{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/1269 <br>KARAR NO: 2024/229 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 02/12/2021<br>NUMARASI: 2014/1893 Esas - 2021/1290 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve manevi tazminat<br>KARAR TARİHİ: 13/02/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... adına kayıtlı ve ...nın idaresindeki ... plakalı aracın 27/04/2013 tarihinde davacı yayaya çarptığını, maddi zararların tazmini için şimdilik 5.000 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 15.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan tahsilini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; davanın sulh nedeniyle konusuz kalması sebebiyle maddi tazminat yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalılara sulh nedeniyle vekalet ücreti  verilmesine yer olmadığına, 3.000 TL manevi tazminatının davalı gerçek kişilerden 27/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davacı vekili; trafik kazasında oluşan bedeni hasar nedeni ile hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili; davalı... ile davacı ... arasında yaşanan kavga sonucunda ikisinin de yaralandığını, davacı ...'ın yaralanmalarının tamamının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunun kayıt altına alındığını, davacının sol dizi ile alakalı herhangi bir komplikasyon tespit edilmediğini, davacının 10/05/2021 tarihinde, sigorta şirketinden maddi tazminat yönündeki talebini karşıladığını içerir dilekçesini sunarak bu yönde davasından açıkça feragat ettiğini, davacının vücudunda gerçekleşen yaralanmalar ile trafik kazası arasında illiyet bağı bulunduğunu, davacının mesleğinin şoförlük olması nedeniyle dizlerinden rahatsızlığının uzun dönem boyunca devam eden sürekli bir zorlanma halinin sonucunda var olduğunu, tarafların kusurlarının belirlenmesi için hazırlanmış olan ATK raporundaki değerlendirmelerin isabetsiz olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:  Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'de manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesine göre, \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.\" TBK’nin 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, davacıdaki yaralanmanın niteliği ile kusur oranları ve tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları değerlendirilerek, manevi tazminat müessesinin amacı ve hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak takdir edilen manevi tazminatın yeterli olduğu kanısına varılmıştır. Somut olayda, davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında;  Mahkemece alınan 13/10/2017 kusur bilirkişi raporuna göre davalı sürücünün tam kusurlu, davacı yayanın ise kusursuz  olduğu, yine itirazlar sonucunda alınan ATK Trafik İhtisas Kurulunun 06/11/2019 ve 08/07/2021 tarihli rapolarına göre de davalı sürücünün %100, yaya davacının ise kusursuz  olduğu bildirilmiştir. Bu durumda sunulan  kusur raporlarının  birbiri ile örtüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü, davalı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazının yerinde olmadığı görülmemiştir. Davalı vekili kaza ile davacı yaralanması arasında illiyet bağı olmadığını iddia etmiş ise de; Mahkemece, ATK 2. İhtisas Kurulundan 05/07/2019 tarihli Çalışma Gücü... Yönetmeliğine göre alınan raporda davacının geçirdiği kaza neticesinde 3 hafta iyileşme süresi olduğu tespit edilmiştir. Davacının yaralanmasına ilişkin sağlık kurulu raporunda kaza ile yaralanma arasında uygun nedensellik bağının kurulmasına, raporun kaza tarihine göre uygun yönetmelik hükümlerine göre ve yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına göre bu konulardaki davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde olmayıp kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Son olarak; davalı ... vekili maddi tazminat davasında kendileri yönünden sulh olunmadığını, davadan feragat edilmesi nedeniyle  davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi beyan etmiş ise de, dosya içeriğine göre davacı, müteselsil sorumlu davalı sigorta şirketince yapılan ödeme nedeniyle davanın konusuz kaldığını bildirmiş, mahkemece \"sulh nedeniyle\" karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı tarafın maddi tazminat için hakkının özünden vazgeçtiğine (feragate) ilişkin bir beyanı bulunmamaktadır. Dosya içeriğine göre açılan davada taraflar sulh olmamakla birlikte, davacı vekilinin beyanına göre maddi tazminat davası konusuz kalmıştır. Bu durumda davacının haklılık durumu itibarıyla aleyhine (müteselsil sorumlu davalı  ... lehine) vekalet ücretine hükmedilmemesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬ TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 90 TL harcın mahsubu ile bakiye 337,6‬0 TL karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinafa başvuranlar tarafından istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"800b61d2197a0a5b","SID":"5b1a63a88bdc17f3"}}