{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/884 - 2024/391<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/884 \t\t                                        ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2024/391<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/02/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2019/122 E - 2022/129 K<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 08/04/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 30/04/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ\t<br> Davacı vekili, davalı alacaklı tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla (bono) icra takibi başlatmış ise de  müvekkili aleyhine yapılan icra takibinin, davalı cirantanın Ankara 7.Aile Mahkemesinin 2016/735 esas sayılı boşanmadan doğan alacak davasına ilişkin dosyası üzerine tedbir konulması talebi üzerine vekil sıfatıyla 08.11.2018 tarihinde UYAP üzerinden yapılan araştırmada öğrenildiğini, 5 günlük itiraz süresinin geçirildiğini, alacaklı davalının dairenin satışı yansıtmadığını, söz konusu daire müvekkilin annesine ait olup 8 yıldan beri kiracılar tarafından kullanıldığını, bononun ayrıca zamanaşımına uğradığını, vade tarihi, alacaklar için öngörülen 3 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinden  dolmasından sonraki bir tarih yazıldığını, bunun başlı başına bononun sahteliğinin kanıtı olduğunu, kambiyo senetlerinde zamanaşımının  3 yıl, alacaklarda genel zamanaşımının 10 yıl olduğunu, her iki zamanaşımının da dolduğunu, ayrıca senedin sahte olarak düzenlendiğini, kambiyo senedinin düzenlendiği tarih 02.12.2002 olduğunu, vade tarihi ise 02.12.2016 olduğunu, kimsenin 14 yıl sonrası için senet düzenlemesi düşünülemeyeceğini, bu hayatın akışına da aykırı olduğunu,  özellikle Türkiye gibi ekonomik şartların hızla değiştiği bir ülkede böyle bir düzenleme olmayacağını, imzalar başka kişi tarafından, ciro işlemi başkası tarafından, yazılar diğer başka kişi ya da kişiler tarafından yazıldığını, yine senette yazılı borç miktar düzenleme tarihi olan 02.12.2002 tarihinde 90.000,00-TL olduğunu, yazıyla ve rakamla 90.000,00 TL olarak yazıldığını, senedin 2002 yılında düzenlendiğini, senedin 2002 yılında düzenlendiğini, davalıların bu konudaki itirazlarının bulunmadığını, senetteki damga pulu uygulamasının 07/08/2003 tarihinde kaldırıldığını, lehtar ... 13.08.1942 doğumlu olup senedin ciro edildiği zamanda 74 yaşında olduğunu, zaten sağlığı da her zaman bozuk olan senet alacaklısı uzun süre kanser hastalığı ile uğraştığını, yani senedin ciro edildiği tarihte hastalığının en yoğun olduğu döneme rastladığını, bu dönemde koma halinde olduğu herkes tarafından bilindiğini,  senet altındaki imzalar da müvekkile ait olmadığını, açıkça taklit edilmiş ancak benzetilemediğini, bu husus Adli Tıp yaptırılacak imza incelemesi den anlaşılacağını, resmi belge hükmündeki kambiyo senetlerinde yapılan gerçeğe aykırı düzenlemeler başlı başına resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunu, bu konuda suç duyurusunda  bulunulması düşünülmüşse de bono alacaklısı ... 2016 tarihinde öldüğünden ve  muhtemelen ciro işlemi ölüm tarihinden sonra yapıldığından suç duyurusunda bulunulmasının neticeye etkili olmayacağı kanaatine varıldığından bu yola gidilmediğini, bu nedenlerle müvekkilinin Ankara 26. İcra Dairesinin 2016/23298 sayılı dosyası ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine,  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili,  icra dosyasında davacıya ait gayrimenkulün satış aşamasına kadar geldiği ve bu aşamaya kadar davacı tarafça hiçbir şekilde öğrenilmemiş olduğu iddiası  Mahkemenin takdirinde olduğunu, ancak gayrimenkule ilişkin kıymet takdiri dahi yapıldıktan sonra davacının yeni öğrenmiş olduğu iddiası somut gerçeklerle ve hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığını, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde senedin 5083 Sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği iddiası da kabul edilemeyeceğini, senedi düzenleyen kişi istediği tarihte ödeme belirleyebilme hakkına sahip olduğunu, düzenleme tarihinden sonra paradan altı sıfır atılması senedi geçersiz hale getirmeyeceğini, davacı vekilinin iddia ettiği gibi 0,90 kuruş için senet düzenlemeyeceğinin aşikar olduğunu, nitekim davacının beyanlarına göre senedin lehtarı ile keşidecisinin ticari ilişkileri oldukları beyanından yola çıkıldığında söz konusu rakamlar için böyle bir hukuki ilişkinin kurulmayacağı da açık olduğunu, dolayısıyla tarafların irade beyanları 90.000,00 TL üzerinden olduğunun aşikar olduğunu, davacıya karşı icra takibi yapılırken ödenen harçlar da bu miktar üzerinden ödenmiş olmakla birlikte, senedin gerçekliği ve senedin muhteviyatı konusunda herhangi bir hukuksuzluk olması durumunda “ödeme emri” davacı tarafa gönderilemeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br> İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ<br>Mahkemece, dosyaya alınan bilirkişi raporları ile dava konusu Borçlusu ..., alacaklısı ... olarak düzenlenmiş 02.12.2002 tanzim, 02.12.2016 ödeme tarihli “90.000,00” TL’lik senette yer alan borçlu imzasının davacı eli ürünü olmadığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t\t<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili tarafından; Yerel Mahkemece hükme esas kabul edilen bilirkişi raporlarında eksik inceleme yapıldığı, iyiniyetli üçüncü kişi olduğu belirtilmiştir.<br>                UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Mahkemece eksik araştırmaya dayalı karar verilip verilmediği hususu uyuşmazlık konusudur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE\t<br>Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br> Ankara 26. İcra Dairesinin 2016/23298 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davalı/alacaklının, davacı/borçlu aleyhine borçlusu ..., alacaklısı ... olarak düzenlenmiş, 02.12.2002 tanzim, 02.12.2016 ödeme tarihli, “90.000,00” TL’lik senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü takip başlattığı görülmüştür.<br>Davaya konu senedin incelenmesinde; keşidecisi ..., lehdarı ... olarak düzenlenmiş 02.12.2002 tanzim, 02.12.2016 ödeme tarihli, “90.000,00” TL’lik malen ihdas kayıtlı olduğu, lehdar tarafından ...'a ciro edildiği görülmüştür.<br>Bilindiği üzere “Sahtelik incelemesi” HMK'nin  211. maddesinde;<br>“(1)Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir:<br>a)Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir.<br>b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir” denilmektedir.<br>Buna göre, 6100 sayılı HMK’nın 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise 6100 sayılı HMK’nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Aynı Kanunun 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde \"...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir...\" şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir.<br>İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.<br>6100 sayılı HMK'nın 211.maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur.<br>Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminalistiğin  özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir.<br>Somut olayda Mahkemece alınan adli belge inceleme uzmanı bilirkişi raporunda incelemeye esas senedin tanzim tarihinden sonraki tarihli imzalı belgeler esas alınmışsa da; yukarıda belirtildiği gibi mukayese belgelerin senedin keşide tarihinden  öncesine ait ve düzenleme tarihine yakın olan, davacının imzasını içeren belgeler esas alınarak  dava konusu senedin davacı ... eli ürünü olup olmadığı konusunda kesin kanaat içerir raporla tespit edilmesi gereklidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de düzenlenen rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. <br>Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/122Esas, 2022/129Karar ve 28/02/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde davalıya İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 08/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan<br> <br><br>Üye <br> <br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br> <br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fc85f81530ec869a","SID":"5551af6d26565fa6"}}