{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/452 Esas<br>KARAR NO: 2024/645<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 09/02/2021<br>NUMARASI: 2019/74 E. - 2021/32 K.<br>DAVA: Markanın Hükümsüzlüğü, Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi ile; müvekkilinin dünyaca ünlü \"...\" markasının tek sahibi olduğunu, dünyada ev temizliği ve hijyen denince akla ilk gelen markalardan birinin \"...\" olduğunu, müvekkili adına TPMK nedzinde tescilli “...” markasının ülkemizde ve dünyada tanınmış marka statüsünde olduğunu, müvekkilinin \"...\" markalı elektrikli küçük ev aletleri kategorisindeki ürünlerin imalatçısı, ithalatçısı ve satıcısı olduğunu, ancak hal böyle iken davalının, müvekkili markası ile benzer ve iltibas yaratacak nitelikte “...” adlı markayı kendi ürünlerinde, facebook sayfasında ve internet sitesinde muhtelif şekillerle kullandığını, davalının kendi üretimi olduğu tahmin edilen ürünlerin üzerinde, broşürlerinde, afişlerinde http://... - https://.../...  adlı internet sitesinde ve sair alanlarda \"...\" adlı markayı kullandığının tespit edildiğini, facebook adlı sosyal medya sitesinde “...” markalı ürünlerin reklamını yapan davalının, ütü masası, çamaşır kurutmalığı ve sinek öldürücü cihazların boy boy fotoğrafını kamu ile paylaşarak reklam yaptığını, hali hazırda ticaretini yaptığı işin reklamını da sosyal medyada duyurmakta ve haksız kazanç sağlamakta olduğunu, dosyaya sunulan ... paylaşımlarından bu hususun açık şekilde görülmekte olduğunu, davalının söz konusu eylemlerinin ayrıca Mahkememizin 2019/25 D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini ve bu durumun müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, davalının davacı adına tescilli \"...\" esas unsurlu markasından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, men'ini, ref'ini, davalının fakir markasını taşıyan ürün, cihaz , afiş, kartvizit, reklam malzemeleri ve broşürlerine el konularak imhasına, davalının \"... kullanmasını ve piyasaya ürün arzının durdurulmasını, davalı adına olan ... adlı web sitesine Türkiye'den erişimin engellenmesini, davalı adına olan htttps://.../... hesabından \"...\" ibaresini taşıyan tüm görsellerin çıkarılmasını, aksi takdirde erişimin engellenmesini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile; müvekkilinin TPMK nezdinde ... sayı ile tescilli \"...\" ibareli markanın sahibi olduğunu, dolayısı ile müvekkili kullanımının tescile dayalı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin haksız kullanımda bulunduğu iddialarının yerinde olmadığını, Mahkememizin 2019/25 D.İş sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararının da tek taraflı olarak, yalnızca tespit talep edenin beyanları doğrultusunda ve karşı tarafa hiçbir söz hakkı verilmeden ve deliller toplanmadan verildiği için hatalı olduğunu ve bu nedenle verilen tedbir kararının da kaldırılması gerektiğini ve davacı yanın markaya tecavüz ve haksız rekabet taleplerinin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen Mahkememizin 2019/191 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin dünyaca ünlü \"...\" markasının tek sahibi olduğunu, müvekkili şirketin, kurulduğu tarihten bugüne kadar müşteri memnuniyetini esas laan çalışmaları ile teknolojideki hızlı değişim ve gelişmeleri takip etmek suretiyle sektöründe haklı bir ün ve geniş bir müşteri çevresi kazandığını, müvekkilinin ... markasını 2010 tarihinde tümüyle satın alarak Türkiye ve dünyada küresel bir markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin TPE nezdinde tescilli \"...\" markasının sahibi olduğunu, işbu markanın Türkiye ve dünyada tanınmış marka statüsünde olduğunu, ayrıca müvekkiline ait ... markası ile ... yani dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programında destek alan markaları arasında olduğunu, davalıların 19/08/2015 tarihinde \"...\" adlı markayı ... tescil numarası ile 08,14,18,21,28 sınıflarında müştereken tescil ettirdiklerini, davalılar tarafından tescil edilen markanın beyaz zemin üzerine baş harfi büyük olmak suretiyle lacivert harflerle \"...\" yazılı bir logoya sahip olduğunu, davalılardan ...  \"...\" adlı markayı kendi ürünlerinde, facebook sayfasında ve internet sitesinde muhtelif şekillerle kullanmakta olduğunu, bu durumda ortada \"...+şekil\" logolu ... tescil nolu tescilli marka ile \"...+şekil\" logolu haksız şekilde kullanılan iki ayrı marka bulunduğunu, davalının marka kullanımları sebebi ile taraflarınca Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde delil tespiti talebi ile 2019/25 değişik iş sayılı davası ikame edildiğini ve bilirkişinin 26/01/2019 tarihli raporunu tanzim ettiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25.maddesine göre ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin tazminat talepleri sebebiyle zorunlu arabulucuya başvurduğunu, ancak görüşme sonunda anlaşma sağlanamadığını, davalıların eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet olduğunu, bu hususlara ilişkin Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/74 esas sayılı dosyası ile haksız rekabetin ve tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ve sair taleplerinin olduğunu, tüm bu nedenlerle işbu davanın usul ekonomisi ilkesi gereği Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/74 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalılar adına tescilli ... tescli numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 1.000,00 TL maddi tazminat, 20.000,00 TL manevi tazminat ve 20.000,00 TL itibar tazminatının ticari temerrüt faizi ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafın dava dilekçesinde beyan ettiği üzere davacı tarafça aynı hususlara ilişkin mahkemenin 2019/74 esas sayılı dosyası ile görülmekte olan bir dosya daha olduğunu, bu sebeple davanın derdestlik yönünden usulden reddinin gerektiğini, müvekkiline ait ... tescil numaralı marka için 20/11/2012 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, ... ibareli bu markanın 19/08/2015 tarihinde tescil edildiğini, müvekkilinin davacının kendilerine ait olduğunu iddia ettiği ... markasının kullanımının tescile dayalı olup, müvekkilinin söz konusu tescilli markasını ilgili sınıf ve emtialarda tescile dayalı olarak kullanageldiğini, davacının iddialarının hiçbirini kabul etmediklerini, müvekkiline ait markanın başvurusunun 2012 yılında yapıldığını, yani davacının markalarından daha önceki bir tarihte müvekkilinin marka başvurusunda bulunduğunu, bu marka üzerinde bu anlamda da öncelikli ve gerçek anlamda hak sahibi olduğunu, dolayısı ile marka hakkına bir tecavüz eyleminin söz konusu ise davacı tarafın müvekkilinin tescilli markalarına tecavüz eyleminin gerçekleştirdiğini, hükümsüzlük talebine dair iddiaları kabul etmediklerini, davacı tarafın müvekkilinin markayı kullanmasına, yatırım yapmasına, markaya bağlı peştemaliye oluşturmasına sessiz kaldığını, değişik iş sayılı dosya ile ilgili olarak tek taraflı, yalnızca tespit talep edenin beyanları doğrultusunda karşı tarafa hiçbir söz hakkı verilmeden, delilleri toplanmadan, cevapları alınmadan verilen tedbir kararının ve alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının manevi tazminat talebinin fahiş olup zenginleşme amacı taşıdığını, davacının davasının öncelikle usulden reddine, mahkemece esasa girilecek olması halinde davacının davasının tüm talepleri yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"..Birleşen mahkememizin 2019/191 Esas sayılı dosyası yönünden ise ; davacı markasının davalılar adına tescilli ... no’lu markanın koruma tarihi olan 20.11.2012 tarihi öncesinde ve sonrasında herkes tarafından yaygın olarak bilinen tanınmış marka kapsamında olduğu, davalıların aynı ibareyi tesadüfen seçmelerinin mümkün olmadığı, davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlamak amacıyla bu tescili yaptırdıkları, haklı bir sebeplerinin bulunmadığı, herhangi bir ticari kayıtları olmadan kayıt dışı olarak \"...\" markası taşıyan ütü masası, çamaşır kurutmalığı ve sinek öldürücü cihaz  satış ve pazarlamasının yaptıkları bu haliyle SMK 6/5 maddesi anlamında tüm emtia sınıfları yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmakla hükümsüzlüğe ilişin davanın kabulü gerekmiştir. Davacının tazminat taleplerine gelince; bilirkişi raporunda değinildiği üzere davalıların herhangi bir ticari defterleri bulunmaması üzerine hesaplama yapılamamış olup, davacı markasının tanınmışlık düzeyi, davalıların yukarıda değinilen eyleminin niteliği gözetilerek davacı yararına taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL tazminat takdir edilmiştir. Yine davalıların ürünleri davacı markası düzeyinde olmayıp, dosyaya ibraz edilen tüketici şikayetlerinin sırf bu nedenle davacı tarafa iletildiği gözetilerek davacı yararına 20.000,00 TL itibar tazminatı takdir edilmiştir. Davalıların yukarıda değinilen eylemleri aynı zamanda davacının markadan doğan manevi haklarını ihlal ettiğinden ,tarafların ekonomik durumu, markanın kullanım biçimi ve manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 20.000,00 TL manevi tazminat\" kararı verilmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; -eksik ve hatalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini,  Müvekkilinin “ütü masaları ve kılıfları, çamaşır kurutmalıkları, sinek ve haşeratı kovucu veya yok edici elektrikli cihazlar” emtialarından bazılarının kullanımının tescile dayandığını ancak davacının ise “ütü masaları ve kılıfları, çamaşır kurutmalıkları, sinek ve haşeratı kovucu veya yok edici elektrikli cihazlar\" emtialarında tescilli markasının olmadığını, müvekkiline ait ... tescil nolu markanın tescil sınıfı içerisinde “ütü masaları ve kılıfları, çamaşır kurutmalıkları, sinek ve haşeratı kovucu veya yok edici elektrikli cihazlar” emtiaların 2012 yılından bu yana müvekkili adına tescilli olduğunu, Davacının davaya dayanak markaları olan ..., ...(...), ..., ... markalarında ise söz konusu “ütü masaları ve kılıfları, çamaşır kurutmalıkları, sinek ve haşeratı kovucu veya yok edici elektrikli cihazlar”  emtialarından olmadığını,  yine davacıya ait ... tescil nolu marka hariç diğerlerinin tamamının davalı markasından sonra tescil müracaatının yapıldığını, davacının işbu davası tescile değil, tescil dışı koruma iddiasına dayalı olduğundan, müvekkilinin kullanımlarının yasaya aykırılık iddiasının dinlenemeyeceğini, müvekkilinin kullanımının tescile dayanması nedeniyle haksız rekabet, marka hakkına tecavüz, tazminat vb tüm iddia ve taleplerin reddi açısından tek başına yeterli olduğunu, -davacının 100 lerce farklı marka ile satış yaptığının bilirkişi raporunun 33-37 arasındaki satış faturaları göründüğünü, davacının satışa konu ettiği markaların salt ... değil, 100 lerce farklı marka satışına ilişkin olduğunu, davacı tarafından ... markası ile yapılan tanınmış marka müracaatının tarihinin 2013 yılı olduğunu, davacının tanınmışlık kriterine 2013 yılında sahip olduğunu düşünerek ve iddia ederek TPMK ya müracaatta bulunduğunu ve sektörel tanınmışlığının 2013 den sonra tescil edildiğini,  özetle; TPMK'nın bu tanınmışlığı 2013 de sağladığını düşündüğü için talebi kabul ettiğini,   mahkemenin yargılama konusu dahi değilken davacının tanınmışlığının 2013 öncesine dayandırdığını,  bilirkişilerin ehil olmadığını, uzmanlık alanları incelendiğinde birisinin Mali Müşavir, bir diğerinin Bilgisayar Mühendisi olduğunu, kalan tek bilirkişinin ise marka vekili sıfatı ile dosyada yer aldığını,  davacının tanınmışlığının 2013 den daha eski olduğunu dosyadaki delillerden değil, TPMK nın tanınmış markaya dair verdiği kararın gerekçesinden çıkarılmaya çalışıldığını, TPMK' nın verdiği kararın net olup, bunun 3 yıl geriye götürülmesinin hakkaniyetli bir bakış açısı olmadığını, -Davacının “ütü masası, çamaşır kurutmalığı ve sinek öldürücü” imalatı ve satışı yapmadığının bilirkişilerce kabul edildiğini, buna rağmen “iltibas tehlikesi” vardır sonucuna varılmasının hatalı olduğunu,  “ütü masası, çamaşır kurutmalığı ve sinek öldürücü” emtiaları için müvekkilinin tescile dayalı üsten ve öncelik hakkı olduğunu, müvekkiline ait ... tescil nolu markanın “ütü masası, çamaşır kurutmalığı ve sinek öldürücü” emtialarını kapsadığını, müvekkilin bu emtialara yönelik tescile dayalı üstün ve öncelik hakkı olduğunu, davacının tescilinin olmadığı, üretmediği, satmadığı emtialara yönelik “benzerlik/iltibas” iddiasının dinlenemeyeceğini, müvekkilin marka müracat tarihinden önce satışının da olmaması karşısında davacının tecavüz iddiasının dinlenemeyeceğini, asıl dava yönünden davanın reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, -Birleşen dava yönünden sessiz kalma nedeniyle hak kaybı müessesinin değerlendirilmediğini, gerek KHK döneminde sessiz kalma nedeniyle hak kaybı müessesinin değerlendirilmesi ve gerekse SMK de düzenlenen 5 yıllık sessiz kalma durumu ... tescil nolu markalarında gerçekleştiğini, -Davacının eskiye dayalı tescilli markasının olamaması ve ilgili emtialarda da kullanımı ispat edememesi sebebiyle de davanın reddi gerektiğini, hem davacının 08 ve 21 sınıftaki tescilli emtialar ile davalının farklı olduğunu, davacının “ masası, çamaşır kurutmalığı ve sinek  veya haşeratı kovucu ve yok edici elektirikli cihazlar emtialarına dayalı tescile dayalı üstün ve öncelik hakkının olması davacının aynı emtialarda tescilin emtialarında olmaması ve dahi müvekkilinin marka müracaat tarihinden önce satışında olmaması karşısında davacının tecavüz iddiasının dinlenemeyeceğini,  bilirkişilerin her iki markanın da ... ibaresine haiz olması ve davacı markasının 2010 dan bu yana tanınmışlığı olması gerekçesi ile davalının 08 ve 21 sınıftaki tüm emtialar açısından hükümsüz kılınabileceğini beyan ettiklerini ve Mahkemece de aynı yönde değerlendirme yapılarak müvekkiline ait ... tescil nolu markanın tamamen hükümsüzlüğüne karar verildiğini,  davacının markasının tanınmışlığı 2010 tarihine götürülse dahi, davacının ütü masası, çamaşır kurutmalığı ve sinek öldürücü emtialarında markasının tescilli olmaması ve bu emtialarda markasal kullanımının da olmaması gerçekliği karşısında müvekkilinin markasının hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceğini, -İtibar Tazminatı Yönünden; davacı tarafından markanın itibarına zarar verildiği iddiasının somut delillerle ispatlanmış olmadığını,  somut zararın miktarının da davacı tarafça ispatı gerektiğini, -Manevi Tazminat Yönünden; davacının zenginleşmesini sağlayacak düzeyde yüksek belirlenmiş bu tazminatı olduğunu,  Maddi Tazminat Yönünden; tecavüzün veya haksız rekabetin söz konusu olmadığı bir durumda bu tazminata hükmedilmesinin de yerinde olmadığını, kararın kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin ... markasının Davalılar markasının koruma tarihi olan 20.11.2012 tarihi öncesinde ve sonrasında herkes tarafından yaygın olarak bilinen tanınmış marka kapsamında olduğunu, bilirkişi raporunda bu tespitin yapıldığını,  TPMK Markalar Dairesi Başkanlığının 10.09.2013 tarih ve ... sayılı yazısında tanımış marka tespitinin yapıldığını, ... markasının kökeninin 1933 yılına dayandığını, yurtdışındaki birçok ülkede marka başvurularının 1961 yılında gerçekleştirdiğini, 1985 yılında Türkiye pazarına girdiğini, 2007 yılında Madrid Protokolü çerçevesinde yurtdışındaki diğer birçok ülkede marka tescil başvurularını yaptığını, Türkiye’deki ilk marka başvurusunu da 24.11.1997 tarihinde yaptığını, TPMK’nın tanınmış marka tescilinin yalnızca teyit amaçlı olduğunu,  Davalılar’ın davacıya ait ... markasının tanınmış olmadığı yönündeki afaki argümanlarına dayanak olarak Müvekkilinin 2010 yılından sonraki satışlarının yüzlerce farklı markaya ilişkin olduğu, yani Müvekkilinin ciro, reklam vs. gibi hususlarının salt ... markası ile alakalı olmadığı yönündeki mesnetsiz iddialarda bulunduğunu, Davalılar’ın İstinaf Başvurusu’nda atıf yaptıkları Bilirkişi Raporu’nun 33-37 sayfaları arasında bahsi geçen ... gibi isimlerin, ... markası adı altında satılan elektrikli süpürge, halı yıkama makinesi ve saç kurutma makinesi gibi ürünlerin model isimleri olduğunu, Yerel Mahkeme hâkiminin yıllara dayanan marka hukuku tecrübesi ve uzmanlığı dikkate alındığında, Bilirkişi Raporu’na dayanmaya ihtiyaç duymadığını, Müvekkili şirkete ait fakir markası tanınmış marka olduğundan, başta SMK madde 6/5 ve 6/9 hükümleri gereğince, davalılara ait markanın tescilli olduğu tüm sınıflar (08 / 14 / 18 / 21 / 28) yönünden hükümsüz kılınmasının hukuka uygun olduğunu,  Davalılar’ın markasının, Müvekkilinin markası ile aynı ibareyi taşıdığı için (...), Müvekkilinin ... markasının Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız yarar sağlaması ve Müvekkilinin ... markasının itibarının zarar görmesi veya ayırt edici karakterinin zedelenmesi ihtimallerin somut olayda mevcut olduğunu, Davalıların markasını taşıyan sinek kovucularının satıldığı pazar yerlerinde de müşteri şikâyetleri olduğunu, ... markalı ürünler açısından sağladığı güven duygusunun ciddi anlamda zedelendiğini, aynı gerekçelerde Müvekkilinin lehine itibar tazminatına ve manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka uygun olduğunu,  tanınmış markalara güçlendirilmiş bir koruma sağlandığını, tanınmış markanın farklı mal ve hizmetler yönünden de korunabildiğini,  tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesinin hukuka uygun olduğunu, SMK’nın “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlıklı 6. maddesinin 9. fıkrası uyarınca “Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” Türkiye’deki ilk marka başvurusunun 24.11.1997 tarihinde yapıldığını, Davalı’nın Müvekkilinin tanınırlığı bu kadar yüksek olan ... markası ile aynı ibareyi içerir markasını 08 / 14 / 18 / 21 / 28 sınıflarda marka olarak tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğunu,  davalıların herhangi bir ticari kayıtları olmadan kayıt dışı olarak \"...\" markası taşıyan ütü masası, çamaşır kurutmalığı ve sinek öldürücü cihaz satış ve pazarlamasını yaptıklarını,  SMK madde 25/6 hükmü gereğince, sonraki tarihli markanın kötü niyetli olması durumunda, hükümsüzlük talebi yönünden 5 yıllık süre kısıtlaması bulunmadığını,  davacının, davalıların dava konusu markasından TPMK’nin internet sitesinden yapılan tescil sorgulaması neticesinde 19.08.2015 tarihinde haberdar olduklarını, uyuşmazlık bakımından bahsi geçen 5 yıllık süre geçmediğini,  Davalılar’ın marka tescili kötü niyetli olduğundan, somut olayda 5 yıllık sessiz kalma süresinin geçip geçmediğinin bir önemi bulunmadığını, SMK madde 151/2’de sayılan a ve c bentlerindeki yöntemlere göre dava konusu “yoksun kalınan kazanç” miktarı ayrı ayrı hesaplanmadığını, Bilirkişi Raporu mali yönden eksik de olsa, huzurdaki davanın bir an önce karara bağlanmasının elzem olduğunu,  “düşük” miktardaki tazminata itiraz etmelerinin haksız olduğunu, İstinaf Başvurusu’nun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men ve ref'i, davalıya ait ... adlı web sitesine Türkiye'den erişimin engellenmesi ve verilecek hüküm özetinin ilanı, birleşen dava, markanın hükümsüzlüğü, maddi, manevi ve itibar tazminatı ile verilecek hüküm özetinin ilanı taleplidir. Davacının ... markasının TPE nezdinde 16.12.2014 tarih ... sayı ile 01,02, 03, 04, 05, 06, 08, 10, 12, 13, 14, 15, 16,17, 18, 19,20, 21,22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45 ve 27.03.2015 tarih ... sayı ile 07, 09, 11 sınıflarında tescil edilmiş olduğu, TPE'nin 10.09.2013 tarih ve ... sayılı yazısı ile tanınmış marka statüsüne hak kazanmış olduğu, ... başvuru ve ... tescil no’lu  ve “TPMK” ... no’lu başvuru ile ... markasının tanınmış marka olarak kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.Davalılara ait ... başvuru ve ... tescil no’lu  20.11.2012 tarihli \"...+Şekil\" markasının bulunduğu anlaşılmıştır. Markanın tescil tarihinin 19/08/2015 tarihi olduğu anlaşılmıştır. ... markasının 1985 yılında Türkiye pazarına girdiğini, Türkiye’deki ilk marka başvurusunu da 24.11.1997 tarihinde yapıldığı, TPMK Markalar Dairesi Başkanlığının 10.09.2013 tarih ve ... sayılı yazısında,  davacıya ait ... markasının tanınmışlık düzeyinin, hem Türkiye’de, hem de Dünya’da oldukça yüksek olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır. 10/02/2020 tarihli raporda, davalının markasal kullanımının ve eylemlerinin, davacının \"...\" asıl ibareli tescilli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olup, iltibasa neden olabileceği, bu nedenle de 6769 Sayılı SMK'nın 7/3-c ve 29/1-a gereğince marka hakkına tecavüz ve TTK'nın 55/1-a ve 4. Maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil edebileceği belirtilmiştir.  28/11/2020 havale tarihli raporda, taraf markalarının neredeyse birebir aynı olduğu,  her iki tarafın markalarında da esaslı unsurun ... ibaresi olduğu, dosyaya sunulan 2019/25 D.İş sayılı dosyasına mübrez bilirkişi raporundan, markanın şeklinde “Sinek öldürücü, ütü masası ve çamaşır kurutmalığı” için kullanıldığı, bu metalardan sinek öldürücü elektrikli cihazlar 09. sınıfın kapsamına girdiğinden davacı adına tescilli marka emtia kapsamında kaldığı, bu nedenle 09. mınıftaki emtia bakımından  davacı tarafın marka haklarının ihlal edildiği, davacının hükümsüzlük taleplerinin SMK 25 delaletiyle SMK 5, SMK 6/1, 6/4 ve 6/5 hükümlerine dayandığı, davalı markası ile aynı sınıflarda tescilli ... tescil numaralı davacı markasının davalı markasından daha önce tarihli olduğu, davacı tarafa ait diğer markaların davalı markasından sonraki tarihte başvurusunun yapılmış olduğu, tescil sınıfları ve tescil tarihleri dikkate alındığında SMK 5 anlamında hükümsüzlük gerekçesi bulunmadığı, SMK 6/1 uyarınca ileri sürülebilecek tek markanın davacı adına tescilli 191583 tescil numaralı marka olduğu, bu marka ile davalı markasının 08. Sınıfta hayvan tüyü kırpma makinesi, 21. Sınıfta ev tipi filtreleri içerdiği, bu emtiaların davalı markası emtialarıyla örtüşmemekle birlikte markaların aynı ibareyi içermesi ve ilgili sınıfta olmaları nedeniyle 08 ve 21. Sınıflarda hükümsüzlük gerekçesi olabileceği, davalı markasının SMK 6/1 uyarınca 08 ve 21. Sınıftaki mallar için hükümsüz kılınabileceği, davacı markasının markanın tanınmışlık başvurusunun 09.11.2012 olmakla davalı markasından daha önceki bir tarihte olduğu bunun yanında dosyaya sunulan delillerin de özellikle 21. sınıftaki mallar bakımından davacı markasının çok ciddi bir kullanıma ve tanınmışlığa sahip olduğunu gösterdiği, bu nedenle 21. Sınıfın tamamı bakımından davalı markasının SMK 6/4 ve 6/5 uyarınca hükümsüz kılınabileceği, dosyaya sunulan raporlarda davalı markasının tescilli şekli yerine \"fakir\" olarak kullanıldığı, davacı markalarının düz yazı şeklinde olduğu, düz yazı şeklinde başvurusu yapılan markaların genel olarak farklı yazı karakterleri ile de markasını kullanabileceği kabul edildiği, belirli bir logo ile başvurulan markaların da bu logoyu korumaları ve kullanmaları beklendiği nazara alındığında, davalı tarafın kendi logosunu olduğu gibi kullanması gerektiği halde \"...\" şeklindeki kullanımın davacı tarafa ait (tescil tarihleri ve tescil sınıfları ayrı tutulmak üzere) \"...\", \" ...\" ve \"...\" ibareli markalar ile karıştırılmaya yol açabileceği, davalı tarafın kendi tescilli logosu varken -birebir davacı markası ile aynı olmasa da- farklı bir tertip tarzı ile markayı kullanması ve bu markanın da davacı markalarına yaklaşmasının haksız rekabet teşkil edebileceği, davacı şirketin mali verilerinin tetkikinde; 09.11.2012 tarihli başvuru üzerine, TPE tarafından 10.09.2013 tarih ve ... sayılı yazı ile tanınmış marka olduğu bildirilmiş olan, davacı şirket adına tescilli “...” ibareli markanın, davalılar adına tescilli ... no’lu markanın koruma tarihi olan 20.11.2012 tarihi öncesinde ve sonrasında herkes tarafından yaygın olarak bilinen tanınmış marka kapsamında olduğu kanaatine varıldığı, elektrikli ev aletleri imalat ve satış işi ile uğraştığı görülen davacı şirketin, fatura düzenlemeye başladığı 2010 yılı Nisan ayı ile 30.05.2019 dava tarihi arasındaki döneme ait satış faturalarının tetkikinde; davaya konu olan ütü masası, çamaşır kurutmalığı ve sinek öldürücü cihaz imalatı ve satışı yapmadığının tespit edildiği, davalıların ticari işletmelerinin bulunmadığı ve tacir olmadıkları beyan edilerek, defter, kayıt, fatura vs. ibraz edilmemesi nedeniyle, davacının lisans bedeli tercihine göre maddi tazminat hesabı yapılamadığı, bu nedenle, maddi tazminat miktarının TBK 50 ve 51 çerçevesinde takdirinin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.  TPMK Markalar Dairesi Başkanlığının 10.09.2013 tarih ve ... sayılı yazısında, davacının “...” markası ile çeşitli medya organlarında tanıtımının yapıldığı ve  çeşitli fuarlara katılım sağlanarak teşhir edildiği, “...” ibaresinin güçlü ayırt ediciliğe sahip bir ibare olduğu, sunulan anketlerde elektrikli ev aletleri alanında “.... markasının bilinirliğinin yüksek bir marka olduğunun görülmekte olduğu,  “...” markasının elektrikli ev aletleri grubuna giren mallar ile özdeşleştiği, “...” markasını taşıyan ürünlerin yurt içinde yaklaşık 3500 noktada ve dünyada çok sayıda ülkede satışa sunulmakta olduğu belirlenmiştir.Dosya kapsamına sunulan bilirkişi raporu, davalı kullanım görsellerinden, aynı emtia grubunda davalı tarafın ürünler üzerinde, davacının markasına yanaşacak şekilde kullandığı,  davalının markası \"...+Şekil\" olarak tescilli olduğu şekilde kullanmadığı, mahkemece alınan bilirkişi heyet raporu ile kullanımın davacı tescilli markaları ile yapılan karşılaştırmada markalara tecavüz teşkil ettiğinin kanaatine varıldığı, TTK 55/4 maddesinde \"Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak\" fiilinin haksız rekabet teşkil ettiğinin düzenlendiği,  davalı tanınmış markası ile  iltibas yaratacak ve  davacı şekil markalarına yaklaştıracak biçimdeki kullanımının  ayniyet derecesinde benzerinin kullanılmasının ve  davacı ile aynı piyasaya yer almaları, davalının davacıya ait ürünlerin alternatiflerini üretiyor olması dikkate alındığında  tesadüf olmadığı ve  dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davalının marka tescil tarihinin 19/08/2015 tarihi olup, dava tarihinin 30/05/2019 olduğu buna göre 5 yıllık sürenin dolmadığı, tescil tarihi itibariyle sürenin başladığı, davacının sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığından söz edilemeyeceği anlaşılmıştır. Markanın Hükümsüzlüğü 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.25'te düzenlenmiştir. Buna göre, markanın tesciline engel olan mutlak ya da nispi red nedenleri mevcut ise markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilir. Somut olayda davacı SMK m.6/1, 6/4, ve 6/5 uyarınca davalı adına tescilli olan markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir. Nispi ret imkanın doğması için markaların aynı veya benzer olması ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsaması tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda markaların belirtilen bu ilişki nedeniyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin de bulunması gerekir.(SMK m.6/1) Markalar görsel açıdan incelendiğinde; ... ibarelerinin harf karakterlerine bağlı olarak görsel anlamda benzerlik bulunduğu,  SMK m.6/4 ve 6/5 yönünden yapılan değerlendirmede; davacı markasının, tanınmış marka olduğunun tanınmış marka sicil kaydı ile anlaşıldığı, Tanınmış Marka ile ilgili olarak SMK m.6/5'te düzenleme yapıldığı, buna göre \"Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. \" denildiği, davacı ve davalı markalarının kapsadığı mal ve hizmetler ne kadar yakın (benzer) olursa, iltibas ihtimalinin önlenebilmesi için yeni markanın eskisinden o kadar farklı olması gerektiği, mal ve hizmet sınıflarında benzerlik olduğu, taraf markalarının tescil sınıfının benzer olduğu, taraf markalarının tescil sınıfları dikkate alındığında ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, davacı markasının \"eletronik\" hizmet sınıfında tanınmış olduğu, davalı markasının tescilli olduğu emtia grubunun elektronik ürünlerden oluştuğu, davacı markasının tanınmışlığı göz önüne aldığında ilişkilendirme ihtimalini içerecek şekilde karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacı markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği ve ayırt ediciliğinin zayıflayacağı, hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği anlaşılmıştır. Davacının 08 ve 21 sınıftaki tescilli emtialar ile davalının farklı olduğu ileri sürülmüş ise de, benzer alt sınıflar olarak değerlendirilebileceği , davalı  taraf, davacının 100 lerce farklı marka ile satış yaptığını ileri sürmüş ise de, ... markasının tanınmışlık kriterini değiştirmediği ayrıca bu markanın ürünlerin model isimleri oldukları,  davacıya ait  markanın tanınmış marka olduğu, tanınmışlık kriterlerinin gerekçeli karar ve bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı, taraf markalarının sınıfları arasında ayniyet olması; hedeflenen tüketici kesimi, son kullanıcılar, tescil edilmiş olan / tescil edilmek istenen sınıflar içerisinde yer alan ürünlerin/hizmetlerin kapsamı, pazar anlayışı, dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, ürünlerin/hizmetlerin tüketiciye sunulduğu mekanlar, ürünlerin kullanım amaçları ve benzeri hususların tamamı arasında da bir ayniyet ve/veya benzerliğin bulunduğu, davalı markalarının davacı markalarının serisi niteliğinde bir marka olduğunu düşünebileceği, markanın sonuna eklenen ibarelerin iltibas tehlikesini bertaraf edecek nitelikte yeterli ayırt ediciliğinin bulunmadığı, sonuçta ibareler yönünden de tarafların markaları arasında işletmesel bağlantı yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu, taraf markalarındaki şekil unsurunun değil sözcük unsurunun ön planda olduğu, ihtisas mahkemesi hakimi sıfatıyla, marka hükümsüzlüğü davasında bilirkişi raporundaki hukuki değerlendirmenin benimsenmeyerek ve gerekçeleri açıklanarak, farklı karar verilebileceği bu nedenle bilirkişilerin ehil olmadığı yönündeki istinaf isteminin de yerinde olmadığı bu konudaki istinaf istemlerinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır. İtibar tazminatına ilişkin olarak,  dava dilekçesi ekinde sunulan müşteri yorumlarının tamamının dava tarihinden sonraki 2020 yılına ait yorumlar olduğu, davadan sonraki tarih olup, delil olarak esas alınamayacağı, SMK 150/2 maddesi gereğince koşulları oluşmayan itibar tazminatının reddine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin olarak dosyaya yansıyan deliller dikkate alınarak 5000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olduğu bu yöndeki istinaf istemlerinin kabulünün gerektiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince itibar tazminatına ilişkin davanın reddine, manevi tazminata ilişkin 5000,00 TL yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması yerinde olmadığından, ancak belirtilen husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, açıklanan sebeplerle 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2-Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 09/02/2021 tarih, 2019/74 E. 2021/32 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,Bu kapsamda;<br>A-ASIL DAVA YÖNÜNDEN :1-Asıl dosya yönünden davacının davasının KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli \"...\" esas unsurlu markasından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, men'ine, ref'ine davalının fakir markasını taşıyan ürün, cihaz , afiş, kartvizit, reklam malzemeleri ve broşürlerine el konularak imhasına, davalının \"... kullanmasını ve piyasaya ürün arzının durdurulmasına, 2-Davalı adına olan ... adlı web sitesine Türkiye'den erişimin engellenmesine,3-Davalı adına olan htttps:///... hesabından \"...\" ibaresini taşıyan tüm görsellerin çıkarılmasına, aksi takdirde erişimin engellenmesine, hüküm özetinin masrafı davalıdan alınarak Türkiye çapında yayınlanan trajı en yüksek bir gazete ile ilanına,<br>B-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN : 1-Birleşen mahkememizin 2019/191 Esas sayılı dosyası yönünden davacının davasının KISMEN KABULÜNE, 2-Davalılar adına olan 2012/96395 tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,3-Toplam 1.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,4-İtibar tazminatına ilişkin talebin reddine, ayrıca ilana yer olmadığına5-Asıl dava yönünden İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin5/a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan, 427,60 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu  ile 383,20 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Karar tarihininde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5/c-Davacı tarafından yapılan 88,80 TL dava ilk masrafı, 348,40 TL tebligat-tezkere ve 4.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.437,20 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Birleşen dava yönünden İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hükümsüzlük davası yönünden 427,60 TL, tazminat talepleri yönünden 427,60 TL olmak üzere, alınması gereken toplam 855,20 TL karar harcından peşin alınan 700,18 TL'nin mahsubu  ile 155,02-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 44,40 TL başvurma harcı, 700,18 peşin harç, 6,40 TL vekalet harcının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,6/c-Davacı tarafından yapılan 744,58 TL dava ilk masrafı ve 101,90 TL tebligat-tezkere masrafı olmak üzere toplam 846,48 TL yargılama giderinin, kabul ve red oranına göre 634,86 TL'lık kısmının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6/ç-Karar tarihininde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddine karar verilen itibar tazminatı yönünden 20,000,00-TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6/d-Karar tarihininde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince  kabul edilen maddi tazminat yönünden hesaplanan  1.000,00-TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6/e-Karar tarihininde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince kabul edilen manevi tazminat yönünden hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,,6/f-Karar tarihininde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddidilen manevi tazminat yönünden hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin, davacılardan alınarak davalıya verilmesine,6/g-Karar tarihininde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince marka hükümsüzlüğü yönünden hesaplanan  25.500,00-TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;7/a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan, 427,60 TL ilam harcından, 59,30-TL peşin harcın mahsubu ile, 368,30- TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,7/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerini kendi üzerinde bırakılmasına,7/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"69b6abfd369f43d1","SID":"5a51a55695f2fc11"}}