{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/358 - 2024/601<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/358 <br>KARAR NO\t: 2024/601<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/01/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/217 E.  -  2022/1 K.<br><br>DAVACI\t  <br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü, Haksız <br>                                                  Rekabetin Tespiti, Alan Adı İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/01/2022 tarih ve 2021/217 Esas - 2022/1 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili  ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin  2016/41863, 2016/29737, 2016/05914, 2015/22964, 2015/00335, 2015/00333, 2014 90314, 2014/90312, 2014/90309, 2014/81852, 2014/81327, 2013/80278, 2013/72679, 2013/ 68319, 2013/64299, 2013/49872, 2012/95667, 2012/95660, 2012/45352,\t2012/45348 sayılı \"... şekil\" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"...+şekil\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2018/33250 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı, sonrasında ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa  anılan ibareler arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, başvurunun tescili halinde davalı markasının, müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkili Şirketin, dünyanın gelirine göre en büyük şirketi olduğunu, 1952 yılından bu yana Türkiye'de faaliyet gösterdiğini, 200 yılı aşkın bir süredir aralıksız sürdürülmekte olan tüm bu faaliyetlerin \"...\" markası altında yürütüldüğünü, \"...\" markasının, müvekkili Şirketin dünya çapında tescilli ve tanınmış markası olduğunu, bu nedenle de 6769 sayılı SMK'nın 6/4-5. maddeleri uyarınca başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, \"...\" ibaresinin aynı zamanda müvekkili Şirketin unvanının da esaslı unsurunu oluşturduğunu, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2018-M-10830 sayılı kararın iptaline, dava konusu 2018/33250 sayılı \"...+şekil\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı ... adına tescilli \"....com.tr\" alan adının, müvekkiline ait marka ve ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile alan adının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili, müvekkilinin adına tescilli \"...\" markası ile yine kendisine ait \"....com\" adlı internet sitesinde, prefabrik konutlar, ofis binaları, sosyal tesisler, deprem evleri, hafif çelik yapılar, çelik konstrüksiyon yapılar, konteyner evler ve ... karavan evlerin satışını yaptığını, özverili ve yenilikçi yaklaşımla \"...\" markasının sektörün önde gelen markalarından birisi haline geldiğini, müvekkilinin taşınabilir ev, taşınabilir ofis, konteyner, karavan satışı sektöründe de faaliyet gösterdiği için tamamen iyi niyetli olarak 2018/33250 başvuru numarası ile \"...\" markasını da kendi adına tescili için marka başvurusunu gerçekleştirdiğini, \"...\" kelimesinin \"taşınabilir\" anlamına geldiğini, müvekkilinin markasının da \"taşınabilir ev\" anlamında olduğunu, müvekkiline ait \"...\" markası ile davacı adına tescilli itiraza gerekçe markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>  İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:\tMahkemece, YİDK kararının iptali davası yönünden; karşılaştırılan markalar arasında düşük düzeyli emtia benzerliğine rağmen, ilgili tüketici kesimi nezdinde markaların karıştırılması ihtimalinin bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı, davacının \"...\" ibareli markalarının tanınmış marka olduğu ve tescil engeli yarattığı iddiasının, marka işlem dosyası kapsamı itibariyle ispatlanamadığı, bu yönden SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da bulunmadığı, hükümsüzlük davası yönünden ise davalı markası ile davacının \"...\" ve \"...\" ibareli markalarının benzer olduğu, davalı başvurusu kapsamında yer alan 12. sınıftaki \"Motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil) ve bu taşıtlar için motorlar, kavramalar ve transmisyon bağlantıları, transmisyon kayışları ve zincirleri, dişliler, frenler, fren disk ve balataları, şasiler, kaportalar, süspansiyonlar, darbe emiciler, şanzımanlar, direksiyonlar, jantlar. Bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları. Taşıt kasaları, damperli kasalar, traktör römorkları, frigorifik kasalar, römork bağlantıları. Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetli çocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri (aracın şeklini almış), güneşlikler. Sinyaller ve yön sinyalleri için kollar, taşıt camları için silecekler, silecek kolları. Taşıtlar için iç ve dış lastikler, tubles lastikler, lastik tamir takımları, taşıt lastikleri için yamalar, kaynak yamalar, taşıt lastikleri için supaplar. Taşıt camları, emniyetli taşıt camları, taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar. Patinaj zincirleri. Taşıtlar için portbagajlar, bisiklet ve kayak taşıyıcıları, seleler. Lastik şişirme pompaları. Taşıtlar için hırsız alarmları, kornalar. Yolcular için emniyet kemerleri, havalı yastıklar. El arabaları, pazar arabaları, tek veya çok tekerlekli el arabaları, market arabaları, ev eşyaları için tekerlekli taşıyıcılar. Raylı taşıtlar: Lokomotifler, trenler, tramvaylar, vagonlar, teleferikler, telesiyejler. Deniz taşıtları ve parçaları (motorları hariç).  Hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç).” bakımından taraf markalarının emtia listelerinin benzer ve ilişkili mallardan oluştuğu, markalar arasında işbu mallar itibariyle SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas ihtimali bulunduğu, ancak, davalı marka başvurusu kapsamında yer alan çekişme konusu \"Karavan. Bebek arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler.\" malları bakımından taraf markalarının emtia listelerinin benzer ve ilişkili mallardan oluşmadığı, markalar arasında işbu mallar itibariyle SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas ihtimali bulunmadığı, davacının \"...\" ve \"...\" ibareli markalarının tanınmış olduğu iddiasının huzurdaki hükümsüzlük davası kapsamında ispatlandığı, bununla birlikte somut olayda 2018/33250 sayılı davalı markasının kapsadığı \"Karavan. Bebek arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler.\" şeklindeki farklı/ilişkisiz mallar yönünden SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan koşulların gerçekleşmediği, davacı markalarının tanınmışlığının bu mallar yönünden hükümsüzlük nedeni teşkil etmediği, davalının \"....com.tr\" alan adı tescilinin, davacının \"...\" ibareli markalarından kaynaklı marka haklarını ihlal etmediği ve haksız rekabet yaratmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2018-M-10830 sayılı kararının iptal talebinin reddine, 2018/33250 sayılı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin davanın kısmen kabulü ile 12. sınıftaki \"Motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil) ve bu taşıtlar için motorlar, kavramalar ve transmisyon bağlantıları, transmisyon kayışları ve zincirleri, dişliler, frenler, fren disk ve balataları, şasiler, kaportalar, süspansiyonlar, darbe emiciler, şanzımanlar, direksiyonlar, jantlar. Bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları. Taşıt kasaları, damperli kasalar, traktör römorkları, frigorifik kasalar, römork bağlantıları. Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetli çocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri (aracın şeklini almış), güneşlikler. Sinyaller ve yön sinyalleri için kollar, taşıt camları için silecekler, silecek kolları. Taşıtlar için iç ve dış lastikler, tubles lastikler, lastik tamir takımları, taşıt lastikleri için yamalar, kaynak yamalar, taşıt lastikleri için supaplar. Taşıt camları, emniyetli taşıt camları, taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar. Patinaj zincirleri. Taşıtlar için portbagajlar, bisiklet ve kayak taşıyıcıları, seleler. Lastik şişirme pompaları. Taşıtlar için hırsız alarmları, kornalar. Yolcular için emniyet kemerleri, havalı yastıklar. El arabaları, pazar arabaları, tek veya çok tekerlekli el arabaları, market arabaları, ev eşyaları için tekerlekli taşıyıcılar. Raylı taşıtlar: Lokomotifler, trenler, tramvaylar, vagonlar, teleferikler, telesiyejler. Deniz taşıtları ve parçaları (motorları hariç). Hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç).\" malları yönünden davaya konu markanın hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin talebin reddine, alan adının iptali talebinin reddine karar verilmiştir. <br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili katılma yoluyla, mahkemece davanın reddine karar verilen \"Karavan, Bebek arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler.\" malları bakımından da markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunduğunu, öte yandan müvekkiline ait markaların tanınmış olduğunu, bu nedenle davaya konu markanın bütün olarak hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkili markalarının tanınmışlığına ilişkin değerlendirmenin \"petrol ürünleri\" ile sınırlandırılmış olmasının da emsal Yargıtay kararlarına ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br>\tDavalı ... vekili, ilk derece mahkemesinin önceki kararında, davacının YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemli davasının reddine karar verildiğini, davacı işbu kararın kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurduğunu, Ankara BAM 20. Hukuk Dairesinin 11.06.2021 tarih ve 2019/1575 E. 2021/862 K. sayılı ilamıyla, davacının alan adı iptali talebi konusunda olumlu - olumsuz bir değerlendirme yapılmamış olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığını, dava dosyasının bu nedenle ilk derece mahkemesine gönderildiğini, mahkemenin bu kez davacının YİDK kararının iptali talebinin reddine, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin davanın kısmen kabulüne, alan adının iptali talebinin ise reddine karar verdiğini, ilk derece mahkemesinin işbu kararının haksız olduğu gibi hukuka ve hukuki güvenilirlik ilkesine aykırı bulunduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, 12. sınıftaki malların bir kısmının oldukça pahalı, tüketicilerin çok fazla piyasa araştırması yaptığı, büyük dikkat ve özen göstererek satın aldıkları mallar olduğunu, 12. sınıftaki diğer bir kısım malların ise bakım, onarım  esnasında tamiri yapan ustalar tarafından satın alındıklarını ve profesyonel kişilere hitap ettiklerini, dolayısıyla 12. sınıftaki mallar ve bu malların hitap ettiği tüketici kesimi nazara alındığında, müvekkil adına tescilli \"...\" markası ile davacı markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, müvekkili adına tescilli \"...\" markasının, \"taşınabilir ev\" anlamına geldiğini ve bu anlamını pekiştiren \"çatı\" şeklinden oluştuğunu, markanın şekil ve anlamı bakımından ayırt ediciliği ve telmih gücü yüksek bir marka olduğunu, bunun yanında \"...\" ibaresinin, \"...\" kelimesindeki anlamsal çağrışımı itibariyle 12. sınıftaki taşıt ürünleri, bunların parçaları ve aksesuarları bakımından zayıf bir marka işareti niteliğinde bulunduğunu, \"...\" kelimesini marka olarak seçen davacının, bu ibarenin zayıf marka durumunda olduğu 12. sınıftaki kullanımlara katlanmak mecburiyetinde olduğunu, davacının her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep ettiğini, bu durum karşısında YİDK kararının iptali talebinin reddi kararı için ... ve müvekkil lehine, alan adının iptali talebinin reddi için müvekkil lehine ve markanın hükümsüzlüğü talebinin kısmen reddi için yine müvekkil lehine olmak üzere ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, sadece YİDK kararının iptali talebinin reddi için ... ve müvekkil lehine ortak ve tek vekalet ücretine hükmedildiğini, ayrıca davanın kabul ret oranının, 1/2 olarak belirlenmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile davalı gerçek kişi adına tescilli alan adının, davacı markalarına ve ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile alan adının iptali istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" ve \"...\" asıl unsurlu markalar arasında, dava konusu marka kapsamında yer alan 12.sınıftaki \"Motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil) ve bu taşıtlar için motorlar, kavramalar ve transmisyon bağlantıları, transmisyon kayışları ve zincirleri, dişliler, frenler, fren disk ve balataları, şasiler, kaportalar, süspansiyonlar, darbe emiciler, şanzımanlar, direksiyonlar, jantlar. Bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları. Taşıt kasaları, damperli kasalar, traktör römorkları, frigorifik kasalar, römork bağlantıları. Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetli çocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri (aracın şeklini almış), güneşlikler. Sinyaller ve yön sinyalleri için kollar, taşıt camları için silecekler, silecek kolları. Taşıtlar için iç ve dış lastikler, tubles lastikler, lastik tamir takımları, taşıt lastikleri için yamalar, kaynak yamalar, taşıt lastikleri için supaplar. Taşıt camları, emniyetli taşıt camları, taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar. Patinaj zincirleri. Taşıtlar için portbagajlar, bisiklet ve kayak taşıyıcıları, seleler. Lastik şişirme pompaları. Taşıtlar için hırsız alarmları, kornalar. Yolcular için emniyet kemerleri, havalı yastıklar. El arabaları, pazar arabaları, tek veya çok tekerlekli el arabaları, market arabaları, ev eşyaları için tekerlekli taşıyıcılar. Raylı taşıtlar: Lokomotifler, trenler, tramvaylar, vagonlar, teleferikler, telesiyejler. Deniz taşıtları ve parçaları (motorları hariç). Hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç).\" malları yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı anlaşılmakla davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\t2- HMK'nın 110. maddesi uyarınca, davacının, aynı davalıya karşı birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi mümkün olup bu duruma davaların yığılması (objektif dava birleşmesi) denilmektedir. Böyle hallerde, her bir asli talep yönünden ayrı ayrı yargılama giderlerinin ve bu kapsamda vekalet ücretinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olayda, yerleşik Yargıtay kararları çerçevesinde YİDK kararının iptali davası ile birlikte açılan marka hükümsüzlüğü davası yönünden tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi doğru ise de reddedilen alan adının, davacı markalarına ve ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile alan adının iptali davası yönünden davalı ... yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamıştır. Öte yandan, yalnızca marka hükümsüzlüğü istemli davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen yargılama giderlerinin 1/2 oranında paylaştırılması da doğru bulunmamıştır. Dolayısıyla davalı ... vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Dairemizce, YİDK kararının iptali ile davacı markalarına ve ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, alan adının iptali istemlerine ilişkin davalarda ilk derece mahkemesince kurulan hükmün esasına ilişkin bir değişiklik yapılmayıp, sadece feri nitelikteki vekalet ücretine ilişkin kısım için yeniden hüküm kurulduğundan, ilk derece mahkemesinin kararının verildiği tarihte geçerli bulunan Tarife hükümleri dikkate alınarak davalı taraf yararına vekalet ücretine hükmetmek gerekmiştir.   <br>\t2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı taraf, yalnızca marka hükümsüzlüğü talepli davanın kısmen reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararını istinaf ettiğinden, istinaf incelemesinin bununla sınırlı olarak yapılması gerekmektedir. Her ne kadar davacı tarafça, mahkemece reddine karar verilen mallar yönünden de taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi olduğu ileri sürülmüş ise de içinde makine mühendisi bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, bu mallar yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, bu mallar yönünden SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlamaktan kast edilen;  tanınmış markanın tüketiciler nezdinde sahip olduğu olumlu imajın hukuka aykırı bir şekilde diğer markaya aktarılmasıdır. Bu yolla tanınmış markanın reklâm değeri ve şöhreti sömürülmekte, tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edilmektedir. Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi hali ise, doktrinde lekeleme (tarnishment) olarak adlandırılmaktadır. Bu durumda, marka itibarı zarar görecek şekilde küçültücü, imaj zedeleyici bir mal veya hizmet için kullanılmaktadır. Ayrıca 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğuna göre değerlendirilmelidir (Yargıtay 11.HD'nin 22.03.2017 tarih, 2015/14059 E., 2017/1721 K. Sayılı ilamı). <br> \tYapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacının \"...\" ibareli markasının yüksek ayırt ediciliğe sahip bulunduğu, orijinal bir işaret olduğu, reklâm değerinin yüksek bulunduğu, ilgili olduğu akaryakıt ve enerji sektörünün dışında da tanındığı, bu hususlar gözetildiğinde dava konusu markanın \"Karavan. Bebek arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler.\" mallarında tescili halinde davacı markasının yüksek düzeydeki tanınmışlığından doğan imajın davalıya transfer olacağı, zira söz konusu malların davacının tanınmış olduğu sektörlerden tamamen bağımsız olmadığı, bu ürün ve hizmetlerin alıcısı olan kişilerin, daha önce davacı markalarından yararlanmış olmalarının  dağıtım ağının yaygınlığı sebebiyle mümkün bulunduğu, davalı markasının, davacının reklâm gücünden haksız biçimde yararlanacağı ve bu şekilde mal ve hizmet satışlarını artıracağı, davalının, davacı markasının tanınmışlığından istifade edeceği, ayrıca davalı markasının, davacının orjinal nitelikteki, uzun zamandır kullandığı, iyi bir şöhret ve itibar edinip, tüketici zihninde olumlu bir imaj tesis eden, sektörde ve sektör dışında bilinirliği kanıtlanmış olan davacı markasının gücünün ve etkileme alanının zayıflamasına da yol açabileceği, yine davacı markasının ayırt edici karakterini zedeleyeceği kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, mahkemece yukarıda sayılan mallar yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen koşulların gerçekleştiği gözetilerek, marka hükümsüzlüğüne yönelik davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>\tHMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 13/01/2022 gün ve 2021/217 Esas - 2022/1 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-YİDK kararının iptali istemli davanın REDDİNE,<br>\t4-Marka hükümsüzlüğü istemli davanın KABULÜ ile dava konusu 2018/33250 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden TERKİNİNE,<br>\t5-Davacı markaları ile ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile alan adının terkini istemli davanın REDDİNE, <br>\t6-Alınması gerekli 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile kalan 383,2‬0 TL'nin davalı ...'den alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t7-Davacının marka hükümsüzlüğü istemiyle açtığı dava yönünden  yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, <br>\t8-Davacının YİDK kararının iptali istemiyle açtığı dava yönünden davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 7.375,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,  <br>\t9-Davacının markaya ve ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile alan adının terkini istemiyle açtığı dava yönünden davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 7.375,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, <br>\t10-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 347,50 TL tebligat ve posta masrafı, istinaf aşamasında yapılan 29,50 TL posta gideri, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.397,70‬ TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/3'ü olan 799,23 TL'ye, 44,40 TL peşin harç, 44,40 TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 888,03‬ TL'nin   davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t11-Davalı ... ile davalı ...tarafından ilk derece yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t12-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 63,60 TL posta gideri, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 284,30 TL olarak kullanılan yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre  takdiren 2/3'ü olan 189,53 TL'nin davacıdan tahsili ile davalı ...'e verilmesine, bakiyesinin anılan davalı  üzerinde bırakılmasına,<br>\t13-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t14-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t15-Davalı ...'den peşin olarak alınan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine,<br>\t16-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/03/2024   <br>\t\t\t\t<br> Başkan<br><br> Üye<br><br> Üye<br> Katip<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55b9bf7356b6eabd","SID":"9adbfe23bf3959c0"}}