{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1046 Esas<br>KARAR NO: 2024/618<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/11/2021<br>NUMARASI: 2020/162 Esas -  2021/406 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/04/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yiyecek ve içecek ürünlerinin üretimi, satımı ve pazarlanması konularında dünya çapında faaliyet gösterdiğini, davalılardan ... TürkPatent nezdinde haksız tescil teşebbüslerini sürdürürken ihlal oluşturan pazarlama faaliyetleri de diğer davalı ... tarafından yürütüldüğünü, müvekkile ait ... marka ve logosunun enerji içecekleri sektöründe, ... markası ise meyve suları sektöründe tanınmış markalar arasında yer aldığını, müvekkilin bu markaların gerçek hak sahibi olduğunu, işbu markaların dünya çapında ilk kez 2005 tarihinde tescil ettirildiğini, markaları korumak üzere ülkemizde ilk kez 27.07.2005 tarihinde başvuruda bulunulduğunu mezkur markaların 2005-2015 yılları arasında TürkPatent nezdinde müvekkil adına tescil edildiğini, yenilemesinin yapılmaması sebebiyle davalılar tarafından müvekkile ait tüm marka ile telif hakları gasp edilmeye çalışıldığını, davalıların ... ve ... markalarına ilişkin kötü niyetli seri marka başvurularında bulunduklarını ve müvekkile ait marka ailesini tüm ticari takdim ediliş biçimi de dahil olmak üzere birebir TAKLİT etmek suretiyle kullanarak, haksız rekabet, telif ve marka haklarına tecavüz ettiklerini, defaten marka başvurusu yapılması ve ve bu başvuruların yapılan itirazlar üzerine reddolunmasına rağmen çeşitli kombinasyonlarla tescil ettirme gayelerinin devam ettiğini, davalıların müvekkile ait markaları birebir yazım karakteri ve logo unsurları dahil seri şekilde aynı ürünler için marka olarak tescil ettirmiş/etmeye çalıştıklarını, davalıların aynı zamanda müvekkile ait ürünlerin birebir aynı ambalaj tasarımı/ticari takdim biçimini de kullandığını, hatta, davalı işbu ambalaj tasarımları için TÜRK PATENT nezdinde ... numaralı  tasarım başvurusunda bulunduklarını ve bu tasarım başvurusu müvekkil tarafından yapılan itiraz ile iptal edildiğini, ... markasının 27.07.2005 tarihinde TürkPatent nezdinde de 32. sınıfta usulüne uygun olarak tescil ettirildiğini ancak süresi içerisinde yenilenmediği için halihazırda TürkPatent nezdinde ... başvuru numarası ile müvekkil adına 29,30 ve 32. sınıflarda müvekkil adına geçerli bir marka başvurusu da bulunduğunu, müvekkiline ait ... ve ... markalarına ait özgün ambalaj tasarımları ve ... logosu ile at şekil logosu üzerinde, FSEK maddeleri uyarınca güzel sanat eseri -grafik sanat eseri- niteliğinde olduğunu ve koruma altında olduğunu,  müvekkili ile ...(“...”) unvanlı şirket arasında 2006 yılında bir franchise sözleşmesi imzalandığını ... ve ... markaları dahil olmak üzere pek çok markasının kullanımında bahse konu firma yetkilendirildiğini, 2005 yılından 2015 yılına kadar ... markasının 32. sınıfta müvekkil adına TürkPatent nezdinde tescilli olduğunu, kötü niyetli olarak ... markasını Türkiye'de tescil ettiren ve müvekkile ait ticari görsel kimliği birebir kopyalayan davalıların, müvekkilin dünya çapındaki tanınmışlığından haksız ve izinsiz olarak yararlanmaya çalıştığını, davalının 2016 11076 sayılı ... markasını 32. sınıfta Türkiye'de kötü niyetle tescil ettirdiği de sabit olduğundan, işbu markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etme zorunluluğu doğduğunu, davalıların davacının gerçek hak sahibi olduğu ... ve ... markalarını aynı ürünler üzerinde birebir aynı şekildeki kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiğini belirtmiş, davalıların, davacının gerçek hak sahibi olduğu  ... ve ... markalarına ilişkin kullanımlarının müvekkilinin ticari görsel kimliğinin birebir kopyalandığı da göz önünde bulundurulduğunda (i) haksız rekabet ve (ii) müvekkile ait marka ve telif haklarına tecavüz oluşturuduğunun ve davalıların kötü niyetli olduğunun tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine,  markalara ilişkin kullanımların olduğu ürün, ambalaj, etiket, kutu, iş evrakı, katalog, ve her türlü tanıtım ve promosyon araçlarına el koyularak imhasına, marka hakkına tecavüz teşkil etmesi sebebiyle, davalılardan ...’a ait http://.../ alan adlı web sitesi, www.instagram.com/... Facebook sosyal medya hesabı ile davalılardan ...’a ait https://www..../ alan adlı web sitesine ve www.facebook.com/..., www.instagram.com/../..., www.youtube.com/ ... sosyal medya hesaplarına Türkiye'den erişimin engellenmesine, davacının dünya genelinde tanınmış 32. sınıfta 2005 tarihinden beri pek çok ülkede tescil edilmiş ... markasının aynısının davalı ... tarafından Türkiye’de ... sayı ile yine 32. sınıfta tescil edilmiş olması sebebi ile işbu marka tescilinin kötü niyetli tescil olduğunun tespiti ile hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar özetinin tüm Türkiye'de yayınlanan ve en yüksek tiraja sahip ilk 3 gazeteden birinde bir kez ilanına karar verilerek yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; marka hakkı sahipliği bulunmayan müvekkili ... için husumet itirazlarının bulunduğunu, müvekkili ... şirketinin dava ikame edildiği sırada ve halen TPE nezdinde yapılan sorgulama neticesinde ...  ve ... tescil numaralı markaların sahibi olmadığını, söz konusu markaların sahibinin ... şirketi olduğunu, marka hükümsüzlüğü davalarında hak düşürücü süre tescilden dava açma süresine kadar olan zaman dilimini kapsadığını, kaldı ki davacı şirketin davaya konu markaları 27.07.2015 tarihinde müddet olduğunu ve dava konusu markalar üzerinde bir marka hakkı sahipliği de kalmadığını, marka hakkı sahipliği sona erdikten sonra gereken yenileme sürelerine riayet etmeyen ve senelerce işbu markaları kullanmayan davacı şirketin aradan geçen 5 yılın üzerine müvekkillere husumet yöneltmiş olması kabul edilemeyeceğini, davacı taraf müvekkile ait sonraki tarihli markanın kullanıldığını bildiği halde ve /veya bilebilecek durumda olmasına rağmen aradan geçen süreye rağmen sessiz kaldığını, müvekkilinin Türk Patent Kurumu'nda 25.10.2016 tarihli ... sayı ile tescilli ve koruma altında olan ... markasının ve sahibi olduğunu, ... sayılı tescilli markayı taşıyan tasarımla meşrubat sektörü alanında gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında aktif ve yoğun şekilde kullanıldığını, ayrıca 2016/11076 tescilli markası üzerinde müvekkil şirketin münhasır hakkı bulunduğunu, müvekkili star meşrubatın 11.04.2019 tarihinde ... adlı gerçek şahıs adına tescilli ... devir almak suretiyle kullanmaya başladığını, ...  markasının yasal olarak ilk kullanımı da yine müvekkil ve müvekkilin markayı devraldığı kişilere ait olduğunu, müvekkili şirket tarafından markasını korumak adına davalar ikame ettiğini, bunun karşılığında ise davacı yıllarca kendine ait olduğunu iddia ettiği marka hakkında sessiz kaldığını, esas kötüniyetli olan ve müvekkilin ülke çapında meşhur ve maruf hale getirdiği marka üzerinden haksız çıkar sağlama gayesinde olan davacı taraf olduğunu, davacı şirket söz konusu müddet markalarını 2005 yılında tescil ettirmiş ve fakat hiçbir zaman Türkiye'de kullanım gerçekleştirmediğini, davacı şirket davaya konu müddet markalarını markasal yoğunlukta kullanmadığını, yurtdışı tescillerinin de müddet olduğunu, kullanımın ise markasal kullanım da olmadığını, bu sebeple markanın müddet olduğu 2015 yılından sonrasına dair de bu kullanımı ispat edecek hiçbir fatura ve/veya belge ibraz edemediğini, müvekkilin 26.12.2019 yılında ALMANYA ülkesinde yapılan marka başvurusu 32.sınıf emtiasında enerji içecekleri sınıfında tescil aldığını, tescilin geçerliliğini koruduğunu, davacı tarafın hak iddiasında bulunduğu markası tanınmış marka olmadığını,  2016 yılında tescil edilmiş olan ... markasının müvekkil şirket ve müvekkil şirketin markayı devraldığı kişiler dışında SMK'ya uygun bir şekilde kullanımı bulunmadığını, yine müvekkile ait ... tescil numaralı ... markası da fuarlardaki tanıtımlar, sosyal medya ve web sitesi kanalıyla tanınmasını sağladığını, meşhur ve maruf hale getirdiğini, davacının müddet markası ise müvekkilin tescilli markası ile birbirine benzemediğini, davacı yan aradan geçen 15 yılın ardından işbu müddet markayı ülke çapında hiç kullanmamış olmasına rağmen tamamen kötü niyetli olarak 2020 yılında müvekkilin tescilli markası ile birebir olacak şekilde tescil başvurusunda bulunduğunu, bu başvuruya gereken itirazda bulunulduğunu, davacının hükümsüzlüğünü talep ettiği müvekkil adına tescilli ‘‘...’’ markası ve ''...'' markası ile davacının müddet olmuş markaları arasında görsellik itibariyle benzerlik bulunmadığını, davacı tarafından fsek kapsamında yapılan hak iddiasına itiraz etiklerini, davacı eser hakkı sahibi olduğunu iddia ettiği müddet markaların yaratıcısı olamayacağını zira eser ortaya çıkarmak gerçek kişiye hasredilebilecek bir durum olup davacı yan ise bir tüzel kişilik olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla olası bir hak iddiası da ancak eseri ortaya çıkaran kişi tarafından öne sürülebileceğini, açılan davanın öncelikle ... yönünden husumetten reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın her iki müvekkil yönünden tümüyle esastan reddi ile yargılama giderleri ve ücret-i vekâletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/11/2021 tarih ve 2020/162 Esas - 2021/406 Karar sayılı kararıyla; \"...Tüm dosya kapsamı sunulan rapor içerikleri izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde, davalı ... adına tescilli \"...\" ibareli ... nolu markanın gerçek hak sahipliği ve kötü niyetli tescile dayalı olarak hükümsüzlüğüne sicilden terkinine, markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiaları yönünden her ne kadar davaya konu markalar yönünden tanınmış marka olduğunun kabulü mümkün değil ise de davalıların davacının gerçek hak sahibi olduğu ve adına tescilli (... no ile başvuru/tescilli şekil - at logosu -, ... no ile tescilli ... + şekil ve ... no ile tescilli ...) markalar ile davacının ürün ambalajı ve ürün tasarımını içeren kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve bunla bağlantılı taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiş, tasarıma yönelik taleplerin bu kapsamda ele alındığından tescilli tasarım bulunmadığı da gözetilerek hüküm tesisinde bu husus resen göz önünde bulundurulmuş olup, davacının telif hukukuna ilişkin talepleri yönünden davaya konu şekil tasarımlarının - at logosu-  hususiyet arz edecek nitelikte olmadığı, at figürünün çokça kullanılan figürlerden olduğu gibi davacı tüzel kişinin eser olduğunu iddia ettiği figürler yönünden FSEK kapsamında eser olarak kabulünün mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmakla bu yöndeki talebin reddine ve hükmün ilanına\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; \"Davacı şirketin menşei ülkesi ... olup, yabancı olduğunu, MÖHUK'un 48/1.maddesine göre; davacının mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olduğunu, Yabancıların teminat yatırma yükümlüğü meselesi ve teminat yükümlülüğünden muaf ülkelerin listesi Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından ilan edilmiş olup, davacının teminattan muaf bir şirket olmadığını, mahkemece Liechtenstein ile Türkiye arasında mütekabiliyet esasına göre çok taraflı veya ikili anlaşmalarla yahut fiili mütekabiliyet esasına göre bir muafiyet olup olmadığını araştırılmadığını,Davacının ... ibaresinin 27/07/2005 tarihinde marka olarak tescil edildiğini, koruma süresinin 27/07/2015 tarihinde sona ermesine rağmen davacının markayı yenilemediğini; dava dışı üçüncü kişi ... ibaresini marka olarak 32. emtia sınıfında 25/10/2016 tarihinde marka olarak tescil ettirdiğini, müvekkilin ise bu markayı TPE'nin 18/04/2019 tarihli kararı devraldığını, Davacının yenilenmeyen ... tescil numaralı markasını kullanmadığının yargılamanın başından itibaren def'i olarak dermeyan edildiğini, davacının bu markasını ciddi biçimde kullanıp kullanmadığının araştırılmadığını, oysa marka sahibine tanınan koruma ve mutlak inhisarı hak, markanın işlevini yerine getirecek şekilde kullanılması şartına bağlı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 09/02/2011 gün ve E.2010/11-695, K.2011/47 sayılı kararıyla belirlediği üzere markasını kullanmayanın açtığı işbu davada, müvekkil adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceğini, Mahkeme davacının markasını kullandığını haksız kabul ettiğini; davacı tarafın  markasının kullanıldığına delil olması bakımından kimi evraklar ibraz ettiğini, ancak o evrakların hiçbiri markanın ülkemizde kullanıldığını ispat etmediğini, diğer taraftan davacı vekili, delil ibraz süresi geçtikten sonra, o evrakların tercümelerini ibraz etmiş ise, delil ibraz süresinden sonra verilen kayıtların hükme esas alınamayacağını, yabancı dilde yazılı bu evrakların delil olamayacağı HMK m.223 hükmü gereği olduğunu, Mahkemece SMK.6/8.gereğince \"Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir\" hükmüne istinaden de hükümsüzlük kararı verildiğini, müddet markası esas alınarak hükümsüzlük kararı verilebilmesinin müddet markasının 2 senelik müddet içerisinde kullanılmasına bağlı olduğunu, Davacının marka hakkında ... isimli dava dışı üçüncü şahsa franchise hakkı verdiği kabul edilse bile bu şahsın markayı Türkiye'de kullanmadığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını, bununla birlikte mahkemece davacının markasını yeniden tescil ettirmek için TPE'ye müracaat etmesinin marka tescil müracaatlarına itiraz etmesini de markasal kullanım olarak değerlenildirdiğini, Oysa işbu davanın 03/08/2006 tarihinde ... tescil numaralı markaya istinaden açıldığını, davacının bu markayı gerek marka koruma süresi içerisinde gerekse müddet içerisinde kullanmadığını, hal böyle iken davacının 29/05/2017'de marka tescili talebiyle TPE'ye ... numaralı marka tescil müracaatı, keza 22/05/2020 tarihinde ...numaralı marka müracaatı veya kimi itirazları bu markanın kullanıldığına delalet etmediğini, Davacının yurt dışındaki web sitesine Türkiye’den bir çok giriş yapılması da işaretin ülke içinde kullanımı ve işarete ayırt edicilik kazandırılması sayılamayacağını, Davacının ... tescil numaralı bu markasını TPE nezdinde yenilediği, bu markanın halen TPE nezdinde davacı adına korunduğu kabul edilse dahi, davacının Türkiye'de bu markasını kullanmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, Davacının Türkiye'de 2005 yılında tescil ettirdiği markalarını 2015 yılında müddet olmasına rağmen yenilememiş ve dahi türkiye'de kullanmamıştır. hal böyle iken müvekkilin devir yoluyla hak sahibi olduğu işbu davaya konu \"...\" tescilli markasını türkiye'de tescil ettirip yatırımlar yaparak kullanmasında hukuken hiçbir engel bulunmadığını, müvekkilin yıllarca markaya emek verip yatırımlar yaptığını, davacının ise bugüne kadar Türkiye'de bu markanın tanınmasına dair emek sarf etmediğini, Davacı şirket davaya konu müddet markalarını hiç kullanmadığını, kaldı ki davacı şirketin yapılan basit bir sorgulama ile davacı şirket markalarının hem Avrupa tescilinde hem de Amerika tescilinde de müddet olduğu, kullanımın ise markasal kullanım olmadığının anlaşılacağını,Davacının hukuki anlamda müvekkile yönelik iş bu davayı ikame etmek ve müvekkilin TPMK işlemlerine itiraz etmek dışında davacının müddet markayı koruma için hiç bir hukuki girişimi olmadığını, Davacı şirketin müddet olması itibariyle marka hakkı sahipliği son bulan markası üzerinden asıl marka hakkı sahibi müvekkil olduğunu, esas kötü niyetli olanın bugüne değin sessiz kalan davacı olduğunu, Marka hakkına tecavüzden bahsedebilmek için ortada mevcut bir marka hakkı bulunması gerektiğini, davacının ise müvekkil işbu markaları kullanmaya başladığı ve adına tescil ettirdiği sırada mevcut bir marka hakkı bulunmadığını, Müvekkile ait \"...\" markasının sektörel kullanım yönünden zayıf marka olup olmadığı yönünden kararda hiç bir değerlendirme yapılmadığını, zira piyasada bu ibareyi taşıyan yüzlerce marka olduğunu, Davacı açıkça \"önceki eylemleriyle çelişkili davranma yasağı\"nı ihlal etmiş etmekte olup dava hakkını açıkça kötüye kullandığını, davacının aynı sınıfta tescilli markalardan hiç birine karşı dava ikame etmediğini, ayrıca dava konusu markanın koruma tarihinin üzerinden 6 yılı aşkın bir süre geçtiğini, sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrandığını, Her iki  markanın tescil edildiği şekliyle bir bütün olarak ele alındığında, müvekkil marka hakkı sahibi olması ve markasal kullanımlarının yoğunluğu, kendi müşteri portföyünde tanınırlığı ve bilinirliği nazara alındığı haksız rekabetin mevcut olmadığının da açık olduğunu, bir diğer ifadeyle davacının  markasını ülkemizde hiçbir surette kullanmamış iken haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, müvekkil adına tescilli markanın hak sahibi olarak kullanılmasının haksız rekabet oluşturmayacağını,  Mahkemece davacının telif haklarına yönelik davasının reddedildiğini, bu yöndeki karara iştirak ettiklerini.\" beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, markanın hükümsüzlüğü, marka haklarına ve eser sahipliğine tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından, \"Davacının hükümsüzlüğe yönelik olarak açmış olduğu davanın KABULÜ İLE, davalı ... adına tescilli \"...\" ibareli ... nolu markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, -Davacının markaya tecavüz ve haksız rekabete yönelik açmış olduğu davanın kabulü ile, davalının gerçek hak sahibi olduğu ve adına tescilli (... no ile başvuru/tescilli şekil - at logosu -, ... no ile tescilli ... + şekil ve ... no ile tescilli ...) markalar ile davacının ürün ambalajı ve ürün tasarımını içeren kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, el konularak yedi emine tevdine,  imhasına, davalılara ait internet sitesi ve sosyal medya hesaplarındaki bahse konu ibareleri içerir ürünlerin kaldırılmasına, -Telif hakları ihlaline dayalı açılan davanın REDDİNE.\" karar verilmiştir. Hüküm davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı şirketin ... firması olması nedeniyle MÖHUK 48.maddesi gereğince teminat yatırması gerektiği ileri sürülmüş ise de; davacı tüzel kişinin tabiiyetinde bulunduğu ...'in Türkiye'nin taraf olduğu Sınai Mülkiyet'in Korunmasına İlişkin Paris Sözleşmesi'ni imzaladığı, bu sözleşmenin ikinci maddesinde sınat mülkiyetin korunması ile ilgili olarak birlik ülke vatandaşları arasında eşit işlem ilkesinin kabul edildiği, bu durumda sınai mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan bu davada yabancı tabiiyetinde olan davacının teminat yatırmasının gerekmediği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir. Davacının ... markasını ... numarasıyla 27.07.2005 tarihi itibariyle 32. sınıfta tescil ettirdiği, ancak daha sonra 2015 yılında süresi dolan markayı yenilememesi sebebiyle markanın müddet olduğu, davacının 2005 yılından itibaren pek çok Ortadoğu ülkesinde, ayrıca Hindistan, Avusturalya, Japonya, Liechtenstein ülkelerinde markayı tescil ettirmiş olduğu ve franchise ile kullandırdığı, ancak davacı markasının tanınmış marka olmadığı, davacının müddet durumundan sonraki marka girişimlerine düzenli olarak TPMK nezdinde müdahale ettiği ve ibareyi korumak üzere harekete geçtiği, 2005 yılından itibaren gerek ülkemizde gerek diğer ülkelerde marka konusunda aktif çabaların bulunduğu, davalının ise markaları dünyanın farklı ülkelerinde bilinir hale gelen marka için gerek tescil gerek web sitesi kayıtları açısından ancak 2016 yılından itibaren girişimlerde bulunduğu, buna göre davacının ... markası üzerinde eskiye dayalı gerçek hak sahipliği bulunduğu, bu nedenle SMK m. 6/3 ve 6/8 maddeleri gereği davalı adına tescilli 2016/11076 markasının hükümsüzlük koşulunun doğduğu anlaşıldığından davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. SMK 155.maddesi uyarınca, tescilli marka kullanımının tecavüz davalarında önceki hak sahibine karşı savunma olarak kullanılamayacaktır. Davacının “...” ve “şekil (at) logosu üzerinde tescile dayalı hak sahibi olduğu, ... ibaresi üzerinde ise öncelikli kullanım nedeniyle gerçek hak sahibi olduğu, davalının şekil (at) logosu ile ... markalarına tecavüzünün gerçekleştiği, ... markası açısından da Mahkemece hükümsüzlük kararı verildiğinden ve hükümsüzlük kararı geriye etkili olduğundan bu markaya da davalı tecavüzün gerçekleştiği, bu tecavüzün aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği anlaşıldığından; mahkemece marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetin varlığı gerekçesiyle bu istemlerin kabulüne karar verilmesi de yerinde olmakla; davalılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan toplam 161,40 (80,70 x 2) TL harcın mahsubu ile bakiye 266,20 TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6a1b86e8224959cb","SID":"9ef2c33522fb442d"}}