{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/498 <br>KARAR NO\t: 2024/649<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 15/01/2021<br>NUMARASI\t: 2020/566 E. -2021/31 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Dava konusu ilamsız icra takibine dayanak çek süresinde bankaya ibraz edilmediğinden kıymetli evrak niteliğine haiz olmadığını, dolayısıyla ciranta olan müvekkilin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, senetteki imzanın müvekkilerine ait olmadığını, müvekkilerinin davalıya borcu olmadığını, alacağın zaten zamanaşımına uğradığını belirterek müvekkilerinin davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Öncelikli olarak ispat yükünün üzerinde durulması gerekmektedir. HMK'nun 190.maddesinde \"İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir\" denilmektedir. Kambiyo senetlerinde illetten mücerretlik ilkesi geçerli olup, kambiyo senetlerinde ispat külfeti borçlu tarafa ait ise de, dava konusu çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edildiğinin davalı tarafça ispat edilemediği, mahkememizce uyaptan celp olunan icra dosyasında da çekin arka yüzünün bulunmadığı, takibin kambiyo takibi olması nedeniyle çek aslının da icra kasasında mevcut olmadığı anlaşılmakla çekin kambiyo senedi vasfı taşımadığı kanaatine varılarak ispat yükü açısından genel ispat kurallarının uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda ispat külfetinin alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafa ait olduğu, davalıya alacağı temlik eden ile davacı arasında temel ilişki bulunmadığı gibi davalı tarafça alacağın varlığına ilişkin davaya cevap verilmediği ve herhangi bir delil bildirilmediği, netice itibariyle davalının üzerine düşen ispat külfetini yerine getirmediği kanaatine varılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, davalıya alacağı temlik eden ile davacı arasında doğrudan bir senet devrinin söz konusu olmaması nedeni ile davalının kötüniyeti sübut bulmadığından icra kötü niyet tazminatının yasal koşullarının oluşmadığı kanaati ile\" hüküm kurulmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  -taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapıldığını, davaya konu  Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takip dosyasında alacaklı vekili olarak vekaletnameleri bulunduğunu ancak arabuluculuk sürecinde ve  yargılamada taraflarına hiçbir tebligat yapılmadığını, -huzurdaki dosyada alacağın.. .'tan temlik alınmış olup bu kişinin ve davacı ...'ndan sonra cirosu bulunan kişilerin tamamının zorunlu dava arkadaşlığı sebebiyle arabuluculuk sürecinde ve dava sürecinde davalı taraf olarak belirtilmeleri gerektiğini,  icra dosyasında temlik alan 3.kişi konumunda olduklarından tanık dahil her türlü delillerle ispat etme haklarının kullanılabilmesi için hukuken temlik eden alacaklı ... da dosyaya taraf olarak eklenmesi gerektiğini, -taraflar arasında ki takip işlemi ibraz edilmeyen çeke ilişkin olduğundan ve tarafların hukuki sıfatı değerlendirildiğinde davaya bakmakta görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, -İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı incelendiğinde, hukuki değerlendirme ve ispat külfetinin kime yüklendiği noktasında hatalı değerlendirme yapıldığını, takibe konu belgedeki imzanın borçlu- davacı ...'na ait olduğunu, Borçlu - Davacı ...'nun cirosundan sonra oğlu  ... cirosu bulunmakta ve bu kişide alacağı temlik aldıkları ... çeki ciro ettiğini, yani çeki ... birlikte ciro ederek borçlarına karşılık verdiklerini, Davaya konu icra takibi 2016 yılında açılmış olup borçlu- davacının çok uzun süre sonra sadece usul yönünden eksiklik bulunduğu gerekçesiyle kötüniyetli olarak huzurdaki davayı açmış olmasının hukuken korunmaması gerektiğini kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın sunmuş olduğu vekalet karar tarihinden sonra olduğundan ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada davalı vekiline tebligat yapılamadığını, asile tebliğin geçerli olduğunu,  takip alacaklısıyla cirantalar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığını, menfi tespit davası çekte sıfatı bulunan tüm kişilere karşı açılacağı gibi takip alacaklısıyla cirantalar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığından sadece bir kısmına yönelik de açılabileceğini,  TTK madde 4/a uyarınca kambiyo senetlerinden kaynaklanan davalar mutlak ticari dava niteliğinde olup huzurda görülen dava kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davası niteliğinde olduğundan davada görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, menfi tespit davasında ispat külfetinin alacaklıda olduğunu, davalının cevap dilekçesi sunmamış ve müvekkilinin borçlu olduğunu ispat edecek herhangi bir delil de bildirmemiş olduğunu, çek, süresinde bankaya ibraz edilmediğinden kambiyo senedi vasfında olmadığını, ilgili kambiyo senedinde bulunan imzanın da müvekkili ...'na ait olmadığını, Müvekkilinin takipten 19/08/2019 tarihinde haberdar olduğunu ve işbu huzurdaki davayı 01/09/2020 tarihinde açtığını,  davanın açıldığı tarih arasında çok uzun süre geçmediğini istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.  Davacı tarafça Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takip dosyası ve bu dosyanın dayanağı 10/06/2016 keşide tarihli Akhisar keşide yerli ... Akhisar şubesine ait keşidecisi ...  olan ... çek numaralı 34.000,00 TL bedelli çekten dolayı, çekin kıymetli evrak niteliğinin bulunmaması nedeniyle cirantaya başvurulamayacak olması gerekçesiyle ve ayrıca çekteki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitini talep ettiği görülmektedir.  Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takip dosyası incelendiğinde takip dayanağının dava konusu çek olduğu, takip türünün genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi olduğu, alacaklının  ..., borçlularının davalı ile dava dışı ...  ve ... olduğu, icra dosyasındaki alacağın ...  tarafından davalı ...'a noterde düzenlenen alacağın devri sözleşmesi ile devredilmiş olduğu anlaşılmıştır. İtirazın iptali davasında borçlu vekili tarafından icra müdürlüğüne itiraz dilekçesi verilmesi, itirazın iptali davasında borçlu vekilinin davaya katılacağı anlamına gelmediğinden, davalı asil adına duruşma gününün tebliğ edilmesi geçerli olup, bu konudaki istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davaya konu çekin bankaya ibraz edilmediği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı anlaşılıyorsa da;  kambiyo senetleri ve çek TTK'da düzenlendiğinden, çeke dayalı olarak açılan davalar TTK 4. Madde gereğince mutlak ticari dava olduğundan, zamanaşımına uğramış dahi olsa çekten dolayı açılacak menfi tespit davalarının Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği anlaşılmıştır. Çek üzerindeki ciro silsilesinde yer alan kişiler arasında  kanunun aradığı şekilde zorunlu dava arkadaşlığı da bulunmadığından, davalı yanın ciro silsilesinde mevcut olan tüm şahıslar arasında zorunlu dava arkadaşlığının mevcut olduğu ve alacaklı Burhan Uluç'un dosyaya eklenmesi gerektiğine ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davaya konu çek bankaya ibraz edilmediğinden kambiyo vasfının bulunmadığı, taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı, kambiyo vasfında bulunmayan çekten dolayı alacaklının, çekin keşidecisine karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ve temel ilişkisinin bulunduğu ciro edene karşı temel ilişki hükümlerine göre başvuru hakkı bulunuyorsa da, çekin lehtarı olan davacıya başvuru hakkının bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.\t\t<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/01/2021 tarih ve 2020/566 E. 2021/31 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.322,54-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 580,63-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.741,91-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalıdan tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/03/2024<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d34e284db5707686","SID":"611287d4d3e1cd88"}}