah dilekçesi sunarak davasına alacak davası olarak devam ettiği anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen kredi sözleşmesinden kaynaklı, geçmiş dönemde yapılan ödemeler sonucunda borcun tamamen bitip bitmediği, ipoteğin alacağın tamamını karşılamaya yeterli olup olmadığı, ipoteği aşan miktarın belirlenmesi, değişen oranlardaki faizin hesaplanması ve bakiye borcun bulunması teknik uzmanlık ve hesaplama gerektirmektedir. Bu çerçevede, mahkememizce birden fazla kez bilirkişi raporu alınmış ve nihayet tarafların itirazları ve mahkememizin tüm sorularını karşıladığı değerlendirilen ve mahkememizce de hükme esas almaya elverişli görülen 24.02.2022 tarihli rapor hazırlanmıştır. Söz konusu raporda teknik detayları belirtildiği üzere, davacı bankanın bakiye alacağının  165.911,96 TL olduğu, bu miktarın faiz alacağı olması nedeniyle tekrar faiz işletilmesinin mümkün olmadığı değerlendirlmiş; 65.911,96-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, davanın kabulüne, 165.911,96-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, ilk derece mahkemesi tarafından eksik inceleme ve değerlendirme sonucu verilen kabul kararının usul ve yasalara aykırı olduğunu,Temerrüt ve zamanaşımı konusundaki itirazlarının yerel mahkemece dikkate alınmadığını, bu durumun karara dayanak alınan  bilirkişi ek raporunda yeterince irdelenmediğini,  müvekkillerine gönderilen Üsküdar .... Noterliğinin  16 Mayıs 2001 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takiplere ilişkin gönderilen ihtarname olduğunu; bu ihtarnamenin akabinde müvekkiline karşı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... e ... E. sayılı dosyaları ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçildiğini ve müvekkilinin 25.000-TL ödeme yaptığını ancak davacı  bankanın, müvekkiline karşı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dışında ayrıca  ilamsız icra takibine girişileceğine dair herhangi bir ihtarname keşide edip göndermediğini; 21 yıl önce müvekkile gönderilen ipoteğin paraya çevrileceğine dair 16 Mayıs 2001 tarihli ihtarnameden hareketle davanın konusunu teşkil eden ilamsız icra takibi dosyasında da  yukarıda bahsi geçen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipdeki aynı ihtarname  kullanılarak işlem yaptığını; bu durum dikkate alındığında gerek temerrüt gerekse zamanaşımı yolundaki itirazlarının  (davacı tarafın takibe konu alacağı ıslah ederek faize yönelik alacak davasına dönüştürdüğü  25.10.2019 tarihli ıslah dilekçesine karşı süresi içerisinde 21.11.2019 tarihli cevap dilekçelerinde zamanaşımı itirazında bulunduklarını ) karara dayanak  ek raporda yeterince irdelenmediği gibi bu yoldaki itirazlarının yerel mahkemece de dikkate alınmadığını,  Her ne kadar 1. ek raporda bilirkişi heyeti; ipotekle teminat altına alınan alacaklarda zamanaşımının işlemeyeceğini belirtmiş ise de bu durumun ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılacak olan takipler için  geçerli olduğunu; oysa davaya konu edilen icra takibinin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla girişilen bir icra takibi olmadığını, ipotek takibinden  ayrı ve bağımsız bir  ilamsız icra takibi olduğunu ve davacı tarafın takibe konu alacağını ıslah ederek faize yönelik alacak davasına döndürdüğünü; bu durumda hem ıslaha karşı hem de  ilamsız icra takibine karşı  elbetteki zamanaşımı söz konusu olduğunu; bu durumda müvekkiline ayrı bir ihtarname gönderilerek evvela temerrüdün gerçekleşmesi ve akabinde ilamsız takibe geçilmesi gerektiğini; oysa davacı bankanın bu yola gitmediğini; ipotek takibine dayanak ihtarnameyi kullanarak görülen davaya konu ilamsız icra takibine geçtiğini; bu durumun karara dayanak ek raporda irdelenmediğini ve bu yoldaki itirazlarının yerel mahkemece de dikkate alınmadığını; bu nedenle yerel mahkeme kararının istinaf yolu ile incelenerek ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Karara dayanak bilirkişi ek raporunda yapılan temerrüt faiz hesaplamalarının hatalı olduğundan rapordaki faiz hesaplamalarını karşı yapmış oldukları 23.03.2022 tarihli itirazlarının yerel mahkemece dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, Dava konusu edilen kredinin esas alacağının 15.000-TL olup müvekkili tarafından 11.4.2005 tarihinde  25.000-TL ödeme yapıldığını; bu durumda esas alacak ve masraflar ödenmiş olduğundan bu ödeme tarihi olan 11.04.2005 tarihi itibarı ile faizin durduğunu ve bu tarihten sonra faiz talep edilemeyeceğini; bu ödemeye  ilişkin dekontun dosyada mevcut olup bu durumun davacı banka tarafından da kabul edildiğini; 11.04.2005 tarihi itibarı ile  esas alacak ve  masrafların ödenmiş olduğundan davacı bankanın da takip talebinde faiz talep etmediğini; bu durumda karara dayanak  ek raporda faiz hesaplamalarının 11.04.2005 tarihine kadar yapılması gerektiğini ve bu tarihten sonrası için faiz hesabı yapılmaması gerektiğini; oysa karara dayanak  ek rapor incelendiğinde müvekkili tarafında  25.000-TL ödemenin yapıldığı tarih olan 11.04.2005 tarihinden 19.10.2019 ıslah tarihine  kadar 789.820,23-TL fazladan  faiz hesabı yapıldığını; üstelik bu hesap içerisine ayrıca dahil edilmemesi gerektiği halde  6.839,11-TL tutarında BSMV hesabı da yapılan hesaba ileve edildiğini; bu durum dikkate alındığında hükme dayanak  ek  raporda, esas alacak ve masrafların ödendiği 11.04.2005 tarihinden sonra ıslah tarihi olan 19.10.2019 tarihine kadar  fazladan faiz hesabı ve BSMV hesabı  yapılması ve bu şekilde hesaplama yapılarak hazırlanmış olan rapora göre karar verilmesinin hatalı olduğunu; bu nedenle yerel mahkeme kararının istinaf yolu ile incelenerek ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Karara dayanak ek raporda belirtilen 23.030,23-TL  \"ASIL ALACAK\" tespitinin de hatalı olduğunu; esas alacak tutarının 1.717,94-TL olduğunu; karara dayanak Bilirkişi ek  raporunda,  asıl alacak tutarının 23.030,23-TL olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, Davacı banka tarafından müvekkile gönderilen Üsküdar ....Noterliğinin 16.05.2001 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamede kat tarihi itibariyle asıl alacağın 23.030,23-TL  olarak belirtildiğini; borcun ödenmemesi nedeniyle davacı banka tarafından, 30.000,00-TL  bedelli limit ipoteğinin, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe konulduğunu, bu durum üzerine 25.000,00-TL miktarlı asıl alacak bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini; davacı banka tarafın ipotek takibine konu edilen alacağın ise toplam 26.717,94-TL olduğunu; müvekkili tarafından yapılan ödeme ile takip çıkışı dikkate alındığında bakiye borç miktarının 1.717,94-TL olduğunu; bu durumda karara dayanak ek raporda esas alacak tutarının 1.717,94-TL olarak belirlenmesi gerekirken 23.030,23-TL olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu; bu nedenle yerel mahkeme kararının istinaf yolu ile incelenerek ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Islah dilekçesine karşı verdikleri cevap dilekçelerinde  davacı tarafın ıslah dilekçesi ile talep ettiği bedelin  zamanaşımına uğradığını ayrıca beyan etmelerine rağmen karara dayanak  bilirkişi heyet raporunda bu durumun irdelenmediğini ve yerel mahkemece bu yoldaki itirazlarının dikkate alınmadığını,  Davacı tarafın, itirazın iptali davasını ıslah yoluyla alacak davasına çevirdiğini; ıslah ile birlikte davasını alacak davasına çevirdiği için artık talebin itirazın iptali davasındaki icra takibinden bağımsız bir hale gelmiş olup yeni bir dava niteliğine büründüğünü; davacı tarafın ıslahla alacak davasına çevirdiği bedelin zaman aşımına uğradığını; davacı tarafın dosyaya  sunmuş olduğu ıslah dilekçesiyle itirazın iptali davasını faize yönelik alacak davasına dönüştürdüğünü beyan ettiğini; bu nedenle dava konusu bedelin alacak davası ile talep edilmesinin mümkün olmadığını; davacı iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte  davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesine karşı ayrıca zamanaşımı itirazında bulunmalarına rağmen bilirkişi heyetinin ek raporda bu  itirazlarını  hiç  irdelemediğini, yerel mahkemece  de bu yoldaki  itirazlarının  dikkate alınmadığını, Dava konusu edilen kredinin esas alacağının 15.000-TL olup müvekkili tarafından 11.4.2005 tarihinde  25.000-TL ödeme yapıldığını; bu durum dikkate alındığında ödemenin yapıldığı tarih olan 11.4.2005 tarihi itibarı ile  esas alacak ve  masraflar ödenmiş olduğundan faizin durduğunu; bu sebeple davacı tarafın takip talebinde faiz talep etmediğini; bu durum dikkate alındığında davacının ıslah dilekçesinden sonra süresi içerisinde bildirdikleri zamanaşımı itirazlarının da karara dayanak ek raporda ayrıca irdelenmesi gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını; yerel mahkemece de bu yoldaki itirazlarının dikkate alınmadığını; bu nedenle yerel mahkeme kararının istinaf yolu ile incelenerek ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Ayrıca davacı tarafın ıslah dilekçesindeki  beyanlarının  iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğunu ve bu duruma muvaffakatlerinin olmadığını  21.11.2019 tarihli beyan dilekçelerinde dile getirmelerine rağmen bu iddialarının karara dayanak ek raporda irdelenmediği gibi bu itirazlarının yerel mahkemece de değerlendirmeye alınmadığını,  Davacı beyanlarını kabul anlamı taşımamakla birlikte davacı tarafın ıslah dilekçesindeki taleplerinin iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğundan iddianın genişletilmesine muvafakatlerinin olmadığını 21.11.2019 tarihli beyan dilekçelerinde bildirdiklerini; her ne kadar bu durumun hukuki bir mesele olması sebebiyle mahkemece değerlendirilecek ise de Ek raporu hazırlayan heyet içerisinde  akademisyen bir bilirkişinin bulunması sebebiyle  bu yoldaki iddialarının irdelenmesi suretiyle başka bir  bilirkişi heyetinden yeniden   rapor alınmasını talep  etmelerine rağmen yerel mahkemece bu konuda gerekli araştırma yapılmadığını, itirazlarının dikkate alınmadan karar verildiğini; bu nedenle yerel mahkeme kararının istinaf yolu ile incelenerek ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Dava konusu kredinin ipotek ile teminat altına alındığını; ipotek ile teminat altına alınan kredilerde evvela ipoteğin paraya çevrilmesi gerektiğini, akabinde dosya kapanmaz ise ilamsız takip yoluna gidilmesi gerektiğini; davacı banka tarafından müvekkiline karşı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla  başlatılan icra takibinin henüz sonlandırılmadan  (İpotek paraya çevrilmeden) müvekkili hakkında ilamsız icra takibi başlatılmasının hatalı olduğunu; 23.03.2022 tarihli dilekçeleri ile bu iddialarının da irdelenmek suretiyle içerisinde  akademisyen hukukçu bilirkişinin de bulunduğu başka bir heyetten yeniden rapor alınmasını talep etmelerine rağmen bu yolda araştırma yapılmadan,  bu yoldaki itirazlarının yerel mahkemece irdelenmenden davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu; bu nedenle yerel mahkeme kararının istinaf yolu ile incelenerek ortadan kaldırılması gerektiğini ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 23.03.2022 tarihli itiraz dilekçeleriyle dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından başka bir heyet oluşturmak suretiyle yeniden rapor alınmasını talep  etmiş olmalarına rağmen yerel mahkemece dosyada mevcut  ek rapora göre karar verilmesinin hatalı olduğunu,Dosyada aynı bilirkişi heyeti tarafından hazırlanmış 3 adet bilirkişi raporu mevcut olduğunu; hatta bu raporlar arasında bulunan 01.11.2021 tarihli 1. Ek raporun, bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına dair mahkeme kararı olmasına rağmen sadece heyette bulunan bankacı bilirkişi ... tarafından hazırlandığını; aynı bankacı bilirkişi tarafından hazırlanan 3 raporda da yapılan hesaplamaların hepsinin de birbirinden farklı olduğunu; raporlar arasındaki bu çelişkinin yeni bir heyet oluşturulmak suretiyle yeniden rapor alınarak giderilmesi gerekirken bu yoldaki itirazlarının yerel mahkemece dikkate alınmaması ve mevcut rapora göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, Özellikle içerisinde Borçlar Hukuku alanında uzman  akademisyen bir bilirkişinin bulunduğu heyetten rapor alınması gerektiğini sürekli dile getirdiklerini; mahkemeye sunulan raporlar incelendiğinde özellikle zamanaşımı itirazları ve ıslah sonrası zamanaşımı ve diğer itirazlarının irdelenmesi noktasında akademisyen bilirkişilerin raporda görüşlerinin olmadığı mevcut değerlendirmelerin tamamının bankacı bilirkişi ... tarafından yapıldığının açıkça ortada olduğunu; bunun bir başka kanıtının ise, heyetten ek rapor alınması kararı olmasına rağmen 01.11.2021 tarihli ek raporun sadece bankacı bilirkişi ... tarafından hazırlanıp dosyaya sunulması olduğunu; belli ki tüm raporların bankacı bilirkişi tarafından hazırlanarak dosyaya sunulduğunu, Bu nedenle yeni bir heyet oluşturularak mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden rapor alınmasını talep etmelerine rağmen yerel mahkemece bu taleplerinin reddedilerek mevcut raporlara göre karar verilmesinin hatalı olduğunu; bu nedenle yerel mahkeme kararının istinaf yolu ile incelenerek ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenler ile dairemizce re'sen dikkate alınacak nedenlerle;  ilk derece mahkemesi tarafından eksik inceleme ve değerendirme sonucu verilen  verilen; 19.07.2022  tarihli , 2017/697  E-2020/546 K. sayılı, usul ve yaslara aykırı davanın  kabulüne dair kararın istinaf yolu ile  tehiri icra talepli incelenerek kaldırılması ve davanın reddine, dair karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; genel kredi sözleşmesinden doğan bakiye işlemiş faiz alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe itirazın iptali istemli açılmış iken, ıslah yolu ile bu tutarın davalıdan tahsili talebine dönüşmüş alacak davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı taraf; davalı ile davacı banka arasındaki 26/10/2000 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden davalıya 15.000,00-TL kredi kullandırıldığını, ayrıca genel kredi sözleşmesinden doğan borçların teminatını teşkil etmek üzere, davalıya ait taşınmaz üzerinde 26/10/2000 tarihli 30.000,00-TL limitli ipotek tesis edildiğini, davalının bankadan kullandığı kredi borcunu ödememesi üzerine hesabın 16/05/2001 tarihinde kat edildiğinive kat ihtarının davalıya tebliğ edildiğini, davalının ihtarnameye rağmen borcu ödememesi üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibi üzerinden 30.000,00-TL limitle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, taşınmazın kıymet takdiri ve satışı aşamasında davalının 11/04/2005 tarihinde bankaya 25.000,00-TL ödeme yaptığını, ayrıca 14/05/2005 tarihinde icra dosyası üzerinden kalan borcun beş taksit halinde ödenmesi için taahhütte bulunduğunu, taahhüdün yerine getirilmemesi nedeniyle ipotek takibine devam edildiğini, ancak iki yıl içerisinde satış istenmemesi nedeniyle takibin düştüğünü, bunun üzerine davalı aleyhine aynı ipoteğe dayalı olarak yine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden 30.000,00-TL ipotek limiti ile sınırlı olmak üzere yeniden takip başlatıldığını, davalının takibe itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında, davanın kabulüne itirazın iptaline karar verildiğini, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 11 Hukuk Dairesi tarafından  bozulduğunu, bozma üzerine İstanbul 26 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/109 esas, 2013/92 karar sayılı kararı ile bozma ilamı doğrultusunda davanın 5.000,00-TL asıl alacak yönünden kısmen kabulüne karar verildiğini, karara karşı davalı tarafından yapılan temyiz başvurusunun reddedildiğini ve hükmün 08/07/2014 tarihinde kesinleştiğini, ipotek alacağı dışında davalının davacıya 165.911,96-TL işlemiş faiz borcu bulunduğunu, bu borcun ödenmesi amacıyla davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü nezdinde ... esas sayılı ilamsız takip başlatıldığını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, önce itirazın iptali istemi ile açtığı davasını akabinde tamamen ıslah yolu ile 165.911,96-TL işlemiş faiz alacağının tahsili talepli alacak davasına dönüştürmüştür. Davalı yan; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının on yedi yıl önce kullandırılmış kredi için davalıya herhangi bir ilamsız icra işlemi yapmadığını, davalı hakkında ipotekli takip yapılmış ise de, davalının ilamsız icra takibi yönünden temerrüde düşürülmediğini, Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin ipotek takibine karşı açılan itirazın iptali davasında, davacının yalnızca 5.000,00-TL alacağını kabul ettiğini, kalan kısımları kabul etmediğini, bu karara istinaden verilen ilk derece mahkemesi kararının onanarak kesinleştiğini, davacı tarafından başlatılan 2008/6011 esas sayılı takibin halen derdest olduğunu, derdestlik itirazları bulunduğunu, davalının ilk başlatılan ipotekli takip kapsamında 25.000,00-TL asıl alacağı ödediğini, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/89 esas sayılı dosyasında alınan ilk bilirkişi heyet raporunda bu hususun belirtildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı yan; ıslah dilekçesine karşı sunduğu beyan dilekçesi ile ıslah edilen tutar bakımından zamanaşımı def'ileri bulunduğunu belirtmiştir. Mahkemece dava konusu takip dosyaları ile ipotek takibi dosyaları celbedilmiş,  İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/89 esas, 2010/708 karar sayılı kararı ile, bozma üzerine verilen İstanbul (Kapatılan) 26 Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzii edildiğini, mahkemenin 2012/109 esas, 2013/92 karar sayılı kararı, bu kararın onanmasına ilişkin Yargıtay ilamı ve kesinleşme şerhi örnekleri dosya arasına alınmış, genel kredi taahhütnamesi, kat ihtarı ve tebliğ şerhi, ipotek sözleşmesi örnekleri davacı vekili tarafından dosyaya sunulmuş,  dosya üzerinde bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak bir kök ve iki ek rapor alınmıştır. Mahkemece; alacağın genel kredi sözleşmesine dayalı olması, belirli bir ödeme vadesinin bulunmaması, davalının söz konusu kredi sözleşmesinin asıl borçlusu konumunda olması nedeniyle zamanaşımı itirazının yerinde görülmediği belirtilerek, 24/02/2022 tarihli son ek rapor rapor doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece zamanaşımı ve ıslaha karşı zamanaşımı sebeplerinin değerlendirilmediği, hükme esas alınan ek rapordaki asıl alacak tespitinin hatalı olduğu, ilk ipotek dosyasına yapılan ödeme sonrasında kalan bakiye alacak tutarının 1.717,94-TL olduğu, hükme esas alınan ek raporda yapılan 789.820,23-TL faiz hesabının da hatalı olduğu, ıslah dilekçesindeki beyanların iddianın genişletilmesi mahiyetinde olduğu, işlemiş faizin alacak davası ile talep edilemeyeceği, ipotek takibi henüz sonlandırılmadan genel haciz yolu ile takip yapılamayacağı, bankacı bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaları içeren üç raporun da çelişkili olduğu bu çelişkilerin giderilmediği yönündedir. Dosyaya mübrez delillerden,  davalı ile davacı banka arasındaki 26/10/2000 tarihli genel kredi sözleşmesi yapıldığı, ayrıca bu sözleşmeden doğacak borçların teminatını teşkil etmek üzere davalıya ait davalıya ait taşınmaz üzerinde 26/10/2000 tarihli 30.000,00-TL limitli ipotek tesis edildiği, davalıya 15.000,00-TL kredi kullandırıldığı, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın 16/05/2001 tarihinde kat edildiği ve davalıya 16/05/2001 tarihli kat ihtarı tebliğ edilerek toplam 23.030,23-TL borcun üç gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin davalıya 18/05/2001 tarihinde tebliğ edildiği, böylece davalının 22/05/2001 tarihinde temerrüde düştüğü  anlaşılmıştır. Davalının ihtarnameye rağmen borcu ödememesi nedeniyle davalı aleyhine  İstanbul .. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibi üzerinden; 23.030,23-TL asıl alacak, 748,48-TL işlemiş akdi faiz(yıllık %90 oranı ile), 2.763,63-TL işlemiş temerrüt faizi(yıllık %180 oranı ile) ve 175,60-TL BSMV olmak üzere toplam 26.171,94-TL üzerinden ve 30.000,00-TL limitle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmıştır. Takip bu tutar üzerinden kesinleşmiş, akabinde ipotekli taşınmazın satışı aşamasında davalı tarafından davacıya 11/04/2005 tarihinde 25.000,00-TL ödeme yapılmıştır. Bu ödeme sonrasında 14/04/2005 tarihinde davalı icra dosyası üzerinden ödeme taahhüdünde bulunmuş, 30.000,00-TL'nin beş taksit halinde ödeneceği, taksitlerin ödenmemesi halinde takip tutarı üzerinden ve takipteki diğer koşullarla takibe devam edileceği kararlaştırılmıştır. Alacaklı vekilinin talebi üzerine 15/05/2005 tarihinde ipotekli satışın durdurulması talep edilmiştir.  Taahhütnameye rağmen taksitlerin ödenmediği davalı tarafından da inkar edilmemektedir. Bunun üzerinde davacı tarafından takibe devam edilmiş ise de, o tarihte yürürlükte bulunan İİK'nun 150/e fıkrasında belirtilen ve talebin geri alındığı 15/05/2005 tarihinden itibaren işleyecek iki yıllık süre içerisinde talep yenilenerek satış istenmediği için takibin düştüğü anlaşılmıştır.İlk ipotek takibinin düşmesi üzerine davacının, davalı aleyhine aynı ipoteğe dayalı olarak yine İstanbul .. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden 04/09/2008 tarihinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla 30.000,00-TL alacak(ipotek limiti ile aynı tutar) için yeniden takip başlattığı, davalının itirazı üzerine duran takibin devamı için davacı tarafından İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/89 esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı görülmüştür. Mahkemenin bu dosyada bilirkişi incelemesi yaptırdığı, hükme esas alınan ve bir örneği dosyaya mübrez 24/10/2010 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda verilen 16/10/2010 tarihli,  2010/708 karar sayılı karar ile, davalının, ilk ipotek takibi tarihi olan 23/07/2001 tarihi itibariyle davalıdan  23.030,23-TL asıl alacak, 748,48-TL işlemiş akdi faiz(yıllık %90 oranı ile), 2.763,63-TL işlemiş temerrüt faizi(yıllık %180 oranı ile) ve 175,60-TL BSMV olmak üzere toplam 26.171,94-TL alacağı bulunduğu, davalının davacıya 11/04/2005 tarihine dek ödeme yapmayıp, bu tarihte 25.000,00-TL ödeme yaptığı, ödeme tarihine kadar işlemiş faiz tutarı hesaplandığında ve 25.000,00-TL asıl alacaktan düşürüldüğünde, davacının ödeme tarihi itibariyle davalıdan 165.911,96-TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu, faize faiz işletilemeyeceğinden davacının ikinci ipotek takip tarihi itibariyle başkaca faiz alacağı talep edemeyeceği, ikinci ipotekli takip tarihinde de istenebilecek alacak tutarının 165.911,96-TL olduğu, ikinci takibin 30.000,00-TL ipotek limiti ile sınırlı başlatıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne ve  itirazın iptaline karar verildiği görülmüştür. Kararın davalı tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 11 Hukuk Dairesi tarafından, davalının daha önceki ipotek dosyasına 25.000,00-TL ödeme yapmış olduğu, üst sınır ipoteğinde işlemiş faiz ve fer'iler dahil ipotek limitini aşan alacak talep edilemeyeceği, bu nedenle davanın ipotek limitinden arta kalan 5.000,00-TL üzerinden kabulüne karar verilmesi gerektiği,  aşan kısım için genel haciz yolu ile  takip yapılabileceği gerekçesi ile kararın bozulduğu görülmüştür. Bozma üzerine dosya İstanbul 26 Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzii edilmiş, mahkemenin 2012/109 esas, 2013/92 karar sayılı kararı ile bozma ilamı doğrultusunda ve davacının alacağının ipotek limitini aşan kısmı için genel haciz yolu ile takip yapmakta serbest olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, İstanbul .. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibine yapılan itirazın 5.000,00-TL asıl alacak yönünden iptaline karar verilmiş, bu karara karşı davalı tarafından yapılan temyiz başvurusu Yargıtay 11 Hukuk Dairesi tarafından reddedilmiş ve hüküm onanarak 08/07/2014 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı, ipotek limiti ile karşılanmayan ve 11/04/2005 ödeme tarihi itibariyle doğmuş bulunduğunu iddia ettiği  165.911,96-TL işlemiş faiz alacağının(başkaca faiz ve fer'i talep etmeksizin) tahsili amacıyla bu kez davalı aleyhine 11/07/2017 tarihinde İstanbul .. İcra Müdürlüğü'nün dava konusu ... esas sayılı ilamsız takibini başlatmış, davalının itirazı üzerine takibin durması nedeniyle 18/09/2017 tarihinde itirazın iptali davasını açmış, 19/10/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile aynı tutar için davasını tamamen ıslah ederek  itirazın iptali davasını alacak davasına dönüştürmüştür. Diğer ifade ile 11/04/2005 tarihi itibariyle doğduğunu, ipotek ile karşılanmadığını ve halen ödenmediğini iddia ettiği bakiye işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiştir. 4721 Sayılı TMK'nun 864 maddesi uyarınca, ipoteğin tapu kütüğüne tescil edilmesi ile teminat altına aldığı alacak için zamanaşımı işlemez. Bu hükmün mefhumu muhalifinden üst sınıt ipoteklerinde ipotek limitini aşan ve teminat altında olmayan alacaklar için zamanaşımının işleyeceği sonucu çıkmaktadır.  6098 Sayılı TBK'nun 146 ve 818 Sayılı BK'nun 125 maddeleri uyarınca, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on senelik zamanaşımına tabidir. Asıl alacağın fer'i niteliğinde olan temerrüt faizi de o asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımına tabidir. Somut olayda kredi alacağı on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan, davacının talep ettiği 11/04/2005 tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi alacağı da on yıllık zamanaşımına tabidir.  149/1(818 Sayılı BK'nun 128) maddesi uyarınca zamanaşımı alacağın muaccel olması ile işlemeye başlar. Yine  TBK'nun 154 (818 Sayılı BK'nun 133) maddesi uyarınca; borçlunun borcu ikrar etmesi, özellikle faiz ödemesi yahut kısmen ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi, alacaklının talebini dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakem önünde ileri sürmesi, yahut icra takibine konu etmesi hallerinde zamanaşımı süresi kesilir.  Kesilen zamanaşımı süresi  TBK'nun 156/1(818 Sayılı BK'nun 135) fıkrası uyarınca yeniden işlemeye başlar ve aynı Kanunun 157/1(818 Sayılı BK'nun 136/1) fıkrası uyarınca bir dava veya def'i yolu ile kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hakimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar. Somut olayda davacının ilk ipotek takibinden sonra(ki bu takip düşerek ortadan kalktığından zamanaşımını kestiğinden bahsedilemez), davalının yaptığı 11/04/2005 tarihli kısmi ödeme tarihine dek,  devam eden asıl alacağı ile birlikte işlemiş temerrüt faizi alacağının da doğduğu, davalının yaptığı kısmi ödeme ile zamanaşımının kesildiği ve 11/04/2005 tarihinden itibaren on yıllık yeni bir zamanaşımının işlemeye başladığı, bu tarihten sonra davalının 04/09/2008 tarihinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ikinci ipotek takibini başlattığı(bu takibin de satış talep edilmediğinden düştüğü takip dosyası kapsamından anlaşılmış olup, zamanaşımını kestiğinden bahsedilemez), bu takibe yapılan itirazın iptali amacıyla İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 05/02/2009 tarihinde itirazın iptali davası açtığı, itirazın iptali davası aynı zamanda bir alacak davası olduğundan zamanaşımının yeniden kesildiği, akabinde mahkemece verilen 16/12/2010 tarihli ilk hüküm ve bozma üzerine verilen 08/10/2013 tarihli ikinci hüküm ile zamanaşımı süresinin tekrar kesildiği, 08/10/2013 tarihinden itibaren işlemeye başlayan 10 yıllık zamanaşımı süresinin, itirazın iptali davasının tam ıslahı ile alacak davasına dönüştürüldüğü 19/10/2019 tarihi itibariyle henüz  dolmadığı, mahkemece zamanaşımı def'i hatalı gerekçe ile reddedilmiş ise de, kararın sonucu itibariyle doğru olduğu, davalının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalının,  hükme esas alınan ek rapordaki asıl alacak tespitinin hatalı olduğu, ilk ipotek dosyasına yapılan ödeme sonrasında kalan bakiye alacak tutarının 1.717,94-TL olduğu, hükme esas alınan ek raporda yapılan 789.820,23-TL faiz hesabının da hatalı olduğu yönündeki istinaf sebepleri, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kök raporda, ilki İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde alınan bilirkişi raporundaki tespitleri, ikincisi ise bilirkişinin kendi yaptığı tespitleri içeren iki hesaplama bulunduğu, mahkemece ikinci ek raporda bilirkişinin faize faiz işleterek yaptığı 789.820,23-TL faiz hesabının dikkate alınmamış olması nedeniyle bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davalı tarafından 11/04/2005 tarihinde yapılan ödeme ile bakiye 1.717,94-TL alacak kaldığı belirtilmiş ise de, İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde alınan bilirkişi raporunda şayet kısmi ödeme takibin başladığı tarihte yapılsa idi bakiye 1.717,94-TL alacak kalacağının, ancak ödeme 2005 yılında yapıldığından bu tarihe dek faiz işletilmesi gerektiğinin belirtilmiş olması karşısında, davalının asıl alacak tutarına yönelik istinaf sebebinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından, itirazın iptali davasına konu edilen alacak tutarının, davanın tamamen ıslahı ile alacak davasına da konu edilmesi, HMK'nun 180/1 fıkrası uyarınca mümkün olup, ıslah iddianın değiştirilmesi yasağının istisnasını teşkil ettiğinden, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacının ipotek takibi henüz sonuçlandırılmadan genel haciz yolu ile takip yapılamayacağına yönelik istinaf sebebi değerlendirildiğinde, davacının davalı aleyhine başlattığı  2001/736 esas sayılı ipotek takibinin ipotek paraya çevrilmeksizin düştüğü, davacının başlattığı 2008/6011 sayılı ikinci takipte İstanbul 26 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  takibe itirazın kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararının Yargıtay 11 Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiği, her ne kadar kesinleşme tarihinden sonra ipotek takibi İİK'nun 150/e fıkrası uyarınca düşmüş ve bu takipten bir tahsilat yapılmamış ise de;  davacı bankanın elindeki 30.000,00-TL limitli ve süresiz ipotek hakkına dayalı olarak yalnızca 5.000,00-TL alacak talep edebileceğine, diğer ifade ile devam eden rehin hakkının yalnızca alacağın 5.000,00-TL'lik kısmını teminat altına aldığına dair kesin hüküm  anlaşılmıştır. Davacı ipotekle teminat altına alınmadığını iddia ettiği işlemiş faiz alacağını talep etmiş olup,  davacı bankanın 165.911,96-TL'lik işlemiş faiz alacağının, 5.000,00-TL'lik kısmı ipotekle teminat altına alınmış olduğundan, bu kısım yönünden alacak davası açmakta hukuki yararı yoktur. Bu husus gözetilerek,  ipotekle teminat altına alınan 5.000,00-TL  düşüldükten sonra,  davanın KISMEN KABULÜ ile;  160.911,96-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davalı yanın başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/07/2022 tarih ve 2017/697 Esas 2022/546 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve Dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak; 2-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 160.911,96-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının 5.000,00-TL fazla isteminin  hukuki yarar yokluğu nedeniyle, 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.991,85-TL karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırıla  2.003,81-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.988,04-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınıp hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan 2.003,81-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 31,40-TL başvuru harcı,  3.261,70-TL posta/tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.293,10-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına (%97) göre hesaplanan 3.194,31-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan 450,00-TL bilirkişi giderinin kabul ve red oranına (%3) göre hesaplanan 13,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmının davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen kısım üzerinden hesap edilen 25.745,91-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 5.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak  davalıya verilmesine,10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,İSTİNAF YÖNÜNDEN: 11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 12-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 72,00-TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam; 292,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,13-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,14-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9b4ab6b0c84b380b","SID":"d9b9756ace364f12"}}