{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>19. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/593 <br>KARAR NO: 2024/826<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/12/2023<br>NUMARASI: 2022/257 2023/908<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 05/04/2024<br>İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 14/12/2023 tarihli ve 2022/257 Esas,  2023/908 Karar sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı.<br>Dosya incelendi. Davacılar vekili, 21.08.2009 tarihli dava dilekçesi ile, müvekkilerinin  evli olup ... adında bir çocukları bulunmakta iken 29.10.2006 gününde Zeynep Kamil Hastanesi'nde Kadriye adında bir kız çocuklarının daha dünyaya geldiğini;  hastanede boş vantilatör olmaması nedeniyle Zeynep Kamil Hastanesi'nin oluru ile bebek...'nin ... Hastanesi'nin ambulansıyla ... Hastanesi'ne nakledildiğini, bebek ...'nin bu hastanede sağlıksız ve sağlığına kavuşamayacak bir konuma getirildiğini, hastanın solunum sıkıntısının devam etmesi üzerine ancak iki gün gecikme  ile vantilatöre bağlanabildiği ve akciğere yönelik tedavilere başlandığını, menenjit taramasının yapılmadığını,  yapılması gereken hemokül tür incelemesinin yapılmadığını; antibiyotiklerinin rastgele değiştirildiğini, menenjit tedavisine uygun cins ve dozda antibiyotik  verilmemiş olduğunu; ... Hastanesi'nde yapılan tetkik ve tedavilerinin yetersiz, uygunsuz ve hatalı olduğunun Adli Tıp Raporunda belirtildiğini; arıza nedeniyle sayısız ameliyatlar geçirdiğini ancak çocukta hiçbir gelişme olmadığını, davalı gerçek kişiler için kamu davası açıldığını, bebek Kadriye'nin dava esnasında 25.6.2009 tarihinde davalıların neden olduğu belirlenen hastalığından vefat etmiş olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, anne ve baba için destekten yoksun kalma ve gider tazminatı olarak 10.000 TL maddi, baba için 150.000.00 TL , anne için 150.000.00 TL ve  kardeş için 20.000.00 Tl olmak üzere toplam 330.000.00 TL maddi ve manevi tazminatın 25.6.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte  davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... San ve Tic.Aş, ... ve ... vekili, müvekkili ...'ın Başhekim olduğunu, hastanın birebir tedavisi ile ilgililenme konumunda olmadığını, müvekkili ...'ın genel müdürlük görevini üstlenmiş, idari hizmet verdiğini, davanın bu şahıslar yönünden husumet yönünden reddi gerektiğini, tedavide bir kusuru olmayan hastanede tedavinin kusursuz uygulandığını savunarak davanın usul ve esastan reddini istemiştir.Davalı ... vekili, davacıların müşterek çocuklarının 29.10.2006 tarihinde Zeynep Kamil Hastanesi'nde prematüre olarak sezeryan ile doğmuş, solunum sıkıntısı nedeniyle ve ilgili ünitede boş küvöz ve vantilatör olmadığından 30.10.2006 tarihinde ...Hastanesi'ne ait ambulansla hastaneye sevk edildiğini,gelen hastanın her türlü tedavisinin  hatasız, uygun ve yeterli olarak yapılıp, solunum sıkıntısının giderildiğini, babanın ısrarı üzerine tedavisi tamamlanmadan Zeynep Kamil Hastanesi'ne iade edildiğini, Adli Tıp Raporunu kabul etmediklerini savunarak davanın usûl ve esastan reddini istemiştir. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/12/2023 tarih, 2022/257 Esas, 2023/908 Karar sayılı red kararı davacılar tarafından istinaf edilmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece verilen kararın usule, yasaya dosya içeriğine vicdani kanaate aykırı olduğunu, istinaf dairesince verilen kaldırma kararına da aykırı olduğunu, adli tıp raporunu itiraz edildiği ve özel üniversitelerden rapor alınması gerektiği ısrarla talep olunmasına rağmen talebin kabul edilmediğini, Cumhuriyet savcılığınca soruşturmada alınan adli tıp ihtisas kurulunun 15 Ekim 2008 tarihli raporunda hastane idaresinin vantilatörü çalışır durumda tutmadığı için sorumlu olduğunun tespit edildiğini, buna rağmen daha sonra alınan adli tıp kurumu raporunda önceki raporun inkar edilerek rapor verildiğini ve mahkemece son rapor itiraz edildiğini, rapora karşı itirazlarını tekrar ettiklerini, davacıların maddi ve manevi zararlarını bulunduğunu, kararın kaldırılmasını talep ederek kararı istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, malpraktis (yanlış tıbbi tedavi) iddiasına dayanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ''...Konu tamamen teknik bir konu olup tıp ile ilgili olduğundan değerlendirilmesi konusunda uzman olan bilirkişi / bilirkişi kurumlarınca yapılması zorunludur. Adli Tıp Kurumu bu konuda ülkemizdeki önemli bir kurum olup; gerekçeli artık iyice açılarak yapılan inceleme neticesinde; Küçüğün ölümünün neonatal sepsis, menenjit ve komplikasyon olarak gelişmiş olan hidrosefali nedeniyle mükerrer şant takılması sonrasında gelişen şant enfeksiyonu sonucu meydana gelmiş olduğu, Doğum sonrası ventilatör tedavisi için sevk edildiği ... Hastanesinde yapılan tetkikler sonucunda akciğerde atelektazik görünüm saptandığı ve ventilatör gereksiniminin olduğunun değerlendirildiği 02/11/2006 tarihinde hastanın genel durumunun kötüleşmesi ve CRP’de artış nedeniyle antibiyotik değişikliğinin planlanmasına rağmen ilaçların bulunamaması nedeniyle modifikasyonun yapılamadığı, bu sırada hastanın ateşinin 39 dereceye kadar yükselmesine rağmen lomber ponksiyon yapılarak menenjit taramasının yapılmadığı ayrıca beraberinde yapılması gereken hemokültür ve BOS incelemesinin yapılmadığı, antibiyotiklerin menenjit düşünülerek uygun cins ve dozda modifiye edilmesi gerektiği halde bunun zamanında yapılmadığı, hastanın bu şekilde uzun  süre takip edildiği göz önüne bulundurulduğunda ...Hastanesinde Uz.Dr....’nın  uygulamaların tıbbi hata olarak değerlendirildiği, ancak yenidoğan sepsisi ve menenjiti, mortalitesi ve komplikasyon oranı yüksek bir hastalık olduğundan zamanında ve uygun tedavinin yapılmış olması halinde de hidrosefali komplikasyonu ve ardından mükerrer şant gereksinimleri olabileceği, ölüm olayıyla Uz.Dr. ...’nın uygulamalarındaki tıbbi hata arasında illiyet bağı kurulamayacağı, Adli dosyanın yapılan tetkiki, tıbbi belgeler ve tanık ifadelerinden elde edilen bulgulara göre; bebeğin yenidoğan solunum sıkıntısı nedeniyle sevk edildiği ...Hastanesinde mekanik ventilatör cihazı eksikliği bulunmadığı anlaşıldığından  ...Başhekimi Uz.Dr. ...’a tıbbi hata atfedilemeyeceği, açıklanmıştır. Mahkememizce artık bu rapor esas alınarak davalılardan hiç biri aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği kanaatine varılmakla davanın reddine...'' gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Davalı doktorun vekillik sözleşmelerinden kaynaklanan özen borcunu aykırılık olgusuna dayanmaktadır. Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludu. Vekilin sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup hafif kusurundan dolayı sorumludur. O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafif de olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktorlar hastalarının zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır.  Doktor, tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerinde getirmek hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor, ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada koyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmalı, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmalı ve en emin yolu tercih etmelidir. Gerçekten de mesleki bir iş gören doktor olan vekilden, ona güvenen müvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Titiz bir özen göstermeyen vekil vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Adli tıp kurumu 8. İhtisas kurulundan alınan 15/08/2023 tarihli raporda, dosyadaki daha önce alınan adli tıp kurumu raporları tıbbi evraklar detaylı ve somutlaştırılarak açıklandıktan sonra ''...yeni doğan sepsisi ve menenjiti, mortalitesi ve kompliskasyon oranı yüksek bir hastalık olduğundan zamanında ve uygun tedavisi yapılmış olması halinde de hidrosefali kompliskasyonun ve ardından mükerrer şant gereksinimleri olabileceği ölüm olayıyla Uz.Dr. ... nın uygulamalarındaki tıbbi hata arasında illiyet bağı kurulamayacağı... elde edilen bulgulara göre bebeğin yeni doğan solunum sıkıntısı nedeniyle sevk edildiği ...Hastanesinde mekanik ventilatör cihazı eksikliği bulunmadığı anlaşıldığından ...Başhekimine tıbbi hata atfedilemeyeceği...'' belirtilmiştir.  Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış olup,  ayrıca alınan ATK 8. İhtisas Kurulunun 15/08/2023 tarihli raporunun taraf, mahkeme ve istinaf kanun yolu denetimine olanak sağlayacak şekilde düzenlenip, hükme esas alınmaya yeterli olduğu,  mahkemece verilen kararın yerinde bulunduğu, hüküm ve gerekçesinde davacı vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı anlaşılmakla davacının tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabii tutarak yapmış olduğu istinaf incelemesinde; İstinafa konu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b maddesi gereğince davacıların istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE, İstinaf kanun yolu başvurusu için alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,  Davanın ve dosya üzerinde yapılan yargılamanın niteliği ve avukatlık asgari ücret tarifesi göz önünde bulundurularak aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulan için vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan yargılama giderlerinin kanun yoluna başvuran davacı üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme ve müzakere sonucunda HMK 361. madde uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde verilecek dilekçe ile Yargıtay'ın ilgili hukuk dairesi nezdinde temyizi kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/04/2024\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"edc85f918c9b14dc","SID":"f4b2b9ee3702d6b1"}}