{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2020/1873 <br>KARAR NO\t\t: 2024/801<br>KARAR TARİHİ\t: 04/04/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/09/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/291 Esas 2020/224 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 04/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04/04/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında kumaş üretimi ve satımı konusunda ticari ilişki kurulduğunu ve müvekkilinin davalı şirkete siparişe konu kumaşları satıp zamanında ve tam ve ayıpsız olarak teslim ettiğini, fakat davalı tarafın bakiye cari hesap alacağını ödemediğini bildirerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğünün 2018/10466 E.sayılı dosyasında tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla 1.000,00 TL'sını temerrüd tarihi 14.01.2019'dan itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 24.08.2020 Uyap tanzim tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde talep ettiği 1.000,00TL alım satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağını 46.195,80TL artırarak toplam 47.195,80TL olarak ıslah ettiğini, ıslah ettiği tutarın, ihtarname ve temerrüt tarihi olan 14/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.<br><br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkili arasında müvekkilinin müşterisi ... firmasına teslim etmek üzere hazırlanacak ürünlere ait sözleşme bulunduğunu, sözleşmenin konusunun müvekkilinin müşterisi olan ... firmasının talebi üzerine 9591/518 model no’lu ürünün sipariş formunda belirtilen adet, renk ve ebatlarda üretilmesi işi olduğunu, anılan siparişe ilişkin talebin müvekkilinin müşterisi tarafından müvekkiline 20.08.2018 tarihinde gönderildiğini, sipariş formunun davacı şirkete sipariş verilirken iletildiğini, müvekkilinin müşterisinin sipariş formunda yazılı olduğu üzere siparişin teslim tarihinin 18.09.2018 olduğunu, siparişin ne olduğunu bilen ve üreten davacı şirketin siparişin teslim tarihini bilmemesinin imkansız olduğunu, bu bağlamda müvekkili şirketin davacı ile ürünlerdeki ayıplar ve teslimatın gecikmesi ile ilgili yaptığı elektronik post yazışmaları bulunduğunu, gecikmenin sebebinin davacı olduğunu ve gecikme nedeni ile ürünlerin müvekkilince uçak kargosu ile gönderilmek zorunda kalındığını, davacı tarafından imzalanmış cari hesap mutabakatı bulunduğunu ve ayrıca müvekkilinin müşterisinin yeni sezonda ürünleri satamayacağının aşikâr olduğunu, bu sebeple müvekkilinin zarara uğradığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuş,\tdavalı vekili ıslah dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesi ile dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığını, dilekçede talep edilen faiz oranı ve başlangıç tarihlerine itiraz ettiğini bildirerek talebin reddini savunmuştur. \t<br>MAHKEMECE: \"...Dava, \"kumaş üretim ve satımı konusunda tanzim edilen sipariş formunun tahsil edilememesi \" nedeni ile uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir.<br>Davacı şirket ve davalı arasında  15.238 adet 790555 model no'lu ürünün davalı şirket tarafından numuneye ve sözleşmeye uygun kalitede \"kesim-dikim-kalite kontrol işi\"ni yapılması konusunda anlaşmaya yapıldığı hususunda itilaf yoktur.<br>Taraflar arasında tekstil ürününün satımı konusunda sözleşme ilişkisinin 26.07.2018 tarihinde kurulduğu, ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edildiği, davalı tarafından davacıya muhtelif tarihlerde ödemelerde bulunulduğu, davacı tarafından davalıya en son 10.11.2018 tarihinde fatura düzenlendiği, davacı tarafından sunulan hesap listesine göre davalı tarafından davacıya en son 31.10.2018 tarihinde 23.702,12 TL ödeme yapıldığı,<br>Dava şartı arabuluculuk son tutanağının 22.03.2019 tarihinde düzenlendiği,<br>Hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. <br>Taraflar arasında yapılmış geçerli bir cari hesap mutabakatının bulunup bulunmadığı, sözleşme konusu ürünlerin davacı tarafından davalıya zamanında, ayıpsız ve tam olarak teslim edilip edilmediği, şayet gecikme ve ayıplı durum söz konusu ise cevap dilekçesinde Ek4 olarak belirtilen ve henüz sunulmayan fatura içeriğinden dolayı davalının davacıdan alacağının bulunup bulunmadığı, bu çerçevede dava tarihi itibari ile davacının davalıdan bakiye mal bedeli alacağının bulunup bulunmadığı, varsa ne kadar olduğu noktalarındadır.<br>Tüm dosya içeriği , delillerin ve belgelerin özellikle bilirkişiler kök raporu ve ek raporunun, taraflara ait ticari defter kayıtları ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda;<br>I-Taraflar arasında gerçekleşen satım sözleşmesi ilişkisinin 2018 yılı içerisinde açık hesap şeklinde devam etmesine, bu tarihten davanın açıldığı 2019 yılına ve ıslah talebinin ileri sürüldüğü 2020 yılına kadar, TBK'nın 146'ncı maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin sona ermemiş olmasına göre, davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'i hukuki dayanaktan yoksun bulunmuştur.<br>TTK'nın 89 vd. kapsamında yazılı şekilde yapılmış cari hesap sözleşmesi bulunmadığından bu yöndeki iddiaya itibar edilmemiştir.<br>II-Davalının, davacıya gönderdiği sipariş anlaşmasında, siparişin alınma tarihinin 20/08/2018, son alıcıya teslim tarihinin ise 18/09/2018 olarak yazıldığı, sipariş yazılı evrakın davacıya ilk aktarılma tarihinin 31/08/2018 olarak verildiği, davalının e-postasına göre davacıya kumaş onayının son alıcı ...'dan 05/09/2018 tarihinde geldiği, siparişin kumaş üretiminden başlayıp, İspanyada yerleşik son alıcının deposuna teslim işleminin 13 günde 18/09/2018 tarihine kadar tamamlanmasının gerektiği, bu tarih içinde İzmir - İspanya arasında tır taşımacılığının ortalama 7 gün sürdüğü, üretim için 6 gün kaldığı, davaya konu ürünlerin gönderilen miktarın taraflar arasındaki görüşmelere göre ve dünyada kabul gören ortalama eksik veya fazla sayıda ürün teslim sayısı içerisinde olduğu, son alıcıdan ayıp konusunda herhangi bir bilgi, reklamasyon gelmediği, tır yerine uçak yükleme seçilmesinin esas nedeninin son alıcıdan kalite onayının geç gelmiş olmasının olduğu, davalının teslim tarihinin son alıcılara bildirmeleri ve yeni gönderim tarihi ve uçak tercihi için onay almaları gerektiği, davalının ilk siparişi alırken uçak yükleme ihtimali dikkate alarak satış fiyatı önermeleri gerektiği, emtianın dikiminin tamamlanması için farklı işletmelerde; boyanmış kumaş imalatı / ilk kesim / baskı işlemi / dikim ve paketleme gibi dört adımlı işlem yapıldığı ve gecikme nedeninin sorumluluğunun sadece kumaş imalatına bağlanmasının teknik olarak kabulünün mümkün olmayacağı, emtianın uçak yükleme ile gönderilmesinin sorumlusunun kumaş kabulünü geç gönderen dava dışı firmaların olabileceği, kumaşın tüylendirilmesi ve zımpara işlemi gibi ek işlemlerin teknik olarak ayıp ve hata sayılmayacağı kanaatine varılmıştır.<br>Bu bağlamda, davacıya ait ticari defter kayıtlara göre taraflar arasında gerçekleşen 2018 yılı içerisindeki temmuz - aralık aylarında düzenlenen muhtelif tarihli tutarlı ve faturalardan dolayı toplam 527.247,77TL alacaklı gözüktüğü, ne var ki davalının davacıya aynı dönem içerisinde muhtelif tarihli 9 adet ve toplam tutarı 289.773,40TL iade faturası düzenlediği ve 26/10/2018 tarihinde 3 adet çek ile  ve 23/11/2018 tarihinde icra kanalı ile 1.157,88TL olmak üzere toplam 176.276,11TL ödeme yaptığı, buna göre 2019 yılına devreden davacı alacağının 111.198,26TL olduğu, ancak davalının davacıya 34.972,59TL tutarında \"cari hesap kur farkı\" faturası düzenlediği ve bu faturanın da davacının ticari defter kaydında işli olduğu, bu durumda davacının davalıdan alacağının 76.225,67TL olarak gözüktüğü, <br>Davalıya ait ticari defter kayıtlara göre davacının, taraflar arasında gerçekleşen 2018 yılı içerisindeki temmuz - aralık aylarında düzenlenen muhtelif tarihli tutarlı ve faturalardan dolayı toplam 501.022,06TL alacaklı gözüktüğü, ne var ki davalının davacıya aynı dönem içerisinde muhtelif tarihli 9 adet ve toplam tutarı 289.773,40TL iade faturası düzenlediği ve 26/10/2018 tarihinde 3 adet çek ile  ve 23/11/2018 tarihinde icra kanalı ile 1.157,88TL olmak üzere toplam 176.276,11TL ödeme yaptığı, yine davalının 25/10/2018 tarihinde 47.195,80TL tutarlı nakliye bedeli yansıtma faturası düzenlediği ve davacının 31/10/2018 tarihli 47.195,80TL tutarlı iade faturası düzenlediği ve her iki tarafın defterlerinde her iki faturanın da kaydının olduğu;\tdavacının davalıya 31/10/2018 tarihli 29.029,90TL tutarlı vade fark faturası düzenlediği ve her iki tarafın defterlerinde bu vade fark faturası kaydının olduğu, bunlara karşılık davalının yeniden nakliye bedeli yansıtma faturası olarak 76.225,70TL tutarında fatura düzenlediği ve her iki tarafın defterlerinde davalının düzenlediği vade fark faturasının olduğu; davacının davalıya düzenlediği 76.225,70TL tutarındaki faturanın davalının ticari defterlerinde işli olmadığı; buna göre 31/10/2019 itibari ile davalının davacıya borçlu gözükmediği anlaşılmaktadır. <br>Bu çerçevede davacı tarafından davalıya düzenlenen 29.029,90 TL tutarlı vade fark faturasının bir karşılığının ve hukuki dayanağının bulunmadığı, zira taraflar arasında vade farkını öngören akdedilmiş sözleşme ya da uygulamanın bulunmadığı, bu faturanın bedelinin istenmesinin haksız olduğu; buna karşı davalı tarafından davacı hakkında düzenlenen 76.225,70 TL  fatura tutarı içerisinde kalan 49.195,80 TL tutarlı yansıtmalı nakliye bedelinin hukuki dayanağının bulunmadığı, bu tutardan dolayı davalının davacıdan herhangi bir hak ve alacağının olamayacağı; bu durumda davacının davalıdan 47.195,80 TL (76.225,67 TL - 29.029,90 TL) alacağının olduğu anlaşılmıştır. <br>Dosya kapsamına, bilirkişiler kök rapor ve ek rapor içeriğine göre \"ayıplı ve geç ürün teslimi v.s hususlarda\" tanık dinlenmesine yönelik davalı vekili talebi hukuka uygun bulunmamıştır.\t\t\t\t<br>Taraflar arasındaki sözleşme konusu işi özelliğine ve şartlarına, taraflar arasında yazılı bir sözleşme veya kesin delil bulunmamasına, menfaatler dengesine, taraflar arasındaki ilişkinin seyrine göre; bilirkişiler tarafından davacı aleyhine ve davalı lehine hesaplanan 2.605,00TL navlun farkı bedeline ilişkin görüşe itibar edilmemiştir.<br>Bu açıklamalar ışığında haklı görülen davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir,\" gerekçesi ile, \"Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal gerekçeye, dosyadaki delillere ve hakimin taktirine göre:\tdava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile açılan davanın kabulüne, 47.195,80 TL nin temerrüt tarihi 20/01/2019 dan itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\"şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cari hesap mutabakatının yerel mahkemece dikkate alınmadığını, sadece bu belgenin dahi uyuşmazlığı çözüme kavuşturmaya yeterli olmasına ve tüm itiraz ve beyanlarına rağmen yerel mahkemece bu hususun dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme dosyasında mübrez, davacı tarafından imzalanmış olan cari hesap mutabakatı incelendiğinde de açılan davanın haksızlığının açıkça görülebileceğini, anılan cari hesap mutabakatı ile davacı taraf ile müvekkili şirketin cari hesap konusunda mutabık kalmış olup basiretli tacir olan tarafların daha sonra aksini iddia etmesinin mümkün olmadığını, ayıp ihbarının yapıldığına, teslim tarihinin davacı tarafça bilindiğine, gecikmenin davacı taraftan kaynaklandığına dair bildirdikleri tanıklarının dinlenilmediğini, oysa dava konusu uyuşmazlığın \"eser sözleşmesi\"nden kaynaklanmakta olup eser sözleşmelerinde her iki taraf da tacir olsa bile ayıp ihbarının şekle bağlı olmadığını, müvekkili şirketin siparişleri teslim alıp hatalı olduğunu gördüğü andan itibaren davacı şirkete uyarılarda bulunduğunu, müvekkili şirketçe davacı taraf ile defalarca görüşmeler yapılmış olup siparişleri düzeltmeleri veya müvekkilinin zararını karşılamalarının talep edildiğini, fakat davacı tarafın üstlendiği edimleri yerine getirmeyi tercih etmediğini, müvekkili şirket aleyhine haksız ve hukuka aykırı bir icra takibi başlattığını, mahkeme dosyasında mübrez bilirkişi raporlarında ürünlerin ayıplı üretildiği konusunda bir çekişme bulunmadığı hususunun da yer aldığını, nitekim müvekkili şirket ile davacı arasında pek çok yazışma yapılmış olup müvekkilinin ayıp bildirimi doğrultusunda davacının ilave düzeltmeler yaptığını, fakat bilirkişi raporunda ürünlerin davacı şirketçe ayıplı üretilmeseydi davacının zamanında teslim yapıp yapamayacağı hususunun tartışılmadığını, hükme esas alınan 13.08.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davacı tarafın dahi dilekçesinde iddia etmediği hususların yer aldığını, müvekkili şirketin tüm tarafların yararına olacak şekilde ürünleri uçak kargo ile gönderdiğini  ve gecikmenin müsebbibi davacı olduğundan bedelini davacı şirkete yansıttığını, bilirkişi raporlarının hükme esas alınmak için yeterli olmadığını, dosya kapsamında gerek kök rapor gerekse de ek raporda hiç bir itirazlarının değerlendirmeye alınmadığını,  davacı yanın önce müvekkili aleyhine Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğünün 2018/10466 E. Sayılı dosyası ile ilamsız takip başlattığını, müvekkili tarafından bu takibe haklı olarak itiraz edildiğini, müvekkili şirketin davacı tarafça takip edilen tarihte davacıya ticari ilişkiden kaynaklanan 1.157,88.-TL borcu bulunduğundan anılan miktar 23.11.2018 tarihinde ödenmiş, kalan kısım için haksız olan takibe itiraz edildiğini, ancak yerel mahkemenin, davaya cevap dilekçelerinde  de belirtmiş olmalarına rağmen davacıya ödenen 1.157,88.-TLyi var olduğu iddia edilen alacaktan düşmediğini, kararın bu yönüyle de usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, satımdan kaynaklı alacak istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>''...İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.<br>İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre<br>“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,  denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğinin anlaşılmasına göre davalı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/09/2020 tarih, 2019/291 Esas ve 2020/224 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 3.223,94 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 805,99 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 2.417,95 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 04/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b7e8bbf982124d72","SID":"95e5d5d117d58b35"}}