{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                    T.C.<br>                 SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/241 <br>KARAR NO\t: 2024/677<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:..\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:08/11/2022<br>NUMARASI\t:2021/404 Esas - 2022/518 Karar<br><br>DAVACI\t: ... (T.C.No: ...) - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br><br>DAVALI\t: ... (T.C.No: ...) - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>DAVA\t:Menfi Tespit <br>DAVA TARİHİ\t:02/09/2021<br><br>KARAR TARİHİ\t:19/04/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:29/04/2024<br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacıya karşı Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2018/3 E sayılı dosyası ile Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapıldığı, takibe dayanak senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığı,senedin imzanın taklit sureti ile tanzimi sebebi ile Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/1751 soruşturma dosyasında suç duyurusunda bulunulduğu, davalıya borçlu olmadığının tespitini, takibin iptalini, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip çıkışı olan 20.069,45-TL’nin %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının talebinin; davacının imzaya itiraz iddialarının hukuka aykırı olduğu,icra dosyasında ödeme emrinin davacıya tebliğ edildiği süresi içinde imza itirazında bulunmadığı,  takip konusu senedi ATH  Kuyumculuktan aldığınını, vadesinde ödenmeyince kambiyo senetlerine mahsusu haciz yoluyla takip başlatmak zorunda kaldığını, senedin nakden kaydı içerdiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu,davanın reddi, davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötü  niyetli olan davacının İİK m72/4 uyarınca alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davacının açmış olduğu davanın KABULÜNE, Davacının Kocaeli 8. İcra Müdürlüğü’nün 2018/63 E. icra dosyasına konu 01.10.2017 düzenleme tarihli 20.000 TL bedelli senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, Davalının kötü niyetli olarak icra takibi yapmadığı anlaşılmakla, davalının ciranta olması sebebiyle kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının imzaya itiraz iddialarının hukuka aykırı olduğunu, Kocaeli İcra Müdürlüğü 2018/63 Esas sayılı dosyasında ödeme icra emri tebligatı borçluya usulüne uygun olarak 08.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı/borçlunun 2 adet taşınmazına 20.12.2018 tarihinde icrai haciz tesis işleminin yapıldığını davacı/borçlunun yasal süreler içerisinde imzaya itiraz etmediğini, ilgili senedin nakden kaydını içermekte olduğu ispat yükünün davacı/borçluda olduğunu, davacının haksız ve asılsız iddiaları ile davalının alacağını sürüncemede bırakmaya çalıştığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddi ve bu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötü niyetli olan davacının İİK m.72/4 uyarınca alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmolunması gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2022 tarih, 2021/404 Esas - 2022/518 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava menfi tespit talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa; 2004 sayılı İİK’nın 72.maddesine göre; Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.<br>İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.<br>İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.<br>Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.<br>Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.<br>Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz İİK'nın 170. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanunun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiğine işaret edilmiştir.<br>İİK'nın 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında ise; “İmza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2. 3. ve 4. fıkraları ve 310. 311. ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2.maddesinde yer alan “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” düzenlemesi nedeniyle uygulanması gereken aynı Kanunun 211.maddesinde ise imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre hakim bilirkişi incelemesine karar verir ise önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaları, ilgili yerlerden getirtir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir. Anılan belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/04/2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle \"imzanın borçluya ait olduğunu\" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 06/02/2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 sayılı kararı).<br>Öte yandan, her hangi bir belgedeki imza veya yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak; grafoloji ve grafometrik yöntemlerle yapılması; bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özellikleri tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Dairemizin denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır (HGK.nun 06/06/2001 tarih ve 2001/12-466 E. - 2001/483 K. sayılı kararı).<br>Özetlemek gerekir ise, imza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise, borçlunun duruşmada alınan medari tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. <br>Somut olayda; Davacı aleyhine davalı tarafından Kocaeli 8. İcra Müdürlüğü’nün 2018/63 sayılı takip dosyasıyla, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, takibe dayanak belgenin; 01.10.2017 düzenleme tarihli,19.12.2017 vade tarihli, 20.000 TL bedelli, davacının düzenleyeni olduğu, lehtarı dava dışı ATH Kuyumculuk Oto Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. olan bono olduğu görülmüştür.<br>Anılan bononun incelenmesinde; lehtarının dava dışı ATH Kuyumculuk Oto Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. olarak düzenlendiği, davalının soruşturmadaki beyanlarına göre bonoyu bu kişiden aldığı, davacı ile davalı arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının bono üzerindeki imzasına yönelik itirazın  TTK’nın 778/1-a maddesi atfıyla aynı yasanın 687. maddesi uyarınca senet metninden anlaşılan defi niteliğinde olduğu ve herkese karşı ileri sürülebileceği (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5995 esas 2021/3833 karar sayılı ilamı) anlaşılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince davacının imza örneklerinin toplanarak dosyanın imza incelemesine esas olmak üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderildiği, dosyaya sunulan 23.08.2022 tarihli ATK raporuna göre; davaya konu edilen bonodaki imzalar ile davacının mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; bonodaki imzalar ile davacının imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediğinin bildirildiği görülmüştür. Dolayısıyla bonodaki imzaların davacının eli ürünü olmadığı anlaşılmıştır. Anılan rapor ve incelemeler, toplanan imza asıllarının yukarıda detaylandırılan HGK'nın 06/06/2001 tarih ve 2001/12-466 E. - 2001/483 K. sayılı kararında bahsedildiği üzere bononun düzenleme tarihlerinden önceye ait olduğu, anılan karardaki tekniklerin hem teknik bilirkişi raporunda uygulandığı, hem de anılan raporun ATK raporuyla desteklendiği anlaşıldığından mahkemece hükme esas alınması yerindedir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/04/2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle \"imzanın borçluya ait olduğunu\" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu nazara alındığında ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde olduğu, mevcut rapor içerikleri nazara alındığında davalının bu yükümlülüğünü yerine getiremediği, dolayısıyla takibe dayanak bono altındaki imzanın davacıya ait olduğunun ispat edilemediği, bu haliyle davacının imzaya yaptığı itirazın yerinde olduğu anlaşılarak mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir.<br>Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davalı vekilinin adresinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 1.366,20-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 341,70-TL'nin mahsubu ile kalan 1.024,50-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/04/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7de390dee607d66f","SID":"917df38990c567cd"}}