{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/311 Esas<br>KARAR NO: 2024/439<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/11/2023<br>NUMARASI: 2023/595 Esas, 2023/1026 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 04/04/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Kapsamlı İşyeri Sigorta Poliçesi sigortaladığı dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nın kiracı olarak kullandığı \"... Mah. ... Sit. .... Cad. No:.. Zeytinburnu/İstanbul\" adresinde bulunan taşınmazın çatı katında 01/01/2022 tarihinde meydana gelen yangına bağlı olarak hasar meydana geldiğini, müvekkili tarafından sigortalısının zararının karşılandığını, 6098 sayılı TBK'nun 69. maddesinde düzenlenen bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğunun, kusursuz sorumluluk türü olan özen (olağan sebep) sorumluluğu olduğunu, somut olaya konu yangın, elektrik akım ve voltajından kaynaklanmayıp esasen yapıda bulunan elektrik tesisatından kaynaklandığı açık olduğundan yapıdaki eksiklik ve bozukluktan  dolayı davalının, oluşan zarardan sorumlu olduğunu, müvekkilince, sigortalısına yapılan ödemenin rücuen tazmini amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin 01/04/2013 tarihinden bu yana dava konusu taşınmazda kiracı sıfatıyla faaliyet gösterdiğini, hem kira sözleşmesi hem de teamül haline gelmiş kaideler gereğince kiracının, olağan kullanımdan doğan bakım, tamirat vb. işlemleri zamanında yaptırması gerektiğini, ekspertiz raporunda yapılan tespitin, kusurlu tarafın kiracı olduğunu açıkça gösterdiğini, yaklaşık 20 yıldır taşınmazda faaliyet gösteren kiracı firmanın, bu süre zarfında müvekkiline, elektrik tesisatıyla ilgili herhangi bir şikayet veya bildirimde veyahut talepte bulunmadığını, uzun kiracılık ilişkisi içerisinde demirbaşların kullanımına bağlı olarak eskimesinin çok olası bir durum olduğunu, bu konuda maliki bilgilendirmenin, kiracının yükümlülüğünde olduğunu belirterek davanın reddi ile, icra takibinde bulunması haksız ve kötüniyetli olan davacı davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; dava dışı sigortalı ile davalı arasında kira ilişkisinin bulunduğu, davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak iş bu davayı açtığı gerekçeleriyle Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan bahisle HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tacir olduğundan ve ticari işletmesine bağlı bir rücu alacağının tahsili talebi bulunduğundan işbu davanın ticari dava olarak nitelendirilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.  <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, poliçe kapsamında sigortalıya ödendiği belirtilen hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiş olup uyuşmazlık, Mahkemenin görevli olup olmadığı noktasında toplanmakta olup kararı istinaf eden davalı ve istinafa cevap veren davacı, uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu ileri sürmüştür.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekmektedir. Poliçe, hasar ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesinde halefiyet düzenlenmiş olup Kanunun \"halefiyet\" başlıklı 1472. maddesi \"(1)Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur.\" hükmünü ihtiva etmektedir. Sigorta rücu davalarının 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesi hükmünden kaynaklanması nedeniyle aynı yasanın 4. maddesi gereğince bu tür davalarda görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu düşünülebilir ise de, davanın TTK'nun 1472. maddesi hükmünden kaynaklanmış olması ile halefiyet ilkesi dikkate alındığında, davanın sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre değerlendirilmesi gerektiği gerek doktrinde gerekse de uygulamada çekişmesiz şekilde kabul edilmektedir.  Halefiyet ile açılan davanın sigorta şirketinin  hukuken yerine geçtiği dava dışı  sigortalı tarafından sorumlulara karşı hangi mahkemeye dava açması gerekiyorsa o mahkemeye dava açması ve mahkemenin görevinin zarar sorumlusu ile dava dışı sigortalı arasındaki hukuki ilişkiye göre belirlenmesi gerekir. Buna göre sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişki ticari dava niteliğinde ise bu tür davada Ticaret Mahkemesi görevli olacaktır. Aksi halde ise yani esas uyuşmazlık ticari nitelikte değilse böyle bir davada Ticaret Mahkemesi görevli olmayacaktır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.3.1944 Tarihli E.37, K.9 sayılı kararı, \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.\" şeklindedir. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün yazı cevabına göre, davalının, gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunamamıştır. Fatih Vergi Dairesi Müdürlüğünün yazı cevabına göre ise, davalının, 01/01/2015 tarihinden itibaren gayri menkul sermaye iradı yönünden gelir vergisi mükellefi olduğu, tacir ya da esnaf olmadığı, ticari defter tutmadığı bildirilmiştir. Somut olayda, davalıya ait taşınmazda kiracı olarak faaliyet gösteren dava dışı sigortalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı sigorta şirketi arasında, söz konusu yere ilişkin Kapsamlı İşyeri Sigorta Poliçesi bulunmaktadır. Davacı, sigortalı taşınmazın çatı katında çıkan yangının, yapıda bulunan elektrik tesisatından kaynaklandığını ileri sürerek davalının, yapıdaki eksiklik ve bozukluktan dolayı meydana gelen zarardan dolayı sorumlu olduğunu iddia etmiştir. Davacı sigorta şirketi, işbu davayı sigortalısına halef olduğundan bahisle açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyetinin nazara alınması gerekir. O halde, dava dışı sigortalı tacir ise de, davalının tacir olmadığı anlaşılmakla birlikte iddianın ileri sürülüş şekline göre davalının, TBK'nun 69. maddesi uyarınca yapı maliki olarak sorumluluğuna dayanıldığı da dikkate alındığında her ne kadar Mahkemenin, görevli olmadığına yönelik tespiti doğru ise de, uyuşmazlığın çözümü bakımından Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna yönelik değerlendirme ve kabul isabetli değildir. Açıklanan sebeplerle, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan, göreve ilişkin olarak yapılan bu yanlışlık HMK'nun 355/1-2. cümlesi uyarınca, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine aykırılık kapsamında kalmakla davalının istinaf başvurusunun bu nedenle kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun işin esası incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/595 Esas 2023/1026 Karar ve 23/11/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA,3-a)Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-c bendi uyarınca, mahkemenin görevli olması ile ilgili dava şartı yokluğu nedeniyle aynı yasanın 115/2 fıkrası uyarınca USULDEN REDDİNE,b)Kararın tebliğinden itibaren HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin iki hafta içerisinde mahkemeye başvurması halinde dosyanın Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,c)Aksi halde davanın açılmamış SAYILMASINA,d)HMK 331/2. fıkrası gereğince yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece karar VERİLMESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından davalı tarafından tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-İstinaf yargılama giderlerinin yeniden verilecek hükümde dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1a-3. fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 04/04/2024\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d0e2941ac51a629a","SID":"674d85ae38c4773e"}}