{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1716 Esas<br>KARAR NO: 2024/651<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/02/2023<br>NUMARASI: 2021/322 E. - 2023/52 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından 28/01/2014 tarih ve ... başvuru no ile TPE nezdinde \"... +şekil\" ibareli markayı 39 nice sınıfı kapsamında tescil ettirdiğini, söz konusu marka ilk kez ... Tic. Ltd. Şti tarafından ihdas edilmiş bir marka olduğunu, dava konusu \"...\" + \"şekil\" ibareli markanın müvekkili tarafından Rusya' da ki turistlere pazarlanmak amacıyla oluşturulduğunu, müvekkilinin kardeş şirketi ...' den beri süre gelen söz konusu \"...\" tur programını müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, davalının müvekkilinin eski tur rehberlerinden olduğunu, davalının çalıştığı yeni şirket bünyesinde tur programlarının ismini ve şeklini kopyalayarak karışıklığa neden olduğunu, bu şekilde markayı haksız olarak tescil ettirdiğini, \"...\"+\"şekil\" ibareli markasının hükümsüzlüğüne karar verilerek sicilden terkin edilmesini, 3.kişilere devrinin tedbiren önlenmesine, davanın kabulüyle yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekilinin davaya cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 2000 yılından beri turizm sektöründe çalıştığını, davaya konu gezi programının müvekkili tarafından oluşturulup geliştirildiğini, müvekkili tarafından tescil ve ilan ettirildiğini, müvekkilinin çalıştığı firmalara bu programı götürdüğünü, davacının iddialarını kabul etmediğini, bu nedenlerle davacının haksız ve kötü niyetli açmış olduğu davanın reddine, yargılama masrafları ve veakelt ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.  Dairemiz kaldırma kararı öncesinde İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; ''Davacı taraf dava konusu \"... +Şekil\" ibareli markayı ilk defa kendisinin kullandığını somut bir şekilde ispatlayamamıştır. Dava konusu markayı ilk defa dava dışı ... Tic. Ltd. Şti nin kullanması ve tarafları bu şirketin ortaklarından olması, bu markanın kendilerine ait ve kendi kullanımlarında olduğunu ispatlayamayacağından  davacının bu beyanında ispat için yeterli görülmemiş, bu itibarla davacının hükümsüzlük talebinin reddine'' karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf istemi sonrasında Dairemizin 2020/324 Esas, 2021/460 Karar ve 22/04/2021 tarihli kaldırma kararında; \"...Böyle bir hükümsüzlük davası açabilmek için, markanın tescil başvurusundan önce, o işaretin kendisi tarafından uzun süredir, kesintisiz olarak kullanılması  ve işarete belirli marufiyet/bilinirlik kazandırılması gerekir.  Somut olayda davacı,  ... Ltd Şti'den ayrılmasıyla, şirketin önceki kullanımlarının kendi kullanımı sayılması ve  markasal olarak kullandığını ileri sürmüş olup,  önceye dayalı kullanım ve ticaret unvanı nedeniyle davalı markalarının hükümsüzlüklerinin gerekip gerekmediği olup, şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar yönünden, mahkemece bu konularda, taraf delilleri hiç toplanmamış ve hiçbir değerlendirme yapılmamıştır. Ayrıca davacı taraf, davanın ihbarını talep etmiş olmakla, davanın ihbarı ve şartlarının düzenlendiği, 6100 sayılı HMK'nın 61 vd. Maddesinde, taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir. Davanın ihbarı mahkeme aracılığı ile yapılabileceği gibi mahkeme dışı vasıtalarla da yapılması mümkündür. Davanın ihbarını mahkeme aracılığı ile isteyen taraf, dilekçe ile mahkemeye başvurmalıdır. Mahkeme, davanın ihbarına ilişkin dilekçenin üçüncü kişiye tebliği için davanın ihbar şartlarının bulunup bulunmadığını inceleyemeyeceği gibi ihbar talebinin reddine ya da kabulüne de karar vermemelidir. Mahkeme ihbar dilekçesinin üçüncü kişiye tebliği ile yetinmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 06/12/2017 gün, 2016/(7)22-2396 esas, 2017/1533 karar sayılı ilamı). Buna göre davacı taraf davanın ihbarını talep etmiş olmakla davanın ihbarı da yapılmamıştır. O halde mahkemece, dava dışı şirketin faaliyet alanları, işe başlama ve bırakma tarihleri ortakları, yöneticileri gibi hususlarda  Vergi Dairesine, Ticaret Sicil Müdürlüğünden  her iki şirketin de faal olduğu ve yetkilisinin  araştırılarak davanın öncelik hakkına dayalı olarak marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olduğu gözetilerek, tarafların bu konularda bildirdikleri delillerin toplanması, gerektiği takdirde ... Ltd Şti'den bilgi alınması, sonrasın da davacının, davalının kullanımlarından önce markaya konu işarete ayırt edici nitelik kazandırıp kazandırmadığı 6769 Sayılı SMK'nın 25/1 ve 6/3-6. maddeleri kapsamında davalı markalarının hükümsüzlükleri koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiğinden kaldırılmasına\" karar verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararı sonrasında İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"....davalı adına tescilli bulunan  ...+ŞEKİL ... nolu markanın davalının tescil tarihinden yıllar  önce davacı şirket ile ortaklık bağı bulunan ... LTD. ŞTİ. tarafından tescilli  marka ile aynı şekilde markasal anlamda (tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili  bilet sağlama, kurye hizmetleri dahil). alt başlıklarında kullanıldığı, piyasada tanınır ve bilinir hale  getirdiğinin kabulü gerekir. Aynı şekilde davalının markayı tescil tarihinden önce de davacı şirket  tarafından markasal anlamda “tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri dahil” alt başlıklarında kullanıldığı dolayısı ile hükümsüzlük koşullarının oluştuğu değerlendirilmiş, davanın kabulüne \" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -BAM  kararındaki iki aşamalı bir araştırma yapılması gerektiğinin belirtildiğini, ilki Davacı ile ...  Ltd. Şti. arasındaki bağın araştırılması olduğunu, Yerel Mahkemece ... firmasına davanın ihbar edildiğini fakat bu firma tarafından beyanda bulunulmadığını, yapılan araştırmada davacı ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında neredeyse hiçbir bağ olmadığını, sadece her iki firmanın ortaklarından birinin aynı olduğunu, toplanan delillerde bu iki firmanın birbirinden bağımsız olduğu, her iki şirketinin de faaliyetine ayrı ayrı devam ettiğinin anlaşıldığını, organik bağ hususunda BAM bozma kararı sonrasında yeni bir tespit ve delil olmadığını, İstinaf Mahkemesinin bu durumu yeterli görmediğini ve ayrıntılı bir araştırma yapılmasını, özellikle şirketlerin işe başlama ve bırakma tarihlerinin incelenmesi gerektiğini belirttiğini, her iki firmanın faaliyetlerine ayrı ayrı devam eden firmalar olduğunu, ... firması kapanıp davalı firmanın açılmadığını,  -ikinci olarak mevcut deliller bakımından davacı yanca markanın bilinir hale getirilmediğinin açıkça ortada olduğunu, Davacı yanın, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/166 E. sayılı dosyası üzerinden, dava dışı ... Ltd. Şti. firmasına tazminat davası açtığını, haksız rekabet iddiasıyla açılan ve mahkemece red edilen bu dosyanın dava konularından birinin işbu marka olduğunu, Turizm Otelcilik, Acenteler ve Konaklama İşletmeciliği Uzmanı ... tarafından Ticaret Mahkemesi'ne sunulan raporun markaya ilişkin değerlendirmesinde aynen \"Davaya konu olan 'Büyük Medeniyetlerin İzlerinde' Turu yasal olarak ... tarafından tescil edilmediğinden dolayı Turizm sektöründe çalışan tün acenteler tarafından gerçekleştirilebilir. Turizm sektöründe farklı farklı firmalarda aynı isim altında birçok gezi programı düzenlenmektedir. Örneğin Baltık Başkentleri Turu, Kuzey Işıkları, Kış Rüyası ..vb isimlerde aynı bölgelere farklı turizm firmaları tarafından turlar düzenlenmektedir. Turların operasyon ve satış kısımlarını turizm acentesi tarafından gerçekleşse de misafirlerin havaalanında buluşup seyahati gerçekleştirip geri dönmelerine kadar geçen sürede tur rehberleri kendilerine eşlik etmektedir. Tur rehberlerinin son dönemlerde tur programlarının popülaritesinin artmasın da büyük rolü olmaktadır. Örneğin son dönemlerde en ünlü rehberlerden .... vb.nin tur programlarının satışında, reklamında acenteden daha büyük rolleri bulunmaktadır. Davaya konu olan Büyük Medeniyetlerin İzlerinde turunda katkısı bulunduğu belirtilen rehberlerden ... çalışmaya başladığı yeni turizm şirketinde ürünün tanıtımını, satışını ve organizasyonunu yapmasında yasal ve etik bir mani olmadığı kanaatine varılmıştır.\" şeklinde olduğunu, işbu raporla  markanın, davacı yanca ayırt edilicilik ve marufiyet kazandırılmadığı, sektördeki tüm firmalar tarafından benzer isimlerde gezi programı düzenlendiğinin tespit edildiğini, davacının sunmuş olduğu 2-3 adet broşür ve e-maillerle markanın meşhur hale gelmeyeceğini, bunların da davacı değil dava dışı ... firmasına ilişkin olduğunu, -Markanın davacı tarafça tanınır hale getirilmediğini, davacının iddiasının markanın sadece turizm sektöründe kullanıldığı olduğunu, oysa ki markanın bir çok alt başlıkta tescil ettirildiğini, dosyada mübrez 28.11.2022 tarihli rapor her ne kadar hatalı olarak markanın turizm sektöründe tanınır hale getirildiğini iddia etmiş olsa da raporun devamında aynen; \" davaya konu markanın davacı ... ve dava dışı … LTD. ŞTİ tarafından Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri  … Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin  depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri alt başlıklarında kullanılmadığı, SMK m. 6/4-5 de tanınmış markaya ilişkin düzenleme söz konusu olduğu ve davaya konu markanın  tanınmışlığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından bu hükümlerin uygulanamayacağı,  SMK m. 6/6 uyarınca ...+ŞEKİL markasının davacıya ait tescilli bir isim ya da ticaret unvanı, fotoğraf, telif hakkı vb. fikri mülkiyet hakkını içerdiğine  dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından anılan hükmün uygulanamayacağı\" şeklinde olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin incelenmesini belirttiği 2 husus bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bir an için aksi kabul edilse dahi davanın tüm alt başlıklar bakımından tamamen kabulüne karar verilmesinin de hatalı olduğunu kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava konusu uyuşmazlık, davacının önceki tescilsiz  kullanım nedeniyle hükümsüzlüğü istenen davalı markalarının esas unsurunu oluşturan ibare üzerinde öncelik hakkı bulunup bulunmadığı ve  dava konusu markaların hükümsüzlükleri koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.  Davaya konu ... nolu ... + ŞEKİL  markasının davalı tarafından 39. Hizmet sınıfında 28.01.2014 tarihinde tescilli olduğu anlaşılmıştır.Dava açıldığı tarih itibariyle 556 sayılı KHK'nin uygulanması gerekmektedir. 12/05/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının dava konusu markayı ilk defa kullanmaya başladığı tarihin ve kullanım kapsamının tespitine uygun bir delil ibraz edilmediği, davalının marka tescçil başvuru tarihinin ise 28/01/2014 olduğu, dava konusu markanın ilk defa kullanımına dair dosyaya mübrez delillere göre markanın ... firmasında ilk defa 17/06/2005 tarihinden evvel kullanılmaya başlandığı, kullanım kapsamının ise turistlik hizmetler, tur operatörlüğü, konoklama, seyahat hizmetleri, tarihi ve turistlik gezi organizasyonu şeklinde görüldüğü,  davacı ile ... firmasının arasındaki ilişki, adriyatik firmasının türü, mecbur durumu, davacının bu firmanın devamı olup olmadığı hususlarında dosyaya mübrez bir delil tespit edilmediği: bu yönde delil ibraz ile adriyatik firmasının şahıs ve bazıları olduğu ve davacının ... Firmasının devamı olduğu gibi bir kanaate varılması söz konusu olması halinde davacının dava konusu markayı ilk defa kullanım tarihi 17/06/2005 ve 2 nolu bende sayılan kapsamda olduğunun değerlendirebileceği, bu husus takdirinin sayın mahkemeye ait olduğu, aksi durumda ise davacının 11/03/2010 da kurulmakla her halükarda dava konusu markayı ancak bu tarihten sonra kullanmaya başlamasının mümkün ve söz konusu olabileceği, dosyaya mübrez ek 2 delili arasında yer alan el katolglarından davacı adına dava konusu markanın ilk kullanım tarihinin 2012 yılı olarak tespit ve kabulünün gerekeceği, kullanım kapsamının ise turistlik hizmetler, tur operatörlüğü, konoklama, seyahat hizmetleri, tarihi turistlik gezi organizasyonları şeklinde tespit edilmesi gerektiği görüş ve kanaati bildirilmiştir. 30/11/2022 tarihli Bilirkişi Raporunda; bu turun davalının tescil tarihinden çok önce 17/06/2005, 10/05/2007, 02/01/2008, 06/06/2008, 13/09/2008, 12/01/2010, 18/09/2011 tarihlerinde dava dışı ... Ltd. Şti. Tarafından kullanıldığı, Dava dışı  .... Ltd. Şti'nin  02.01.1996 tarihinde tescil edildiği ve bu durumun 05.01.1996 tarihli ve 3951 sayılı Ticaret Sicil Gazetesin’de ilan edildiği, 1996 tarihinde kurulan bu şirketin kurucu ortaklarından biri ... olduğu,  Şirket esas sözleşmesinde şirketin amaç ve konu kenar başlıklı 3. Maddesinde “kara, hava, deniz yolcu ve kargo taşımacılığı yapmak ... yurt dışından Türk turistik bölgelerine turist getirmek yurda gelen turistlere gerekli rehberlik hizmetlerini vermek ve tesislerde ağırlanmalarını sağlamak….” şeklinde ifade edildiği, Şirketin kurucu ortağı ... Nisan 1996 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile imza yetkisine sahip olduğu, 5 Haziran 2001 tarihinden itibaren de diğer ortak ile münferiden süresiz imza yetkisine sahip olduğu,  ...’ın, ticaret sicil kayıtlarına göre halen adı geçen dava dışı şirketin ortağı ve müdürler kurulu başkanı olduğu tespit edilmiştir. Dava dışı ... LTD. ŞTİ. ile davacı şirket ... LTD. ŞTİ. arasında herhangi bir bağ bulunup bulunmadığının tespiti için davacı şirketin ticaret sicil kayıtları da incelenmiştir. Davacı şirketin 11.03.2010 tarihinde kurulduğu ve kurucu ortaklarından birinin dava dışı ... LTD. ŞTİ. nin ortağı ... ile aynı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle her iki şirket arasında organik bağ bulunduğu ve her iki şirket esas sözleşmesi incelendiğinde de turizm alanında faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır. Davalı ...’in davacı şirketin kurulduğu 11.03.2010 tarihinden itibaren neredeyse 20 gün sonra  davacı şirkette 01.04.2010 çalışmaya başladığı ve 01.12.2013 tarihinde kendi rızasıyla istifa dilekçesini  verdikten ve 15.01.2014 tarihinde istifa ettikten yaklaşık 15 gün sonra 28.01.2014 tarihinde davaya  konu markanın tescili için TPMK’ya başvurduğu anlaşılmaktadır. Mart 2014 tarihinde dava dışı  ... adlı şirket tarafından davaya konu ... adlı marka ile turlar  düzenlediği ve aynı anda da davacı şirket tarafından EYLÜL 2013 ve OCAK 2015 tarihleri arasında davaya  konu marka ile turlar düzenlendiği dosyadaki bilgilerden anlaşılmaktadır.  Marka hakkının sağladığı koruma  kural olarak tescil ile doğar, istisnası ise marka hakkının   önceye dayalı kullanım yoluyla tescile dayanmadan elde edilebileceği ve korunacağı   gerçek hak sahipliği  ilkesi olarak ifade edilir. Bu durumda  tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş  olması için  ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır. Markanın tescilinden önce bu markanın piyasada ilgili sınıflarda  uzun yıllar kullanıldığına ve bu yolla  bilinir hale getirildiğine dair iddianın  fatura, katalog ya da benzer somut delillerle ispatı gereklidir. 556 sayılı KHK'nın 8/3 maddesine göre, bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine, maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6134 - 2015/13829).Dosyaya sunulan bilgi ve deliller ile, marka üzerinde davacının hak sahibi olduğuna yönelik tespitte hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının 39. Hizmet sınıfında \"... Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri\" nde markayı kullandığı,  ve bu alt başlıktaki kullanımının eskiye dayandığı, öncelikli kullanım olduğu ve bu kullanımın ... adlı markayla ayırt edicilik kazandırmaya yetecek yoğunlukta  olduğu, davacının üstün hak iddiasını ispatladığı, davalının kullanımının davacının tescilli markalarıyla birebir ayniyete varacak düzeyde olduğu,  davalının, davacının eski çalışanı olduğu ve işten ayrıldıktan sonra markayı tescil ettirdiği, markanın gerçek sahibini bildiği ve bilecek durumda olduğu, ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunduğu, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu bu nedenle markanın kullanım alanı olan 39. Sınıftaki  \"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri\" emtialarda hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, Mahkemece gerekçe oluşturulurken kötü niyetli tescil üzerinde durulmadan benzerlik kıstası esas alınarak karar verildiği ve davacı tarafça gerekçe hususunda kanun yoluna başvurulmamış olması nedeniyle davalı lehine kötü niyetli tescil hususunda kazanılmış hak oluştuğunun kabulü gerektiğinden tüm emtialar yönünden hükümsüzlük kararı verilemeyecek olup,  Mahkemece yanılgılı değerlendirmeler sonucu tüm emtialar yönünden karar verilerek yazılı gerekçe ile davanın tam kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı markalarının  39. Sınıftaki \"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri\" emtiaları yönünden kısmi hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Davalılar vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin  istinaf edenin sıfatına göre KISMEN KABULÜ ile,2-İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/02/2023 tarih, 2021/322 E., 2023/52 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davacının davasının KISMEN   KABULÜNE, 4-Davalı adına tescilli ... nolu ... + ŞEKİL  markasının  39. Sınıftaki \"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri\" yönünden kısmen hükümsüz kılınmasına ve  sicilden terkinine, 5-6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent ve  Marka  Kurumuna gönderilmesine,  6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 25,20-TL'nin mahsubu  ile 402,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 25,20 TL başvurma harcı, 25,20 peşin harç, 3,80 TL vekalet harcı, 3.400,00 TL bilirkişi ücreti, 506,40 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.893,60 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1.446,80  TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 6/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/d--Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;7/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,7/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 170,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 908,00 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,7/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ac8e97baa8064ea","SID":"b48c453f3b7fd297"}}