{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2050 Esas <br>KARAR NO: 2024/576 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/927 Esas - 2023/322 Karar <br>TARİHİ: 27/04/2023<br>DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz<br>KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ... Tic. Ltd. Şti. Şahsının ve diğer şirket ortağı ... adlı kişi adına Küçükçekmece Nüfus Müdürlüğünde sahte olarak tanzim edilen ve başkalarına ait fotoğrafı taşıyan  sahte nüfus cüzdanları ile şirketin ortağı yapılarak adı geçen şirket'in kurulduğunu,  söz konusu şirket sebebiyle şahsının hakkında ceza davaları açıldığını ve sonuçlanan ceza davalarından beraat ettiğini, şahsının ve ... adlı kişinin üzerine kurulan bu şirket üzerinden Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçu ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan davalar açıldığını, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce tesis edilen 07/11/2022 tarihli ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava konusu olayın esas yönünden reddedilmesini, ticaret sicil müdürlüğünün 6102 sayılı TTK. M. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin Madde 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, dava konusu şirket ortağı ... tarafından müdürlüklerine bildirilen dilekçe ve ekindeki kesinleşmiş Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/515 E sayılı dosyasında davacı ...'ın şirket ortağı olmadığının tespiti ile Şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verildiği, anılan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun b. 31/f.1 gereğince ortaya çıkacak değişikliklerin tescilli zorunlu olduğu için kanunun 33. Maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin m. 36. Gereğince davalı şirkete ihtar gönderildiğini ve davacı ... tarafından müdürlüklerine bildirilen Mahkeme kararının gereğinin şirket tarafından alınacak ortaklar kurulu kararı ile yerine getirilmesinin ihtar olunduğunu ,ihtar gereğince dava dışı şirketin, kendisine verilen mühlet içinde karar alarak tescil ettirmediği ve müvekkilinin de tesciline mahkeme kararında hükmedilmeyen hususlarda re'sen tescil yetkisi bulunmadığı gibi çıkan ortağın payına ilişkin olarak da şirket yerine geçerek karar alma yetkisi bulunmadığı ve aslında ortaklıktan çıkma kararına hükmeden mahkeme de söz konusu kararın sicil kayıtlarında sonuç doğuracak şekilde tesciline hükmetmediği gibi çıkan ortağın payının akıbeti ya da bu payın sicil kayıtlarına nasıl kaydedileceği hususlarında da verilmiş bir karar bulunmadığı ve kararın da sadece taraflar nezdinde sonuç doğuran nispi bağlayıcılığı olduğu için yani şirketin karar almasını gerektirecek şekilde ortaklıktan çıkartılan ortak ve şirket arasında hüküm doğuracak şekilde mahkeme karar verdiğinden müvekkili Müdürlük için bir işlem tesis edilmediğini, mevzuat gereğince tescil işlemleri, ilgililerin talebi ile veyahut ilgili Mahkeme tarafından şüpheye yer verilmeyecek şekilde verilen açık tescil ve ilana ilişkin karar  yada talimat gereğince yerine getirildiğini, müvekkili müdürlüğün resen tescil yetkisi bulunmadığını, söz konusu ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin dava yalnızca davanın tarafları arasında ve onlar bakımından sonucu doğurduğunu, nispi bağlayıcılığı olduğunu şirketin dava neticesine uyarak karar alması gerektiğini, uygulamada sicille ilgili sonuçları olan kimi davalarda kararın sonuç doğurabilmesini teminen, davada müvekkili tarafı olmasa dahi alınan kararın açıkça tesciline de hükmedilebilmekte olduğunu bu durumda yani müvekkilinin taraf olmadığı mahkeme kararlarında açıkça tesciline hükmedilmesini halinde yada bu konuda ilgili mahkemenin tesciline ilişkin müdürlüklerine açık talimat verilmesi halinde müdürlüklerinin tescil işlemini gerçekleştirdiğini, huzurdaki davada müvekkili müdürlük  tarafından huzurdaki davanın açılmasına neden olan iade işleminin hukuka uygun olmakla birlikte mahkememiz tarafından davacının ortaklıktan ayrılma ve dava konusu şirkete hiç ortak olmadığının tespitine ilişkin Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının tescili ile bu durumda davacının payının akıbeti hakkında dava konusu şirketin kurulduğu andan itibaren ortaksız organsız olduğu nun tespitinin yapılmış olacağından şirketin akıbeti ile ilgili olarak da mahkememizce hüküm kurulması halinde müvekkili müdürlüğün tescil işlemini gerçekleştireceğini, ve davanın açılmasına sebep olmayan müvekkili müdürlüğün yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 27/04/2023 tarih 2022/927 Esas - 2023/322 Karar sayılı kararında;\"6102 sayılı TTK'nın 34/1 maddesinde, ilgililerin, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilecekleri düzenlenmiştir. Kanunda özel olarak Ticaret Sicil Müdürlüğünün işleminin iptaline dair düzenleme bulunmadığı hallerde Ticaret Sicil Müdürlüğü işlemine karşı açılacak davalarda genel hüküm olan TTK'nın 34.maddesi uygulanacaktır.  TTK'nın 34.maddesine göre sicil işlemine karşı itiraz davası açılmadan önce Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuru yapılması zorunludur. Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından henüz işlem tesis edilmeden sicil memurluğuna hiç tescil başvurusu yapılmadan veya red kararı olmadan doğrudan doğruya mahkemeye başvurulması mümkün değildir, mahkemeye başvurabilmek için elde sicil memurluğunca reddedilmiş bir istem dilekçesi olmalıdır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/03/2009 tarihli, 2007/14500 Esas, 2009/3597 Karar sayılı ilamında; \"Ticaret siciline yapılacak tescilleri isteme hakkı TTK.nun 30 uncu maddesi uyarınca ilgililere ait bulunmaktadır. Bu ilgililerin kimler olacağı Ticaret Sicili Nizamnamesi’nin 31 nci maddesinde açıklanmıştır. Buna göre tacirin hükmi şahıs olması halinde onun yetkili uzuvları veya temsilcileri ilgili kişi olarak kabul edilmektedir. Somut olayda, tescil istemi istifa eden davacı tarafından istenilmiştir. Oysa ki yasal düzenlemeye göre bu hususta istemde bulunma hakkı davalı şirket tüzel kişiliğini temsil ve ilzama yetkili kılınanlara aittir. Ticaret siciline tescil ve ilan işlemleri davalı şirketin organsız kalması nedeniyle yerine getirilememiş ise bu durumda da davacının şirketin temsili amacıyla kayyım tayini için gerekli yasal yollara başvurması gerekmektedir. Bu itibarla, davacının ticaret siciline tescil ve ilan işlemlerinin yerine getirilmesi ile ilgili olarak ticaret sicil memurluğuna başvuruda bulunabilecek “ilgililer” kapsamına girmediği anlaşıldığından davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru değilse de sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesi açıklanan şekilde değiştirilerek onanması gerekmiştir.\" denilmiştir. Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/515 Esas 2020/930 karar sayılı 27/10/2021 tarihli kararı ile davacı ...'ın sahte olarak tanzim edilen nüfus cüzdanları ile şirket ortağı yapılarak ... Tic. Ltd. Şirketinin kurulduğunu, Bakırköy 13. Ağır Ceza mahkemesinin 2011/193 Esas 2018/221 Karar sayılı dosyasında resmi belgede sahtecilik kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçuna ilişkin davacı hakkında yapılan yargılama sonucunda beraat kararı verildiğini, verilen kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/302 E 2012/737 karar sayılı ilamı ile vergi usul kanununa muhalefet suçundan davacının yapılan yargılaması sonucunda; şirketin kuruluşuna ilişkin noterlik işlemlerindeki imza beyannameleri üzerindeki imzaların davacıya ait olmaması sebebi ile davacı hakkında beraat kararı verildiği, verilen kararın Yargıtay onamasından geçerek kesinleşmiş olduğu, davacının her ne kadar ... Tic. Ltd. Şirketinin ortak ve yetkilisi olarak görülmesine rağmen ceza dosyasındaki maddi hataların hukuk mahkemelerini de bağlayacağı dikkate alınarak davacının  ... Tic. Ltd. Şirketinin ortağı olmadığının tespiti ile ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği, kararın kesinleşmiş olduğu görülmüştür. Davacı tarafından İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müracaat edilerek davalı şirketin ortağı olmadığının tespiti ile ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/515 Esas 2021/937 Karar sayılı ilamının tescil edilmesi talep edilmiş İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunca 07/11/2022 tarih ... sayılı yazı ile \"...Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/515 Esas 2021/937 Karar sayılı 27/10/2021 tarihli kararında; Davacı ...'ın ortaklıktan çıkmasına karar verilmiş ise de şirketten ayrılan ortağın payının ne şekilde tasarruf edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından davacının 28/04/2022 tarihli başvurusu gereğince konuya ilişkin alınacak genel kurul kararı ile başvuru yapılması ile ilgili olarak 20/05/2022 tarih ... sayılı yazının ihtaren şirkete bildirilmiş olduğu...\" hususunun davacıya bildirildiği görülmüştür. Davacı dava dışı şirkettin ortaklığından çıktığının tespitinin tescilini talep etmiştir. Tescil istemi ortak olmadığı tespit edilen  davacı tarafından istenilmiştir. TTK'nun 34. maddesindeki yasal düzenlemeye göre bu hususta istemde bulunma hakkı davalı şirket tüzel kişiliğini temsil ve ilzama yetkili kılınanlara ait olduğundan davacı ... siciline tescil ve ilan işlemlerinin yerine getirilmesi ile ilgili olarak ticaret sicil memurluğuna başvuruda bulunabilecek “ilgililer” kapsamına girmediğinden davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, ... Tic. Ltd. Şti.'ye şahsı ve diğer şirket ortağı ... adlı kişi adına Küçükçekmece Nüfus Müdürlüğünde sahte olarak tanzim edilen ve başkalarına ait fotoğrafı taşıyan sahte nüfus çüzdanları ile şirketin ortağı yapılarak adı geçen şirket kurulduğunu, Söz konusu şirket sebebiyle şahsı hakkında ceza davaları açıldığını ve sonuçlanan ceza davalarından beraat ettiğini; şahsı ve ... adlı kişinin üzerine kurulan bu şirket üzerinden Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçu ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan davalar açıldığını,  Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan dolayı yapılan yargılamada Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07/06/2012 tarihli ve E. 2008/302, k.2021/737 sayılı kararı ile şahsının atılı suçu işlemediğinin sabit görülerek \"Yapılan yargılamada elde edilen deliller, iddia, savunma, vergi suçu kaçakçılığında kullanıldığı iddia edilen fatura asılları, şirketin kuruluşuna ilişkin noterlik işlemleri, imza beyannameleri üzerinde yaptırılan imza incelemesine yönelik  aldırılan sanığın eli ürünü olmadığı yönünde bilirkişi raporu, Vergi dairesinden gelen yazı yanıtı ve dosya kapsamından ibaret olup hukuka aykırı yolla elde edilmiş ve bu nedenle reddedilen delil bulunmamaktadır. Dosya kâpsamı ve mevcut delil durumuna göre; Her ne kadar sanık hakkında Vergi yükümlüsü olması sebebiyle 2006- 2007 yılı içerisinde sahte fatura düzenlemek ve kullanmak suretiyle vergi kaçakçılığı suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açılmış ise de sanığın söz konusu faturaların küllanıldığıebrar ... san. ve tic. Ltd. Şti. ile hiçbir ilgisinin İbulunmadığı, dolayısıyla atılı suçu işlemediği anlaşıldığından sanığın CMK nın 223/2- b md. |Uyarınca beraatine, zaman aşımı süresi içerisinde gerçek failin tespiti halinde anılan suçtAn yasal gereğinin takdir ve ifası bakımından C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmaşına karar vermek gerekmiştir. \" gerekçesiyle beraatine karar verildiğini; ayrıca gerçek faillerin tespiti için suç duyurusunda bulunduğunu; söz konusu kararınınYargıtay 11. Ceza Dairesinin 20/06/2018 tarihli ve Esas No: 2017/9924, Karar No: 2018/5685 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, Bununla birlikte Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi ve Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin yargılaması sırasında vergi suçu kaçakçılığında kullanıldığı iddia edilen fatura asılları, şirketin kuruluşuna ilişkin noterlik işlemleri, imza beyannameleri üzerinde yaptırılan imza incelemesinde şahsının el ürünü olmadığının ortaya konulduğunu, Şahsı adına sahte olarak düzenlenen nüfus cüzdanı ile ortağı yapıldığı adı geçen davalı şirketin ortağı olmadığının tespiti ile ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/10/2021 tarihli ve 2020/515 Esas, 2021/037 Karar sayılı kararında \"Dava, davacı hakkinda sahte oluşturulan evraklar nedeniyle şirket ortağı olmadığının tespiti ile şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir. Davacının davâ dilekçesi ile sahte olarak tanzim edilen ve başkalarına ait fotoğrafı taşıyan sahte nüfus cı'ı'zrî:ınlarıile şirketin ortağı yapılarak davalı şirketin kurulduğunu, şirket sebebiyle davacı hakkında ceza dosyalarının açıldığını ve sonuçlanan ceza dosyalarında beraat kaararı verildiğini, şitket ortaklığı olmadığının tespitini talep ettiği, Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 20117193 esas 2018/221 karar sayılı dosyasında resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçuna ilişkin olduğu, davalıcı hakkında ilgili suçlardan beraat kararı verildiği, bu kararın İstanbul BAM 22. CD'nin 2018/3767 esas 2019/1344 |karar sayılı dosyası ile istinaf incelemesinde istinaf başvurusunun kesin olarak esastan retidine karar verildiği, Bakırköy 6. Asliye ceza Mahkemesinin 2008/302 esas 2012/737 karar sayılı kararında, vergi usul kanuna muhalefet suçundan yargılamasının yapıldığı, ceza dosyası yargılamasında vergi şucu kaçaklığında kullanıldığı iddia edilen fatura asılları, şirketin kuruluşuna ilişkin noterlik işlemleri, imza beyannameleri üzerindeyaptırılan imza incelemesine yönelik sanığın eli ürünü olmadığı,yönünden bilirkişi raporu, vergi dairesinden gelek yazı yanıtı uyarınca sanığın söz konusu faturaları kullandığı ...şirketiyle ilgisinin bulunmadığıatılı suçu işlemediğinden beraat kararı verildiği, bu kararının Yargıtay 11. CD'nin 2017/9924 esas 2018/5685 karar sayılı kararıyla onunmasına karar verildiği, Bakırköy 5 ATM'nin diğer ortak hakkında 2017/875 esas sayılı dosyasında davanın diğer ortak yönünden kabulüne karar verildiği, bu kararan istinaf incelemesine fabi olamadan kesinleştiği, Somut olayın incelenmesinde, davalı şirkete ilişkin ticaret sicil kâayıtlarının celp edildiği, davacının şirket ortak ve yetkilisi olarak görüldüğü, ceza dosyasındaki maddi vakıaların hukuk mahkemelerini de bağlayacağı, dosya kapsamındaki tüm belge ve bilgilerden şirketin kuruluşuna ilişkin belgelerdeki imzanın davacıya ait olmadığına ilişkin Bakırköy 6 Asliye Ceza Mahkemesi dosyasındaki tespitte dikkate alınarak davacının davasını ispat  ettiği değerlendirilerek aşağıdaki şekilde hüküm kuruldu.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KABULÜNE, davacı ... ( TC:...)'ın İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ... - sicil numarasında kayıtlı. ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin ORTAĞI OLMADIĞININ TESPİTİ İLE ORTAKLIKTAN ÇIKARILMASINA \" karar verilerek ilk baştan beri şirketin ortağı olmadığına ve ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini,  Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/10/2022 tarihli yazısı ile kararın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi üzerine itiraza konu işlemde \"sayın Mahkemenizin 2020/515 Esas, 2021/937 Karar sayılı 27.10.2021 tarihli kararında, davacı ...' ın ortaklıktan çıkmasına karar verilmiş ise de; şirketten ayrılan ortağın payının ne şekilde tasarruf edileceğine ilişkin hüiküm bulunmadığından, davacının 28.04.2022 tarihli başvurusu gereğince, konuya ilişkin alınacak genel kurul kararı ile başvuru yapılması ile ilgili olarak 20.05.2022 tarih ... sayılı yazımızın ihtaren şirkete bildirilmiş olduğu\" açıklamasına yer verilerek yargı kararını uygulamaktan içtinap ettiğini,Yukarıda aktarılan mahkeme kararında ortak olmadığının tespit edildiğini ve aynı kararda ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini; bu halde artık genel kurul tarafından karar alınmasına hacet bulunmadığını; şirket sahte olarak kurulan bir tüzel kişilik olduğundan karar alabilecek bir organının da bulunmadığını; mahkeme kafarının gerekleri yerine getirmeyen sicil müdürlüğü işleminin hakkaniyetle bağdaşmadığını, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/04/2023 tarihli ve 2022/927 E., 2023/322 K.sayılı kararında yer alan gerekçelere dair itirazlarının; \"Davacı dava dışı şirkettin ortaklığından çıktığının  tespitinin tescilini talep etmiştir.  tescil istemi ortak olmadığı tespit edilen davacı tarafindan istenilmiştir. TTK'nun 34. maddesindeki yasal düzenlemeye göre bu hususta istemde bulunma hakkı davalı şirket tüzel kişiliğini temsil ve ilzama yetkili kılınanlara ait olduğundan Havacı ticaret siciline tescil ve ilan işlemlerinin yerine getirilmesi ile ilgili olarak ticaret) sicil memurluğuna  başvuruda bulunabilecek “ilgililer” kapsamına girmediğinden davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçesi ile reddedildiğini, Kararda vurgu yapılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'ne ait kararın somut olayla uyuşmadığını; atıf yapılan kararda gerçek bir hükmi şahsiyete sahip şirketin, başka bir ifadeyle hukuk aleminde varlığını sürdüren ve kuruluşunda herhangi bir usulsüzlük bulunmayan şirketin eski ortağının tescil talebinin ilgili kapsamında görülmediğini; somut olayda ise şirketin kuruluş işlemleri sırasında sakat olan, haddizatında hukuk aleminde tüzel kişilik/hükmi şahsiyet kazanmamış olan bir şirket söz konusu olduğunu; şahsı ve ... adına sahte işlemler ve imzalar ile kuruluşu sağlanan kişilerin irade beyanı yansıtmadığından tüzel kişilik kazanmasının mümkün olmadığını; dolayısıyla mahkemenin somut olayla ilgisi bulunmayan farklı bir uyuşmazlığa atıf yaparak şahsının ilgisinin bulunmadığı yönündeki gerekçede isabet bulunmadığını, Öte yandan, şahsının ortalıktan çıkarılması konusundaki mahkeme  kararının uygulanarak işlem tesis edilmesi isteme noktasında bir ilgisinin bulunmadığı sonucuna ulaşmanın çok büyük bir zihni yanılma olduğunu; davalı ... Sicili Müdürlüğünce de ilgisinin bulunmadığı yönünde ne bir savunma ne de bir itirazının bulunduğunu, Sicil Müdürlüğü'nün sadece ortaklıktan çıkması halinde şirketin akıbeti hakkında tereddüte düştüğünü,Anayasa'nın 138'inci maddesinin son fıkrası uyarınca; ticaret sicil müdürlüğü ortaklıktan çıkarılmasına yönelik yargı kararının gereklerini geciktirmeden yerine getirmeye zorunlu olduğu konusunda kuşku bulunmadığını; her türlü işlem ve eylemi yargı denetimine tâbi olan idarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararların gereklerine göre işlem tesis etmek ya da eylemde bulunmak zorunda olmasının aynı zamanda Anayasa'nın 2'nci maddesinde kabul edilmiş olan \"hukuk devleti\" ilkesinin de bir gereği olduğunu; bu bağlamda, yargı kararlarının uygulanması konusunda idareye takdir yetkisinin tanınmadığı, bu kararların doğruluğunu tartışma ve buna göre uygulama yetkisinin bulunmadığı, idarelerin bu alandaki yetkilerinin \"bağlı yetki\" niteliğinde olduğunun  açıkçı ortada olduğunu,  Şahsının herhangi bir işte çalışmamakta olup bir gelirinin de bulunmadığını; her ne kadar üzerine kayıtlı mirasen intikal eden taşınmazlar mevcut ise de bu taşınmazlar üzerinde çok az miktarda bir payının olduğunu ve zilyetliğine diğer akrabalarının sahip olup herhangi bir gelir elde etmesinin de mevzu bahis olmadığını; bu sebeple söz konusu kanun yoluna ilişkin giderleri karşılamasının mümkün olmadığını; söz konusu taşınmazlarda adıma kurulan dava konusunun sahte şirketten dolayı yüksek meblağdaki haksız hacizler sebebiyle müvekkili ile hısımları arasında problemler yaşandığını; dolayısıyla bir an önce anılan şirket ile bağının kalmadığının ortaya konulmasının ehemmiyet arz ettiğini; İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve mahkemece re'sen dikkate alınacak sebepler ile davanın reddi yolundaki İstanbul 5. Asliye Ticaret emesinin 27/04/2023 tarihli ve 2022/927 E., 2023/322 K. sayılı kararına karşı istinaf başyurusunun kabulüyle anılan kararın kaldırılmasına, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce tesis edilen 07/11/2022 tarihli ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, 6102 Sayılı TTK'nun 34. maddesi kaspamında, ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraza ilişkin olup, mahkemece, davacının tescil talep etmeye yetkili ilgililer arasında yer almadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6102 Sayılı TTK'nun 34/1 maddesi uyarınca, ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. Tescil Usulü ve tescili talebe ilgili kişiler Ticaret Sicil Yönetmeliğinde düzenlenmiştir. <br>6102 Sayılı TTK'nun 27/1 ve Yönetmeliğin 21/1 maddesi uyarınca; tescil, kural olarak istem üzerine yapılır. Resen ya da yetkili kurum veya kuruluşun bildirmesi üzerine yapılacak tescillere ilişkin hükümler saklıdır. Yönetmeliğin 21/2 fıkrası uyarınca, tescil edilecek bütün kayıtların, sicildeki değişikliklerin ve kayıt silme işlemlerinin doğrulayıcı belgelere dayanması esastır. Kayıtların dayanağı olan belgeler yazılı şekilde veya elektronik imzalı olarak elektronik ortamda müdürlüğe verilir. Yönetmeliğin 26/1 fıkrası uyarınca;  mahkemenin veya resmi bir kurumun, bir olgunun resen tesciline ilişkin kararını alan müdürlük, bu kararı resen tescil eder. Hükmün ikinci fıkrası uyarınca; mahkeme veya resmi bir kurum, verdiği hüküm veya kararda tescil edilecek olgu ile  ilgili olarak müdürlüğü resen tescil ile sorumlu tutmadığı hallerde tescil istemi başvuruya yetkili kişilerin başvurusu üzerine yapılır. Tescil yükümlülüğünün süresi içinde yerine getirilmemesi halinde, müdürlük 36 ncı madde gereğince işlem tesis eder.Somut olayda; davacının tescil talebine dayanak yapılan;  Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/515 Esas 2020/930 karar sayılı 27/10/2021 tarihli kararı ile;  davacı ...'ın sahte olarak tanzim edilen nüfus cüzdanları ile şirket ortağı yapılarak ... Tic. Ltd. şirketinin kurulduğu, davacının en baştan itibaren şirketin ortağı olmadığı tespit edilerek; davanın kabulüne,  davacının  ...Tic. Ltd. Şirketinin ortağı olmadığının tespiti ile şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verildiği, ne varki hükümde kararın sicile tescil ve ilan edilmesine ilişkin hüküm bulunmadığı, kararın kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Yönetmeliğin 26/2 fıkrası uyarınca; mahkeme verdiği hükümde tescil edilecek olgu ile  ilgili olarak müdürlüğü resen tescil ile sorumlu tutmadığı için, tescil isteminin başvuruya yetkili kişilerce yapılması zorunludur.Limited Şirketlerde tescili talebe yetkili/ilgili  kişilerin kimler olduğu Yönetmeliğin 22/2-e bendinde, tescil edilecek hususun mahiyetine göre  alt bentler halinde sayılmıştır.  buna göre;  şirket kuruluşunda müdürlerin tamamı, temsile yetkili olanların tescilinde, müdürler,  denetime tabi şirketlerde denetçinin atanması ve görevden alınmasında, müdürler,  genel kurul kararlarında tescile tabi olguların bulunması halinde, müdürler, genel kurul kararlarının iptaline dair mahkeme kararlarının tescilinde, müdürler, sona erme, iflastan ve mahkeme kararından başka bir sebepten ileri gelmişse, müdür, birden fazla müdür bulunması halinde ise en az iki müdür,  tasfiye memurlarının atanmasına veya görevden alınmasına ilişkin genel kurul kararlarının tescilinde, müdürler,  tasfiyenin sona ermesine, ek tasfiyeye ve tasfiyeden dönülmesine ilişkin kararların  tescilinde, tasfiye memurları, sermaye paylarının geçişinde, müdürler, sermaye paylarının geçişine genel kurulca onay verilmiş olmasına rağmen genel kurul tarihinden itibaren, üç ay içinde genel kurulun karar vermemesi üzerine devrin kabul edilmiş sayılması halinde bu tarihten itibaren müdürler tarafından otuz gün içinde başvurunun yapılmaması halinde, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için, ayrılan ortak tescil talep etmeye yetkilidir. Yönetmeliğin 22/3 fıkrasına göre ise; bir olgunun tescilini istemeye birden çok kimse zorunlu ve yetkili olduğu takdirde, Kanunda ve  Yönetmelikte aksine hüküm bulunmadıkça, bunlardan birinin talebi üzerine yapılan tescil tümü tarafından istenmiş sayılır. Görüldüğü üzere ortaklıktan çıkmaya yönelik bir mahkeme kararının tescilini isteme yetkisinin kime ait olduğu anılan maddede düzenlenmemiştir. Ne varki Yönetmeliğin 26/2 fıkrası uyarınca mahkemenin verdiği hükümdeki bir olgu ile ilgili müdürlüğün re'sen sorumlu tutulmadığı hallerde, bu hususun tescilini talep etmek başvuruya yetkili kişilerce yapılacağından ve bu yetkilinin limited şirketlerde şirket yetkilisi/müdüründen başkası olamayacağı açıktır. ilk derece mahkemesi tarafından davacının sicilden tescil talep etmeye yetkili \"ilgili\" kişiler arasında bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir. Dava dışı şirketin sicil kayıtları kapsamından şirket yetkilisinin şekli de olsa iş bu davanın davacısı da olan ... olduğu anlaşılmaktadır.  davacının bizzat şirket yetkilisi sıfatıyla hükmün tescili için 28/04/2022 tarihinde sicile başvurduğu,  sicil tarafından  22/05/2022 tarihinde, mahkeme kararında davacının çıkma payının ne şekilde tasarruf edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığı gerekçesi ile işlem yapılmadığına yönelik karar verildiği, bu kararın davacıya ne zaman tebliğ edildiğine dair, davalı müdürlük tarafından dosyaya sunulan sicil kayıtları içerisinde herhangi bir delil ve tebliğ evrakı bulunmadığı  Akabinde bu kez Bakırköy 6 Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından karar ve kesinleşme şerhi sicil Müdürlüğü'ne gönderilerek bilgi ve gereğinin rica edildiği, müdürlüğün 07/11/2021 tarihli kararı ile; mahkemece davacının ortaklıktan çıkarılması karar verilmiş ise de, şirketten ayrılan ortağın payının ne şekilde tasarruf edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından, davacının 28/04/2022 tarihinde yaptığı başvurusunun da, konuya ilişkin alınacak genel kurul kararı ile başvuru yapılması gerektiği gerekçesi ile 22/05/2022 tarihinde reddedildiği ve durumun şirkete ihtaren bildirildiği belirtilerek cevap verildiği görülmüştür.  Davacı tarafından sicil müdürlüğünün 07/11/2022 tarihli bu kararına karşı eldeki itiraz davası 21/11/2022 tarihinde açılmıştır. Anılan kararın 22/05/2022 tarihli karar ile aynı mahiyette olduğu, önceki kararın davacıya veya şirkete tebliğ edildiğine ilişkin delil bulunmadığı, dava konusu kararın da mahkeme hitaben yazılmış olması nedeniyle davacıya tebliğ edilmemiş bulunduğu, buna göre sekiz günlük itiraz süresinin işlemeye başlamadığı, davanın TTK'nun 34/1 fıkrasındaki süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Sicil Müdürlüğü tarafından;  mahkemece davacının ortaklıktan çıkarılması karar verilmiş ise de, şirketten ayrılan ortağın payının ne şekilde tasarruf edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığı bu konuda alınmış bir genel kurul kararı da mevcut olmadığı gerekçesi ile, tescil istemi reddedilmiş ise; Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/515 Esas 2020/930 karar sayılı 27/10/2021 tarihli kararı ile; yalnızca davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmemiş, aynı zamanda kuruluşundan itibaren şirket ortağı olmadığı da tespit edilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. En baştan itibaren şirket ortağı olmayan davacının, ... Tic. Ltd.'de bir payının bulunduğundan da bahsedilemeyeceği açıktır. Olmayan payın ne şekilde tasarruf edileceğine dair mahkemece hüküm kurulmadığı ve bu konuda genel kurul kararı alınmadığı gerekçesi  tescil isteminin reddedilmesi hukuka aykırı olduğu gibi, Bakırköy 6 Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından kesinleşme şerhli karar örneğinin gereğinin yapılması için Müdürlüğe tebliğ edilmiş olması karşısında, artık hükmün Yönetmeliğin 26/1 fıkrası uyarınca tescilinin de zorunlu hale geldiği anlaşılmış olup,  mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Sonuç olarak,  davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun  353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun  KABULÜ ile; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2023 Tarih ve 2022/927 Esas - 2023/322 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,  dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; Davanın KABULÜ ile, 2-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün,  07/11/2022 tarih 84329644/115349-91268 sayılı tescil talebinin reddine dair işlemin İPTALİNE, 3-Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/515 Esas 2020/930 karar sayılı 27/10/2021 tarihli kararının sicile TESCİLİNE ve bu tescilin ticaret sicil gazetesinde İLANINA,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL  karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬‬‬0-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 161,4‬0-TL harcın  davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine,6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından yargılama sırasında sarf edildiği anlaşılan 560,00-TL posta/ tebligat giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yargılama sırasında yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığını, 8-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep  halinde yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 10-Davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden bu aşamada harç tahsiline yer olmadığına, 11-738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 12-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 87,00-TL posta/ tebligat giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 13-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep  halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 28/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6aac5023cd2550c4","SID":"0fffd1f6e5890a5b"}}