{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/390 <br>KARAR NO\t: 2024/672<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/11/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/225 E.  -  2020/265 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/11/2020 tarih ve 2019/225 Esas - 2020/265 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... ve davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili,  müvekkilinin yüksek tanınmışlığa haiz “...” ve “... + şekil” markalarının sahibi olduğunu, davalıların 2018/31485, 2018/34180 sayılı \"... \"ve \"...\" ibareli başvurularına yaptıkları itirazlarının YİDK'ın 2019-M-3148 ve 2019-M-2974 sayılı kararları ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markalar ile müvekkilinin markalarının karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu marka başvurularının müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2019-M-3148 ve 2019-M-2974 sayılı kararlarının iptaline, dava konusu başvuruların tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvurularda yer alan \"...\" ibaresi ile davacının itirazına mesnet markalarının oluşturan \"...\" ibarelerinin benzer olduğu, dava konusu başvuruların tescil edilmek istendiği 32. Sınıf malların davacının markalarında da yer aldığı ve bu malların davacının tanınmış “...” markalarının en yüksek bilinirliğinin bulunduğu emtialar olduğu, dolayısıyla ayniyet düzeyindeki benzerliği tespit edilen emtia grubunda her iki marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin ilk anda işaretler arasında bu bağlamda bir bağ kurarak dava konusu markayı, davacı markalarının tanınmışlığından yararlanma amacı taşıyan öğeler içerir şekilde oluşturulmuş bir taklit marka olarak algılayabileceği, dava konusu başvuru ile davacı markalarını gören, işiten tüketicinin iki marka arasındaki farkları algılayabilse dahi, sonraki markanın istemsiz bir şekilde davacının tanınan ve bilinen markalarını çağrıştırdığı algısına kapılabileceği, bu durumun önceki markadan sonraki markaya imaj transferine yol açabileceği ve hatta önceki markanın ayırt edici karakterini sulandırabileceği, davacının büyük emek ve çabalarla yarattığı marka kimliğinin dava konusu işaretin tesciline, sicilde kayıtlı marka örneğine göre, izin verilmesi halinde giderek zayıflayacağı ve zaman içinde tamamen dağılma tehlikesi ile karşı karşıya kalacağı, bu durumun ise özünde davacı markasının ayırt edicilik gücünü zedeleyebileceği, karıştırılma ihtimalinin temelinde ortalama tüketicinin, bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yattığı, hal böyleyken dava konusu marka ile davacı yan markalarının görsel anlamda birbirlerinden farklılaşmış olmalarına rağmen davalılar lehine çağrışımsal bir yanılgı meydana getirebileceği, benzer kalıplarda oluşturulabilecek çok sayıda alternatif bulunmaktayken ve “...” kelimelerinin ve başkaca meşhur markaların ibarelerinin kullanılması ile markaların oluşturulmasının kötüniyet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'nın 2019-M-2974 sayılı ve 2019-M-3148 sayılı kararlarının iptaline,  dava konusu markaların  hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, dava konusu markalar  ile davacının markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da aynı sonuca varıldığını, buna rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece  mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>Davalı ... vekili, taraf markaları arasında genel intiba olarak bir benzerliğin bulunmadığı markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak birbirinden farklı oldukları, zira başvuru konusu marka ile itiraz konusu markaların tertip tarzı, yazım stilleri, ihtiva ettikleri farklı şekil, renk, harf ve kelime unsurları, markalar arasında karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmakta olup, markalar bütünsel algılamada ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal anlamda benzerlik taşımadıklarını, diğer taraftan dava konusu başvurularının kötü niyetli olduğunun da ispat edilemediğini, markalar benzer olmamakla birlikte benzer bulunsalar dahi bu durumun tek başına kötü niyet teşkil etmeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.     <br><br>GEREKÇE\t:1- Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  dava konusu \"... ve \"...\" ibareli başvurular ile  davacının itirazına mesnet \"...\" ibareli markaları arasında  6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvuruda ön plana çıkacak şekilde yazılan \"...\" ibaresinin esaslı unsur olduğu, bu ibare ile davacının tanınmış nitelikteki \"...\" markaları arasında yüksek düzeyli görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, nitekim aynı taraflar arasında görülen benzer bir uyuşmazlık hakkında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından verilen 2022/1203-2023/4637 E/K sayılı ilamda da  \"...+şekil\" ibareli başvurunun davacının \"...\" ibareli markaları ile benzer olduğunun kabul edildiği anlaşılmakla, davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>2- Ancak, ATAD'ın 27.06.2013 tarihli, C-320/12 sayılı kararında da belirtildiği gibi \"başvuru sahibinin başvurusu yapılan markayla karıştırılması olası bir markanın yurt dışında üçüncü bir kişi tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekliliği hususu, tek başına başvuru sahibinin, ilgili hüküm kapsamında kötü niyetle hareket ettiği sonucuna varılması için yeterli değildir.\" Yine \"inceleme konusu işaretlerin aynı olması, diğer faktörlerden hiçbirisi mevcut değilken, kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz\" (Adalet Divanı Genel Mahkemesi, 01.02.2012 tarihli, T-291/09 sayılı kararı). C-529/07 sayılı ATAD kararında da \"başvuru sahibinin, bir markanın aynısını veya benzerini, aynı veya benzer mal ve/veya hizmetlerde kullanılmakta olduğunu bildiği halde, o markayla karıştırılabilecek bir markayı tescil ettirmek istemesi ve söz konusu işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önlemek amacıyla marka tescil ettirmesi\" gibi unsurların, kötü niyetin varlığına karar vermeye yarayacak işaretler olduğu ifade edilmiştir. Yargıtay HGK.'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde dahi, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatı gerekir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyi niyetin asıl, kötü niyetin istisna olması sebebiyle davalının kötü niyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötü niyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.<br>Somut olayda da davacı taraf kötü niyet iddiasını, dava konusu başvuruların müvekkilinin tanınmış markaları ile benzer olduğuna dayandırmış olup, mahkemece de  davalıların çok sayıda seçeneği varken, dava konusu başvuruların davacının tanınmış markaları ile benzer bulunan \" ...\" ibareleri ile başkaca tanımış markaları oluşturan ibarelerin bir araya getirilmesi suretiyle oluşturulmasının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle karar verilmişse de yukarıda da ifade edildiği üzere sırf benzer marka başvurusunda bulunmanın kötü niyet oluşturmayacağı, davacı tarafından dava konusu başvurunun başka bir sebepten ötürü kötü niyetli olduğunun da iddia ve ispat edilmediği, ayrıca dosya kapsamından dava konusu başvurularda \"...\" ibareleri dışında yer alan diğer kelime ve şekil unsurlarının başkaca tanınmış markaları oluşturan ibareler olduğu yönünde bir delil ve ya tespitte bulunmadığı, açıklanan bu hususlar karşısında dava konusu başvuruların kötü niyetli  olduğu kabul edilmeyeceği kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiş, davalıların bu yöndeki istinaf itirazlarının kabulü gerekmiştir.<br>Sonuç olarak, ilk derce mahkemesince davanın yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan gerekçelerle kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile  dava konusu başvuruların kötü niyetli de olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalılar  ... ile ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.  <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar  ... ile ... vekillerinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ile ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/11/2020 gün ve 2019/225 Esas - 2020/265 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın KABULÜ ile, TPE YİDK'nın 2019-M-2974 sayılı ve 2019-M-3148 sayılı kararlarının iptaline, <br>4-Davalılar ... ve ... adına tescilli bulunan  2018/34185 sayılı, \"... +Şekil ibareli markanın ve 2018/34180 sayılı, \"...+Şekil\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, <br>5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken  427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 383,20‬-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinaf eden davalılar aleyhine hüküm kurulamayacağından ilk derece karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 5.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.400,00-TL bilirkişi ücreti, 343,30-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 87,00-TL tebligat giderinden oluşan 2.830,30-TL yargılama gideri ve 44,40-TL başvurma harcı, 44,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.919,10-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t8-Davalılar ... ile ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, <br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davalılar ... ile ... ayrı ayrı peşin olarak alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalılara ayrı ayrı iadesine,<br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 29/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.   <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/04/2024<br>\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ea2f704ad44300a","SID":"81217a3b41f72360"}}