{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi  2022/61 Esas - 2024/469 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/61 <br>KARAR NO\t: 2024/469<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/451 Esas 2021/536 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 29/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 29/04/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; <br>\tDavacı vekili, 04.03.2015 tarihinde davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını, vücudunun bir çok yerinde kırıklar meydana geldiğini, birden fazla ameliyat geçirdiğini, yürümekte sıkıntılar yaşadığını, davacının ... Üniversitesi İktisat Bölümü 2. Sınıf öğrencisi olduğunu, okuluna gidemediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL geçici iş göremezlik, 900,00 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 04.03.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam talebini 161.222,12 TL olarak artırmıştır.<br>\tDavalı vekili, ... plakalı aracın davalı şirkete 15.03.2014 - 15.03.2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere 290.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, kusur durumu ile maluliyet oranının tespiti bakımından Adli Tıp Kuruntundan rapor alınmasını talep ettiklerini, davacıya SGK tarafından rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının, gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılmasını, söz konusu kaza ile ilgili olarak davadan önce davalı şirkete başvuruda bulunulmadığını, temerrüde düşmediklerini, dava konusu uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığını, avans faizi talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEME KARARI;<br>\tMahkemece, 10.10.2017 tarih, 2015/326 esas 2017/742 karar sayılı ilam ile davacının 12 ay süre ile geçici iş göremezlik halinde kaldığı ve kaza dolayasıyla vücut genel çalışma gücünden daimi olarak %10.3 oranında kayba uğradığı, davacının olay tarihinde üniversite öğrencisi olduğu bu durumda davacının mezuniyet tarihinden sonra asgari ücretin üzerinde gelir elde edeceğinin kabul edildiği, davacının iktisat bölümü mezunu olarak çalışmaya başlayacağı 01.01.2018 tarihinden sonraki ortalama gelir ve kazancının asgari ücretin 2,95 katı olan 3.843,40 TL olabileceği, davacının muhtemel mezuniyet ve iş bulacağı tarihin 01.01.2018 olduğu dikkate alınarak yapılan hesaplamada geçici ve sürekli güç kaybı kapsamında talep edebileceği tutarın 160.165,20 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, anılan karar karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 13.07.2020 tarih, 2018/830 esas, 2020/884 karar sayılı ilamı ile, mahkemece; davacının iktisat fakültesini bitirdikten sonra yapabileceği meslekler olarak kamu kesimindeki bazı mesleklerin esas alındığı benimsenerek bildirilen aylık üzerinden hesaplanan tutardan hüküm kurulmuşsa da gelirin saptanması yönünden yapılan araştırmanın ve delil toplanmasının yeterli olmadığı, mahkemece davacının sadece kamu sektöründe çalışabileceği alanlar değil, özel sektörde de çalışabileceği alanlar araştırılarak cevaba göre gelirinin saptanması için; emsal gelir araştırması yapılması, ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından aylık kazancının ne kadar olabileceği yönünde araştırma yapılarak bu araştırmaların sonuçları dahilinde gerçek gelirin net biçimde saptanması, asgari ücret üzerinde bir ücret alıyorsa hesaplamanın buna göre yapılması aksi halde asgari ücret üzerinden hesap yapılması gerektiği belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne ve ilk derece mahkemesinin kararının anılan gerekçelerle kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece kaldırma kararı uyarınca ... AŞ, ... AŞ,... AŞ, ... AŞ, Genel Müdürlüklerine, iktisat bölümü mezunu olup uzman ve müfettişlik kadrolarında çalışanların ne kadar ücret aldığı yine Ankara Yeminli Mali Müşavirler Odasına yazı yazılarak iktisat bölümü mezunu olan yeminli mali müşavirlerin ne kadar ücret alabileceği konusunda mahkemeye bilgi verilmesinin istenildiği, yazı cevaplarının dosyaya geldiği, yapılan yargılama sonucunda; davacının trafik kazası neticesinde yaralandığı, Adli Tıp Raporunda vücut genel çalışma gücünden %10,3 oranında yaşına göre çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı olduğu, bakıcı ihtiyaç süresinin 4 ay, geçici iş göremezlik süresinin 12 ay olduğu, davacının olay tarihinde üniversite öğrencisi olduğu, olayda %25 oranında kusurlu olduğunu belirten bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, davacının sadece kamu sektöründe değil özel sektörde de çalışabileceği alanların araştırıldığı, ilgili kuruluşlardan aylık kazancının ne kadar olabileceği yönünde araştırma yapılarak araştırmaların sonuçları dahilinde gerçek gelirinin saptandığı ve asgari ücretin üzerinde geliri olacağı kabul edilerek hesap yapılması gerektiği değerlendirilmekle; hesap bilirkişisi raporu alınmış, ilk karara dayanak hesap bilirkişi raporunda, asgari ücretin 2,95 katı ücrete göre hesaplama yapıldığı dikkate alındığında; bildirilen emsal ücretlerin ilk kararda kabul edilen ücreti aşar nitelikte olduğu ve ilk kararın davacı tarafça istinaf edilmediği gözetilerek asgari ücretin 1,44 katı ücret esas alınarak hesaplama yapıldığı, davacının kaza tarihinde öğrenci olduğu ve gelir getiren bir işte çalışmadığı, iyileşme süresince mahrum kalınan herhangi bir kazanç olmadığından geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı, 01.01.2018 tarihi itibariyle çalışmaya başlayacağı ve ekonomik güce kavuşacağının kabulü ile kazanç kaybı nedeniyle; oluşan sürekli iş göremezlik zararının hesaplanmasında ise asgari ücretin 1,44 katı ücret esas alındığı, bilinen devre ücreti hesaplandığı ve işlemiş geliri bulunduğu, rapor tanzim tarihindeki verilere göre; sürekli iş göremezlik nedeniyle oluşan zararının 184.055,03 TL olduğuna ilişkin hesap bilirkişisinin raporu da dikkate alınarak davacı vekilinin 04.03.2017 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda ve kazaya karışan aracın ticari kullanıma tahsil edilmiş bir araç olmadığı, bu nedenle yasal faiz uygulanması gerektiği ve davadan önce başvuruda bulunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 161.122,12 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 26.05.2015 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ücret kamu düzenine ilişkin olup, kazanılmış hak hususunun istisna olduğunu, istinaf kararında davalı lehine kazanılmış hak hususunun gözetilmesi gerektiğinin belirtilmediğini, bu nedenle rapor tarihindeki verilerin dikkate alınarak hesaplama yapılması ve ilk verilen kararda asgari ücretin 2.95 katına göre hesaplama yapılmış iken 1.44 katına göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının eğitim durumu dikkate alındığında asgari ücretle çalışmasının mümkün olmadığını, bankalardan gelen yazı cevaplarına göre ve ilk kararda esas alınan ücretlerin ortalaması esas alındığında gelirin kaza tarihindeki asgari ücretin 3 katından fazla olduğunu, rapor tarihindeki veriler dikkate alınarak emsal ücret ortalamasına göre karar verilmesi gerektiğini, kusur oranını da kabul etmediklerini, davacıya atfedilen %25 oranındaki kusurun fahiş olup olayda davacının kusursuz olduğunu ileri sürmüştür.<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Hacettepe Üniversitesi'nden alınan maluliyet raporunun rasyonel olmadığını, HMK gereğince uzman görüşü olarak dosyaya daha önce kazandırılmış olan medikal raporda davacının maluliyet oranının %8.1 olarak tespit edildiğini, Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen %10,3’lük vücut genel çalışma gücünde kayıp oranı fahiş bir oran olması sebebiyle raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın incelenmek üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu Üst Kurul'una sevki ile itirazlarının değerlendirilmesini talep etmelerine rağmen mahkemece bu hususun da dikkate alınmadığını, davacının istinafı söz konusu olmadığından ilk rapordaki asgari ücret verisi yönünden kararın kesinleştiğini, 2021 verilerinin hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, usuli kazanılmış hak gereğince 2017 verilerinin hükme esas alınması gerektiğini, ayrıca davacının istinafının olmaması sebebiyle dosya asıl alacak miktarı yönünden de kesinleşmiş olup ilk kararda hükmedilen asıl alacak tutarının üzerine çıkılarak bir karar verilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere; asgari ücret, PMF yaşam tablosu, 2017 asgari ücret verileri kullanılarak bir hesaplama yapılması gerekmekte iken 2021 verilerinin esas alınmasının hatalı olduğunu, TRH ve progresif rant sistemi ile hesaplama yapılan raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, kararın kaldırılarak, PMF yaşam tablosu kullanılarak yeni bir rapor alınarak hüküm kurulması gerektiğini, davacının istinafı da bulunmadığından hesaplama metodunda PMF Yaşam tablosunun kullanılması yönünden de kararın kesinleştiğini, davacının asgari ücretin üzerinde gelir ettiği belirtilerek yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının kabulünün mümkün olmadığını, davacının gerçek gelirinin bildirilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının maddi zararı hesaplanırken, asgari ücretin çok üzerinde bir gelirin baz alınmasının hakkaniyete ve maddi gerçeğe aykırı olduğunu, kaza tarihinde 20 yaşında ve üniversite öğrencisi olan davacı ...'nın zarar hesabının 2017 yılından itibaren emsal ücretle yapıldığını, oysaki davacının 2017 yılından günümüz 2021 yılına kadar aktif olarak çalışıp çalışmadığını iyi niyet çerçevesinde dosyaya beyan etmesi gerektiğini, beyan etmemesinin davacının hakkı olmayan fazla bir parayı yargı yoluyla alacağını, davacının mezuniyetinin üzerinden yıllar geçtiğini, davacının SGK hizmet dökümüne bakılarak çalışıp çalışmadığı tespit edilmesini ve işsiz konumda ise asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasını, bilinen bir veri mevcutken farazi bir hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple zarar hesabının en fazla asgari ücret üzerinden yapılmasını ileri sürmüştür.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;<br>\tDavacı vekilinin ve davalı vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>\tDava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tDavacı vekili, davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın davacı yayaya çarptığın belirterek geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı talep etmiş, mahkemece sürekli iş göremezlik tazminat talebinin kısmen kabulüne, geçici iş göremezlik talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\t1-Davacı vekili kusur oranının kabul etmediklerini, davacıya atfedilen %25 oranındaki kusur oranının fazla olduğunu ileri sürmüştür.<br>\t6100 sayılı HMK’nın İncelemenin Kapsamı başlıklı 355. maddesinde “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” hükmü gereğince Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf incelemesinin istinafa başvuran tarafın istinaf sebepleri ile bağlı olduğu, kamu düzenine aykırılık bulunmadığı takdirde istinaf sebebi yapılmayan hususların incelenemeyeceği düzenlenmiştir.<br>\tBuna göre mahkemece verilen 10.10.2017 tarih 2015/326 esas, 2017/742 karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu ve mahkemece hükme esas alınan kusur oranına davalı vekili tarafından itiraz edilmediği anlaşılmakla artık ilk kararda belirlenen ve istinaf nedeni yapılmayan hususlar kesinleşmiş olduğundan ikinci karara ilişkin istinaf sebebi yapılamayacağından davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>\t2-Davalı vekili İstanbul Adli Tıp Üst Kurulundan maluliyet raporu alınmasını ileri sürmüş olmakla, <br>\tYargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Mahkemece olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t3-Davacı vekili asgari ücretin 1.44 katına göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, ilk kararda esas alınan ücretlerin ortalaması esas alındığında gelirin kaza tarihindeki asgari ücretin 3 katından fazla olduğunu, rapor tarihindeki veriler dikkate alınarak emsal ücret ortalaması esas alınıp karar verilmesi gerektiğini, davalı vekili ise, ilk karar yönelik davacı tarafın istinafının olmaması sebebiyle ilk karardaki hükmedilen miktarın kesinleştiğini, 2021 verilerinin hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, 2017 yılının verilerinin, asgari ücretin esas alınmasının ve PMF yaşam tablosu kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>\tAnayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK’nın ve 6098 sayılı TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.<br>\tYargıtay tarafından TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hakim tarafından belirlenmesi zaruri olduğu, gerçek zarar miktarının, hak sahiplerinin olay tarihindeki bakiye ömürleri esas alınarak hesaplanması gerektiği ve tazminatın hesaplanmasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılması kabul edildiğinden; TRH yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>\tMahkemece, 10.10.2017 tarih, 2015/326 esas 2017/742 karar sayılı ilam ile davacının 12 ay süre ile geçici iş göremezlik halinde kaldığı, %10.3 oranında sürekli maluliyetinin olduğu, davacının olay tarihinde üniversite öğrencisi olması nedeniyle çalışmaya başlayacağı  01.01.2018 tarihinden sonra ortalama gelirinin asgari ücretin 2.95 katı olacağı dikkate alınarak yapılan hesaplamada geçici iş göremezlik zararının 9.414,08 TL, sürekli iş göremezlik zararının 150.751,12 TL olmak üzere toplam talep edebileceği tutarın 160.165,20 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, anılan karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 13.07.2020 tarih, 2018/830 esas, 2020/884 karar sayılı ilamı ile, mahkemece davacının sadece kamu sektöründe çalışabileceği alanlar değil, özel sektörde de çalışabileceği alanlar araştırılarak cevaba göre gelirinin saptanması için; emsal gelir araştırması yapılması, ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından aylık kazancının ne kadar olabileceği yönünde araştırma yapılarak gerçek gelirin net biçimde saptanması, asgari ücret üzerinde bir ücret alıyorsa hesaplamanın buna göre yapılması aksi halde asgari ücret üzerinden hesap yapılması gerektiğini belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonucunda; davacının çalışabileceği yerlere yazı yazılarak emsal gelir araştırılmasının yapıldığı, gelen yazı cevaplarında davacının, asgari ücretin 3.28 katı, 3,73 katı, 2.29 katı, 4.75 katı ve 1.44 katı ücret alarak çalışabileceği belirlenmiş, mahkemece 18.03.2021 tarihli aktüer raporunda ilk karara esas alınan  rapor tarihi verilerine göre ve düzenlenen rapor tarihi verilerine göre gelirin asgari ücretin 1.44 katı esas alınarak ayrı ayrı  hesaplama yapılmış, ilk karara esas alınan rapor tarihi verilerine göre maluliyet oranına göre  kaza tarihinden başlamak üzere 94.600,95 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, rapor tarihi verilerine göre ise yine maluliyet oranına göre kaza tarihinden başlatılarak 184.055,33 TL sürekli iş göremezlik tazminatı belirlenmiş, davacı vekili ve davalı vekilinin rapora itiraz etmesi üzerine alınan 10.08.2021 tarihli ek  raporda ise  davacının gelirinin belirlenmesi için yazılan yazı cevaplarında belirtilen gelirlerin ortalamasına göre gelir asgari ücretin 3 katı olduğu kabul edilerek ilk karara esas alınan rapor tarihi verilerine göre yine maluliyet oranında kaza tarihinden başlatılarak 169.418,17 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, rapor tarihi verilerine göre ise 330.982,78 TL sürekli iş göremezlik tazminatı  hesaplanmış, mahkemece gerekçeli kararda  davacının sürekli iş göremezlik zararaının 184.055,03 TL olduğuna ilişkin hesaplama ve  davacı vekilinin 04.03.2017 tarihli ıslah dilekçesi gözetilerek davanın kısmen kabulü ile; 161.122,12 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 26.05.2015 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tMahkemece hükme esas alınan 18.03.2021 tarihli aktüer raporda asgari ücretin 1.44 katı esas alınarak hesaplama yapıldığı belirtilmiş ise de, hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapıldığı, davacının olay tarihinde üniversite öğrencisi olduğu ve mezun olduktan sonra asgari ücretin üzerinde gelir elde edeceği kabul edilerek ilk karara karşı davalı sigorta şirketi tarafından istinaf kanun yoluna  başvuru yapıldığı ve davalı sigorta şirketinin istinaf başvurunun kabulüne karar verilmiş olduğundan ilk karara esas alınan rapor tarihi verilerine göre yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi gerekirken  rapor tarihi verilerine göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınmış olması ve olay tarihinde 18 yaşından büyük olan davacının iyileşme süresi  için geçici iş göremezlik zararının oluşacağı ve bu dönemde %100 malul sayılacağı  ve ilk karar ile hüküm altına alınmış olması da gözetildiğinde  geçici iş göremezlik tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi  isabetli olmamıştır.<br>\tBu durumda mahkeme alınan 10.08.2021 tarihli raporda belirtilen ve yapılan emsal ücret araştırmasına göre, davacının  yapacağı işe göre gelirinin asgari ücretin 3 katı olduğu ilk karara esas alınan rapor tarihi verilerine göre gerçek sürekli iş göremezlik zararının  169.418,17 TL  hesaplandığı , ancak ilk karara esas alınan aktüer bilirkişi raporunda gelirinin asgari ücretin 2.95 katı olarak belirlendiği, mahkemece ilk karar ile hüküm altına alınan   9.414,08 TL geçici iş göremezlik ve 150.751,12 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere 160.165,20 TL'nın davacı yönünden kesinleştiği, ilk karara karşı davalı sigorta şirketi tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapıldığı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 13.07.2020 tarih 2018/830 esas, 2020/884 karar sayılı ilamı ile davalı sigorta şirketinin istinaf başvurunun kabulüne karar verilmiş olduğundan davalı yararına usulü kazanılmış hak doğduğu gözetilerek ilk verilen karardaki miktarı aşacak şekilde karar verilemeyeceğinden mahkemece ilk karar ile kesinleşen 160.165,20 TL tazminattan davalının sorumlu tutulması gerekirken, bu miktar aşılarak davalının sadece sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden  161.122,12 TL tazminattan sorumlu tutulması doğru görülmemiş bu nedenle davacı vekilinin ve  davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1.b.2. maddesi gereğince kesinleşen yönler korunarak davacının yaralanması nedeniyle 160.165,20 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tI-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>\tHMK’nın 353/1.b.2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,<br>\tBuna göre; <br>\t1-Davanın kısmen kabulü ile; <br>\t160.165,20 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının, 26.05.2015 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>\tFazlaya ilişkin talebin reddine, <br>\t2-İş bu dava nedeniyle alınması gerekli 10.940,88 TL harçtan 27,70 TL peşin harç, 548,00 TL ıslah harcı, bozmadan önce vergi dairesine tahsili için yazılan 10.365,18 TL'nin mahsubuna,<br>\t3-Davacı tarafından yapılan 484,90 TL posta ve tebligat gideri, 1.850,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.334,90 TL yargılama giderinin kabul oranı üzerinden (%99,34 kabul) 2.319,49 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-Davacının dava açarken ödediği 55,40 TL peşin ve başvurma harcı toplamı ve 548,00 TL ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,<br>\t5-Kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 25.626,43 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davanın reddedilen bölümü için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 1.056,92 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>\tII-İSTİNAF  HARÇ VE MASRAFLARI YÖNÜNDEN;<br>\t1-Harçlar Kanunu gereğince davacı ve davalı tarafından  yatırılan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde yatıranlara iadesine,<br>\t2-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, <br>\t3-Başvuran tarafça yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\t4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 29.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1a84faf06893f8ca","SID":"4adf1beba09e3db5"}}