{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/332 <br>KARAR NO: 2024/561<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/12/2020<br>NUMARASI: 2016/451 Esas -  2020/944 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın sebebiyet verdiği, 26/02/2016 günlü trafik kazasında, kusurlu araç sürücüsü ...'ın hayatını kaybettiğini ve sigortalı araçta yolculuk etmekte olan vekil edeninin de ağır bir biçimde yaralandığını ileri sürerek, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) kaza neticesinde uğranılan iş gücü kaybı zararına karşılık olmak üzere 2.000,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş, 13/11/2020 günlü dilekçe ile de; maddi tazminata ilişkin istek miktarını bilirkişi raporu doğrultusunda 19.877,53-TL'ye çıkarttıklarını açıklayarak, bu miktar tazminatın olay tarihinden işletilecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; Talep konusu kazanın oluşumunda, sigortalı araç sürücüsü ...'ın tam kusurlu olduğu, sürücünün alkollü olduğunu bilerek araçta yolculuk yapan davacının da %20 oranında müterafik kusurlu bulunduğu, ayrıca davacının sigortalı araçta hatır için taşınması nedeniyle de belirlenen tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği, davacının kaza neticesinde %2,3 oranında maluliyete uğradığının ve iyileşme süresinin de 6 ay olduğunun ATK raporuyla belirlendiği, bu durumda 28/01/2020 günlü aktüer bilirkişi raporu ile tespit edilen tazminatlarda, sırasıyla müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle karar verilebileceği, ancak TBK'nın 51 ve 52.maddelerinden kaynaklanan indirimler nedeniyle reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği, yargılama giderlerinin de paylaştırılamayacağı şeklindeki özet gerekçeyle; -Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 3.585,3 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 15.298,35 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 18.883,65 TL tazminatın 22.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı yana ÖDENMESİNE, FAZLAYA İLİŞKİN İSTEMİN REDDİNE, karar verilmiştir. Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf nedenleri; vekil edeni sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tutarına ilişkin sorumluluğunu 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMM Sigortası Genel Şartları uyarınca SGK'ya geçtiği gözetilerek, geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu, ayrıca hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporundaki kalıcı iş göremezlik dönem hesabında kullanılan kat sayı artışlarının hatalı belirlendiği ve yine bu raporda bilinen döneme ilişkin olarak rapor tarihi olan 28/01/2020 tarihine kadar çalışma yapıldığı halde, aktif dönemin 01/01/2020 tarihinde başlatılması nedeniyle, mükerrer bir çalışma yapıldığı, bu suretli fazla tazminat hesaplandığı; kabule göre de, dava kısmen kabulle sonuçlandığı halde, reddedilen kısım için vekil edeninin yararına vekalet ücreti takdir edilmemiş olmasının ve şartlar oluşmadan avans faizine hükmedilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğuna yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkin olup; davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf yasa yoluna başvuru dilekçesinde açıkça ileri sürülen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; 1-01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5.maddesinin \"Sağlık Giderleri Teminatı\" başlıklı (b) maddesinde  \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile, trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderlerin teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup, ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\"  denmekte ise de; 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanmış ve sınırlandırılmıştır. KTK'nun 98.maddesinde; trafik kazaları nedeniyle, üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, SGK tarafından karşılanacağı belirtilmiş olup;  6111 sayılı yasanın geçici 1.maddesi ile de, \"Bu kanunun yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin SGK tarafından karşılanacağı belirtilmiş olup, buna göre SGK 6111 sayılı yasa ile değiştirilen 2918 sayılı KTK'nun 98.maddesi uyarınca tüm tedavi giderlerinden değil sadece söz konusu madde kapsamında kalan  tedavi giderlerinden sorumludur. Diğer bir ifadeyle SGK'nun hangi tedavi giderlerinden sorumlu olduğu, kanun uyarınca belirlenmiş olup, anılan kanun kapsamı dışına çıkılarak yapılan genel şartlardaki düzenlemeler ile, SGK'nun sorumluluk kapsamının genişletilmesi, bir kanun maddesinin idarenin yapmış olduğu bir düzenleme ile değiştirilmesi mümkün değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25/01/2004 tarih, 2004/4-40E-2004/113 K.sayılı İçtihadı). Bu durumda, SGK'nun sorumluğunun kapsamını belirleyen KTK'nun 98.madde hükmüne  aykırı olacak şekilde  düzenlenen Genel Şartlardaki bu yöndeki bir belirlemenin  KTK'nun 92.maddesine 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik sonucu eklenen (i) maddesi  nedeniyle yasal hale geldiği de söylenemeyeceği gibi, anılan düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi kararı ile de iptal edildiği gözetildiğinde, bedensel zararın bir türü olan geçici iş göremezlik zararından davalı sigorta şirketinin sorumluluğu yoluna gidilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik mevcut değildir. 2-Davalı vekilinin vekalet ücretine ve kalıcı iş göremezlik hesaplamasının hatalı olduğuna yönelik istinaf itirazlarına gelince; Davacının, kaza tarihindeki gelirinin SGK kayıtlarına ve sosyo-ekonomik durum araştırmasına göre 1.850,00-TL olduğu ve bunun da yasal net asgari ücretin 1,42 katı bulunduğu varsayımıyla, TRH 2010 Yaşam Tablosu baz alınarak ve fakat prograsif rant değil 1,8 teknik faiz uygulamasıyla düzenlendiği anlaşılan 18/01/2021 günlü aktüer bilirkişi raporundaki hesaplama yönteminde davalı taraf aleyhine bir uygulama olmadığı, aksine lehe bulunduğu ve söz konusu bu rapordaki kazazedenin kaza tarihindeki gelirinin 1.850,00-TL olduğu yönündeki tespite karşı da   davalı tarafça itiraz edilmediği gözetildiğinde, mahkemece 18/01/2021 günlü  raporun hükme esas alınmasında istinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre bir isabetsizlik tespit edilemediğine  ve görülmekte olan davada, davacının talep ettiği toplam tazminat miktarının altında bir tazminata hükmedilmiş olmasının %20 hatır taşıması ve yine %20 müterafik kusur indiriminden kaynaklanmış bulunması nedeniyle, mahkemece yerleşmiş yargısal uygulamalar dikkate alınarak davalı taraf yararına ret vekalet ücreti takdir edilmemiş olmasının da doğru bulunmasına göre; davalı sigorta şirketi vekilinin açıklanan hususlara yönelik istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. 3-Davalı vekilinin faiz cinsine ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; Dava açan dilekçede hüküm altına alınacak tazminatlara yasal faiz uygulanması istenilmiş olduğu halde, talep miktarının arttırılmasına ilişkin 13/11/2020  günlü dilekçe ile; talep edilen tazminata en yüksek mevduat faizi uygulanması talep edildiği ve mahkemece de bu talep doğrultusunda avans faizine hükmedildiği görülmüştür. Davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı araç sigortalısı dosyada mevcut poliçe örneğinden de anlaşılacağı üzere gerçek kişi ise de; poliçede aracın kullanım tarzının kamyonet olarak işaretlendiği tespit edilmiştir. Kaldı ki istinaf eden davalı sigorta şirketinin aracın ticari nitelikli bir araç olmadığına ilişkin bir itirazda bulunmamaktadır. İstinaf dilekçesindeki konuya ilişkin itiraz nedeni kazanın aracın ticari faaliyeti sırasında değil hususi kullanımı sırasında meydana geldiğine ilişkindir. Hal böyle olunca, kazaya sebebiyet veren aracın, ticari nitelikteki bir araç olduğu (-kamyonet), belirgin olduğundan ve ıslahla faiz cinsinin değiştirilmesi de mümkün bulunduğundan mahkemece, ıslah dilekçesi ile faiz cinsinin değiştirildiği gözetilerek talep doğrultusunda avans faizine hükmedilmiş olmasında da bir yanılgı tespit edilememiştir. Bu durumda davalı sigorta şirketi vekilinin, yukarıda bentler halinde açıklanan sebeplerle yerinde olmadığı sonucuna varılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı sigorta şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalıdan  alınması gereken 1.289,94-TL harçtan peşin yatırılan 322,49-TL harcın düşümü ile bakiye  967,45-TL istinaf karar ve  ilam harcının istinaf eden davalıdan  tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy çokluğuyla karar verildi.17/04/2024<br>-MUHALEFET ŞERHİ- Bilindiği üzere güncel Yargıtay içtihatları ile trafik kazalarından kaynaklanan tazminat hesaplamalarında TRH 2010 bakiye yaşam tablosu ve progresif rant ( %10 artırım-indirim) yönteminin kullanılması benimsenmiştir. Dosya kapsamında alınan  ve hükme dayanak yapılan aktüer bilirkişi raporunda, TRH 2010 bakiye yaşam tablosu kullanılarak ve fakat 1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı vekilince bilirkişi raporundaki hesaplamaya itiraz edilmiş olup, her ne kadar ayrıca ve açıkça 1,8 teknik faiz uygulanmasına itiraz edilmemiş ise de, TRH 2010 bakiye yaşam tablosu kullanılması sabit olmakla birlikte hesaplamada kullanılan diğer parametrelerle birlikte progresif rant yöntemi kullanılması halinde ortaya çıkacak sonuç rakam ile 1,8 teknik faiz uygulanması halinde ortaya çıkacak sonuç rakam farklı olacak olup, peşinen 1,8 teknik faiz uygulanması halinde ortaya çıkacak sonuç rakamın davalı taraf lehine olacağını söylemek doğru olmayacaktır. Bu itibarla,  1,8 teknik faize göre yapılan tüm hesaplamalarda ortaya çıkacak sonuç rakamın progresif rant yöntemine göre yapılacak hesaplamalara nazaran her zaman  davalı taraf lehine sonuç doğuracağı anlamını taşıyan, daire kararının gerekçe bölümündeki 2 nolu bentte yazılı 'prograsif rant değil 1,8 teknik faiz uygulamasıyla düzenlendiği anlaşılan 18/01/2021 günlü aktüer bilirkişi raporundaki hesaplama yönteminde davalı taraf aleyhine bir uygulama olmadığı, aksine lehe bulunduğu'  şeklindeki ifadeye,  1,8 teknik faize göre yapılan tüm aktüerya hesaplamalarında sonuç rakamın her zaman davalı lehine olmayabileceği görüşünde olmam ve bu şekilde kesin bir belirleme içeren ifade kullanılmasını doğru  bulmamam nedeniyle sayın çoğunluğun, bu  belirlemeyi içeren ifadenin gerekçeli kararda kullanılması yönündeki görüşüne katılmıyorum.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8709145b17b2240","SID":"4596ee810587e60f"}}