{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/179 Esas<br>KARAR NO: 2024/641 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/06/2021<br>NUMARASI: 2017/180 E, 2021/276 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 03/04/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 356. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “...” buluş başlığı ile ... sayılı ve “...” buluş başlığı ile ... sayılı buluşların TPE nezdinde müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkili ile davalı arasında imza edilen 18/01/2010 tarihli inhisari patent lisans sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek olarak imza edilen yine 18/01/2010 tarihli ek sözleşme ile söz konusu buluşların lisans haklarının mutabık kalınan şekli ile davalıya verildiğini, lisans sözleşmesinde mutabık kalındığı üzere davalı tarafından 02/02/2010 tarihinde ... San. Taah. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kurulduğunu ve yine müvekkilinin lisans sözleşmesi ve ekleri uyarınca davalı yan ile mutabık kalındığı şekle uygun olarak, şirketin kurulduğu andan itibaren şirketin danışmanlığına başladığını, bu hususta şirketin Eskişehir'de bulunan üretim tesislerinin kurulumu dahil tecrübe, bilgi, birikim ve uzman görüşleri ile üretimin her safhasında sözleşmede belirtilen şartlara uygun hareket ettiğini, başlarda müvekkiline kısmi ödemeler yapılmış iken, sonraki tarihlerde geçerli bir sebebe dayanılmaksızın müvekkilinin danışmanlık maaşlarının ödenmemeye başlandığını davalı tarafından müvekkiline şimdiye kadar 33.112,07 TL ödendiğini, ancak Şubat 2010 Aralık 2011 dönemi arasında toplamda müvekkiline 115.000,00 TL ödenmesi gerektiğini,  müvekkilinin davalıdan bu tutardan ödenen tutar düşüldükten sonra kalan 81.887,93 TL alacaklı olduğunu iddia ederek, Lisans Sözleşmesi 4.3 maddesi, 4.11 maddesi ile Ek Lisans Sözleşmesi 1.a.iii maddesi uyarınca, müvekkilinin aylık 5.000 TL olarak Şubat 2010 tarihinden itibaren Aralık 2011 tarihine kadarki maaş alacaklarından yapılan ödemeler düşüldükten sonra ödenmeyen 81.887,93 TL bedelin, her ay için ayrı ayrı olmak üzere tahsil tarihine kadar aylık hesap edilecek bankalar arasında mevduata uygulanan en yüksek faiz üzerinden ödenmesini, sözleşmenin imzasından sonra davalı ve 3. Kişiler tarafından yapılan toplam üretimin Alt Lisans Sözleşmeleri dikkate alınarak tespiti ile Lisans Sözleşmesinin 1.a.ii maddesi uyarınca müvekkiline üretimi yapılan her bir m2 ürün başına üretim miktarı üzerinden ödemesi yapılmamış  83.468,99 TL lisans bedelinin, doğmuş olduğu üretimi yapılmış aylardan itibaren olmak üzere ve bunun tespitinin yapılamaması durumunda en geç noter ihtar tebliğ tarihi olan 19/08/2011 tarihinden itibaren hesap edilecek ticari faizi üzerinden tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>ISLAH: Davacı vekili  17.4.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle danışmanlık ücreti talebini  82.732.92 TL'ya, üretim miktarı yönünden talebini 83.469.99 TL'ya yükseltmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın ve taleplerin niteliğine göre, huzurdaki dava bakımından Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinin görevsiz olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, kabul ve muvafakat anlamına gelmemek kaydıyla, en azından maaş ve ücret alacağına ilişkin talepler yönünden İş Mahkemeleri görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının talep ettiği aylık maaş/ücret alacağının dava dışı ... Ltd.Şti.'nde yaptığı çalışmalardan kaynaklandığını, ücret alacakları yönünden müvekkilinin taraf ehliyetinin bulunmadığını, davacının müvekkili tarafından istihdam edilmediğini, belirsiz alacak ve tespit davası açılmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının sözleşmenin 1.a.iii maddesine dayalı olarak 1,00 TL/m2 üzerinden kararlaştırılan ve dava dilekçesinde şimdilik 83.468,99 TL olarak talep edilen alacağın davacı tarafça tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacının taraflar arasındaki \"İnhisari Patent Lisans Sözleşmesi\" ve Ek Sözleşmeye konu patentler ile ilgili olarak dolandırıldığından davacının herhangi bir alacak ve talep hakkının bulunmadığını, hakikatte patent niteliği bulunmayan bir adet patent başvurusunu patent olarak göstererek ve diğer patentin 7 yıl olan koruma süresini 20 yıl olarak göstermek suretiyle müvekkiline gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak sözleşme imzalattığını, patentin hükümsüzlüğü için üçüncü kişiler tarafından açılan iptal davasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, kabul ve muvafakat anlamına gelmemek üzere davacının dava dışı şirketin fabrikasında Nisan 2010 tarihinden Temmuz 2011 tarihine kadar görevlendirildiğini, 16 aylık ücret hakkının söz konusu olduğunu, Şubat 2010'dan Aralık 2011 tarihine kadar ücret talebinin mesnetsiz olduğunu, davacının danışmanlık görevini de yerine getirmediğini, davacının aylık ücretinin 1.500,00 TL olduğunu, 16 aylık ücretin 24.000 TL olup 23.192,22 TL ödendiğini, ..., ..., ... ve ... isimli kişiler tarafından davacı hesabına gönderilen tüm ödemelerin lisans sözleşmesi ve ek sözleşme gereği 1,00 TL/m2 üzerinden davacı lehine tahakkuk eden alacaklarla ilgili olmak üzere müvekkili adına ve talimatıyla yapılan ödemeler olduğunu, ...'un ücret borçlarına mahsubuna muvafakatlarının bulunmadığını, aylık ücretin 5.000 TL olduğuna dair ... antetli ve İLGİLİ MAKAMA başlıklı 30.09.2010 başlıklı belgeyi kabul etmediklerini, ...'nin böyle bir belgeyi düzenleme yetkisinin bulunmadığını, bankaya sunmak için kurnazlıkla ve rica ile alındığını, Ek Sözleşme 1.a.iii maddesine dayalı 1.00 TL/m2 üzerinden tahakkuk edecek alacaklarla ilgili 83.468,99 TL'nın tahsil istemine ve miktarına itiraz ettiklerini, müvekkiline yöneltilecek alacak bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere sözleşmenin başlangıcından 2011 yılı Aralık ayına kadar toplam üretim miktarının 119.163 m2 olup bu duruma göre (koşulları varsa)  davacı lehine oluşacak alacak miktarının 119.163,00 TL olduğunu, müvekkilinin talimatı ile ..., ... ve ... isimli kişiler tarafından davacı hesabına  toplamda 46.500,00 TL ödendiğini, bu duruma göre davacının baki alacağının 72.663,00 TL olduğunu, bu miktarın üzerindeki davacı taleplerine tümüyle itiraz ettiklerini ve bu hususun davacıya ait banka hesapları ve bildirilecek diğer banka hesapları ile de ispatlanacağını savunarak, davanın görev ve husumet yönünden, olmazsa esastan reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/06/2021 tarihli 2017/180E, 2021/276 K sayılı ilamında; \"... davalı taraf davacının taleplerinden davacıyı çalıştıran dava dışı ... şirketinin sorumlu olduğunu belirtmiş ise de bu şirket henüz kurulmadan sözleşmeyi imzalayan davalının davacıya sözleşmede belirlenen  hakları  sağlayacağı konusunda taahhüt altına girdiği, dolayısıyla davaya konu taleplerden sorumlu olacağı, kesinleşen mahkeme ilamı ile buluşların hükümsüzlüğüne karar verildiği, ancak 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (551 sayılı KHK) 131 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) hükmü gereğince patentin hükümsüzlüğü kararının kötü niyet söz konusu olmadığı müddetçe patentin hükümsüzlüğüne karar verilmeden önce yapılmış ve uygulanmış sözleşmeleri etkilemeyeceğine dair açık yasal düzenleme hükmü bulunduğu, davalının basiretli bir tacir olarak lisans aldığı patentin hükümsüz kılınması halinde ne gibi bir yaptırım öngörüleceğini sözleşme ile düzenlemesi gerektiği, sözleşmede bu yönde bir madde bulunmadığı, kaldı ki sözleşmenin uygulanıp davalıya ticari kazanç sağlandığı gerçeği gözetildiğinde sonradan hükümsüz kılınan patent dolayısıyla sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceği, davacının birinci talebinin sözleşme kapsamında danışmanlık ücretinden  ödenmeyen bakiye alacak talebi olduğu, sözleşme ve ek sözleşme hükümleri çerçevesinde davacının aylık bazda danışmanlık ücreti alacağı açıkça kararlaştırılmış  olduğundan davacı tarafın çalıştığı süre boyunca danışmanlık ücreti almaya hak kazandığı, davalının 17.10.2011 tarihli ihtarnamesinde davacının çalıştığı tarihin Şubat 2010- Temmuz 2011 arası olduğu şeklindeki ikrarı ve taraflar arasındaki sözleşmenin başlangıcının 18.01.2010 tarihi olması karşısında davacının danışmanlık ücretini  almaya hak kazandığı tarihin Şubat 2010 tarihi olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin 21 aylık bir süreyi kapsadığı, davalı taraf ücret bordroları  ve davacıya maaş ödemesi altında gönderilen paraların davacının aylık danışmanlık ücretini gösterdiğini iddia etmiş ise de,  gerek 30.10. 2010 tarihli maaş belgesinde davacının ücretinin 5.000,00 TL olarak gösterilmesi gerekse sözleşme kapsamı dikkate alındığında davacının vereceği danışmanlık hizmetinin asgari ücrete yakın bir rakama yakınlığının hayatın olağan akışına aykırı olması dikkate alındığında davacının aylık danışmanlık ücretinin 5.000,00 TL olacağı, davacının 21 ay için aylık 5.000,00 TL’den talep edebileceği danışmanlık ücretinin 105.000,00 TL şeklinde belirlendiği, yapılan ödemeler düşüldüğünde 82.723.92 TL olduğu, tüm üretim süresince üretilen her bir metrekare ürün karşılığında bir Türk Lirası (1,00 TL) net ücret üzerinden davalının davaya cevabında üretim miktarının 119.163 m2 olarak bildirildiği, hesaplamanın 119.163,00 TL üzerinden yapılacağı, davacının bu iki hesabına gönderilen toplam miktarın 46.500,00 TL olup  bu bedel 119.163,00 TL'den düştükten sonra 72.663,00 TL'nin sözleşme hükümlerine göre üretim miktarı üzerinden talep edebileceği, davacının danışmanlık ücreti olan 82.723.92 TL'nin her ay için ayrı ayrı hesaplanmak üzere tahsil tarihine kadar aylık hesap edilecek bankalar arasında mevduata uygulanan en yüksek faiz ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, keza üretim miktarı üzerinden hesaplanan lisans bedeli olan 72.663,00 TL'nin 19.08.2011 tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faiz ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine...\" karar verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 551 sayılı KHK'nın 131 inci hükmünün ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince  davacıya ödemiş olduğu lisans bedelinin iadesini isteme yahut lisans bedelini ödemekten kaçınma hakkı bulunduğunu, mahkemenin yalnızca kötü niyet yönünden hukuki değerlendirme yaptığını, hakkaniyet yönünden bir değerlendirme yapılmadığını, sözleşmedeki garantiye ilişkin koşulun gözardı edildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, ödenmeyen sözleşme bedeli yönünden davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin patenti kullanarak kazanç elde etmediğini, aksine zarara uğrayarak battığını, danışmanlık ücretinin müvekkilinden değil ... şirketinden talep edilmesi gerektiğini, danışmanlık ücretinin 2010-2011 yıllarında 5.000,00 TL olduğuna dair davacı iddiasının kabul edilerek hesaplama yapılmasının da hatalı olduğunu, bir taraftan davacıyı işçi sayarak şirketten aldığı belgeyi geçerli saymak, bir taraftan da çalıştığı işyerinden hakettiği ücretini lisans bedeli anlamında müvekkiline yüklenilmesinin  çelişki oluşturduğunu, ücret bordrolarındaki 1.500,00 TL'lık ücretlerin şirket tarafından davacı hesaplarına yatırıldığını, 11 Şubat 2010 - 17.10.2011 arası 21 aylık ücret üzerinden hesaplama yapılarak karar verilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğunu. Temmuz 2011 itibariyle ilişkinin sona erdiğini, buna göre hesaplanması gerektiğini, \"bankalar arasında mevduata uygulanan en yüksek faiz\" şeklinde faize hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, yasal faiz dışında faize hükmedilemeyeceğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF KARARI: Dairemizin 18/11/2021 Tarihli 2021/1512 Esas, 2021/1958 Karar sayılı  kararı;  taraflar arasındaki davanın patentin hükümsüzlüğü nedeniyle tazminat istemi ile açılan bir dava olmadığı, mahkemece bu hususta gerekçeye yer verilmesi ve davacının kötü niyetli olup olmadığının bu davada tartışılmasının gereksiz olacağı, davacının sözleşmede kararlaştırılan lisans bedelinin tamamını talep edip edemeyeceğinin tartışılması gerektiği, sözleşmenin 6/g maddesine göre;\"Lisans veren, sözleşmeye konu patentin 21.12.2026 tarihine kadar geçerli olduğunu garanti eder.\" Sözleşmenin 8. maddesine göre; \"Sözleşme, Patent koruma süresi olan 21.12.2026 tarihine kadar geçerli olacaktır.\" hükümleri düzenlenmişse de, sözleşmenin Temmuz 2011 tarihine kadar sürdüğü, sözleşmede lisans bedelinin 100.000,00 TL olduğu ve nakit ödenmeyeceği,  davalı tarafça davacıya kurulacak şirkette %10 hisse verilmesi, danışmanlık yapmak üzere görev verilmesi ve üretim üzerinden ücret ödenmesi şeklinde  ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacıya dava dışı şirkette %10 hisse verildiği ve  sigortalı çalışan olarak iş akdi kurulduğu, bir kısım ödemeler yapıldığının her iki tarafın kabulünde bulunduğu, sözleşmenin uygulandığının ihtilafsız olduğu, patent belgelerinin hükümsüz kılınması, sözleşmenin geçersiz olması sonucunu doğurmayacaksa da, 16 yıl 11 ay 3 günlük süre için 100.000,00 TL lisans bedeli ödeneceği kararlaştırılan sözleşmenin 1 yıl 7 ay sürdüğü, mahkemece 551 sayılı KHK'nın 131 inci maddesinin ikinci fıkrasının b hükmü gereğince  hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken indirim yapılmadığı, taraflar arasındaki sözleşme ticari iş niteliğinde bulunmakla birlikte faizin türünün belirtilmeden (avans/reeskont), ticari faiz işletilmesine karar verilmesinin yerinde olmadığı,  119.163,00 TL'den davacıya ödenen 46.500,00 TL'nin mahsubundan sonra 72.663,00 TL'nin tahsiline karar verildiği, sözleşmenin sürdüğü süre dikkate alınarak, ödenecek lisans bedeli üzerinden %50 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak 59.581,50 TL lisans bedeli ödenmesinin uygun olduğu, bunun 46.500,00 TL'lik kısmının ödendiği göz önüne alınarak bakiye 13.081,50 TL'nin, her iki taraf için ticari nitelikte bulunan sözleşmeden kaynaklanan alacak niteliğinde bulunduğundan avans faiziyle tahsili gerektiği, danışmanlık ücreti bakımından davacı tarafça sözleşmenin feshine kadar, aylık 1.582,61 TL maaş ödemesi yapılmasına itiraz edilmediği, bu miktar dışında kalan kısmın kendisine elden ödendiğine dair beyanda bulunmadığı, 5.000,00 TL maaşının hiç ödenmemesinin ve buna sessiz kalınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, aksinin davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı tarafça keşide edilen 17.10.2011 tarihli ihtarnamede, davacının çalıştığı tarihin Şubat 2010-Temmuz 2011 tarihleri arasında olduğunun belirtildiği, 18 aylık süre için danışmanlık ücreti belirlenmesi gerekirken, 21 aylık ücret belirlenmesinin hatalı olduğu, danışmanlık ücretinin de lisans bedeline karşılık olarak ödeneceği ek sözleşmede kabul edilmekle, davalı tarafça bu iş için ayrı bir emek sarf edildiği, davacının şirkette bizzat bulunduğu ve teknik danışmanlık da yaptığı, hakkaniyet indirimi yapılmasına yer olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının ödenmeyen 6.210,90 TL danışmanlık ücretinin  ve 13.081,50 TL lisans bedeli alacağının davacı tarafça davalıya gönderilen 19.08.2011 tarihli ihtarnamenin 02.09.2011 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle, ihtarname ile verilen 7 günlük süre eklenerek  10.09.2011  tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasının avans faiz oranları ile tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine... Şeklinde karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.<br>YARGITY İLAMI Yargıtay 11.HD'nin 2022/476E, 2023/5316K sayılı 25/09/2023 Tarihli bozma ilamı: \"..Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince üretilen ürün karşılığı belirlenen miktar bakımından 551 sayılı KHK'nın 131 inci maddesi gereğince %50 hakkaniyet indirimi yapılarak davalı tarafından ödeme yapılan miktarın mahsubu ile 13.081,50 TL'nin ve danışmanlık ücreti olarak ödenmesi gereken 6.210, 90 TL'nin tahsiline karar verilmiştir. Ancak sözleşme taraflar arasında uygulanmış, davalı patente dayalı üretim yapmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin Temmuz 2011 tarihinde sona ermiş olması sözleşmede 100.000,00 TL olarak belirlenen bedel üzerinden hakkaniyet indirimi yapılmasını gerektirmez. O halde sözleşme gereğince ödenmesi gereken toplam miktarın 100.000,00 TL olduğu dikkate alınarak bu miktarı aşmaksızın yapılan ödemeler mahsup edilerek davacının sözleşmeden doğan alacağının tespit edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle kararının bozulmasına, Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, \" karar vermiştir.<br>GEREKÇE: Dava, patent lisans sözleşmesinden doğan alacak istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilinin istinaf istemi Dairemizce kısmen kabul edilerek ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak  yeniden hüküm kurulmuş, Dairemiz kararı ise temyiz incelemesinde bozulmuş olmakla duruşma açılarak tarafların bozma ilamına karşı diyecekleri sorulmuştur. Davacı vekili, Yargıtay ilamına uyulmasını, davalı vekili ise Yargıtay ilamına direnilmesini talep etmiş, Dairemizce Yargıtay usul ve yasaya uygun Yargıtay bozmaya uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davacı ile davalı arasındaki lisans sözleşmesinde sözleşme bedeli 100.000,00TL olarak belirlenmiştir. Sözleşme gereğince bu bedelin nakit olarak ödenmeyeceği, karşılığında lisans alan tarafından kurulacak şirkette %10 hisse verileceği, üretilen her metrekare ürün için 1,00 TL net ücret ödeneceği, lisans alanın kuracağı üretim tesisinde danışmanlık hizmeti karşılığında lisans verene danışmanlık ücreti verileceği kararlaştırılmıştır. Davalı tarafından kurulan şirkette davacıya %10 hisse verilmiş olup, davacı iş bu dava ile danışmanlık hizmeti ve üretilen ürünler karşılığı ödenmesi gereken bedelin tahsil edilemeyen kısmını talep etmiştir. Yargıtay bozma ilamında değinildiği üzere; sözleşme taraflar arasında uygulanmış, davalı patente dayalı üretim yapmış olmakla davalının hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğine yönelik istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Bu durumda sözleşme gereğince ödenmesi gereken toplam miktarın 100.000,00 TL olduğu dikkate alınarak bu miktarı aşmaksızın yapılan ödemeler mahsubu gereklidir. Dosyada mevcut bilirkişi raporlarına göre davalı yanca yapılan 68.776 TL'lik (22.276TL+ 46.500TL=68.776TL olmak üzere) ödemenin 100.000TL'den mahsubu ile davacının bakiye 31.224TL yönünden sözleşmeden doğan alacak talebinin yerinde olduğu hesaplanmıştır. Açıklanan nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-Davalı  vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ İLE; 2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince  İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 15/06/2021 tarihli 2017/180 E. -  2021/276 K.  sayılı  kararının KALDIRILMASINA, 3- Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, -Davacının ödenmeyen  31.224,00 TL lisans bedeli alacağının 10/09/2011  tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasının avans faiz oranları ile tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4- İlk derece yargılama giderleri ve harçları yönünden; -Alınması gereken 2.132,91TL karar harcının, davacı yanca peşin yatırılan 2455,60TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 35,90TL ıslah harcı ki toplam 2491,50TL'den mahsubu ile; fazla yatan 358,59TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, -Davacı taraftan tahsil olunan 2.132,91TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacı tarafından yapılan 3.750,00TL bilirkişi ücreti, 411-TL posta gideri ve 21,15-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 4182,15-TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre 786,20TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, -Davalı tarafın yapmış olduğu 177 TL posta giderinden davanın kabul ve red oranına göre 143,37 TL giderin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, bakiye yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına hesap olunan 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına hesap olunan 25.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 5- İstinaf ve temyiz yargılama giderleri ve harçları yönünden; -İstinaf talebi kısmen kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, -Davalı tarafından yapılan 162,10-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 292,10-TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 342,50-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 796,70-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden duruşma sayısı dikkate alınarak AAÜT gereğince 10.200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden duruşma sayısı dikkate alınarak AAÜT gereğince 10.200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, duruşmalı yapılan inceleme sonucu 03/04/2024 tarihinde  oy birliği ile kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c9ea9d3099106f5c","SID":"c9a636be5d701381"}}