{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/367 <br>KARAR NO\t: 2024/646<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                       \t   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/390 E.  -  2021/358 K.<br><br>DAVACI\t: ... <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/10/2021 tarih ve 2020/390 E. - 2021/358 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin  2019/73566 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yayınına davalı şirketin 2004/25984, 2014/70816, 2017/65581 sayılı \"...\", \"...\", \"...\" ibareleri markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kısmen reddine karar verildiğini, başvurudan 09, 12. Sınıftaki mal ve hizmetlerin çıkartıldığını, bu kısmi ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin de 2020-M-8453 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin dünyanın en tanınmış lüks otomobil markalarından olduğunu, müvekkilinin ... markasının tanınmış olduğunu, \"...\" ibaresinin İtalya’nın kuzeyinde Lambordiya bölgesinde bulunan bir şehir ve yerel idare bakımından bir komün olduğunu, ... otomobil yarışları F1’in en eski pistinin burada olduğunu, ... ibaresinin F1 araba yarışının İtalya pisti olmakla 12. Sınıfta yer alan kara taşıtları ile parçaları için ayırt edici niteliğinin düşük bulunduğunu, 12. Sınıfta birçok kişi ve firma adına “...” ibaresinin tescilli olduğunu, ... ibaresinin  İtalya’da bir yer ismi özellikle otomobil yarışları ile tanınan ve sektörden bir yer ismi ayırt edici niteliğinin düşük olduğunu, müvekkili şirketin “... ... ...” ve “...” markalı özel seri otomobilleri bulunduğunu, “... ... ...” ve “... ... ...” modelli araçlar da bulunduğunu,  kullanım ispatı istenen 2004/25984 numaralı markanın kullanımına ilişkin sunulan faturaların bir kısmının okunmadığını bir kısmında ise bu ibarenin geçmediğini, kullanımın ispat edilemediğini, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığını, müvekkilinin markasının bir bütün olduğunu,  ... ibaresinin öne çıkaran bir durum olmadığını, markaların eşyalarının da aynı ya da benzer olmadığını, markaların karıştırılma ihtimalinin olmadığını, ortalama tüketicinin dikkat ve özen seviyesinin ürünlerin çok pahalı ürünler olması, halkın belli bir kesimine hitap etmesi sebebiyle çok yüksek olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2020-M-8453 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, kararın usul ve yasaya uygun olduğunu,  taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğunu, kısmi ret gerekçesi markaların tek unsurunun ... ibaresi olduğunu, bu ibarenin başvuru ve dava konusu markada bağımsız ayırt edicilik işlevine sahip unsurlardan biri olduğunu, aynı zamanda bu ibarenin ... ibaresine kıyasla görsel olarak da ön planda olacak şekilde düzenlendiğini, mal ve hizmetler açısından yapılan değerlendirmenin de hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>Davalı şirket vekili, müvekkilinin uzun yıllardır otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiğini, ... ibareli tescilli bir çok markası bulunduğunu, müvekkilinin bu markayı kullandığını, tüm ürünlerini bu marka ile tanıttığını ve sattığını, ... ibaresinin ortalama tüketici bakımından bir anlam ifade etmediğini, tescilli olduğu 12. Sınıf yönünden doğrudan bir bağlantısı olmadığını, bir an için ayırt ediciliğinin düşük olduğu düşünülse dahi müvekkilinin 2004 yılında tescil  ve kullanımları ile marka ile bütünleştiğini ve bilinir hale getirdiğini, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunu, davacının marka başvurusunda yer alan ve çatı marka özelliğinde olan ... ibaresinin markaların benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvurunun “...” ibaresinden oluştuğu, kapsamında 09, 12, 16, 18, 25, 28, 35. Sınıftaki hizmetlerinin bulunduğu, itiraza dayanak markaların  ise  2004/25984, 2014/70816, 2017/65581 sayılı \"...\", \"...\", \"...\" ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamında 02, 04, 05, 07, 08, 09, 11, 12, 21, 27, 28. Sınıftaki hizmetlerin yer aldığı, davacıya ait marka başvurusunun NICE Sınıflandırma sisteminin 09 ve 12. Sınıfındaki emtia ile aynı olduğu, bu suretle SMK md. 6/1’de sayılan emtianın ilişkili olması şartının sağlandığı, başvurunun standart karekterle yazılmış “...” ibaresinden, itiraza dayanak markanın ise standart karekterle yazılı \"...\", \"...\", \"...\" ibarelerinden oluştuğu, davaya konu marka ile daha önceden davalı adına tescilli markaların  ilk bakışta göze çarpan unsuru olan  “...” ibaresinin aynı olması söz konusu ise de, bu ibarenin coğrafi yer adı olduğu, coğrafi yer adının da belirli ve kabul edilebilir bir bilinirliği de bulunması karısında tek başına kullanılması halinde ayırt ediciliği düşük bir ibare olması ve davacı markasının “...” tanınmış markası ve “...” ibaresini de markada esaslı olarak kullanması ile bütüncül olarak birbirinden ayırt edilebilen bir yapıya kavuştuğu, zira ayırt ediciliği düşük ve zayıf marka niteliğinde olan ... ibaresinin davacı tarafça eklenen ibarelerle ayırt edicilik sınırını aştığı, davaya konu çıkarılan mallar yönünden SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimalinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2020-M-8453 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmeden davanın kabulüne karar verilmesinin bozma sebebi olduğunu, davacı tarafın yerel mahkeme dosyasına konu olan marka başvurusu ile aynı olan \"... ... ...\" ibareli marka başvurusuna konu yargılamanın yapıldığı Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde 2020/345 E. Sayılı dosyada alınan bilirkişi raporlarında markaların birbirlerine benzer olduğunun belirlendiğini, mahkemece itirazların dikkate alınmadan ve bahsi geçen raporlar arasındaki çelişkileri gidermeden karar verildiğini, müvekkili şirketin markasının esaslı ve tek unsuru olan ... ibaresinin davacı tarafın marka başvurusunun da esaslı unsuru konumunda olduğunu, markalarda yer alan ve esaslı unsur olan ... ibaresinin ayırt ediciliği yüksek bir ibare olup zayıf marka olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuruya konu 2019/73566 numaralı “...” markası ile kısmi ret gerekçesi markalar olan 2004/25984 numaralı “...” , 2014/70816 numaralı “...” , 2017/65581 numaralı “...” ibareli markaların görsel ve işitsel yönden benzer olduğunu, başvuru markasının kapsamında kalan kısmi ret kararına konu 9 ve 12. Sınıflara dahil mallarla aynı/aynı tür malların, kısmi ret gerekçesi markaların tescil kapsamında bulunduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddedilmesi gerekirken, eksik ve hatalı incelemeye tabi bilirkişi raporu da dikkate alınarak davanın kabulüne karar verildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, <br>\tDavacının “...” ibareli marka başvurusu ile davalı şirketin itirazına mesnet  \"...\" esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira “...” ibaresinin İtalya'da yer alan coğrafi yer adı olduğu, ... otomobil yarışlarının yapıldığı Formula 1’in en eski pistinin burada bulunduğu,  bu coğrafi yer adının otomobil sektörü için belirli ve kabul edilebilir bir bilinirliğinin de bulunması karısında, ... ibaresinin tek başına kullanılması halinde ayırt ediciliğinin düşük olacağı, davacı markasında yer alan “...” tanınmış markası ile “...” ibaresinin de markada esaslı olarak kullanması ile bütüncül olarak markaları birbirinden ayırt edilebilen bir yapıya kavuşturduğu anlaşılmakla davalı şirket ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı şirket ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ile davalı ... tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 80,70'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0'ar-TL'nin anılan davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin taraflar  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/04/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b5c4fef39fc45b15","SID":"99a7b18ef32b66fb"}}