{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/114 - 2024/520<br>\t\t\tT.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/114 <br>KARAR NO\t: 2024/520<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/494 Esas - 2023/862 Karar<br><br>DAVACI\t:\t<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 17/04/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline kaldırımda beklediği esnada ... plakalı firari araç sürücüsünün ağır kusurlu olarak çarpması neticesinde ayağının kırıldığını belirterek, 1.000,00 TL maddi tazminatının fazlaya dair dava ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavacı talep artırım dilekçesi ile, 57.143,20 TL'nin olay tarihi olan 02/03/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde, 26.04.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile 2918 sayılı 91. maddesi gereğince Sigorta Şirketine başvuru yapmanın dava şartı olduğunu, davacının müvekkili şirkete başvuru yapmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesini, poliçe nedeni ile sorumluluk limitinin 310.000,00 TL olduğunu, kusur tespiti için Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmasını, davacının Adli Tıp Kurumu'na veya üniversitelere sevkine karar verilmesini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, dava tarihinden faize hükmedilebileceğini belirterek, davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden alınan 21/06/2018 tarihli raporda Çalışma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre meslekte kazanma gücü oranının %4,2 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 45 gün olduğunun bildirildiği, kusur yönünden, davalı Sigorta Şirketine sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün meydana gelen kazanın oluşumunda, 2918 sayılı KTK.nın 52/a-b ve KTY.nın 109/d maddeleri kural ihlallerini işlemiş olmakla %75 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...'in meydana gelen kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK.nın 68/b-3 maddesi kural ihlalini işlemiş olmakla %25 oranında kusurlu olduğu, mahkemenin 16/04/2019 tarihli ara kararı ile raporun kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Yönetmeliğine göre düzenlenmesine karar verildiği, Çukurova Üniversitesi'nden alınan 05/07/2019 tarihli raporda, Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre vücutta fonksiyon kaybı oluşmadığı, geçici iş göremezlik için öngörülen sürenin 45 gün olduğunun bildirildiği, davacının itirazı üzere Ankara Üniversitesi Adli Tıp Kurulu'ndan alınan 04/11/2019 tarihli rapora göre; Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre kişinin özür oranının sıfır olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 3 ay olduğunun belirtildiği, yine dosya kapsamında Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nden alınan 19/10/2022 tarihli raporda, Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre, kişinin özür oranın sıfır olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 3 ay olduğunun belirtildiği,   dosyaya en son giren 19.10.2022 tarihli ATK maluliyet raporu dikkate alınarak dosyanın önceki aktüer bilirkişiye tevdi edilerek alınan 21/12/2022 tarihli ek raporda, davacı ...'in; geçici işgöremezlikten kaynaklanan tazminat tutarının 3.251,25 TL olduğu, sürekli işgücü kaybından kaynaklanan tazminat alacağının bulunmadığının bildirildiği gerekçesiyle, \"davanın kısmen kabulüne; 3.251,25 TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihi olan 27/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı ... vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan raporların usule uygun olmadığını, zira dava konusuna bakıldığında müvekkilin bacağında önemli derecede kırıklar olduğunun belirtildiği, ancak maluliyet raporlarına bakıldığında fizik tedavi uzmanı olmadığının görüldüğünü, ayrıca mahkemece alınan kusur raporları ve daha önce yani 11.07.2018 tarihli 4,2 oranında iş göremezlik raporları davalı Sigorta Şirketine 11.07.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın davalı tarafından hiç bir itiraz olmamasına rağmen yeniden Adli Tıp'a gönderildiğini ve ek raporda müvekkil davacının fonksiyon kaybı oluşmadığının belirtildiğini, bu nedenle davalı tarafın itirazı dahi olmayan 11.07.2018 tarihli meslekte kazanma gücü kaybına yönelik 4,2 oran üzerinden düzenlenen adli tıp raporuna itibar edilmemesini talep ettiklerini, davalının bu rapora itiraz etmediği gözetildiğinde usuli kazanılmış hak doğduğunu, kararda bir diğer eksikliğin ise hükümde istinaf harç ve masrafların tahsiline yönelik bir hüküm olmadığını, dosyanın iki defa istinaf incelemesinden geçerek bozulduğunu, istinaf esnasında kendileri tarafından yapılan masraf ve harçlara karar verilmemesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf talebinde bulunan davacı ... vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tHaksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>\tSomut olayda, davacının maluliyet oranının belirlenmesi açısından kaza tarihinde yürürlükte olan, \"Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\"dir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı vekili tarafından Mahkemece Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca alınan maluliyet raporunda belirlenen %4,2 maluliyet oranına itiraz edilmediğini, daha sonra mahkemece resen alınan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine istinaden alınan raporlarda ise sürekli iş göremezlik oranının bulunmadığının belirtildiğini, davalı vekili tarafından ilk rapora itiraz edilmemesi nedeniyle hakkında usuli kazanılmış hak oluştuğunu belirterek, mahkemece Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen raporda belirtilen %0 maluliyet oranının hükme esas alınamayacağını belirtmiştir.<br>\tUyuşmazlığın çözümü, \"usuli kazanılmış hak\" kavramının açıklanmasını gerekli kılmaktadır.<br>\tMülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.<br>\tDavaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiş olan bu kurum; anlam itibarıyla, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.<br>\tUsuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve yine içtihatlarla geliştirilen istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.<br> \tUyuşmazlıkta mahkemece alınan ilk maluliyet raporuna taraflarca itiraz edilmemiş olmasının davacı lehine usuli kazanılmış hak doğurup doğurmadığı tartışma konusu olduğundan gelinen aşamada bilirkişi incelemesi deliliyle ilgili açıklamalarda bulunulması faydalı olacaktır.<br>\tHukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ncı maddesinin birinci fıkrasında bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller;<br>\t“Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” şeklinde düzenlenmiştir.<br>\tKanun'daki bu anlatımdan da hareketle bilirkişi raporu; bilirkişinin, hukuki değerlendirmeleri içermeyecek şekilde davanın çözümlenmesinde gereken teknik konulardaki açıklamalarını içeren mahkemeye sunduğu metindir. Bilirkişi raporu, mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 164).<br>\tAynı Kanun’un 281 inci maddesinde; “(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.<br>\t(2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.<br>\t(3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir” hükmüne yer verilmiştir.<br>\t24.11.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3. maddesinde de bilirkişi incelemesinin ne şekilde yapılması gerektiğine ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Anılan düzenlemeler gereğince mahkeme çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebilir. Bilirkişi raporlarında görülen eksiklik ya da belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması görevi mahkemeye ait olup mahkemece raporu veren bilirkişilerden ek rapor alınabileceği gibi, yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup tekrar inceleme yaptırılarak rapor da alınabilir.<br>\tYukarıda da değinildiği üzere hâkim, 6100 sayılı Kanun'un 282. maddesinin açık hükmünün de bir gereği olarak bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Bilirkişi incelemesi sonucu alınan görüş bir takdiri delil olduğundan hâkim gerekçelerini açıkça ortaya koymak suretiyle bilirkişi raporunun aksine de karar verebilir (Murat Atalı/... Ermenek/Ersin Erdoğan, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2019, s.536). Hâkimin bu konudaki takdir hakkını rasyonel esaslara göre kullanması yeterlidir (İlhan E. Postacıoğlu, Medeni Usul Hukuku, ... 1975, s.655).<br>\tHâkimin bilirkişi raporunu takdirindeki bu serbestisine rağmen doktrin ve yargısal kararlarda bazı hâllerde bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesinin, diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usuli kazanılmış hak doğurduğu kabul edilmektedir (Baki Kuru: Hukuk Muhakemeleri Usulü, ... 2001, Cilt:3, s. 2753). Örneğin; bir tazminat davasında, tarafların kusur oranlarının tespiti için alınan bilirkişi raporuna, taraflardan yalnızca biri, kendisi için tespit edilen kusur oranının fazla olduğundan bahisle itiraz etmiş, diğer taraf bu rapora itiraz etmeyerek bu hâliyle dosyanın hesap uzmanı bilirkişiye gönderilmesini istemişse, tek taraflı itiraz üzerine alınan raporda itiraz eden tarafın kusur oranının karşı tarafın itiraz etmediği ilk rapordan daha ağır bir şekilde tespit edilmesi hâlinde artık ilk rapordaki kusur oranları üzerinden karar verilmesi gerekir. Zira böyle bir durumdan itiraz eden taraf aleyhine sonuç çıkarılamaz ve itiraz etmemekle diğer tarafın benimsemiş sayıldığı ilk rapordaki daha lehine olan tespit, itiraz eden taraf lehine kazanılmış hak teşkil eder.<br>\tNitekim verilen örnekle benzer bir uyuşmazlıkta Hukuk Genel Kurulu 18.02.2021 tarihli, 2018/(21)10-94 Esas - 2021/111 Karar sayılı kararıyla aynı yöne işaret etmiş, hâkimin itiraz etmeyen taraf için kesinleşen ilk raporu hükme esas almak yerine, ilkindeki sorumluluğa itiraz eden aleyhine ağırlaştıran sonraki rapor çerçevesinde karar vermesinin itiraz eden taraf lehine doğan kazanılmış hakkı ihlâl ettiği sonucuna varmıştır.<br>\tBununla birlikte, bu anlatımda kullanılan \"kesinleşme\" sözcüğü, tarafların benimsediği olgularla ilgilidir ve hüküm sonucunun da bu şekilde tesis edilmesi gerekliliği doğuran, mahkemeyi bağlayıcı bir kesinleşme anlamını taşımaz. Davayı kabul, sulh ve feragat gibi bir sonuç da doğuramaz. Hukuki değerlendirmenin hâkime ait olması ve hâkimin de bilirkişi delilini takdirde serbestçe hareket edebilmesi asıldır ve böyle bir durumun varlığı hâlinde dahi hâkim rapordaki teknik incelemenin dosya kapsamında sübut bulan vakıalara, hukuk kuralları ve emsal içtihatlara uygun olmadığı düşüncesindeyse yeni rapor alabileceği gibi gerekçelerini ortaya koymak suretiyle raporun aksine de karar verebilir.<br>\tÜstelik tek taraflı itirazın yanı sıra, somut olayda olduğu gibi, her iki tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmediği durumlar da söz konusu olabilir. Böyle bir durumda da, karar vermeye elverişli olmayan bir rapora taraflarca itiraz edilmemiş olması hâkimin vereceği hüküm sonucunu bağlar şekilde bir usuli kazanılmış hak doğurmaz. Bilirkişi raporu hükme esas almaya uygun değilse, hâkimin davayı hatalı bu rapora göre çözümlendirmek zorunda olduğunu kabul etmek, açık yasal düzenlenmeler ve usul hukukunun değinilen temel ilkeleri yanında hâkimin maddi gerçeğe ulaşma amacıyla da bağdaşmaz.<br>\tHukuki nitelendirmeyi yapmak ve uygulanacak hukuk kurallarını belirlemekle görevli olan Mahkeme sonradan yanılgıyı fark etmiş ve tam da olması gerektiği gibi kendiliğinden yeni bir bilirkişi incelemesine başvurmuştur. Böyle bir durumda hukuken hükme esas almaya elverişli olmayan ilk bilirkişi raporunun taraflarca itiraz edilmeyerek kesinleştiğinden davacı lehine usuli kazanılmış hak doğduğundan bahsedilemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2023 tarih ve 2022/508 Esas, 2023/26 Karar sayılı ilamı). <br>\tSomut olayda da, mahkemece kaza tarihi olan 02/03/2016  tarihi itibarıyla Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin yürürlükte olması nedeniyle bu Yönetmelik hükümlerine göre rapor alındığı ve davalının açık kabulünün de bulunmaması karşısında ilk raporda Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenen %4,2 oranı yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan bahsedilemez. Bu nedenle, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir. <br>\tDiğer taraftan, davacı vekili yargılama giderlerine istinaf yargılama giderlerinin dâhil edilmediğini belirterek, kararı bu yönden de istinaf etmiştir. Önceki kaldırma kararlarında istinafa başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine karar verilmiş olup, diğer istinaf yargılama giderlerinin ise ilk derece mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda dikkate alınması gerektiği belirtilmesine rağmen bu hususa riayet edilmemesi isabetsiz bulunmuştur. <br>\tAçıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve tazminat miktarının düzeltilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\tA-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 22/11/2023 tarihli, 2023/494 Esas - 2023/862 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>\tHMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;<br>\tDavanın KISMEN KABULÜNE;<br>\t1-3.251,25 TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihi olan 27/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\tFazlaya ilişkin talebin reddine,<br>\t2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 269,85 TL nispi karar ve ilam harcın, peşin alınan 29,20 TL ile 239,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 268,20 TL'nin mahsubu ile noksan olan 1,65 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>\t3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına kabul miktarına göre  hesaplanan 3.251,25 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,<br>\t4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/3 maddesi uyarınca, davalı yararına ret miktarına göre hesaplanan 3.251,25 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafça yatırılan 29,20 TL peşin harç ile 239,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 268,20 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan 29,20 TL başvuru harcı, 1.986,45 TL tebligat/posta/müzekkere masrafı, bilirkişi ücreti, 2.694‬,00 TL ATK fatura ücreti ve 152,60 TL istinaf yargılama gideri  olmak üzere toplam 4.833,05 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 274,98 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\tİSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN; <br>\t1-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>\t2-Davacı tarafça yapılan 220,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, <br>\t3-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,<br>\t4-Kararın taraflara HMK'nın 359/4. Maddesi gereğince tebliğine,<br>\tDair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 17/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c28a2d69047b08a5","SID":"059ee5e942062abe"}}