{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/444 <br>KARAR NO\t\t: 2024/802<br>KARAR TARİHİ\t: 04/04/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/01/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/17 D.İş 2024/16 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İhtiyati Haciz<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 04/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04/04/2024<br><br>İtiraz eden vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili 31/01/2024 tarihli dilekçesinde özetle; Müvekkili ile talep eden arasında yapılan ticaret sonrası oluşan ve tüm taleplere rağmen ödenmeyen borca yönelik taraflarınca Menemen İcra Müdürlüğü'nün 2022/1491 Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçilmiş ancak borçlunun itirazı üzerine takip durduğunu, işlemlerin devamı için taraflarınca Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2022/435 Esas sayılı dosya ile itirazın iptali davası açılmış ise de davanın reddine karar verildiğini, ret kararı ile verilmiş olan ilam vekalet ücreti hakkında davalı tarafından İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/17 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alınmış olup İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2024/831 Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, işbu icra takibinde müvekkil şirketin menkul ve gayrimenkullerine ihtiyati haciz konulduğunu, bankalarına ihtiyati haciz müzekkereleri gönderildiğini, banka hesaplarını kullanamayan müvekkili şirket büyük mağduriyet yaşamaktadır ve vergi rekortmeni listesinde yer alan müvekkili şirketin mağduriyeti saat saat arttığını, ihtiyati haciz hakkında müvekkili şirket adresine hacze gelinmesi akabinde haberdar olunduğunu ve ivedilikle tehiri icra kararı alındığını, ancak bu şekilde hareket edilerek müvekkili şirket adresine haciz gelinmesi, müvekkilinin ticari itibarına zarar verecek nitelikte olup huzurdaki itirazı yapma zorunluluğu hasıl olduğunu, ihtiyati haczin şartları oluşmaksızın ve tehiri icra hakkımızın kullanılabileceği göz önünde bulundurulmaksızın kötü niyetli şekilde ihtiyati haciz talep edildiğini belirterek ihtiyati hacze itirazlarının kabulüne ve ihtiyati haczin kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin talep edene yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...Dosya kapsamı ve sair hususlar birlikte değerlendirildiğinde, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde düzenlendiği üzere rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü  şahısta  olan  taşınır  ve  taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için talep konusu alacağın varlığına dair yaklaşık ispat koşulunun sağlanması gerektiği, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden de anlaşılacağı  müeccel alacağın ihtiyaten haczine yönelik talep açısından 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257/2. maddesinde yer verilen şartların vuku bulduğu dolayısıyla  Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararının İİK'nun 257 ve devamı maddelerine uygun olduğu, ihtiyati hacze karşı  itiraz dilekçesinde dile getirilen  itirazların yukarıda yazılı olan ve ihtiyati hacze itiraz için sınırlı olarak sayılan hallerden olmadığı anlaşılmakla itirazın reddine karar vermek gerekmiştir,\" gerekçesi ile, İhtiyati hacze itiraz eden vekilin itirazının reddine,\"şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>İhtiyati hacze itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucu ihtiyati hacze itirazlarının  reddedildiğini,  bu ret kararının kaldırılmasının gerektiğini, talep eden tarafından, tamamen alacağı bir an önce tahsil etmeye yönelik müvekkili hakkında ihtiyati haciz talep edildiğini, zira müvekkilinin kesinlikle mal kaçırma ihtimali olmayan, aksine talep edenden alacaklı olmasına rağmen mağdur edilmiş ve alacağını tahsil edememiş alacaklı olduğunu, talep edenin ihtiyati haczin şartlarının oluştuğuna dair herhangi bir delil dahi ibraz etmediğini, talep eden tarafından, tamamen vekalet ücretini tehiri icra prosedürüne takılmaksızın tahsil edebilmek amacıyla müvekkili şirket hakkında ihtiyati haciz talep edildiğini, zira müvekkili şirketin, kesinlikle mal kaçırma ihtimali olmayan, yüksek cirolu, ticari hayatta itibar sahibi bir şirket olduğunu, şimdiye kadar hiç bir çekinin karşılıksız çıkmadığını, bankalarda da güven duyulan bir şirket olduğunu, ihtiyati haciz kararına dayanılarak başlatılan takipte, gerekçeli kararda vekil olmalarına rağmen ne takip talebinde ne de icra emrinden vekil olarak taraflarına yer verilmediğini bununla takipten öncesinde haberdar olmalarının önüne geçildiğini, haksız hacizler sonucu müvekkili şirket adına kayıtlı araçlara, taşınmazlara haciz konulduğunu, üstelik dosyada teminat olmasına dayanılarak aşkın haciz sebebiyle hacizlerin kaldırılması talep edilmiş ise de bu hacizlerin kaldırılmadığını, her ne kadar alacağın muaccel hale geldiğinden bahisle ihtiyati haciz talep edilmiş ise de kısa kararın yer aldığı duruşma zaptında ilam vekalet ücretine yer verilmemiş, gerekçeli karar ise daha taraflarına tebliğ edilmeden müvekkilinin bankalarına haciz işlemi uygulandığını, ihtiyati haciz prosedürü, normal bir icra takip yolu olmayıp bu şekilde karar verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralının sağlanmış olmasının gerektiğini, talep edenin, sadece alacağının muaccel hale gelmiş olmasının, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli bir sebep olmayıp Yargıtay'ın yerleşik kabulüne göre yaklaşık ispat kuralının da olayda meydana gelmiş olmasının gerektiğini belirterek taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının ve ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Talep,  ilamdan kaynaklı  ihtiyati haciz kararının kaldırılması istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince,  alacağın ilama dayanması ve rehinle temin edilmemesi gözetilerek ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verilmiş, karara karşı yaptığı itirazı reddedilen aleyhine talep edilen vekili tarafından süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir\" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;\" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:<br>1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;<br>2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1)<br>Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.\" şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.<br>İİK.'nın 258.maddesinde ise; \"İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.<br>Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.\"<br>Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.<br>Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.<br>Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.<br>Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.<br>Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'da bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.   <br>Dava konusu somut olayda ilama dayalı olarak ihtiyati haciz talep edilmiş olup, talep eden ilgili ilamı dosyaya ibraz etmiştir. Sunulan delillerden bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, alacağın rehinle temin edilmemiş olduğu, ilk derece mahkemesince  ihtiyati haciz talebinin kabulüne ve karşı tarafın ihtiyati hacze itirazının reddine  karar verilmesinde hukuka aykırılık olmadığı kanaatine varılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre karşı taraf vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM   : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/01/2024 tarih, 2024/17 D.İş ve 2024/16 Karar sayılı dosyasında, ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin, ihtiyati hacze yapmış olduğu itirazın reddine ilişkin olarak verilen karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati hacze itiraz eden  vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 05/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b3adcf2cd0b92042","SID":"5460edd5b0a15fc4"}}