{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/799 <br>KARAR NO: 2024/672<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 03/12/2020<br>NUMARASI: 2017/438 E. - 2020/433 K.<br>DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)|Endüstriyel Tasarım (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Endüstriyel Tasarım (Manevi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/04/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı karşı davalılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin, moda sektöründe kısa sürede tanınır hale gelmiş olan ... markasının yaratıcıları olduğunu, markanın çatısı altında çanta, aksesuar vb ürünler en son kalite malzemelerle üretilmekte ve tüketiciye sunulmakta olduğunu, markanın gerek ülkemizde gerekse dünya çapında birçok insan tarafından kullanılır hale gelmesinin en temel sebebinin, tasarım açısından oıjinal ürünlerin ortaya konması ve malzemelerin kaliteli olması olduğunu, ... markasının müvekkilleri tarafından TPMK nezdinde ... tescil numarası ile 10/08/2015 tarihinde tescil edildiğini, markanın koruma altında olduğunu, müvekkillerinin markanın bünyesinde tasarlanmış ve en çok talep edilen tasarımlarının da ... tescil numarası ile 12/04/2016 tarihinde tescil edildiğini, söz konusu tasarımların davalı tarafça birebir kopyalanarak mağazalarında ve online satış noktalarında satışa sunulduğunu, davalı firmanın yaptıkları araştırmaya göre 120'yi aşkın mağazası bulunduğunu, sadece Türkiye'de değil yurtdışında da faaliyet gösteren firmanın, mağazalarının yanı sıra online satış da yapmakta olduğunu, davalı firmanın satışa sunduğu ürünlerin müvekkillerinin tasarımlarının birebir aynısı olduğunu, tasarım hakkına tecavüz öğrenilir öğrenilmez davalıya ihtarname gönderilerek tasarım hakkı ihlali niteliğindeki fiillerine son verilmesinin talep edildiğini, davalı tarafından gönderilen cevabi ihtarda ise tescilden önce üretilen söz konusu ürünlere tescilin sağladığı hakların ileri sürülemeyeceğini, ihtarnameyle ileri sürülen taleplerin yerine getirilmeyeceğini beyan ettiklerini, bu durumda davalı tarafın müvekkillerinin tasarımlarını kopyalayarak sattığını inkar etmediğini, yalnızca üretim ve satışın tescil tarihinden önce olduğunu, bu sebeple tescilden doğan hakların kendilerine ileri sürülemeyeceğinin belirttiğini, davalının ileri sürdüğü iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunu, müvekkillerinin söz konusu tasarımı 12/04/2016 tarihinde tescil ettirmekle birlikte tasarımı ilk kez Türkiye'de 2015 yılında kamuya sunduğunu, sunulan faturalardan da anlaşılacağı üzere 25/03/2015 tarihinde müvekkillerinin tasarladığı bu ürünü, deri işleriyle iştigal eden firmada ürettirdiğini, davalının tasarıma ilişkin milyonlarca seçenek bulunmasına rağmen müvekkilinin tasarımının birebir aynısını ürettirip satışa sunduğunu, bunun kötü niyetli yapıldığını, davalının müvekkillerinin tasarımından bilgi sahibi olmadan iyiniyetle ürünleri birebir kopyalayarak satışa sunmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin tasarımlarının tescil edilmeden önce kopyalanmış olması halinde dahi bu işlemin koruma süresi içinde yapıldığının anlaşıldığını, davalının fillerinin müvekkillerini maddi ve manevi zarara uğratmakla aynı zamanda itibarlarını da zedelediğini iddia ederek, davalının müvekkillerinin endüstriyel tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi, 5.000 TL manevi ve 1.000 TL itibar tazminatı ile 405,52 TL ihtarname bedelinin ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı karşı davalılar vekili ıslah dilekçesinde; bilirkişi raporları sonucunda davalı karşı davacı şirketin tecavüz konusu olan müvekkillerinin tasarımlarından elde ettiği ciro, cirodan maliyetin düşülmesi neticesinde davalı karşı davacının satış karının hesaplandığını, bu hesaplamaya göre tecavüz konusu ürünlerden elde edilen muhtemel satış cirosunun 59.574,06 TL, maliyetinin 30.084,00 TL olduğu, davalı karşı davacının satış karının ise 29.490,06 TL olduğunun tespit edildiğini, belirsiz alacak davası olarak açtıkları 1.000 TL maddi tazminat taleplerini davalı karşı davacının satış karı olan 29.490,06 TL üzerinden 28.490,06 TL olarak arttırdıklarını belirtmiştir.<br>CEVAP ve KARŞI DAVA Davalı karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davalı karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında; açılmasında hukuki yarar bulunmayan iş bu davanın reddi gerektiğini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava konusu ürünlerin aynısı veya çok benzerinin yıllardır, davacı firmanın tescilinden önce, değişik firmalar tarafından satılmakta olup kamuya sunulduğunu, davacılar TPMK tescil sisteminde esasa ilişkin araştırma ve inceleme olmaması sebebiyle tescil sisteminin bu özelliğinden yararlanarak yeni olmayan ürünlere tescil aldığını, bu tescilleri aynı sektörde faaliyet gösteren firmalara karşı kullanarak tescil belgesini haksız rekabet aracı olarak kullanmakta olduğunu, davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, davalı müvekkilinin üretici firma olmadığını, üretici firmalardan aldığı ürünleri satarak ticari faaliyetini sürdürdüğünü, dava konusu ürünlerin müvekkili firmadan ticari kurallara uygun olarak fatura ve irsaliye karşılığı temin edildiğini, dava konusu ürünler ile müvekkili tarafından tedarik edilerek satışı yapılan ürünler arasında benzerlik söz konusu olmadığını, davacının iddiasının aksine açık yada zımni herhangi bir şekilde tasarımların benzediği ya da kopyalandığına dair herhangi bir beyanlarının ve kabulünün söz konusu olmadığını, müvekkilinin sattığı ürünlerdeki tasarımlar ile davacının tasarım ürünlerinin birbirinden tamamen farklı olduğunu, müvekkilinin sattığı ürünlerde sadece tek materyal kullanılarak yaratılmış bir tasarım söz konusu iken (deri), davacının tasarımlarında ise birden fazla materyal (deri, kadife, süet) kullanıldığını, dava konusu ürünler ile davacının tasarımı arasında kullanılan materyel dikiş, şekil, form olarak farklı özellikler söz konusu olduğunu, işbu özelliklerin dava konusu ürünler ile davacı müvekkil tarafından satılan ürünler arasındaki farkı bariz şekilde ortaya koyduğunu, davacının tasarımının yıllardır kullanılan bilinen \"bucket (kova)\" ve \"drawstring (torba)\" çanta modeli olup ilk kez tasarlanan bir ürün olmadığını, dünyada bayan çanta modelleri incelendiği takdirde dünyaca ünlü markaların dahi aynı tarzda onlarca ürün olduğunun görüleceğini, davacı tarafın; ... markasının yaratıcısı olduğunu, TPMK nazarında ... tescil numarası ile 10/08/2015 tarihinde tescil edildiğini, davacıların marka bünyesinde tasarladıkları ve en çok talep edilen tasarımlarının ise ... tescil numarası ile 12/04/2016 tarihinde tescil edildiğini beyan ettiğini, müvekkili şirketçe satışa sunulan ürünlerin tedarikçi firmaya, tescil öncesinde sipariş verilip teslim alındığını, davalı müvekkilinin davacının iddiasının aksine 2015 yıllından beri bu model çantaları tedarik etmekte ve satmakta olduğunu, davacının maddi ve manevi zarar gördüğü yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili firmanın bayan giyim ve aksesuar konusunda yıllardır hizmet veren köklü bir kurum olduğunu, dava konusu ürünlerin müvekkili firmanın her sezon yüzlerce değişik modelde sattığı ürünler içerisinde çok küçük bir paya sahip olduğunu, dava konusu ürünlerin aynısı ve benzerlerinin yıllardır hatta davacı firmanın tescilinden önce yurt içinde ve yurt dışında değişik firmalar tarafından satılarak kamuya sunulduğunu, karşı davalılar, konusu iki adet çanta olan tasarım olduğunu iddia ettikleri ürünler için tasarım tescil belgesini aldıklarını, ancak; ilgili yasal mevzuat gereğince tasarımın tasarım olarak korunabilmesi için taşıması gereken bazı kriterler söz konusu olduğunu, karşı davalılar tarafından sunulan tescil belgeleri incelendiğinde tasarımların bu kriterlere haiz olmadığının görüldüğünü, söz konusu tasarım, müvekkili firmanın yanı sıra birçok firma tarafından yıllardır üretimi gerçekleştirilen bir model olduğunu, yurt içinde ve yurt dışında uzun senelerdir farklı firmalarca üretimi yapılan çantaların tüketiciler arasında bilinen ayırt edici özelliği bulunmadığını, müvekkili firmanın; dava konusu çantaları 2015-2016 yıllarında siparişlerini vermiş ve bu ürünleri satışa sunduğunu, karşı davalılar, o tarihten sonra çantaların üretimini ve satışını gerçekleştirdiklerini iddia ederek, asıl davanın reddi ile, karşı davalıların 12/04/2016 tarihli ve ... tescil numaralı tasarımlarına konu olan ve tecavüze dayanak yapmış olduğu 2 nolu çanta tasarımının - 17/09/2020 tarihli celse beyanları- tasarım başvurusu yapıldığı tarihten öncede üretiliyor olduğundan ve söz konusu tasarım ayırt edicilik ve yenilik özelliklerini taşımaması sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmişlerdir. Davacı karşı davalılar vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiği aşikar olup hukuki yarar itirazının kabulü mümkün olmadığını, manevi tazminat ile itibar tazminatı taleplerinin belirsiz olmadığını, davalı karşı davacının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını, davanın yasal süresi içinde açıldığını, davalı karşı davacı yanın müvekkillerinin haklarını kötüye kullandıkları yönündeki iddialarının hiçbir suretle kabul edilemeyeceğini, davanın görevli ve yetkili mahkemede açıldığını, müvekkillerin tasarımları ile davalı tarafından satışa sunulan ürünlerin benzerliğin, esinlenmenin ötesinde birebir aynı olduğunu, müvekkillerin tasarımları, kanunun tescil için aradığı şartları taşıdığı için hiçbir itirazla karşılaşılmadan tescil edildiğini, bir tasarımın tescilinin yapılmamış olmasının, kanuni korumadan yoksun olduğu anlamına gelmediğini, müvekkillerin tasarımlarının tescilsiz olduğu dönemde davalı firma tarafından yapılan kopyalama işlemi 6769 sayılı SMK kapsamında tecavüz niteliğinde olduğunu, davalı-karşı davacının amacının müvekkillerini zor duruma düşürerek zarara uğratmak olduğunu, davalı vekilinin, müvekkillerinin tasarımlarının yeni ve ayırt edici özelliğe sahip olmadığını, bu sebeple tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini iddia ettiğini, ancak bu iddiasının kabul edilemeyeceğini, müvekkilleri tarafından tasarlanan ürünlerin aynı modelde üretilmiş çantalarla hiçbir alakası bulunmadığını, müvekkillerinin tasarımları ilk kez müvekkilleri tarafından kamuya sunulmuş olup bilgilenmiş kullanıcı tarafından da ayırt edilebilecek nitelikte olduğunu, tüm dünyada kullanılan evrensel çanta modelleri mevcut olduğunu, bir çantadan beklenen işlevi yerine getirmesi için az çok sahip olması gereken şeklin belli olduğunu, bu nedenle tasarımı farklı, yeni, ayırt edici kılan genel olarak verdiği izlenim ve modele katılan farklılıklar olduğunu, davalı firmanın dava konusu çantaları 2015-2016 yıllarında sipariş edip satışa sunduğunu, müvekkillerinin ise daha sonra çantaların üretim ve satışını yaptığını iddia ettiğini, ancak bu iddiaların doğru olmadığını belirterek, haksız ve mesnetsiz karşı davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; asıl davanın reddine, Karşı davanın kabulü ile, TPMK nezdinde ... no ile karşı davalı adına tescilli çoklu tasarımlardan 2 nolu \"...\" isimli tasarımın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı karşı davalılar vekili istinaf dilekçesinde; alınan tüm raporlarda tasarımın yenilik ve ayırt edicilik nitelğine haiz olduğu, davalı-karşı davacı şirketin fiillerinin tasarım hakkına tecavüz niteliği taşıdığı tespit edilmiş olmasına karşın yerel mahkeme tarafından son derece hatalı ve eksik değerlendirmeler neticesinde asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verildiğini,Yerel mahkeme tarafından Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 57/2. Maddesine dayanılarak verilen kararda, ilgili kanun hükmündeki sürenin hatalı değerlendirildiğini, bu süre hak düşürücü süre olmayıp tasarımcı lehine olarak düzenlenmiş olan ve tasarımcının ürününü piyasada deneyimlediği sırada tasarım hakkına herhangi bir zarar gelmemesi amacıyla kanun kapsamına alınmış bir süre olduğunu, kanunda belirtilen sürenin bu denli katı uygulanmasının da hakkaniyete aykırı olduğunu, Mahkeme tarafından yalnızca oniki aylık süreye bakılarak tasarımın tescilli tasarım kapsamından çıkartılmasının hakkaniyetli bir yaklaşım olmadığını, Dava dilekçesinde tasarıma ilişkin korumanın yalnızca tescil kapsamında olmadığı, tasarımın tescilsiz tasarım olarak da koruma kapsamında olduğu açıkça belirtilmesine karşın yerel mahkemece tescilsiz tasarıma ilişkin hükümler değerlendirmeksizin karara varıldığını, Müvekkillerin tasarımının, ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş olup dosya kapsamında alınan 30.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda da bu hususun tespit edildiğini, tescilsiz tasarımların, Sınai Mülkiyet Kanunundan önce yürürlükte bulunan KHK'lar kapsamında değil,  haksız rekabet hükümleri kapsamında dar bir korumaya sahipken 10.01.2017 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sınai Mülkiyet Kanunu'nda özellikle tescilsiz tasarımların da koruma altına alındığını, tasarımın çeşitlilği ve sürekli değişim halinde olması, korunmasını zorlaştırdığını, bu nedenle kanun koyucunun, herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın tasarımın kamuya sunulduğu ilk andan itibaren tescilsiz olarak 3 yıl süre ile korunacağını hüküm altına aldığını,Tasarımın kamuya sunulduğu tarih ile davalı-karşı davacı firmanın ürünü ilk kez sipariş ettiği tarih gözetildiğinde, davalı firmanın, müvekkillerinin tasarımından bilgi sahibi olmadan iyiniyetle ürünleri birebir kopyalayarak satışa sunmasının mümkün olmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE  İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca açılmış endüstriyel tasarıma tecavüz ve haksız rekabetin  tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talepli asıl dava ile endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü talepli karşı davaya ilişkindir.Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde; ... tescil nolu Çanta 1, 2 adlı ürünün 03-01 Lokarno sınıfında 12/04/2016 tarihinde tescil edildiği ve davacı karşı davalılar ... ile ... (...) adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. 6769 sayılı SMK'nun 57/2.maddesi, ''Koruma talep edilen bir tasarım, başvuru tarihinden veya rüçhan talebi varsa rüçhan tarihinden önceki on iki ay içinde tasarımcı veya halefi ya da bu kişilerin izni ile üçüncü bir kişi tarafından veya tasarımcı ya da halefleri ile olan ilişkinin kötüye kullanımı sonucu kamuya sunulması hâlinde bu açıklama tasarımın yeniliğini ve ayırt edici niteliğini etkilemez.'' şeklindedir.Somut olayda, karşı davadaki hükümsüzlük talebi yönünden yapılan incelemede, her ne kadar dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında, tasarımların başvuru tarihi itibarı ile yenilik ve ayırt ediciliğinin bulunduğu, davalı karşı davacı tarafından piyasaya sunulan ürünlerin davacı karşı davalıya ait ... nolu tasarım tescili ile bilgilenmiş kullanıcı nezdinde belirgin farklılığının bulunmadığı, bu sebeple benzer algılandıkları yönünde değerlendirmelerde bulunulmuş ise de; son heyet raporunda yapılan inceleme ve değerlendirmeler dikkate alındığında, davaya konu tasarımın ilk olarak davacı karşı davalı tarafından 29/03/2015 tarihinde ürün görseli olarak Facebook'ta yayınladığı ve davalı karşı davacının iddiasını dayandırdığı 07/12/2015 sipariş tarihinden önce 31/03/2015 ve 21/04/2015 tarihlerinde Instagram ve 31/03/2015 tarihinde Facebook uygulamalarında paylaşmaya devam ettiğinin tespit edildiği, davaya konu tasarımın başvuru tarihinin 12/04/2016 olduğu dikkate alındığında 29/03/2015 tarihi paylaşım ile başvuru tarihi arasında SMK'nun 57/2. maddesi kapsamında belirtilen on iki aylık sürenin aşıldığı, şu hale göre tasarımın başvuru tarihi itibarı ile yenilik vasfının bulunmadığı, davaya konu tasarımın tescilli olması nedeniyle, tescilsiz tasarıma ilişkin yapılan açıklamaların somut olayda uygulama imkânı bulunmadığı, bu nedenle hükümsüzlük şartlarının oluştuğu anlaşılmakla, karşı dava yönünden verilen hükümsüzlük kararının yerinde olduğu, hale göre asıl davada ileri sürülen tecavüze ve tazminata ilişkin taleplerin de reddi gerektiği anlaşılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı karşı davalılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/12/2020 tarih ve 2017/438 E., 2020/433 K. sayılı kararına karşı davacı/karşı dosya davalıları vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 427,60 TL maktu ve karşı dava yönünden alınması gereken 427,60 TL maktu toplam 855,2‬0 istinaf karar ve ilam harçlarından peşin yatırılan asıl dava yönünden 59,30 TL ve karşı dava yönünden 59,30 TL toplamda 118,6‬0 harcın mahsubu ile bakiye 736,6‬0 TL harcın davacılar/karşı dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar/karşı dosya davalıları tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"794f8006c9002677","SID":"3491cedf7c1a5233"}}