{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2058 Esas<br>KARAR NO: 2024/276<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/12/2019<br>NUMARASI: 2018/464 Esas, 2019/1118 Karar<br>DAVA: ALACAK (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, işyerini davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalattığını, işyerinde 24/02/2018 tarihinde hırsızlık meydana geldiğini, işyerinin arka girişindeki demir kapının kilidi kırılarak araçla içeri giren hırsızların, mal yükleme alanında sevkiyata hazır olarak müşterilere teslim edilmek üzere işlenmiş ve imal edilmiş vaziyette bekletilen 41 adet muhtelif silindiri araçlarına yükleyerek çaldıklarını, hırsızlık sebebiyle uğranılan toplam 65.031,00 TL zararın tazmini talebinin, hırsızlığa konu emteanın bir kısmının sigortalı adres dışında bırakılması sebebiyle Hırsızlık Sigortası Genel Şartları A-1 maddesinde yer alan hırsızlık hallerini kapsamadığı; hasar hesaplamasına dahil edilmeyen diğer kısmının ise Hırsızlık Sigortası Genel Şartları A-2 maddesindeki tasnife uymadığı gerekçeleri ile davalı sigorta şirketi tarafından reddedildiğini, oysa çalınan emteanın müvekkilinin güvenlikli yükleme alanından çalındığını, buranın herkesin girip çıkabileceği bir alan olmadığını, hırsızların, işyerinin demir kapısının asma kilidini kırarak içeri girdiğini, hırsızlık konusu çalınan silindirlerin, müvekkili şirketin mamul malları olduğunu, bu malların da poliçe kapsamına alındığını belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 32.241,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 04/11/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile, alınan bilirkişi raporları ile, müvekkili şirket işyerinde meydana gelen hırsızlık sonucu oluşan zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığı ve müvekkili şirketin, işyerinde meydana gelen hırsızlık sonucu çalınan silindir bedelleri ve işleme bedellerinden kaynaklı talep edebileceği toplam zararın 61.779,45 TL. olduğu ortaya çıktığından taleplerini ıslah ile 29.538,45 TL daha arttırdıklarını belirterek toplam 61.779,45 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taleplerin, Hırsızlık Sigortası Genel Şartları A.1 maddesi ve poliçe özel şartları uyarınca teminatı dışında kaldığını, poliçe özel şartlarında, açıktaki muhteviyatın teminat kapsamı dışında olduğuna yönelik hüküm bulunduğunu, dava konusu hırsızlık olayı neticesinde çalınan kıymetlerin bahçedeki açık alandan ve kapısı açık olan depodan çalındığının anlaşıldığını, bu nedenle iddia edilen riziko ve hasarın teminat dışı kalması sebebiyle davaya konu taleplerinin reddi gerektiğini, kaldı ki, çalındığı iddia edilen mallar 3. şahıslara ait olup 3. şahıslara ait olan emtiaların teminat kapsamında olmadığını, zira Yangın  Sigortası Genel Şartlarının A.2.2 maddesinde, teminat altına alınan emtianın, riziko adresinde bulunan ve sigortalının ticari kazanç sağlamak amacıyla ürettiği ve/veya sattığı mallar olarak tanımlandığını, çalınan emteaya ilişkin herhangi bir fatura ibraz edilemediğini, ibraz edilen sevk irsaliyelerinden de, emteanın, işlenmek üzere sigortalı işyerine sevk edildiğinin anlaşıldığını, dolayısıyla bu malların, işlenmek üzere sigortalıya bırakılan üçüncü şahıslara ait mallar olduğunu, poliçeye göre, 3. şahıslara ait emteanın teminat kapsamında olmadığını, her halükarda gerçek zarar miktarının TTK ile Poliçe Genel ve Özel Şartlarında belirtilen şekilde ispat edilmesi gerektiğini, poliçedeki hırsızlık klozu uyarınca, sigortalının zarar tutarını, TTK ve VUK hükümleri çerçevesinde tutmakla yükümlü olduğu her türlü ticari defter ve mali kayıtlar ile şirket giriş çıkış kayıtları, stok kayıtları, KDV beyannameleri ve faturalarla belgelendirmesinin zorunlu olduğunu, ayrıca sigortalı iş yerinin başta ana giriş noktası olmak üzere hiçbir yerinde güvenlik görevlisi, alarm cihazı vs. gibi etkin önleyici bir güvenlik sistemi olmadığından, anılan muafiyet kaydı uyarınca, her bir hırsızlık hasarında minimum 500 USD olmak üzere hasarın %5'i oranında muafiyet uygulanması gerektiğini, kabul anlamı içermemek ve savunmalarına halel gelmemek kaydıyla, zarar miktarının da bu sebeplerle kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; taraflar arasında geçerli Klasik Yangın Sigorta Poliçesinin akdedildiği, poliçede emtea hırsızlık, demirbaş hırsızlık, dekorasyon hırsızlık, makine tesisat hırsızlık, kaza hırsızlık teminatlarının yer aldığı, davacı şirkete ait işyerinde, 24/02/2018 tarihinde işyerinin arka kısmında bulunan sürgülü kapının asma kilidinin kırılıp içeri girildiği ve bir kısmı bahçe zemininden bir kısmı ise trapez kapılı depodan olmak üzere toplam 41 adet silindirin çalındığı, çalınan silindirlerin, gravür işlerinin yapılması için davacıda bulunduğu, davaya konu poliçede, açıktaki muhteviyatın teminat kapsamı dışında olduğuna yönelik madde yer alsa da, hırsızlığın yapıldığı alanın, ekspertiz raporu ve olay yeri inceleme raporuna göre yarıya kadar duvar, duvarın üzerinde ise tel örgü olmak suretiyle çevrili olduğu, arka bahçeye araç girişinin sağlandığı sürgülü demir kapının asma kilitle muhafaza edildiği, ön kapıda yer alan güvenlik kulübesi içerisinde güvenlik personelinin ve güvenlik kamerasının bulunduğu, hırsızlığa konu olan silindirlerden bir kısmının üstü açık olan bahçede bulunduğunun anlaşıldığı, TCK'nun 141. maddesinde düzenlenen açıkta bırakılan eşya hakkındaki hırsızlık suçunun unsurları arasında, \"açıkta bırakılmış eşya\" ifadesinden, özel alanlar dışında kalan caddeler, sokaklar, parklar, bahçeler vb. yerlerde bırakılmış eşyalar anlaşılacağından, somut olayda üstünün açık veya kapalı olmasına bakılmaksızın asma kilitli kapı ile muhafaza edilen ve özel kullanım alanı içerisinde yer alan bahçede bulunan emtianın, poliçede ifade edilen açıktaki muhteviyat kapsamında sayılmadığı, hırsızlığa konu silindirlerin, gravür işlenmek için davacı şirkete bırakılmış 3. şahsa ait eşya olduğu ve bu eşyanın, sigorta poliçesinin \"emtianın tanımı\" başlıklı maddesinde yer alan \"ticari kazanç sağlamak amacı ile sigortalının ürettiği veya sattığı mallar\" kapsamında sayılacağı ve dolayısıyla davacının ticari kazanç amacıyla elinde bulundurduğu ve gravür işleme imalatını gerçekleştirdiği silindirlerin çalınması suretiyle oluşan zararın poliçede düzenlenen \"emtia hırsızlık teminatı\" kapsamında yer aldığı, söz konusu hırsızlığın mesai saati dışında 24/02/2018 Cumartesi günü sabah 10:10'da meydana geldiği, poliçede, mesai saatleri dışında meydana gelen hırsızlık hasarında, hasarın %5'i oranında muafiyet uygulanacağının belirtilmesi sebebiyle hasar tazminatından %5 indirim yapılması gerektiği, davacı şirket tarafından düzenlenen fatura bedellerinden anlaşıldığı üzere, davaya konu silindirlerin işleme bedelinin 32.241,00 TL olduğu, davacının dava dilekçesinde fazlaya ilişkin talep hakkını saklı tutarak sadece işleme bedeli olan 32.241,00 TL'nin talep edildiği, ekspertiz raporunda her ne kadar davacı şirketin dava konusu emtianın satılması sonucu %26 kar yapacağı dikkate alınarak emtia işleme bedelinden %26 indirim yapılması gerektiği belirtilmişse de, söz konusu indirim konusunda taraflar arasında imzalanan poliçede herhangi bir madde olmaması nedeniyle indirim yapılmadığı, yine her ne kadar bilirkişi raporunda 32.790,00 TL silindir imalat fiyatı hesaplanmış ve davacı tarafından bu kalem yönünden de talep ıslah edilmiş olsa da, ıslahla dava dilekçesinde belirtilen kalemlerden farklı bir kalemin talep edilemeyeceğinden ıslahla talep edilen emtea imalat bedeli talebinin usulden reddi gerektiği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulüne, 30.628,95 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında, dava konusu zararın poliçe teminatı kapsamında bulunduğu ve davalıdan talep edilebilecek zarar bedelinin 61.779,45 TL olduğu rapor edildiğinden davanın, ıslah ile 26.137,00 TL daha arttırılarak toplamda 58.378,00 TL'nin tahsilinin talep edildiğini, ilk derece Mahkemesince ise, tazminat taleplerinin, sigorta kapsamında çalınan malların işleme bedeline hasredildiği, ıslah dilekçesinde belirtilen kalemden (işleme bedelinden) farklı bir kalemin talep edilemeyeceği gerekçesiyle ıslahla talep edilen emtea imalat bedeli talebinin usulden reddine karar verildiğini, kararı bu yönüyle istinaf ettiklerini, buna göre, dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak hırsızlık sebebiyle şimdilik 32.241,00 TL zararın faizi ile birlikte tahsilinin talep ve dava edildiğini, davanın kısmi olarak açıldığını, taleplerinin, çalınan malların işleme bedeline ya da silindir bedeline hasredilmediğini, bu nedenle ıslah ile arttırılan tutar yönünden, davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca kararda davalı yararına iki ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, oysa reddedilen tutar üzerinden davalı yararına tek vekalet ücretine hükmetmek gerekirken iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; öncelikle dava konusu hırsızlık olayını ceza hukuku yönünden değerlendirilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, hırsızlık sigortasının konusu, Poliçe Genel Şartlarının A.1. maddesinde tahdidi olarak sayıldığından her ne sebeple olursa olsun ceza hukuku açısından hırsızlık sayılan her türlü eylemin teminat kapsamına alınmadığını, sigorta hukukunda verilen hırsızlık teminatı, zaten yalnızca riziko adresi için geçerli bir teminat oluduğundan teminatın, cadde, sokak, park, bahçe vs. yerleri kapsamasının zaten söz konusu olamayacağını, sigorta hukuku yönünden \"açıktaki muhteviyat\" kavramından \"kapalı ve kilitli alanların dışında kalan eşyalar\" anlaşılması gerektiğini, buna göre somut olayda değerlendirildiğinde, bu ifade ile, kapalı ve kilitli olan bina yapısının dışında, binanın bahçesinde açık alanda ve kilitli olmayan alan içerisinde bulunan emteanın kastedildiğinin açık ve net bir biçimde anlaşıldığını, dava konusu silindirlerin, hiçbir şekilde sigortalının ürettiği veya sattığı emtia niteliğini haiz olmadığı, emtiaların üçüncü kişilere ait olduğu, davacı sigortalının bu silindir üzerine sadece gravür işleme işlemi yaptığı hususlarının dosya kapsamı ile sabit olduğunu, poliçede ise, sigortalının ürettiği veya sattığı malların emtia teminatı kapsamına alındığını, Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının A.3. maddesinde, 3. şahıs mallarının, ek sözleşmeyle teminat kapsamına alınabileceğinin düzenlendiğini, bu hususta herhangi bir ek sözleşme yapılmadığından 3. şahıslara ait malların teminat dışı olduğunu, hırsızlık olayına konu olan 3. şahıslara ait emteanın, sigortalının sattığı veya ürettiği emtia kapsamında değerlendirilmesinin doğru olmadığını, bilirkişi ek raporunda, davacının zararından %26 kâr payının tenzili ile, zarar tutarının 25.588,00 TL olduğunun belirlendiğini, Mahkemece ise, kâr payı indirimine ilişkin poliçede hüküm bulunmaması nedeniyle kâr payı tenzil edilmeden hüküm kurulduğunu, mal sigortalarında sigortacının, sigortalının ancak gerçekten uğradığı zararı tazmin ile yükümlü olduğunu, sigortalının söz konusu emtianın işlenmesi ile ilgili uğradığı gerçek zararın, bu işleme bedeli ile sınırlı olup tazminat hesabının kârlı fiyatlar üzerinden yapılmasının mümkün olmadığını, TTK'nun 1453/2 maddesi uyarınca, mal sigortalarında kazanç kaybına ilişkin zararların aksine sözleşme yoksa teminat kapsamında olmadığının açık şekilde düzenlendiğini, Mahkeme gerekçesinin aksine kâr kaybı ile ilgili zararlar teminat dışında olup, bu zararların ancak ek sözleşme ile teminat kapsamına alınabildiğini, sözleşmede bu tür zararların teminat kapsamında olduğuna dair bir kayıt bulunmadığını, bu nedenle kazanç kaybı zararı tenzil edilmeden verilen kararın hatalı olduğunu belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, hırsızlık sebebiyle oluştuğu ileri sürülen hasar bedelinin, sigorta poliçesi kapsamında tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 22/02/2018 başlangıç 22/02/2019 bitiş tarihli Klasik Yangın Sigortası Poliçesi akdedildiği, poliçede hırsızlık (emtea, demirbaş, dekorasyon, makine tesisat ve kasa) teminatının yer aldığı, riziko adresinin \"... Mah. ... Cad. ... Kapı No:... İç Kapı No:... Avcılar/İstanbul\" olduğu, faaliyet konusunun, metal kaplama ve işleme olarak belirtildiği, işyerinde meydana gelen hırsızlık sebebiyle hasar ihbarı yapılması üzerine davalı sigorta şirketinin, hırsızlık konusu emteanın bir kısmının sigortalı adres dışında bırakılması ve diğer kısmının ise Genel Şartlar A-2 maddesindeki tasnife uymaması gerekçe gösterilerek tazminat talebini reddettiği, zararın tazminine ilişkin işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 06/05/2019 tarihli raporda; hırsızlık tespit tutanağından anlaşıldığı üzere, davacıya ait işyerinde işletme arka bahçe giriş kapısının asma kilidinin kırılması suretiyle hırsızlığın gerçekleştirildiğini, buna göre hırsızlık eyleminin, sigorta poliçesinin sağladığı sigorta himayesi kapsamında olduğunun düşünülebileceği, poliçede, belirtilen koruma önlemlerinin alınmaması halinde muafiyet uygulanacağının belirtildiği, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ışığında, sigortalının işyerinde belirtilen koruma önlemlerine ilişkin bir tedbir alındığının ispatlanmadığı, söz konusu hırsızlığın, bir kısmının işyeri sahası içerisinde bulunan açık alan içerisinden bir kısmının ise, kapalı alandan gerçekleştirildiği, dava konusu sigorta poliçesinde, açık alanda meydana gelen hırsızlıkların sigorta güvencesi altında bulunmayacağı belirtilmekle birlikte bir sonraki özel şartta mesai saatleri dışında sigortalı işletmede kepenk, parmaklık, dış cephesinde darbelere dayanıklı güvenlik camı, alarm sistemi, özel güvenlik yada gece bekçisi koşullarının en az birinin bulunması kaydı ile hırsızlık teminatının geçerli olduğunun belirtildiği, aksi halde belirlenen şekilde muafiyet uygulanacağı, hangi zararların özel şart ve kloz kapsamında teminata girmediği konusunda gerekli bilgilendirmenin yapılmadığının kanaatine varıldığı, TCK'nın 142/1-b (142/2-h) maddesi kapsamında kalan eylemlerde, \"bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmaktan\" anlaşılması gerekenin, mutlaka belli bir yere kilitlemek ya da gizlemek değil, eşyanın bina ve eklentisi içinde bulundurulmuş olmasının yeterli olduğu, ayrıca eşyanın kilitlenerek, gizlenerek veya saklanarak koruma altına alınmış olmasının gerekmediği, dolayısı ile dava konusu hırsızlığın, davacının fabrika alanına hırsızlık maksadı ile, fabrika sahasının kilitli kapısının kilidinin kırılarak girilmek suretiyle gerçekleştirildiğini, dava konusu poliçe incelendiğinde, poliçenin ön yüzüne derç olunmuş teminatlarda emtia hırsızlığının sigorta güvencesine alındığı ve bu hususta sigortlalıdan prim tahsil edildiğinin görüldüğü, poliçenin ikinci sayfasında ise, hırsızlık klozunun içeriğinin beyan edildiği, emtia hırsızlığı teminatının, poliçede ayrı prim ve başlık altında verilmesinin akabinde iç kısmında hırsızlığın koşullarının sayılmasının, sigortalıyı yanıltıcı işlem olarak değerlendirildiği, gerekli aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmediğinden, fabrika alanında bulunan emtiaların sigorta güvencesinde olduğu kanaati oluşacağı, sigorta poliçeleri azami iyi niyet prensibine göre düzenlenen sözleşmeler olduğu ve hükümlerinin, sigortalı lehine yorumlanması gerektiği, buna göre Hırsızlık Sigortası Genel Şartları gereği, dava konusu emtianın çalınmasının, sigorta poliçesi teminatında olup davalı şirketin sorunluluğunda olduğu, teminata dahil edilmelerinin mümkün olduğunu, poliçede 3. şahıs mallarına da teminat sağlayacak hir hüküm bulunmadığı, Yangın Sigortası Genel Şartları A.2. maddesinin \"2.2-Taşınır mallarda: 2.2-Aksine sözleşme yoksa, yalnız sigorta ettirene ve kendisiytle birlikte oturan aile bireyleri veya birlikte yaşadığı kişiler ve çalışanlarına ait şeyler sigorta kapsamı içindedir.\" hükmünü amir olduğu, Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının \"A.5, Teminat Dışında Kalan Haller\" maddesinde, 3. şahıs mallarının teminat kapsamı dışında kalacağına ilişkin hüküm bulunmadığı, taraflar arasındaki poliçede, teminat dışı hallerin tahdidi olarak sayıldığı, davacının faaliyet konusunun poliçede, metal kaplama ve işleme olarak belirtildiği, davalının da bu hususu bilerek poliçeyi düzenlediği, Davalı sigorta şirketi tarafından davacının faaliyet konusu bilinerek poliçe düzenlendiğinden, davacının, bu faaliyeti kapsamında hizmet verirken 3. şahıslara ait malların bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, davacının faaliyet konusunun 3. şahıs müşterilerine metal kaplama ve işleme yapılması olması sebebiyle iş bu emtianın teminat kapsamında bulunacağı kanaatine varıldığı, silindir imalat bedeli 32.790,00 TL, silindir işleme bedeli ise 32.241,00 TL olmak üzere toplam 65.031,00 TL hasar talep edildiği, davacı tarafından gece bekçisi, özel güvenlik, alarm sistemi vs. gibi önlemlerin alınmadığı görüldüğünden poliçe gereği hasar bedelinden %5 oranında muafiyet uygulanması gerektiği, buna göre 61.779,45 TL talep edilebilecek zarar bedeli olduğu, dava dilekçesinde ise, 32.241,00 TL talep edildiği bildirilmiştir. Önceki bilirkişi heyetinden sigorta bilirkişisinin çıkarılarak yerine yenisinin atanması suretiyle oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 02/10/2019 tarihli raporda; davaya konu zarara sebebiyet veren hırsızlık rizikosunun, taraflar arasında geçerli olan sigorta poliçesi gereğince teminat kapsamında kaldığı, Yargıtayın \"Açıkta bırakılan eşya\" tanımının somut olaya uyarlanması halinde, dava konusu silindirlerin sigorta poliçesinde ifade edilen \"Açıktaki muhteviyat\" kapsamında değerlendirilemeyeceği, dava konusu işleme bedeli zararının, tabloda gösterildiği şekilde 32.241,00 TL olarak hesaplandığı, dosyaya mübrez ekspertiz raporu dikkate alınarak %26 kar oranının tenzil edilmesi halinde hasar miktarının net 25.588,00 TL olduğu sonucuna varıldığı bildirilmiştir. 01/03/2018 tarihli eksper raporunda, hırsızlık olayının, işyerinin bulunduğu tesisin arka cephesindeki sürgülü araç kapısının asma kilidinin kırılması şeklinde gerçekleştiği, ancak çalınan kıymetlerin bir kısmının açık alandaki kilitsiz depoda bir kısmının ise açık alanda zeminde bulunduğu, poliçede, açıktaki muhteviyatın teminat kapsamı dışında olduğu belirtildiğinden çalınan kıymetlerin, poliçe teminatına konu olamayabileceğinin düşünüldüğü, çalınan silindirlerin, sigortalının müşterilerini ait olduğu ve riziko adresinde gravür işleme için bırakıldığı, ancak poliçede, emtia teminatı bulunmakla birlikte 3. şahıs emtia teminatının bulunmadığı, poliçede, 3. şahıs emtia teminatı bulunmadığından, sigortalı tarafından yapılan, gravür işlemi maliyeti dışında, 3. şahıslara ait silindirlerin maliyetinin poliçe teminatına konu olmadığının düşünüldüğü, bu çerçevede çalınan kıymetlerin açıkta bulunması ve çalınan emtianın 3. Şahıslara ait olması sebebiyle hasarın teminat kapsamında değerlendirilemeyeceğinin düşünüldüğü, sigortalı yetkililerinin, çalınan 41 adet silindir için KDV hariç toplam 65.031,00 TL talep ettiği, talep konusu emtia 3. şahıslara ait olup ürünlerin gravür işleme işleminin sigortalı tarafından yapıldığı, bu sebeple silindir emtiası 3. şahıs emtia kapsamında, silindirler üzerinde yapılan işlem ise emtia kapsamında ayrı başlıklarda değerlendirildiği, çalındığı beyan edilen 3. şahıslara ait baskı silindirlerinden kalan/çalınmayan olmadığı, çalındığı beyan edilen 41 adet silindir için talep edilen 32.790,00 TL'nin uygun bulunduğu ve hasar hesaplamasında dikkate alındığı, çalındığı beyan edilen 41 adet silindirin baskı işleminin sigortalı tarafından yapıldığı, baskı işlemi yapılan 41 adet ürün için KDV hariç toplam 32.241,00 TL talep edildiği, sigortalının gravür işleme satış fiyatlarından %26 kar oranı tenzil edildiğinde talep edilebilecek miktarın 25.588,10 TL olduğu, buna göre toplam tutarın 58.378,10 TL olduğu bildirilmiştir.Somut olayda, sigortalı işyerinde hırsızlığın gerçekleştiği yönünde taraflar arasında bir ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık, poliçe özel ve genel şartlar uyarınca, hırsızlığın, poliçe teminatı kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve zarar miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nun 1401. maddesinde, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Tüm sigorta sözleşmelerinin gerçekleştirilmesinin ana amacı, kişinin can veya mal varlığına gelebilecek tehlikelere yani rizikolara karşı güvence sağlayabilmektir. Kural olarak geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sigortacı sorumlu olduğu gibi (TTK. 1409/1 md.) rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir (TTK. 1409/2 md.). Ancak, sigortalı da rizikonun meydana geldiğini ve riziko sonucu oluşan zarar miktarını ispatlamalıdır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2021/1875 Esas 2021/2724 Karar sayılı ilamı). Davalı vekili istinafında, poliçede, 3. şahıs emtia teminatı bulunmadığından ve Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesi uyarınca 3. şahısların mallarının teminat altına alınması için ek sözleşme yapılmadığından dava konusu olayın poliçe teminatı kapsamında olmadığını ileri sürmektedir. Somut olayda, sigortalı işyerinden çalınan 41 adet silindirin tamamı, sigortalının müşterileri tarafından, üzerlerine gravür işlenmesi amacıyla işyerine bırakılmıştır. Yani davacının faaliyet konusu dikkate alındığında, bu amaçla işlem yapılmak üzere bırakıldığı sabit olan söz konusu silindirler, davalının dayandığı Genel Şartların A.3 maddesi uyarınca, 3. şahıslara ait mal olarak değerlendirilemez. Ayrıca, dava konusu poliçede, 3. şahıslara ait malların teminat kapsamı dışında olacağına yönelik açık bir hüküm bulunmadığından kapsam dışında bırakıldığı açıkça belirtilmeyen risklerin teminat kapsamında sayılması gerekir. Hırsızlığa konu silindirler, sigortalı davacı şirkete ait işyerinin arka kısmındaki alanda bazısı açıkta bazısı da bu alanda yer alan depoda bulunmakta olup işyerinin bu alanın, asma kilitli demir sürgülü kapısının bulunduğu ve asma kilidin kırılarak hırsızlığın gerçekleştiği anlaşıldığından somut olay, poliçede yer alan \"açıktaki muhteviyat teminat kapsamı dışındadır\" şeklinde belirlenen özel koşul kapsamında değerlendirilemez. Davalı, davacının söz konusu emtialarla ilgili kar payının tenzil edilerek hüküm kurulmamasının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, bu yönde  bir indirim yapılacağı yönünde poliçede bir hüküm bulunmamaktadır. O halde, bu paragrafta da belirtildiği üzere, tenzil edilmesi istenen kar payı, açıkça kapsam dışında tutulmaması sebebiyle teminat kapsamında kabul etmek gerekir. Bu nedenle, açıklanan hususlara yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Öte yandan, Mahkemece, dava dilekçesinden farklı bir kalemin ıslah ile talep edilemeyeceği gerekçesiyle davacının, ıslahına konu ettiği silindir imalatına ilişkin 32.790,00 TL'lik talebi reddedilmiştir. Oysa Mahkemenin bu kabulü hatalıdır. Şöyle ki, davacı vekili dava dilekçesinde, uğranılan toplam zararın 65.031,00 TL olduğunu belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 32.241,00 TL zararın faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş olup dava dilekçesinde talebin, sadece silindir işleme bedeline hasredildiğine yönelik bir anlatım da söz konusu değildir. Bu durumda, söz konusu talebin ıslah dilekçesi kapsamında talep edilip istenebilmesine bu anlamda bir engel bulunmamaktadır. O halde, poliçede yer alan muafiyet indirimi gözetilerek bilirkişilerce yapılan hesaplamaya göre davasını ıslah eden davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken Mahkemece, yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan sebeplerle, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine; davacının istinaf başvurusunun ise kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,  İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/464 Esas, 2019/1118 Karar ve 10/12/2019  tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-a)Davanın KABULÜ ile, 61.779,45 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya VERİLMESİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 4.220,15 TL harçtan davacı tarafından başlangıçta yatırılan 550,60 TL peşin harç ve 556,40 TL ıslah harcının toplamından oluşan 1.107,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.113,15 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 550,60 TL peşin harç ve 35,90 TL başvurma harcı ile 556,40 TL ıslah harcının toplamından oluşan 1.142,90 TL ile yargılama gideri olarak yapılan 2.269,70 TL'den oluşan toplam 3.412,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, e)Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>İstinaf Giderleri Yönünden; 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının davalı tarafından peşin olarak yatırılan 523,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 95,80 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 203,00 TL istinaf harçları ile 11,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 214,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının  taraflara İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/2 bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere Üye Hakim ...'in karşı oyu ile oyçokluğuyla karar verildi.29/02/2024<br>MUHALEFET ŞERHİ Somut olayda, sigortalı işyerinde hırsızlığın gerçekleştiği yönünde taraflar arasında bir ihtilaf yoktur. Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, hırsızlığa konu malların, poliçe özel ve genel şartlar uyarınca, poliçe teminatı kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Somut olayda, sigortalı işyerinden çalınan 41 adet silindirin tamamı, sigortalının müşterileri olan 3. şahıslar tarafından, üzerlerine gravür işleme için bırakılmıştır. Davalı vekili, poliçede, 3. şahıs emtia teminatı bulunmadığından, dava konusu olayın poliçe teminatı kapsamında olmadığını ileri sürmektedir. Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının \"Sigorta Bedelinin Kapsamı\" başlıklı A.2 maddesinde, sigortalıya ve kendisiyle birlikte sürekli oturanlara ve çalışanlarına ait sigortalanabilir kıymetlerin, sigorta kapsamı içinde olduğu belirtilmiştir. Yine Genel Şartların A.3 maddesinde sayılan kıymetlerin teminat kapsamı dışında olduğu, ancak sigorta bedellerinin poliçede ayrıca belirtilmesi kaydıyla ek sözleşme ile teminat kapsamı içine alınabilecekleri düzenlenmiş olup bu kıymetlerden birisi de, sigortalıya, kendisiyle birlikte oturanlara ve çalışanlarına ait olmayıp da sigorta sözleşmesinde gösterilen yerde bulunan mallar olarak gösterilmiştir. 3. şahıslara ait emtianın da, bu kapsamda değerlendirilmesi maddenin tanımına uygun düşecektir. Poliçede emtea, Yangın Sigortası Genel Şartlarının A.2.2 maddesinde de belirtildiği üzere, riziko adresinde bulunan ve sigortalının ticari kazanç sağlamak amacı ile ürettiği ve/veya sattığı mallar olarak tanımlanmıştır. Yangın Sigortası Genel Şartlarının A.2 maddesi \"Sigorta Bedelinin Kapsamı\" başlığını taşımakta olup 2.2 maddesinde, aksine sözleşme yoksa, yalnız sigorta ettirene ve kendisiyle birlikte oturan aile bireyleri veya birlikte yaşadığı kişiler ve çalışanlarına ait şeylerin, sigorta kapsamı içinde olduğu belirtilmiştir. Poliçede sigortalı şirketin faaliyet konusu, metal kaplama ve işleme olarak gösterilmiştir. 19/04/2018 tarihli eksper raporunda, sigortalıya ait emtianın, üretilen baskı silindirleri olduğu, riziko adresinde bulunan diğer emtianın ise, müşteriler tarafından, işlenmek üzere riziko adresine gönderilen baskı silindirleri olduğu belirtilmiştir. Buna göre sigortalı işyerinde, sadece işlenmek üzere müşteriler tarafından bırakılan silindirler bulunmamaktadır. Bunun dışında sigortalı tarafından üretilen baskı silindirleri de bulunmakta olup poliçede yer alan emtia hırsızlık teminatının da, bu kıymetler yönünden geçerli olduğunu kabul etmek gerekir. Öyleyse, sigortalı işyerinden çalınan 41 adet silindirin tamamı, sigortalının müşterileri olan 3. şahıslar tarafından, gravür işleme için bırakılmış olup poliçede 3. şahıs emtia hırsızlık klozu bulunmadığı gibi ek sözleşme ile de bu kıymetlerin teminat kapsamı içine alınmadığı anlaşılmakla poliçe teminatı kapsamında bulunmayan zararın tahsiline yönelik açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan, karara muhalif kaldığımı bildiririm.29/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f34accc60adcfee","SID":"75d2e755283b9a1a"}}