{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2021/1579<br>KARAR NO\t\t: 2024/564<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t  <br>ESAS NO\t\t: 2017/689 <br>KARAR NO\t\t: 2021/629<br>DAVA TARİHİ\t: 21.06.2017<br>KARAR TARİHİ\t: 08.07.2021 <br>DAVA\t\t: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ\t: 18.04.2024<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 18.04.2024<br><br>İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.07.2021 tarih ve 2017/689 Esas, 2021/629 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen 21.06.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı arasında, müvekkil şirket tarafından işletilen ...na ait taşınmazda bir kısım işlemlerin yapılması hususunda ön anlaşma yapıldığını, ancak detay projelerin sunulmamış olması nedeniyle anlaşmanın sonuçlanmadığını, bu ön anlaşma gereğince davalıya bir kısım belgelerin verildiğini, bu belgelerden birinin 20.06.2017 tarih ve 90.000,00 TL belgenin olduğunu, bu belge çek vasfında olmadığından cirosu kabil olmayan bir belge olduğunu, bu nedenle ancak temlik sözleşmesi ile devir edilebildiğini, davalı taraf ile başkaca hiçbir hukuki ilişkinin mevcut olmadığını, söz konusu belgenin halen davalı tarafta olup olmadığının bilinmediğini, ancak davalının ... okullarının müvekkil şirket tarafından kiralanmasından önce aynı taşınmazda yapmış olduğu imalatları bahane göstermek suretiyle müvekkilinden alacaklı olduğunu iddia etmesine karşılık bu hususun müvekkilince kabul edilmediğini, söz konusu belgenin davalı tarafça henüz icra takibine konulmadığını belirterek; İİK’nun 72.maddesi gereğince yukarıda belirtilen belgenin icra takibine konulmasının önlenmesine veya takibe konması halinde takibin tedbiren durdurulmasına, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile söz konusu belgeden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, belgenin iptaline, %40’dan aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili tarafından verilen 14.08.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkili arasında 16.01.2017 tarihli fiyat teklif anlaşması ve kullanılacak malzemelerin listesinin düzenlendiğini, bu anlaşma gereğince tüm malzemelerin bahse konu okula takıldığını ve faal durumda okula teslim edildiğini, yapılan işlerin bir plan dahilinde gerçekleştirildiğini, iş bu planın bir örneğinin de dilekçe ekinde sunulduğunu, yapılan işlere ilişkin faturanın ödemeyle birlikte kesilmesi amacıyla 12.05.2017 tarihinde karşı tarafın müvekkilini Milli Eğitim Bakanlığı’ndan KDV muafiyeti alacağını beyan ederek oyaladığını, aradan uzun süre geçtiğini, müvekkilinin sorumluluk altına girmemek için, karşı tarafın artık ödeme yapmayacağını anlaması üzerine fatura kestiğini ve bu faturaları İzmir 6. Noterliğinin 15.05.2017 tarih ve 04562 yevmiye nolu ihtarnamesi ile karşı tarafa gönderdiğini, söz konusu faturaların karşı tarafa tebliğ edildiğini, ancak davacının haksız ve kötü niyetli olarak Karşıyaka 3. Noterliğinin 30.05.2017 tarih ve 12775 yevmiye nolu ihtarnamesi ile müvekkiline iade edildiğini, müvekkilinin hukuka uygun olarak düzenlediği bu fatura bedellerini kısmen tahsil etmediği halde KDV’sini ödeme zorunda kaldığını, müvekkilince düzenlenen faturalarda belirtilen tüm malzemelerin davacı şirkete ait okula takıldığını,  okulda yapılacak keşif ile bu durumun tespit edilebileceğini, yapılan işlerin okula ait yangın ihbar, kamera, alarm, telefon, internet sistemi, ses sistemi ile bunlara ait zayıf akım tesisatının kablolamasını, ayrıca paratoner sisteminin olduğunu, bu sistemlerin okulda halen faal durumda olup davacı tarafın devretmeye çalıştığı başka bir şirket tarafından kullanıldığını, bu işlerin bir proje dahilinde yapıldığını, bu projeleri de dilekçe ekinde sunduklarını, davacı  tarafça her ne kadar yapılan işlerin kendilerinden önce başka bir şirket tarafından yaptırıldığı, bu nedenle verilen çekin karşılıksız kaldığı iddia edilse de bu beyanın gerçek dışı olup, davacının müvekkiline borcunu ödememek için uydurduğu bahanelerden biri olduğunu, davacı tarafın müvekkiline dava konusu çekten önce 23.000 TL tutarında bir başka çek verdiğini, bu çekin müvekkili tarafından tahsil edildiğini, bunun dışında davacının iki seferde 10.000 ve 7.000 TL nakit ödeme yaptığını, davacının toplamda ödemiş olduğu 40.000 TL’nin yapılan işlere mahsup edildiğini, dava konusu çekin de müvekkilinin yapmış olduğu işler karşılığında verildiğini, ancak davacının bu çeki ödemediğini, çeke karşılıksız damgası vurulduğunu, müvekkilinin bu çeki tahsil edebilmek için İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2017/9290 esas sayılı dosyası ile icra takibi açtığını, ayrıca çek için şikayet de yapıldığını, davacının haksız ve kötü niyetli olarak bu davayı açarak %15 teminat yatırmak suretiyle takibi durdurduğunu belirterek; davacının talebi üzerine verilen ihtiyati tedbir kararından dönülerek verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, müvekkilinin binaya takmış olduğu ve halihazırda binayı devralan başka bir şirket tarafından okul olarak kullanılan binadaki malzemelerin bozulmaları, yıpranmaları, çalınmaları, kaybolup eksilmesi ihtimaline binaen dava sonuna kadar binadan sökülerek tedbiren yediemine teminatlı veya teminatsız olarak teslimine, davacının amacının müvekkilinin alacağını geciktirmek ve engellemek olduğundan kötü niyetli ve haksız olan davasının reddi ile %20’den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine tazminata karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesi 08.07.2021 tarih ve 2017/689 Esas, 2021/629 Karar sayılı kararında özetle;  yapılan keşif sonucunda bilirkişice hazırlanan 25.06.2020 tarihli raporda, teklif belgesi incelendiğinde ve yerinde yapılan keşif sonucu; davalı tarafça sözleşmeye konu okulda;  İnternet alt yapısı ve bunlara ait Patch – Panellerin okul genelinde tamamlandığı, ses yayın ve hoparlör sisteminin okul genelinde tamamlandığı, telefon kablolama alt yapısı ve telefon santrali kurulumunun bir bütün halinde tamamlandığı, güvenlik alarm sisteminin tüm ekipmanları ile birlikte kurulduğu, yangın ihbar sistemi kablolaması ve santral sisteminin tamamlandığı, sadece 84 dedektör takılma işinin eksik kaldığı, CCTV Kamera alt yapısı ve kablolaması, merkezi bilgisayar ünitesi, kayıt cihazı ve monitör işinin tamamlandığı, sadece bazı katlarda güvenlik kamerası takılması işinin eksik kaldığı, taraflar arasındaki Sözleşmede yer almamasına rağmen Yıldırımdan Korunma (paratoner) sisteminin ilave olarak yapıldığının görüldüğü, yapılan zayıf akım tesisatları için davalı tarafça davacı firmaya düzenlenen faturadaki malzemelerin ve tesisatın sayısı ile fiili olarak okulda kurulan tesisatın birebir uyumlu olduğu görüldüğü, davalı tarafa düzenlenen fatura; taraflar arasındaki teklif belgesine ve tesisatın yapıldığı tarihteki piyasa rayiçlerine uygun olup, yapılan işlerin  tutarının 12.05.2017 tarihli  faturadaki gibi  toplam 222.870,32 TL olduğu görüş ve kanaatine varıldığını bildirdiğini, davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine bilirkişiden ek rapor alındığını, bilirkişi 18.05.2021 tarihli raporunda; \"Davacı ... Şti.  ile ... arasında, davacının ... Mah. .../.... Sokak No:.../... ... – ... adresinde yer alan okul binası için; Kamera Sistemi – İnternet Sistemi – Ses Sistemi – Yangın Sistemi – Alarm Sistemi – Telefon Santrali Sistemi – bunlara ilişkin kablolar-  Kayıt Ofisine Takılan Ürünler ve Tüm Sistemlerin İşçilik Bedeline ilişkin olarak 16.01.2017 tarihinde KDV dahil 66.549,64 USD tutarında teklif verildiği, bu teklifin davacı şirket tarafından kaşelenip imzalandığı davalı dilekçesi ekindeki belgeden anlaşılmaktadır. Kök raporda da belirtildiği üzere; Bu şekilde teklif belgesi hazırlanarak, alıcı yada işi yaptırılacak kişiye faksla gönderilmesi, işi yaptıracak firmanın kaşeleyip imzalayarak tekrar faksla işi yapacak firmaya göndermesi suretiyle anlaşma yapılması, özel firmalar arasında yaygın bir uygulamadır. Söz konusu teklif incelendiğinde;  davacı tarafın kaşelediği bölümün bulunduğu yer; SİPARİŞ ONAYI yazılı bölümdür. Yani davacı taraf ...’dan gelen teklif mektubunun  tam da ‘SİPARİŞ ONAYI’ yazılı bölümünü kaşelemiştir. Eğer davacı taraf bu teklifi onayladığını değil de, sadece  alındığını belirtmek istese teklifin boş bir kısmına ‘Teklifinizi aldık. Değerlendiriyoruz. Size ayrıca bilgi vereceğiz’ notu düşerek geri gönderebilecek iken, ‘SİPARİŞ ONAYI’ Bölümünü kaşelemesi sözleşmenin bu şekilde kurulduğunu göstermektedir. Teklifin ve Sipariş Onayının aynı gün gerçekleşmiş olması, özel bir durum değildir. Önceden bu konuda görüşme ve inceleme yapılmış ise, yazıya dökülen teklifin aynı gün kabul edilmesi de doğaldır. Özel firmalar arasından bundan çok daha yüksek tutarlı sözleşmeler bu şekilde (yada sadece sözle) kurulabildiğinden, sözleşmenin tutarının yüksek olması da bu şekilde sözleşme kurulamayacağı anlamına gelmemektedir. Eğer, davacı ile davalı taraf arasında bir ticari ilişki kurulmamış ise, asıl açıklanması gereken husus; davacının neden davalı tarafa 40.000,00 TL nakit ödeme yaptığı ve ayrıca 90.000 TL tutarında çek verdiği olmalıdır. Davalı şirket ile davacı arasında düzenlenen ve tüm okuldaki zayıf akım tesisatlarının yapımını kapsayan sözleşme tutarı 66.549,64 USD olup, sözleşme tarihindeki USD kuru 3,774 USD/TL olduğundan toplam sözleşme bedelinin TL karşılığı 251.158,34 TL olmaktadır. Ancak, keşif sırasında dosya içerisinde bulunan cihazların yerleşim planına göre inceleme yapıldığında teklifteki bir kısım  işlerin yapılmadığı, buna karşılık teklifte olmayan yıldırımdan korunma tesisatının ilave iş olarak yapıldığı görülmüştür. Dosya içerisindeki cihazların yerleşim planı ve yerinde yapılan tespit sonucu alınan metraj değerleri ile faturadaki imalat sayıları birebir uyumludur. Teklife göre eksik yapılan imalatlar; 84 adet yangın ihbar dedektörünün temini ve takılması ile bazı katlara takılmayan 20 adet dahili tip güvenlik kamerası olup bunların bedeli de teklif birim fiyatlarına göre 17.973,76 TL olarak bulunmuştur. Bu tutardan sözleşme harici olarak ilave yapılan 4.050 TL x 1,18 = 4.779,00 TL bedelli yıldırımdan korunma tesisatı düşüldüğünde; sözleşmeye göre eksik kalan iş bedeli: 17.973,76 – 4.779,00 = 13.194,76 TL olmaktadır.  Davacı vekilinin de belirttiği üzere bu tutara takılmayan kamera ve dedektör işçiliğinin eklenmesi gerekmektedir.  Teklifteki toplam işçilik 8.000 USD’dir. Eksik imalatların işçiliği ise en fazla 1.500 USD mertebesinde olup, 1.500 USD x 3,774 TL/USD = 5.661,00 TL’na KDV ilave edildiğinde KDV dahil tutar 6.680 TL olmaktadır. Bu durumda eksik yapılan işlerin malzeme ve işçilik toplamı 19.874,76 TL olmaktadır. Davalı tarafça düzenlenen fatura: 222.870,32 TL olup, sözleşmenin TL karşılığı olan (251.158,34 TL) TL’dan; 251.158,34 – 222.870,32 = 28.188,02 TL eksiktir. Teklifte yapılacak sistemler set olarak belirtilmiş ve yuvarlatılmış teklif fiyatı verilmiş iken, faturanın fiili olarak kullanılan malzeme miktarına göre düzenlenmesi ve eksik yapılan işlerin bedelinin konulmamış olması sebebiyle fatura tutarı daha düşüktür. Burada önemli olan; davalı tarafça düzenlenen faturanın, tekliften daha yüksek olmadığıdır. Tekliften 28.188,02 TL’lık eksik fatura düzenlenmesine karşılık, eksik kalan işlerin tutarının 19.874,76 TL olarak bulunmuş olması davacıya fazla fatura düzenlenmediğini göstermektedir. Dolayısıyla davacı vekilinin öne sürdüğü gibi kök rapordaki hesaplarda hatalı yada açıklanamayan bir durum bulunmamaktadır. Bir binada kullanılan kabloların ne kadar olduğu binanın çevresi ile ölçülmemektedir. Önemli olan o binada bulunan kuvvetli yada zayıf akım sistemlerinin nelerden oluştuğudur. Davaya konu okul binasında; merkezi  ses ve müzik yayın sistemi, yangın ihbar sistemi, CCTV (kamera) sistemi, data sistemi, telefon sistemi ve alarm sistemi mevcuttur. Data sisteminde ve telefon sisteminde her bir odaya sistem odasından bağımsız kablo çekilmektedir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazları değerlendirildiğinde; 25.06.2020 tarihli kök raporumdaki görüş ve kanaatimde herhangi bir değişiklik meydana gelmemiştir.\" şeklinde görüş ve kanaatini bildirdiğini, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanan bilirkişi raporlarına göre somut uyuşmazlıkta çözümlenmesi gereken hususun davalı tarafından davacıya keşide edilen fatura içeriği malların teslim edilip edilmediği ve taraflar arasında bir sözleşme bulunup bulunmadığı noktasında toplandığını, mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelere göre davalı tarafından düzenlenen fatura içeriği mal ve hizmetin davacıya teslim edildiğinin kabul edildiği, davacı tarafın gerek mahkemedeki beyanında ve gerekse Karşıyaka 3. Noterliği'nin 30.05.2017 tarih ve 12775 yevmiye nolu ihtarında sipariş formundaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, gerek sipariş formundaki imzanın kabulü ve gerekse buna göre yapmış olduğu ödeme ve çek teslimi ile edim ifası dikkate alındığında taraflar arasında eser sözleşmesinin kurulduğu ve tarafların karşılıklı olarak edimlerini kısmende olsa ifa ettiklerinin anlaşıldığı, teklif ve onayın aynı gün gerçekleşmesi ve belgelerdeki tarihlerin aynı tarih olması ülkemizdeki ticari alışkanlıklar dikkate alındığında bilirkişi raporunda belirtildiği gibi olağan alışkanlıklar olup önceden sözlü olarak yapılan sözleşmenin yazılı hale getirilmesinde sıkça piyasada uygulanan bir uygulama olduğu, bu nedenlerle tüm dosya kapsamı dikkate alındığında taraflar arasında sözleşme akdedildiği ve bu sözleşme gereğince bir kısım edimlerin karşılıklı olarak ifa edildiği  mahkemece kabul edildiği, mahkemece verilen tedbir kararı uygulanmamış olduğundan davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmediği, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmeler ile yapılan hesaplamalar dikkate alınarak davanın reddine  dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili tarafından verilen 18.08.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin bir takım zorlamalı yorum ile taraflar arasında eser sözleşmesinin kurulduğunu varsayımsal sonuçla hükmettiğini, zira kararda; \"Teklif ve onayın aynı gün gerçekleşmesi ve belgelerdeki tarihlerin aynı tarih olması ülkemizdeki ticari alışkanlıklar dikkate alındığında bilirkişi raporunda belirtildiği gibi olağan alışkanlıklar olup önceden sözlü olarak yapılan sözleşmenin yazılı hale getirilmesinde sıkça piyasada uygulanan bir uygulamadır. Bu nedenlerle tüm dosya kapsamı dikkate alındığında taraflar arasında sözleşme akdedildiği ve bu sözleşme gereğince bir kısım edimlerin karşılıklı olarak ifa edildiği Mahkememizce kabul edilmiştir.\" şeklinde karar verildiğini, eser sözleşmesi gereği işin yapıldığının ispatı için yazılı delil gerekli değil ise de sözleşmesel ilişkinin inkarı halinde sözleşmesel ilişkinin ispatının yazılı delile bağlı olduğunu, mahkemenin eser sözleşmesinin kurulduğunu kabul ettiği teklif formunun da adı her kadar teklif formu olsa da işin yapılmasından sonra düzenlenip verildiğinin belge içeriğinden de anlaşıldığını, zira \"...ne TAKILAN malzeme listesi\" başlığını taşıdığı, bu şekilde bu formun Borçlar Kanunu anlamında bir öneri (icap) olarak kabul edilemeyeceği, zira teklif formunda dahi belirtilen işlerin yapılacağının değil yapıldığının yazılı olduğu, müvekkilinin de taraflar arasında akdi ilişki olmadığını iddia etmesi nedeniyle, davalının öncelikle akdi ilişkiyi ve ardından da teslim iddiasını ispatlaması gerektiğinin açıkça ortada olduğunu, akdi ilişkinin varlığı hususunda bu güne kadar davalı tarafından her hangi bir belge ileri sürülmediğinden, ispat külfetinin halen davalıya ait olduğunu, teklif formunun içeriğinde \"VERİLEN kabloların toplamı\" ve \"kayıt ofisine TAKILAN ürünlerin toplamı\" ibarelerinin de yukarıdaki beyanlarını desteklediğini, müvekkilinin, söz konusu taşınmazı üçüncü şahıstan kiraladığını, bu hususun tartışmasız olduğunu, zira taşınmazın mülkiyetinin müvekkili şirkete ait olmadığı gibi şirketin yetkilisi ...'a da ait olmadığını, davalının da bu konuda bir iddiasının bulunmadığını, ​10.07.2020 tarihli dilekçeleri ekinde okulun müvekkili tarafından kiralanma aşamasında çekilen resimleri sunulmuş olup davalı tarafından yapıldığı iddia edilen imalatların müvekkili tarafından söz konusu taşınmazın kiralanmasından önce ve başka bir şirket tarafından taşınmazın dava dışı bir şahıstan kiralanmış olmasının davalarına etkisi yönünden Borçlar Kanunu 301. maddesinin amir hükmünden hareket etmenin, işbu davayı aydınlatmaya da yardımcı olacağını, \"Borçlar Kanunu MADDE 301 - Kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Bu hüküm, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı aleyhine değiştirilemez; diğer kira sözleşmelerinde ise, kiracı aleyhine genel işlem koşulları yoluyla bu hükme aykırı düzenleme yapılamaz.\"​, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yapılan açıklamada \"okulun 01.09.2016 tarihinde ... İlkokulu...olarak açıldığı\" şeklinde ifade edildiğini, ​müvekkilinin söz konusu yeri kiralamadan önce ...'nin kiraladığını ve yapılan tadilatların da bu şirket döneminde yapılmış olup ekte bu şirket döneminde yapılan tadilatlara ait görüntüler ile müvekkilinin taşınmazı kiraladığında da okulun görüntüsüne ait fotoğraflar ibraz edilmiş olup müvekkilinin zaten okulu kiraladığında imalatların yapılmış olduğunu, Bir okulun; teklif formunda belirtilen sistemler olmadan açılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi kolej (özel okul) mahiyetindeki bir okulun bu sistemler olmadan açılmasına MEB tarafından izin verilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, ancak okulun açıldığı ve öğrenci kabul ettiği aşikar olduğundan davalının, sözleşmenin 16.01.2017 tarihinde kurulduğu ve işlemlerin o tarihten sonra yapıldığı yönündeki beyanları gerçeklerle, hayatın olağan akışı ile ve kanunlarla uyuşmadığını, ​bu nedenle gerektiğinde MEB'e yazı yazılarak müvekkili şirketten önce söz konusu adreste özel okul olup olmadığı, varsa bu özel okulun ne zaman faaliyet gösterdiği ve ruhsat alınması aşamasında okulda çekilen resimler var ise bunların da istenmesini talep etmiş iseler de bu yöndeki talepleri hakkında karar verilmeden bu delilleri toplanmaksızın hüküm tesis edildiğini, ​taşınmazın okul olarak kullanılmak üzere kiralandığından, taşınmazın bu amaca uygun olması gerektiğini, bu manada yapılması gereken öncelikli işin fatura konusu imalatlar olmadan taşınmazın okul olarak işletilmesinin mümkün olup olmadığının tespiti olduğunu, söz konusu imalatlar olmadan taşınmazın okul olarak işletilemeyecek ise Borçlar Kanunu'nun amir 301. maddesi gereğince bu imalatların mülk sahibi tarafından ve kiralanmadan önce yapıldığının kabulünün kanuni bir zorunluluk olarak kabul edileceğini ve dava konusu imalatların da müvekkili tarafından okul kiralanmadan önce yapıldığı anlamını taşıyacağını, imalatların kim tarafından yapıldığının, teslim edilip edilmediğinin hiçbir öneminin kalmayacağını, ​bu açıklama ışığında \"TEKLİF\" başlıklı belgedeki; ​-\"...ne TAKILAN malzeme listesi\", -\"VERİLEN kabloların toplamı\" ve ​-\"kayıt ofisine TAKILAN ürünlerin toplamı\" başlıklarındaki altı çizili kelimelerin, imalatların müvekkilinden önce yapıldığı yönündeki iddialarını desteklediği ve davalının bu konuda bir sözleşme ibraz edememesinin de iddialarını ispat ettiğinin açıkça ortada olduğunu, bu beyanları ışığı altında, teklif formu incelendiğinde, bir kısım sistemlere işaret edildiğini ancak bu sistemlerin özelliklerine ilişkin (planları, sistem adları, marka adları vs) hiçbir açıklamanın bulunmadığını, özel bir okulun bu şekilde ve basit bir teklif formu ile 66.550,00 Amerikan Doları bedelli bir sözleşmeyi kabul etmesinin de başlı başına hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sonuç olarak dava konusu taşınmazda davalı tarafından yapıldığı iddia edilen imalatların kim tarafından yapıldığının hiçbir öneminin bulunmadığını, önemli olan hususun bu imalatların müvekkili ile yapılan bir sözleşme gereğince yapılmamış olması olduğunu, imalatların müvekkili ile yapılan bir sözleşme gereğince yapılmamış olmasının; delil olarak gösterilen \"teklif\" mektubunun içeriğinden, MEB yazısından ve en önemlisi davalı tarafından bir sözleşme ibraz edilememiş olmasından açıkça ortada olduğunu, davalı asilin 12.02.2019 tarihli celsede beyanında,\" Biz davacının işyerindeki işi okullar açılmadan önce okulun açılacağı hafta işi tamamladık. Bize işlerinin acil oldğunu ruhsat alamayacaklarını söylediler biz 16/01/2017 tarihli teklif başlıklı belgeyi hakkımızı ispat etmek amacıyla imzalattık. Bunun öncesinde birçok teklifte bulunduk fakat davacı türlü bahalerle teklifi imzalamamıştı ama bir tarftanda işi yaptıttırdı okulun açılacağından iş acil diye biz işi yaptık. Güven duyurak biz bu işi yaptık faturayıda Milli Eğitim Bakanlığından KDV alacaklarını beyan ettikleri ve kendi istekleri doğrultusunda hemen kesmedik daha sonra kestik. Biz çalışırken 23.000 TL 'lik çeki ve 10.000 TL + 7.000 TL yi yine çalışırken işi bitirmeden önce aldık geri kalan ödemeler yapılmamıştır . Biz davaya konu 90.000 TL 'lik çeki avukatıma verdim avukatım icra takibi başlattı dedi\" demiş olup okullar açılmadan işleri tamamladıklarını, teklif başlıklı belgeyi iş bitiminden sonra imzalattığını ikrar ettiğini, davalı asilin bu beyanı ile beyanları birlikte değerlendirildiğinde taraflarının iş bu yeri kiraladığı tarihin 01.09.2016 olup bu hususun kira sözleşmesi ile de sabit olduğunu, aynı şekilde iş bu kira sözleşmesinin vergi kayıtları ile de sabit olup vergi dairesinden bu kira sözleşmesinin ne zaman ibraz edildiği hususunun, yine MEB'e yazı yazılarak müvekkilinin okulla ilgili tüm kayıtların, belediyeden de hangi tarihte ruhsat için başvurulduğunun vesaire ile ilgili kayıtların sorulmasını talep etmiş iseler de bu delillerinin de toplanmadığını ve eksik inceleme sonucu hüküm verildiğini, müvekkilinin 2016 yılının Eylül ayında yeri kiraladığına ve davalının da okul zamanından önce bu işleri bitirdiğini beyanı karşısında iddialarının ispatlandığını yani müvekkili tarafça yerin kiralanmasından önce iş bu işlerin davalı tarafından yapılmış olabileceğinin tespit edilmiş olup müvekkili ile davalı arasında sözleşmesel ilişki olmayıp HMK'ya aykırı olarak sözleşmesel ilişkinin keşif ile kanıtlanabilmesinin mümkün olmayıp davalının iddia ettiği işlerin keşfen yapıldığının belirlenmesinin de müvekkille arasında sözleşmesel ilişkinin kanıtı da olamayacağını, esasen yeri kiralamadan önce müvekkilinin bu işleri davalıya yaptırmasının imkansız olup bilirkişi raporuna beyan dilekçelerinde de belirttikleri üzere, davalının müvekkile teklifte bulunmadan önce aynı yere başka işlerin yapıldığı ve bu işlerin bedelinin de müvekkilinden istendiğini, zira müvekkilinin söz konusu okulu mevcut hali ile mal sahibinden kiraladığını, davalının müvekkilinden önce mal sahibi veya kiracıya bu işleri yapmış ise bunların bedelini müvekkilinden talep edemeyeceğini, davalının beyanının da okul açılmasından önce bu işleri yaptığı olmakla işlerin yapılma tarihinin müvekkilce kiralama tarihi olan 01.09.2016 tarihinden önce olduğunu, zaten müvekkiline söz konusu yerin okul olarak kiralandığını, esasen buradaki sorunun imalatların davalı tarafından yapılıp yapılmadığı değil imalatların ne zaman yapıldığı ve söz konusu yerin mecurun müvekkili tarafından kiralanmasından önce yapılıp yapılmadığı noktasında olduğunu, yani sözleşmesel ilişkinin tarafının kim olduğuna ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu yeri okul binası olarak 01.09.2016 tarihinde kiralamış olup müvekkilinin mevcut hali ile yani elektirik, su, internet, yangın, alarm, ses, telefon ve güvenlik kameraları alt yapısı ve kablolamasının hazır şekilde kiralamış olup eğer bu işleri davalı yaptı ise müvekkilinin yeri kiralamadan önce taşınmaz sahibi veya başka kişilerle yaptığı sözleme uyarınca olan bedelini müvekkilinden isteyemeyeceğini, davalının dilekçelerinde sözünü ettiği ve mahkemenin varsayımsal olarak eser sözleşmesi olarak kabul ettiği Ocak 2017 tarihli belgenin fiyat teklifi olduğunu, Ancak ...'ne takılan malzeme listesi başlığını taşımakta olup bu da iddialarını desteklemekte yani işin müvekkili tarafından taşınmazın kiralanandan önce yapıldığı hususunu gösterdiğini, zira madem iş henüz bu tarihte yapılmadı ise neden takılacak değil de takılan ibaresi yazıldığının sorgulanması gerektiğini, müvekkili tarafından davalıya mahkemeye sunulan  ihtarnamede de belirtildiği üzere müvekkilinin taşınmazı kiralamadan önce kiracı veya mülk sahibi ile yapılan anlaşma gereği yapılan kablolama ve alt yapı hizmetleri dışında temin edilecek cihazlarla ilgili avans olarak dava konusu çek verildiğini ve ödeme yapıldığını, ancak bu çekin verilmesi ya da ödeme yapılmasının davalının iddia ettiği gibi taraflar arasında sözleşme yapıldığının ispatı olamayacağını, zira hangi mal için ne miktarda anlaşıldığı, hangi işlerin yapılacağının kararlaştırıldığı hususları belli olmadığı gibi verilen çek ya da yapılan ödeme de anlaşmanın şartları, yapılacak iş ve mahiyeti hususunda yazılı delil başlangıcı da teşkil etmeyeceğini, Bu durumun davalının fatura konusu mal/ hizmetlerle ilgili akdi ilişkinin varlığı konusunu yazılı delille ispat etme zorunluluğunu ortadan kaldırmadığını, ayrıca davalı tarafından keşide edilen faturalar incelendiğinde Kanun'da belirtilen şekil şartlarını taşımadığının da anlaşılacağını, zira; VUK nun 231/5 maddesi gereğince; \"Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami (DEĞİŞİK İBARE RGT: 02.01.2004 RG NO: 25334 KANUN NO: 5035/48) (KOD 3) yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.\" şeklinde olup davalı yanın faturaları Mayıs ayında kesmiş olup iddiasına göre teslim tarihinin daha önce olduğundan ve süresi içinde tanzim edilmediğinden hiç düzenlenmemiş sayılacağı gibi faturada hem müvekkili şirketin hem de ...'ın ismi mevcut olup kimin adına düzenlendiğinin de açıkça belli  olmadığını, zira faturanın hem şirket hem de şahıs adına düzenlenmiş olup kimin adına olduğunun belli olmadığını, dolayısı ile akdi ilişkiyi davalı yanın yazılı delille kanıtlayamamış olup kanıtlaması halinde işi yapıp teslim ettiğini de yazılı delil ile ispat yükü altında olduğunu, müvekkilce fatura konusu olmayan ve daha önceden kurulu olan kablolama ve alt yapı hizmetleri dışında temin edilecek cihazlarla ilgili ödeme yapılması ve çek verilmesinin davalının iddia ettiği şekil, şart ve miktarda akdi ilişki meydana geldiğini ispatlamayacağını, bu nedenle davalı yanın akdi ilişkiyi yazılı delille ispat edemediğini, bu nedenle keşif hususuna muvafakatlerinin olmadığını, akdi ilişkinin varlığının  keşif ile ispatlanamayacağını dolayısı ile keşif yapılmasına muvafakat etmediklerini belirtmiş iseler de bu taleplerinin de reddedildiğini, ayrıca okul açıkken öğrenciler eğitime devam ediyor iken fatura konusu malların teslim edilip işin yapılmasının da mümkün olmadığını, zira işin mahiyeti gereği öğrenimin olmadığı ve okulların tatil olduğu dönemde yapılmasının icap edeceğini, öğrenci velileri ve öğrenciler dahi okula başladıklarında bu düzenlerin olduğunu beyan edebileceklerini, dolayısı ile müvekkilinden önceki mali ya da kiralayan arasında yapılan sözleşme gereği bu işlerin yapılmasının maliyetinin müvekkiline yükletilemeyeceğini, 06.03.2018 tarihli dilekçelerinde tanık bildirmiş iseler de bu tanıkları dinlenmeden karar verilmesi ve yine imalatların müvekkili tarafından söz konusu yerin kiralanmasından önce yapıldığı iddiaları ve bu hususta talep ettikleri deliller toplanmaksızın, MEB'den ilgili belgeler istenmeksizin ve müvekkili tarafından yerin kiralanmasından önce çekilen resimler dikkate alınmaksızın ve yine kira sözleşmesi başlangıç tarihi ve okul olarak kiralandığı yani müvekkiline kiraya verilirken bu imalatların mevcut olduğu göz ardı edilerek ve yazılı bir eser sözleşmesi olmadığı halde müvekkilinin okulu kiralamasından önce yapılan ve daha sonra teklif formu olarak düzenlenen, müvekkilin de bu teklif formunu aldığına dair kaşe vurması eser sözleşmesinin varlığını ispat etmeyeceğini, bu nedenle varsayımsal yorumla eser sözleşmesinin varlığını kabul ederek müvekkilin borçlu olduğuna hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, tekrardan kaçınmak amacı ile aşamalardaki tüm beyanlarını istinaf nedeni olarak tekrar ettiklerini belirterek, açıklanan nedenlerle eksik inceleme sonucu verilen usul ve yasaya aykırı ilamın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br> 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası yönünden;  borçlu, anılan maddeye göre, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Diğer bir deyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir. (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233)  Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir.<br><br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Hukukumuzda egemen ilke “şekil serbestisi” olup,  kural olarak eser sözleşmesi herhangi bir geçerlilik şartına tabi değildir. Yasada aksi öngörülmedikçe, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabilir. Bununla birlikte bazı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için yasada belirlenen şekle uygun olarak yapılması zorunludur. TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddelerine göre kural olarak yapılan işlerin miktarını ve bedelini ispatlamak  yükleniciye, yapılan ödemeleri ispat etmek ise iş sahibine aittir.<br>TBK'nın 481. Maddesine göre;   Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak bedel belirlenir.<br>Somut olayda; Davacı vekili, taraflar arasında davacının işlettiği okulun bulunduğu taşınmazda bir kısım işlerin yapılması konusunda ön anlaşma yapıldığı, ancak detay projeler sunulmadığından anlaşmanın sonuçlanmadığı, ön anlaşma gereğince davalıya 20.06.2017 tarihli, 90.000,00 TL bedelli belge verildiği, bu belgenin çek vasfında olmadığını belirterek söz konusu belgeden dolayı borçlu olmadıklarının tespitini istemektedir.<br>Davalı vekili, taraflar arasındaki 16.01.2017 fiyat teklif anlaşması gereğince tüm malzemelerin okula takıldığını, güvenlik sisteminin kurulduğunu, yapılan iş nedeniyle  beş adet fatura düzenlendiğini, davacının toplam 40.000,00 TL ödeme yaptığını, dava konusu çekin, davalının yaptığı işlere karşılık davacı tarafından davalıya verildiğini, ancak davacının çeki ödemediğini, çeke karşılıksız kaşesi vurulduğunu, davanın haksız olduğunu belirterek reddini savunmuştur.<br>Davacı tarafça,  davalıya 20.06.2017 tarihli, 90.000,00 TL bedelli belge verildiğinden ve bu belgenin çek vasfında olmadığından söz edilmekte ise de, davacı şirketçe, davalıya 20/06/2017 tarihli, 90.000,00 TL bedelli çek verildiği, anılan çek dışında davacı tarafından davalıya verilen 20.06.2017 tarihli, 90.000,00 TL bedelli başkaca bir belge bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dava tarihi itibariyle söz konusu çek nedeniyle davalı aleyhine başlatılan icra takibi bulunmamakla birlikte, yargılama sırasında 10/07/2017 tarihinde, davalı tarafından, davacı aleyhine anılan 90.000,00 TL bedelli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı görülmüştür.<br>Davalıya ait ticari defterlere göre, davalının, davacı adına toplam 222.870,32 TL tutarında fatura düzenlediği ve dava tarihi itibariyle  davacıdan  takip konusu 90.000,00 TL'lik çek de dahil olmak üzere toplam 182.870,32 TL alacaklı olduğu, davacının yasal defterlerine göre, davacının takip konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığı, davalı tarafından düzenlenen faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılmıştır.<br>Mahkemece mahallinde yapılan keşif alınan teknik bilirkişi raporuyla, taraflar arasında imzalanan 16.01.2017 tarihli teklif belgesi ve davalı tarafından davacı adına düzenlenen faturalardaki malzemelerin ve tesisatın sayısı ile fiili olarak okulda kurulan tesisatın birebir uyumlu olduğu, davalı tarafça düzenlenen faturaların, taraflar arasındaki teklif belgesine ve tesisatın yapıldığı tarihteki piyasa rayiçlerine uygun olduğu saptanmıştır.<br>Dosyaya sunulan teklif belgesinin spariş onayı bölümünün davacı tarafça kaşelenip imzalandığı, davalının  teklif belgesi ile uyumlu olarak teknik bilirkişi raporunda belirtilen işleri yaptığı,  davacı tarafından, davalıya dava konusu 90.000,00 TL tutarlı çekin verildiği nazarı dikkate alındığında taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu, davacının iş sahibi, davalının yüklenici olduğu, davalı yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiği, davacı iş sahibinin, yapılan iş bedeline karşılık dava konusu çeki davalıya verdiği, çekin karşılıksız çıkması nedeniyle davalı tarafça tahsil edilemediği, anılan çek nedeniyle davalının, davacıdan alacaklı olduğu, davacı yanın menfi tespit isteminin haklı olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasal uygun olduğu anlaşılmakla  davacı vekilinin istinaf itirazları isabetli görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.07.2021 tarih ve 2017/689 Esas, 2021/629 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 427,60 TL istinaf  karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile kalan 368,30 TL harç bedelinin davacıdan  alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca dava değeri itibarıyla kesin olmak üzere 18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c00cd69a0c06f694","SID":"52efba613b5b9d7a"}}