{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/499 <br>KARAR NO\t\t: 2024/814<br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/02/2024 Tarihli Ara Kararı <br>NUMARASI\t\t: 2024/154 Esas  <br>TALEP\t\t: İhtiyati haciz       <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 17/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 17/04/2024<br><br>İhtiyati haciz isteyen vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirketin ticari ilişki içerisinde olduğunu, davalı tarafından fatura ve münderecaatına itiraz edilmeksizin ticari defterlerine de işlenen bu fatura karşılığı müvekkilinin banka hesabına 14.10.2022 tarihinde 100.000,00 TL, 26.10.2022 tarihinde 100.000,00 TL, 04.11.2022 tarihinde 100.000,00 TL, 16.11.2022 tarihinde 100.000,00 TL, 05.12.2022 tarihinde 100.000,00 TL, 27.12.2022 tarihinde 145.350,00 TL havale yapıldığını, bu iki faturadan kalan 400.017,51 TL bakiye alacağı uzunca bir süre davalı tarafından ödenmediği, bu nedenle alacağın tahsili için davalı hakkında Bodrum 1. İcra Dairesi'nde icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edilmesi sonucu takibin durdurulduğunu, taraflarınca haricen yapılan araştırma sonucunda davalının sahibi olduğu tüm taşınır ve taşınmaz malları ile birlikte üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarını muvazaalı olarak kaçırma girişiminde bulunduğunu öğrendiklerini, bu nedenlerle davalı şirketin taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, mümkün olmaması halinde ise ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın icra takibine konu edilen alacak kalemlerine ilişkin taahhüt edilen hizmeti, eksik ve ayıplı bir şekilde ifa ettiğini, davacı tarafın, taahhüt ettiği hizmeti eksik ve ayıplı ifası hususu kendisine bildirildiğinde ise bu durumu kabul etmeyerek alacağında ısrarcı olduğu ve haksız bir şekilde hukuki yollara başvurduğunu, davacı yanın davaya ve takibe dayanak yaptığı 01.08.2022 tarihli fatura içeriğindeki 'mal hizmet' kalemlerinin tamamının teslim edilmiş olmadığını, yine davaya ve takibe dayanak yaptığı 01.08.2022 tarihli fatura içeriğindeki 'mal hizmet' kalemlerinin bedellerinin taraflar arasında kararlaştırılan bedeller olmadığını, birim fiyatların TL olarak kararlaştırıldığını, daha düşük bedelli birim fiyatlar iken davacı tarafın kararlaştırılan para cinsi ile fiyatları anlaşmaya aykırı bir şekilde belirleyerek talepte bulunduğunu, müvekkilinin iyiniyetli bir şekilde davacıya ödemeler yaptığını, yapılan bu ödemelerden sonra davacı yanın anlaşmaya aykırı talep ve istemleri nedeniyle müvekkilinin ödeme yapmadığını,  davacı tarafın müvekkilini temerrüte düşürmeden takip talebinde işlemiş faiz talep ettiğini, işbu talebinin ancak temerrüt tarihinden sonra mümkün olabileceğini, bu nedenlerle davacının koşulları oluşmayan ihtiyati haciz ve tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...İhtiyati haciz HMK'nın  406/2 maddesinde  geçici  hukuki  koruma olarak  kabul edilmiş, ihtiyati  haciz  şartları  ve etkileri ise  İİK'nın  257. maddesinde  düzenlenmiştir.<br>İİK'nın  257. maddesi \"rehinle  temin edilmemiş ve  vadesi  gelmiş  bir  para  borcunun alacaklısı, borçlunun  yedinde veya  üçüncü  şahısta olan  taşınır ve taşınmaz  mallarını  ve alacaklarıyla   diğer haklarını  ihtiyati  haciz ettirebilir.<br>Vadesi gelmemiş  borçtan  dolayı  yalnız aşağıdaki  hallerde  ihtiyati  haciz istenebilir:<br>1-Borçlunun muayen  yerleşim  yeri  yoksa;<br>2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak  maksadı ile  mallarını   gizlemeğe,  kaçırmağa veya  kendisi kaçmağa hazırlanır yahut  kaçar  ya  da bu  maksatla  alacaklının  haklarını ihlâl eden  hileli  işlemlerde  bulunursa ;<br>Bu suretle  ihtiyati  haciz  konulursa  borç  yalnız  borçlu  hakkında  muacceliyet kesbeder.\" şeklindedir.<br>Gerek  birinci, gerek ikinci  fıkra  hükümleri  dikkate   alındığında, ihtiyati  haciz  talep edebilmek   için ,  öncelikle   ortada bir  para  borcunun  bulunması, bir diğer deyişle  ihtiyati  haciz  talep eden  kişinin  talep konusu  borcun  alacaklısı  sıfatına  sahip olması gerekir.<br>Maddenin  birinci fıkrasına göre, ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın  kural olarak  vadesinin  gelmiş olması gerekir.  Vadesi gelmiş  borçlar için  ihtiyati  haciz istenebilmesinin  diğer  bir  şartı ise  alacak  rehin ile  temin edilmemiş   olmalıdır. Rehinle  temin edilmiş olan bir alacak teminata  haiz olduğu için  ihtiyati  hacize  gerek  yoktur.<br>Yukarıda  belirtilen  şartların  bulunması   halinde,  vadesi gelmiş  bir borcun  alacaklısı  başka  bir  şart aranmaksızın ihtiyati  haciz isteme  hakkına  sahiptir.<br>Somut olayda, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı düzenlenen faturaları davalının faturaları ödemediğinden bahisle başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesiyle itirazın iptali istemli  iş bu dava açılmış ve ihtiyati haciz talep edilmiş ise de davaya konu iddialar ve alacak hususu yargılamayı gerektirdiğinden, şu aşamada vadesi geçmiş muaccel bir alacağın varlığına kanaat getirilemediğinden şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebi reddedilmiştir.\" gerekçesi ile; \"İİK'nın  257. maddesi gereğince davacı vekilinin İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>İhtiyati haciz isteyen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının alenen eksik incelemeye dayalı, vicdanları zedeleyici, haksız ve hatalı olduğunu, davalıların malvarlığı üzerine tedbir ve davalıdır şerhi konulmadığı durumlarda dava sonucunda elde edilecek olan haklarının ihlaline sebebiyet verilmesi durumunun oldukça yüksek olduğunu, HMK m. 391'e göre mahkemenin, tedbir talep edenin haklarının zarara uğramaması için her türlü tedbire karar verebileceğini, bunlardan birinin ihtiyati haciz, bir diğerinin ise ihtiyati tedbir olduğunu, işbu dava sonuçlanıncaya kadar davalının üzerine kayıtlı taşınmaz ve araçları ile başta bankalar olmak üzere 3.kişiler yeddindeki hak ve alacaklarını kaçırdığı takdirde de müvekkillerinin bu maddi taleplerinin karşılanması imkanının ortadan kalkacağını, taraflarınca yapılan harici araştırma neticesinde davalının sahibi olduğu tüm taşınır ve taşınmaz malları ile birlikte üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarını muvazaalı olarak kaçırma girişiminde bulunduğunu öğrenmiş bulunduklarını, müvekkilinin caride TL olarak 400.000,00 TL'nin üstünde, euro olarak da 23.269,33 € alacağı bulunduğunu, bununla birlikte Söke Vergi Dairesinden gelen cevap yazısında KDV hariç 970.650,99 TL bedelin davalı ... Tekstile fatura edilip işlendiğinin anlaşıldığını, davaya ve icraya konu 2 adet fatura bulunduğunu, 2 adet toplam faturanın KDV hariç toplam tutarının 970.650,99 TL yaptığını, vergi dairesinden gelen cevap yazısıyla kesilen faturaların da birbirleriyle eşleştiğini, bunun dışında davalı yanca yapılan ödemeler ve whatsaap konuşma dökümanları dosyaya sunulmuş olup, davalı yetkilisinin mesajlarıyla da davalı tarafın müvekkiline borçlu olduğunun anlaşıldığını, diğer taraftan davalı yanın icra takibinin hemen akabinde yaklaşık kendi esas borcu miktarınca 402.900,62 TL iade faturası kestiğini, tüm bunların hepsinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde  İcra İflas Kanu'nun 257. maddesin de belirtilen şartların dosya açısından oluştuğunu, Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere mevcut olayda kanunda aranan yaklaşık ispatın fazlasıyla oluştuğunu, yerleşik uygulamalarından da anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz için aranan haklılık şartı faturaya dayanarak yaklaşık şekilde ispat edilerek mahkemelerce ihtiyati haciz kararı verilebildiğini, bu nedenle tedbiren ve tensiben kesin hükme değin davalı şirketin taşınmaz ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine öncelikle teminatsız olarak “ihtiyati haciz” konulmasına mümkün değilse en alt miktardan teminat ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Talep,  İlk Derece Mahkemesince verilen ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin kararın kaldırılması ve dava dilekçesinde talep edildiği şekilde ihtiyati haciz, olmadığı taktirde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. <br> HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.   <br>Davacı vekili; dava dilekçesinde  belirtilen nedenlerle talep edildiği şekilde davalılar hakkında  ihtiyati haciz ve olmadığı taktirde karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesince davacı vekilin ihtiyati haciz talebi ile ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.<br>İşbu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.  <br> HMK 389. maddesine göre \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\"  <br>İcra iflâs hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medenî usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi bir geçici hukuki koruma önlemidir.<br>İhtiyati haciz isteyen vekilinin ileri sürdüğü vakıalar, dilekçesine eklediği deliller ve ihtiyati haciz istemi dilekçesindeki ifadeleri değerlendirildiğinde; söz konusu talebin, İcra ve İflâs Kanunu'nun  ihtiyati haczi düzenleyen İİK’nın 257’nci maddesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hükümde ihtiyati haciz talebine ilişkin iki hukukî sebep yer almaktadır. Birincisi, vadesi gelmiş (muaccel) bir para borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanması gereken İİK’nın 257/I hükmüdür. İkincisi ise vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacak için öngörülen İİK’nın 257/II’deki kuraldır. Bu iki kuralın yanı sıra ispat yüküne ilişkin İİK’nın 258’inci maddesi de somut olay açısından  önemlidir. <br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  257. maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. <br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  257. maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa”. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.<br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  258. maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.<br>Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler karşısında tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde dava konusu somut olaya gelindiğinde; ihtiyati haciz talep eden vekilince sunulan dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden ihtiyati haciz istemi takip ve davaya konu olup  davacı tarafça davalı adına düzenlenmiş 01/08/2022 tarih KDV hariç 130.052,61 TL, KDV dahil  138.115,99 TL bedelli ve yine 01/08/2022 tarih KDV hariç 946.894,76 TL, KDV dahil 1.007.251,52 TL bedelli toplam 1.145.367,51 TL 2 adet fatura bakiyesine dayandırılmış ve faturaların birer sureti dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulmuştur. Dosyada bir sureti mevcut olan davacı tarafa ait BS formunun incelenmesinden davalı şirketle ilgili olarak vergi dairesine   KDV hariç  olmak üzere 2 adet belge ile toplam  970.650,99 TL  bildirimde bulunulduğu ve yine aynı şekilde davalı şirkete ilişkin olarak dosya içinde bir sureti bulunun Ba formunun incelenmesinden davalı şirket tarafından da  davacı şirketle ilgili olarak KDV hariç  olmak üzere 2 adet belge ile toplam  970.650,99 TL  bildirimde bulunulduğu görülmüştür. Bu nedenle sunulan tüm bu deliller ile dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde bu aşamada ilk derece mahkemesince talebe konu tutar  üzerinden İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince koşulları oluştuğundan ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. <br><br><br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.<br> Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kabulüne dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Yukarda açıklanan nedenlerle;<br>A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>1)Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2024/154  Esas sayılı dosyasından verilen 15/02/2024 tarihli ARA KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2)İhtiyati haciz talep eden tarafın yatırmış olduğu 427,60 TL istinaf karar harcının kendisine iadesine, <br>3)İhtiyati haciz talep eden  tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yolu harcının davalıdan alınarak ihtiyati haciz talep edene verilmesine, <br>4)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,<br>B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;<br>1)İhtiyati haciz talep eden yönünden ihtiyati haciz talebinin teminat mukabilinde  KABULÜ ile,<br>2)İİK'nun 257. maddesi uyarınca, ihtiyati haciz talep eden davacının  453.836,48 TL alacağını karşılayacak şekilde   aleyhine ihtiyati haciz istenilen davalı ... A.Ş'nin haczi caiz menkul, gayrimenkulleri ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının 453.836,48 TL ile sınırlı olmak üzere İHTİYATEN HACZİNE, <br>3-Aleyhine ihtiyati haciz istenen ve 3. şahısların muhtemel zararlarına karşılık olarak 453.836,48 TL'nin % 15'i oranında hesaplanarak takdir olunan 68.075,47 TL nakit teminatın mahkeme veznesine depo edilmesi veya aynı miktarda kesin ve süresiz bir banka teminat mektubunun mahkememize ibrazı halinde kararın yerine getirilmesi için bir örneğinin  ihtiyati haciz talep eden vekiline verilmesine,<br>4-İİK'nın 261/1. maddesi uyarınca 10 gün içinde infaz edilmemesi halinde kendiliğinden kalkmış sayılacağına,<br>5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>6-Görülmekte olan bir dava içinde ihtiyati haciz talep edildiğinden davacı lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, <br>7-Teminat alınması ve devamındaki işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>8-Artan yargılama giderinin istek halinde yatırana iadesine,<br>9-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak  oy birliği ile karar verildi.17/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"341b8528b8872812","SID":"a4f450bdfe9fa482"}}