{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t: 2020/1204 <br>KARAR NO\t\t: 2024/786<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/12/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/1174 Esas  2019/1285 Karar <br>DAVA\t\t: MENFİ TESPİT <br>KARAR TARİHİ\t: 04/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 04/04/2024 <br> <br>İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1174 Esas ve 2019/1285 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...   Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; 30/09/2015 ödeme tarihli, 10/12/2012 düzenleme tarihli ve 10.000,00 TL bedelli, keşidecesinin müvekkili, lehtarının ise davalı olan senette birden fazla şekilde tahrifat yapıldığını, işbu senet nedeniyle İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2018/11466 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, söz konusu borcun, senet lehtarı olan ... ve ...'ın oğlu ...'a ödendiğini, müvekkilinin, lehtar ...'a olan senet borcunu, 2010-2012 yılları arasında peyder pey 8.200,00 TL ödediğini, ödemelere ilişkin dekontların mevcut olduğunu, senetteki düzenleme tarihinin ve ödeme tarihinin sonradan doldurulduğunu, senedin orta alt kısmında yazılı bulunan ciro edilemez ibaresinin makas vb cisimle kesildiğini, bu nedenle de senedin sonradan doldurulduğunu belirterek, davanın kabulü ile takibin iptali ve dava konusu senet ile ilgili müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafın kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, icra takibinin tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür. <br>CEVAP\t: Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle; müvekkiline borçlu bulunan ...'ın borcuna karşılık olarak dava konusu senedi ciro ederek müvekkiline verdiğini, senedin icra takibine konulduğunu, ancak senette cirosu bulunan ... ile ...'ın TC kimlik bilgileri ve adreslerinin müvekkilde olmamasından dolayı ve senedin zamanaşımı süresinin dolmasına az zaman kalması nedeniyle, icra takibinin sadece senedi düzenleyen davacıya yöneltildiğini, davacının borcunu ödediğini ileri sürdüğünü ve buna ilişkin ödeme belgelerinin olduğunu belirttiğini, ancak ödeme yapıldıysa bile, bu ödemenin müvekkiline değil, senetteki ilk ciranta ...'a yapıldığını belirterek, davacının ihtiyati tedbir talebinin ve davanın reddine, davacının müvekkiline borçlu bulunduğunun tespitine, dava değerinin %15 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacıya tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. \t\t<br>DELİLLER \t\t:Davacı iddiasını ispata yönelik olarak; senet sureti, borca ilişkin evraklar, havale dekontları, takip dosyası, bilirkişi, tanık ve ikamesi mümkün her türlü yasal delile dayandığı görülmüştür.<br>Davalılar vekili savunmasını ve iddialarını ispat yönünde; takip dosyası, dava konusu senet, faturalar, tanık ve yasal her türlü delile dayandığı görülmüştür. <br>İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2018/11466 Esas sayılı dosyasında bulunan, takibe konu 30/09/2015 ödeme tarihli ve 10.000,00 TL bedelli senet aslı, icra müdürlüğünün 12/04/2019 tarih ve 2018/11466 Esas sayılı yazısı ile Mahkememize teslim edilmiş olup, 15/04/2019 tarihli tutanak ile dava konusu senet Mahkememiz kasasına alınmıştır. <br>DEĞERLENDİRME\t:Dava; Kambiyo senedi ve takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, her ne kadar davacı tarafça İzmir 14.İcra Müdürlüğünün 2018/11466 esas sayılı takip dosyasına konu edilen 10/10/2012 tanzim, 30/09/2015 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, keşidecisi davacı ... , lehtarı ... olan ve ciro edilemez şerhi bulunan bono bedelinin lehtar ve oğluna ödendiği halde, senedin tarif edilerek, ciro edilemez ibaresinin yazılı olduğu kısmın yırtılarak ve dava dışı lehtar ...'a ait olmayan ciro imzasıyla, ciro edilerek davalı tarafça takibe konulan  işbu senetten dolayı borçlu olmadığı iddiasında bulunmuş ise de, mahkememizce dava konusu senet üzerinde yapılan incelemede, bononun sol orta alt kısmında yaklaşık 5mm eninde, 9 cm uzunluğundaki kısmın kesilmiş olduğu, ancak kesilen kısımda ciro edilemez veya başka bir ibarenin yazılı olup olmadığının tespit edilemediği, davacının senede karşı, senetle ispat zorunluluğu sebebiyle dava konusu bonoda var olduğu iddia olunan \"ciro edilemez\" şerhinin varlığını belge ile ispatı zorunlu olup, bu hususta herhangi bir belgede sunulmadığı yine davacı borçlu keşidecinin lehtara karşı ileri sürülebilecek defilerin, senedi ciro silsilesi içinde devir alan iyi niyetli 3.şahıslara karşı ileri sürülemeyeceği, bonoda tanzim sırasında yazılı olmayan vade ve tanzim tarihinin sonradan eklenmesi  bononun vasfına etkili olamayacağı, imzaların istiklali gereği , imza inkarında bulunmayan lehtar veya cirantalara ait imza incelemesinin yapılamayacağından davacının soyut iddiaları dışında, bononun sol orta alt kısmında yer alan kesi dışında iddianın ispatına yarar belge ve kanıt sunamadığından, davanın reddi gerektiği, yine takibin tedbiren durdurulmasına veya alacağın tahsilinin önlenmesine dair tedbir kararı da verilmemiş olduğundan davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği...'' gerekçesi ile; Davanın reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın eksik inceleme sonucunda vicdana, hukuka, gerçeğe ve usule aykırı olarak verildiğini, senedin bir kısmının makas vb. cisimle kesilerek tahrifata uğradığının sabit olduğunu, senedin kesilen bölümünde ciro edilemez kaydının yer aldığını, müvekkilinin senet borcunu lehtar ve onun vefatı üzerine oğluna PTT'den havale ile ödendiğini, ödeme definin her hamile karşı ileri sürülebileceğini, davalının kötü niyetli hamil olduğunu, delillerin toplanmadığını ve delillerinin dikkate alınmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Dava, bedelsizlikten ve tahrifattan kaynaklanan kambiyo senedine dayalı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.<br>İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br><br>Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle somut olaya uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamayacağına, elinde kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir bir bono bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğünün de bulunmamasına, davacının bononun bedelsiz olduğu ve senet ile ilgili ödeme yaptığı iddiasını geçerli yazılı delillerle ispatlayamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br><br>1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/12/2019 tarih ve 2018/1174 Esas  2019/1285 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,    <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 04/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2c35cef0796dd325","SID":"b2164716c3cc77eb"}}