{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2182 Esas<br>KARAR NO: 2024/434<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 04/09/2020<br>NUMARASI: 2018/540 Esas, 2020/470 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ <br>KARAR TARİHİ: 04/04/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili  ile davalı arasında 20/12/2016 tarihinde Seyrantepe Cendere Yolu - Tem Otoyolu Bağlantısı Projelendirme ve Danışmanlık İşleri Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında müvekkili şirketin, kendi üzerine düşen edimlerini eksiksiz ifa ettiğini ve karşılığında takibin dayanağı olan 14/12/2017 tarihli ve 80.609,09 TL bedelli faturayı tanzim ettiğini, faturanın, davalıya usulünce tebliğ edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine faturaya dayalı başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, taraflar arasında akdedilen Seyrantepe Cendere Yolu - Tem Otoyolu Bağlantısı Projelendirme ve Danışmanlık İşleri Sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu sebeple davacının projelendirmelerdeki hatalarının düzeltilmesi için ekstradan danışmanlık hizmeti alınarak daha fazla bedel ödemek zorunda kaldıklarını, davacı tarafça yapılan projelendirme hatalarından dolayı işlerin geciktiğini, bu nedenle de müvekkili şirketçe, konut sahiplerine tazminat ödendiğini,  sözleşmeye konu işlerin, 35 iş günü içerisinde bitirilip teslim edilmesi gerekirken 02/10/2017 tarihinde yani yaklaşık 210 gün gecikme ile teslim edildiğini, bu gecikme için de davacının 105.000,00 TL bedel ödemesi gerektiğini, yapılan tüm yanlış imalatların davacı tarafa ihbar edildiğini, buna yönelik davacının bir itirazının da olmadığını, müvekkili şirketçe, davacı taraf yetkilisi ...'a, yapılan tüm proje hatalarının ve bu hataların bedelinin ise 400 ton demir bedeli olan 900.000,00 TL olduğunun bildirildiğini, davacı tarafça kesilen mezkur tarihli faturanın, müvekkili şirketin onayı ve oluru olmadan sözleşmeye aykırı olarak kesildiğini, müvekkili şirketin, faturaya konu hizmetlere ilişkin herhangi bir oluru ve onayının bulunmadığını, faturanın, müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, tebliğin ... AŞ'ye yapıldığını, oysa müvekkilinin, farklı bir tüzel kişiliğinin olduğunu, ayrıca taahhütlü posta ile ne gönderildiğinin belli olmadığını, bahse konu faturanın 05/01/2018 tarihinde mail ile müvekkili şirkete bildirildiğini, müvekkil şirketçe ise, aynı tarihte itiraz edilerek faturanın iadesinin yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; toplanan deliller ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre yapılan yargılama sonucu, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan tahsili gereken dava konusu asıl alacağının  80.806,09 TL olduğu, düzenlenen fatura bedelinde, takip ve dava  konusu alacak miktarında fazlalık ve hukuka aykırılık bulunmadığı, alacağın likit olduğu gerekçelerine istinaden davanın kabulüne ve icra inkar inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yerel Mahkeme kararına dayanak yapılan kök ve ek bilirkişi raporlarında eksik inceleme ve hatalı tespitlere yer verildiğini, itirazları olmasına rağmen ek rapor dahi alınmadığını, sözleşmeye göre projelerin teslim edilmesi için öngörülen sürenin, talep edilen revizyonlardan kaynaklanması sebebiyle davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığına yönelik kanaatin doğru olmadığını, zira işlerin gecikmesinin, davacının projelendirme hatalarından ileri geldiğini, sözleşmeye konu işlerin, 35 iş günü içerisinde bitirilip teslim edilmesi gerekirken 02/10/2017 tarihinde yani yaklaşık 210 gün gecikme ile teslim edildiğini, bu gecikme için de davacının 105.000,00 TL bedel ödemesi gerektiğini, faturanın, müvekkiline tebliğ edildiğinin kabulünün mümkün olmadığını, yapılan tüm yanlış imalatların davacı tarafa ihbar edildiğini, buna yönelik davacının bir itirazının da olmadığını, müvekkili şirketçe, davacı taraf yetkilisi ...'a, yapılan tüm proje hatalarının ve bu hataların bedelinin ise 400 ton demir bedeli olan 900.000,00 TL olduğunun bildirildiğini, davacı tarafça kesilen mezkur tarihli faturanın, müvekkili şirketin onayı ve oluru olmadan sözleşmeye aykırı olarak kesildiğini, müvekkili şirketin, faturaya konu hizmetlere ilişkin herhangi bir oluru ve onayının bulunmadığını, yeniden farklı bir heyetten rapor alınmasını yahut ek rapor alınmasını talep ettiklerini belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.  Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 80.806,09 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 08/04/2019 tarihli raporda; taraflara ait incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davacının ticari defterlerine göre, 2017 yılında davacının, davalıya 2 adet toplam 115.437,27 TL bedelli fatura tanzim ettiği, davalının, davacıya 34.631,18 TL ödeme yaptığı ve neticede icra takip tarihinde davacının, davalıdan 80.806,09 TL alacaklı olduğunun gözüktüğü, davalının ticari defterlerine göre, 1 adet 34.631,18 TL bedelli fatura girişi yapıldığı, karşılığında fatura bedelinin ödendiği ve neticede icra takip tarihinde davalının, davacıya herhangi bir borcu olmadığının gözüktüğü, dava konusu KDV dahil 80.806,09 TL bedelli faturanın davalı şirkete gönderildiği ve yasal süresi geçtikten sonra davacıya iade edildiği, sözleşmeye göre KDV dahil 361.080,00 TL olarak belirlenen işin toplam bedelinin %31,97'lik kısmının davalı şirket tarafından ödenmesini gerektiği kabul edildiğinde sözleşmeye göre kalan ve davalı şirketçe ödenmesi gerektiği ileri sürülen iş bedelinin KDV dahil 80.806,09 TL olduğu, taraflarca sözleşmenin imzalanarak hangi tarihte yürürlüğe girdiğinin açıklanmasından sonra atanacak harita mühendisi bir bilirkişi tarafından davacı şirket tarafından hazırlanan projelerde eksik ve ayıplar bulunup bulunmadığı ve işin sözleşme ile belirlenen 35 iş günlük süre içinde tamamlanıp davalıya teslim edilmemesinde taraflara yüklenebilir kusur olup olmadığının daha sağlıklı bir şekilde belirlenebileceği bildirilmiştir. Harita mühendisi bilirkişi tarafından sunulan 14/01/2020 tarihli raporda; sözleşmeye göre işe başlama tarihinin 05/01/2017 tarihi olduğu, sözleşme süresi 35 iş günü olarak tespit edildiğinden işin, 10/02/2017 tarihinde bitmesi gerektiği halde müellifçe ilk projenin 06/04/2017 tarihinde mail ile gönderildiği, müellif tarafından tamamlanan tüm projelerin işverence 24/05/2017 tarihinde İBBB Fen İşleri Daire Başkanlığı Alt Yapı Hizmetleri Müdürlüğüne onay için sunulduğu, işe başlama ve onaya başvuru tarihleri arasında işin bitirme süresi olan 35 iş gününün aşıldığı, ancak süre aşımına ilişkin, işverence, müellife herhangi bir ihtar ve uyarıda bulunulduğuna dair belgeye rastlanılmadığı, sözleşmenin 15. maddesi gereği, işverence, sözleşmenin tek taraflı olarak feshi ile ilgili bir işlem başlatılmadığı, ayrıca teslim süresine uyulmamasının, sözleşmenin 7. maddesinde belirtilen \"işveren, müellife çalışmalar devam ederken, yüklemindeki parseller üzerine inşa edilecek yapı ile ilgili belge ve dökümanları verecektir.\" maddesine uyulmamasından kaynaklandığı, hem proje çalışması yapılırken hem de imalatların devam etmesinden kaynaklı revizyon projeler olduğu, teslim süresinin aşılmasına, işverence de muvafakat edildiği, müellif tarafından yapılan projelerin, işveren ve danışmanı tarafından kontrol edildiği, tüm kontroller sonrası projelerin onayı için 24/05/2017 tarihinde onaya sunulduğu, projelerin onay sürecinde imalatlarda herhangi bir gecikmeye sebep olunmadığı, revize projelerin gerekli inceleme ve düzeltmeler sonucunda 07/08/2017 tarihinde onaylanarak uygulamaya geçildiği bildirildiğinden hazırlanan projelerde herhangi bir eksik ve ayıp bulunmadığı bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 12/05/2020 tarihli ek raporda; harita mühendisi bilirkişinin tespitlerine göre, davacı yüklenicinin sözleşme ile yüklendiği edimleri sözleşmeye uygun şekilde ayıpsız ve eksiksiz yerine getirdiğinin ve sözleşme uyarınca işin bedelini tüm olarak hak ettiğinin söylenebileceği, bu nedenli icra takip tarihi olan 21/02/2018 tarihi itibariyle davacı yüklenicinin işin kalan bedelinden dolayı 80.806,00 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir. Somut olayda, davacı (müellif) ve davalı (işveren) arasında Seyrantepe Cendere Yolu - Tem Otoyolu Bağlantısı Projelendirme ve Danışmanlık İşleri Sözleşmesinin imzalandığı konusunda bir ihtilaf yoktur. Ayrıca davalı dışında ... - ... Ortak Girişimi ile ... Yatırım Ortaklığı da sözleşmenin diğer işverenleri olarak belirtilmiştir. Davacı tarafından, sözleşmede belirtildiği şekilde mühendislik ve danışmanlık proje hizmetleri sunulacak olup hizmet bedeli 306.000,00 TL + KDV olarak kararlaştırılmıştır. Sözleşmeyi imzalayan işverenlerin, bu bedelden hangi oranda sorumlu olacaklarına ilişkin davacı tarafından dosyaya sunulan ve davalı tarafından itiraza uğramayan belgeye göre davalı, kendisi için belirlenen %31,97 oranı üzerinden toplam hizmet bedelinin 115.437,27 TL'sinden sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, incelenen ticari defterlerine göre toplam bu bedel üzerinden davalıya iki adet fatura tanzim etmiş olup davalı tarafından 34.631,18 TL ödeme yapılmış olup takip ve dava konusu fatura bedeli davalı tarafından ödenmemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık da, \"Seyrantepe Cendere Yolu Tem Otoyolu Bağlantısı Projelendirme ve Danışmanlık Hizmet Bedeli\" açıklaması ile düzenlenen 14/12/2017 tarihli ve 80.806,09 TL bedelli faturadan kaynaklanmaktadır. Davacı, sözleşme kapsamında edimini eksiksiz şekilde ifa ederek fatura bedeline hak kazandığını iddia ederken; davalı ise, davacıdan hizmet aldığını kabul etmekte olup hizmetin hatalı yapıldığını ve bu sebeple işin, sözleşmede belirlenen zamandan daha geç teslim edildiğini savunmuştur. Davalı, hizmetin ayıplı olduğunu iddia etmiş olup tacirler arasındaki hizmetin ayıplı olması halinde yapılması gereken işlemleri düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nun 23/1-c maddesine göre, hizmet alan tacir, malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse, malı teslim aldıktan sonra malı incelemek veya incelettirmek, malın ayıplı olması halinde 8 gün içinde bu durumu hizmet verene iletmek durumundadır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/991 Esas 2018/5119 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, İBBB Fen İşleri Daire Başkanlığı Alt Yapı Hizmetleri Müdürlüğünce gönderilen CD kapsamındaki dokümanı inceleyen harita mühendisi bilirkişinin raporu ile tespit edildiği üzere, davacı tarafından yapılan tüm projelerin, işveren ve danışmanı tarafından kontrol edildikten sonra 24/05/2017 tarihinde onaya sunulduğu anlaşılmış olup bu tarihe kadar, hizmetin ayıplı olarak sunulduğuna yönelik davalı tarafından, yasal süresinde bir ayıp ihbarının yapıldığı ortaya konamamıştır. Kaldı ki İBBB'nin yazı cevabı ve harita mühendisi bilirkişinin raporu dikkate alındığında, projelerde herhangi bir eksik ve ayıbın bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 10. maddesinde, sözleşme konusu işlerin teslim süresinin 35 iş günü olduğu kararlaştırılmış olup bu sürenin başlangıcı, proje başlangıç tarihi olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, müşteri onay mekanizmasından ve/veya resmi onaylardan, mücbir sebeplerden ve/veya işverenin temin edeceği dökümanlardan kaynaklanan gecikmelerin verilen sürelere ekleneceği; resmi ve dini bayramların, proje sürecine dahil olmadığı ve verilen proje süresi üzerine ekleneceği belirtilmiştir. Buna göre, davacı tarafından 05/01/2017 tarihinde işe başlanmış olup işin bitirilmesi gereken tarihin, harita mühendisi bilirkişi tarafından 10/02/2017 olarak tespit edilenin aksine 24/02/2017 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Zira teslim süresinin, sözleşmede belirlendiği üzere \"iş günü\" üzerinden tespit edilmesi gerekir. O halde davacı tarafından yapılan tüm projeler, 24/05/2017 tarihinde İBBB Fen İşleri Daire Başkanlığı Alt Yapı Hizmetleri Müdürlüğüne onay için sunulduğuna göre teslim süresinin 3 ay geciktiği anlaşılmaktadır. Bu gecikmenin, \"işveren, müellife çalışmalar devam ederken, yüklemindeki parseller üzerine inşa edilecek yapı ile ilgili belge ve dökümanları verecektir.\" şeklinde belirtilen sözleşmenin 7. maddesine uyulmamasından kaynaklandığı harita mühendisi bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Ayrıca İBBB'nin yazı cevabına göre de, revize projelerin, gerekli inceleme ve düzeltmeler sonucunda 07/08/2017 tarihinde onaylanarak uygulamaya geçildiği, projelerin onay sürecinin, imalatlarda herhangi bir gecikmeye sebep olmadığı ve söz konusu projelerin onayı sırasında, iş akışını etkilemeyecek düzeyde projelerde değişiklik yapıldığı bildirilmiştir. Buna göre, işin devamı sırasında projelerde revizyonlar yapıldığı gibi işverenden kaynaklı gecikmelerin de bulunduğu dikkate alındığında sözleşmenin 10. maddesi uyarınca işin, belirlenen sürede bitirilmesi beklenemez. Kaldı ki, hizmetin geç ifa edilmesi halinde şartları varsa gecikme cezasının ödeneceği sözleşmede kararlaştırılmış olup davalının, harcı yatırılarak açılan ve ödeme talebini içerir bir davası yahut bu sebeple hakedişten mahsup talebi de bulunmamaktadır. Bu durumda, davacının, fatura konusu hizmet bedeline hak kazandığı anlaşılmakla Mahkemece davanın kabulüne yönelik tesis edilen karar isabetli olmuştur. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/540 Esas 2020/470 Karar ve 04/09/2020 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcının davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.379,96 TL harçtan mahsubu ile bakiye 952,36 TL harcın talep halinde davalıyaİADESİNE, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.04/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9ed9a2df3518bb1e","SID":"fb73f80a7209e13c"}}