{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2022/594 - Karar No:2024/270<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/594 <br>KARAR NO\t: 2024/270<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 13/07/2021<br>NUMARASI\t: 2021/328 E-2021/440 K<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 03.04.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03.04.2024\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili: Müvekkili şirket ile davalı arasında  yapılan Ankara 18. Noterliğinin 13/03/2012 gün ve 8974 yevmiye numaralı sözleşmesi ile  H,377 referanslı 154 kV-luk tek devre 1272 MCM iletkenli 85 km uzunluğunda, 230 adet direkli ... elektrik iletim hattı işinin yapımının müvekkilince üstlenildiğini, sözleşme kapsamında ve yer teslimini takiben müvekkili tarafından edimin ifasına başlandığını, sit alanına yönelik şikayetlerin bulunması ve de kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmamış olması nedeniyle mülk sahiplerinin mukavemeti ile karşılaşıldığını, bu durumun davalı idareye yazı ile bildirildiğini, davalının kamulaştırma işlemlerini tamamlamak yerine sürekli olarak kamulaştırmaya ihtiyaç duyulmadığını, söz konusu iletim hatlarında yapım işinin ifasını engelleyen bir durumun bulunmadığını bildirdiğini ve göndermiş olduğu muhtelif yazılarda işin yapımı hususunda ısrar ettiğini, davalının tüm bu haksız uygulamalarına rağmen gönderdiği Ankara 25. Noterliğinin 29.03.2013 tarih ve 8996 yevmiye sayılı ihtarname ile sözleşmeye devam edilmesini, aksi takdirde Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 47. maddesi uyarınca işlem yapılacağı, yani sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini, bunun üzerine Ankara 30. Noterliğinin 03.04.2013 tarih ve 5227 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile fiili durumun ortadan kalkmadığı, gecikmeye davalının sebebiyet verdiği, öncelikli olarak süre uzatımı verilmesinin talep edildiğini, davalının bu talebe değer vermeyerek Ankara 25 Noterliğinin 16.04.2013 tarih 11020 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini ve kesin teminat mektubu ile yine sözleşmenin 13. maddesi uyarınca verilen avans teminat mektuplarını nakde çevirerek gelir kaydettiğini, davalı tarafından sözleşmenin feshedilmesi üzerine müvekkilince davalı aleyhine Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1216 E. sayılı dosyası üzerinden  feshin haksızlığının tespiti ile müspet zararın tanzimine yönelik eda davası açıldığını, buna karşılık  davalı tarafından Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/244 E. ve Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/133 E. sayılı dosyaları  üzerinden müvekkiline karşı alacak  davası açıldığını ve tüm bu  davaların Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1216 E., sayılı dosyası ile birleştirildiğini, mahkemece yapılan yargılama neticesinde asıl davanın reddine,  birleşen 2015/133 E. sayılı davanın kısmen kabulüne, 2015/244 E. sayılı davanın ise tümden kabulüne karar verildiğini, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 16/10/2019 tarih 2017/1046 E., 2019/934 K. sayılı kararında “asıl davada davalı birleşen davalarda davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davada davacı birleşen davalarda davalı ... ... Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1216 E.- 2017/59 K. sayılı 03/02/2017 tarihli mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davada davanın kısmen kabulüne, ...’ın açmış olduğu davaların ise  tümden reddine karar verildiğini, bu karara karşı taraflarca temyiz kanun yoluna başvurulduğunu ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin  2020/10 esasına kayıtla yapılan inceleme  neticesinde tarafların temyiz başvurusunun reddine karar verilerek istinaf mahkemesi kararının 02/11/2020 tarihinde onandığını ve aynı tarihte kararın kesinleştiğini,  böylece fesih iradesinin  ve müvekkilinin teminat mektubunun nakde tahvilinin haksız olduğunun ortaya çıktığını, sözleşmenin imzalanması aşamasında müvekkili tarafından damga vergisi ile noter harçları olmak üzere 91.652,84 TL ödendiğini, sözleşmenin davalı tarafın da kusurunun bulunduğundan bahisle feshine ilişkin iradesinin  istinaf mahkemesi kararı ve bu kararı onayan temyiz mahkemesi kararı karşısında müvekkili tarafından yatırılan bu bedelin müvekkilinden haksız olarak alınmasına davalının sebebiyet verdiğinin anlaşıldığını, eldeki davanın, davalının kusuruyla sözleşmenin feshine sebebiyet vererek sözleşme nedeniyle yatırılan damga vergisi ve noter harçlarının iadesine ilişkin olduğunu belirterek müvekkili tarafından ödenen 91.652,84TL'nin Yargıtay onama kararı ile gerçekleşen kesinleşme tarihi olan 02/11/2020 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili: Davada idari yargının görevli olduğunu, Nevşehir mahkemeleri yetkili olmakla yetki itirazında bulunduklarını, davada zamanaşımının gerçekleştiğini, husumet yokluğu nedeniyle de davanın usulden reddi gerektiğini, esas bakımından ise müvekkili şirket tarafından yapılan tüm işlemlerin hukuka uygun olduğunu,  açılan davanın hiçbir hukuki ve fiili dayanağı olmadığını, vergi, resim, harç vb. giderlerin sözleşme bedeline dahil olup müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince: Taraflar arasındaki ihtilafın, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinde kimin kusurlu olduğu, davalı kusurlu ise noterliğin 13/03/2012 tarih ve 818790 yevmiye numaralı makbuzundaki 91.652,84 TL'nı davacının davalıdan isteyip isteyemeyeceği noktasında toplandığı, Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1216 E. sayılı  dosyasının uyap sistemi üzerinden getirtilerek dosya içerisine eklendiği, yapılan yargılama sonunda, davacı tarafından davalı aleyhine aralarındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiğinden dolayı sözleşmenin imzalanması aşamasında damga vergisi ve noterlik harçları olmak üzere ödenen toplamda 91.652,84 TL'nın davalıdan talep edildiği, bu çerçevede yapılan incelemede Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1216 E. sayılı dosyasında verilen kararın  Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27.Hukuk Dairesinin 2017/1046 E., 2019/934 K. sayılı kararı ile kaldırıldığı, söz konusu kaldırma kararında açıkça sözleşmenin feshinde tarafların ortak kusurunun bulunduğunun belirtildiği, taraflar ortak kusurlu ise sözleşmenin feshi durumunda tarafların birbirinden tazminat talebinde bulunamayacağı, sadece birbirlerinin mal varlıklarına kazandırdıkları artı değeri sebepsiz zenginleşme hükümleri içerisinde isteyebileceklerinin belirtildiği, kaldırma kararının Yargıtay 15.Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiği, söz konusu kararın kesinleşmesi nedeni ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshinde tarafların ortak kusurunun olduğunun kabul edilmesi gerektiği, sözleşmenin feshinde taraflar ortak kusurlu olduğundan tarafların birbirinden tazminat talep etmesinin mümkün olmadığı, davacının talebinin dayanağını oluşturan noterlik makbuzunun sözleşmenin imzalanmasından dolayı yapılan bir harcama olduğu, davalıya ödenen ya da davalının mal varlığının artmasına sebebiyet veren bir harcama olmadığı, sözleşmenin imzalanmasından dolayı yapılan bir harcama olduğundan bu harcamanın menfi zarar kapsamında değerlendirilebileceği, sözleşmenin feshinde taraflar ortak kusurlu olduğundan tarafların birbirinden menfi zarar talebinde bulunamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davalının Ankara 25 Noterliğinin 16 Nisan 2013 tarih 11020 yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini ve  kesin teminat mektubu ile avans teminat mektuplarını nakde çevirerek gelir kaydettiğini, sözleşmenin feshedilmesi üzerine müvekkilince davalı aleyhine Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1216 E. sayılı dosyasında  feshin haksızlığının tespiti ile müspet zararın taziminine yönelik eda davası açıldığını, buna karşılık  davalı tarafından iki ayrı dosyada alacak  davası açıldığını ve tüm bu  davaların 2014/1216 E., sayılı dosya ile birleştirildiğini, mahkemece yapılan yargılama neticesinde verilen kararın taraflarca istinaf kanun yoluna taşındığını,  Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 16/10/2019 tarih 2017/1046 E., 2019/934 K., sayılı kararında, ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, ... şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2014/1216 E.- 2017/59 K. sayılı 03/02/2017 tarihli mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulüne, davalının açmış olduğu davaların ise tümden reddine karar verildiğini, bu kararın taraflarca temyiz edildiğini ve dosyanın Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin  2020/10 esasına kayıtla yapılan inceleme  neticesinde tarafların temyiz başvurusunun reddine karar verilerek kararın 02/11/2020 tarihinde onandığını ve aynı tarihte kararın kesinleştiğini, böylece davacının fesih iradesinin haksız olduğu,  davalının herhangi bir talebinin olamayacağı ancak müvekkilinin teminat mektubunun nakde tahvilinin haksız olduğu ve iadesi gerektiğini, ancak her ne kadar kısmen kabul şeklinde karar verilse dahi davalının fesih iradesi ortadan kaldırılmadığından sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğini, sözleşmenin imzalanması aşamasında müvekkili tarafından damga vergisi ile noter harçları olmak üzere  91.652,84 TL ödendiğini, sözleşmenin davalı tarafın da kusurunun bulunduğundan bahisle feshine ilişkin iradesinin istinaf mahkemesi kararı ve bu kararı onayan Yargıtay kararı karşısında müvekkili tarafından yatırılan bu bedelin müvekkilinden haksız olarak alınmasına davalının sebebiyet verdiğinin anlaşıldığını, davalı tarafın kusurlu olarak sözleşmenin feshine sebebiyet verdiği ve böylece müvekkilinin malvarlığında azalma meydana geldiğini, zira sözleşmenin ayakta kalmasında menfaati olan müvekkilinin bu olguya dayalı olarak gerekli harçları yatırdığının kabulünün tartışmasız olup öyle  ise sözleşmenin ayakta kalmasını engelleyen davalının bu harçların iadesi yönünde sorumluluğunun da bulunması gerektiğini, kararda tarafların ortak kusurunun olması halinin, müvekkilinin malvarlığında azalmanın meydana gelmesine olan etkisinin kusur oranları üzerinden değerlendirilmesi yerine, toptan olarak istemin reddedilmesinin hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmayacağını, davalı yanın kusurlu davranışıyla ve ödenmesine sebep olduğu damga vergisinin tahsili isteminin reddedilmesinin, sanki sözleşmenin feshinde tamamen müvekkili kusurluymuş gibi sonuç doğurduğunu, başka bir anlatımla, sözleşmenin feshinde müvekkilinin tamamen kusurlu olması ile yarı yarıya kusurlu olması arasında bir ayrım gözetmeksizin aynı sonuca varılmasının hakkaniyete uygun olmadığını, bu yön gözetilmeden verilen kararda hukuki isabet bulunmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiği iddiasıyla, sözleşme nedeniyle ödenen  damga vergisi ve noter harçlarına dair alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\t<br>\tTaraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemece, dosya kapsamındaki  bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>              HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60  TL istinaf karar harcından peşin ödenen 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere  03.04.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>         Başkan                    Üye              Üye                  Katip <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"69b4989b9c9bd7f6","SID":"81ccee7bf7999096"}}