{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/345 - 2024/479<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/345 <br>KARAR NO\t: 2024/479<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/935 Esas 2021/964 Karar<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 29/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 18/04/2024<br><br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;\t<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04.03.2018 tarihinde, davalı ...'in işleteni, davalı ...'in sevk ve idaresinde bulunan  davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, kaldırıma çıkarak yaya davacı ...'a çarptığını, bu kaza neticesinde davacının boynunun kırıldığını ve malul kaldığını, davalı ...'in asli kusurlu olduğunu belirterek belirsiz alacak davası şeklinde 10.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihinden (04.03.2018) itibaren işleyecek yasal faizi ile ... Sigorta AŞ yönünden ise 17.09.2018 tarihinde tebliğ edilen başvurularına cevap verme süresinin bitiminden sonraki tarih olan 03.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (kaza tarihindeki poliçe limitleri ile sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine, manevi tazminat olarak 30.000,00 TL’nin kaza tarihi 04.03.2018'den itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte yalnızca davalılar ... ve ...'den tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davalının kusurunu ve kusur ile maluliyeti arasında illiyet bağı bulunduğunu usulen ispat etmesi gerektiğini, yayaların yaya yolu üzerinden kaldırımda yürüyor olsalardı dava konusu trafik kazasının meydana gelmeyeceğini ve yayaların yaralanmasının mümkün olmayacağını, müşteki yayaların kullanabileceği ve yürüyebileceği bir yaya yolunun mevcut olduğunu, davacının yolun sağından gitmek yerine yolun sol tarafından giderek ve yaya yolu olan yerlerde yol üzerinden yürüyerek bu kuralı ihlal ettiğini, davacının uğradığı zararı ispat etmek zorunda olduğunu, davacının geçici iş göremezlik giderine ilişkin bir talebi varsa bu talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının aracın sahibi olduğunu, kazanın sürücüsü konumunda olmadığını, kazanın meydana gelmesinde bir kusuru ve illiyet bağı bulunmadığını, davacı tarafın sürücünün kusurunu ve kusur ile maluliyet arasında illiyet bağı bulunduğunu usulen ispat etmesi gerektiğini, yayaların yaya yolu üzerinden kaldırımda yürüyor olsalardı dava konusu trafik kazasının meydana gelmeyeceğini ve yayaların yaralanmasının mümkün olmayacağını, müşteki yayaların kullanabileceği ve yürüyebileceği bir yaya yolunun mevcut olduğunu, davacının yolun sağından gitmek yerine yolun sol tarafından giderek ve yaya yolu olan yerlerde yol üzerinden yürüyerek bu kuralı ihlal ettiğini, davacının uğradığı zararı ispat etmek zorunda olduğunu, davacının geçici iş göremezlik giderine ilişkin bir talebi varsa bu talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dayandığı maluliyet raporunun kabul edilebilir olmadığını, davacı tarafından yönetmeliğe uygun rapor kendilerine ulaştırılmasına rağmen rapordaki hesaplamanın yanlış yapıldığını ve doğru hesaplamanın kendilerince %7 olarak tespit edildiğini, yapılacak olan hesaplamada bu oranın dikkate alınması gerektiğini, maluliyetin doğru bir şekilde tespit edilmesi için adli tıp kurumundan rapor alınması gerektiğini, davalı şirketin temerrüde düşmediğini, maluliyet tazminatı hesabının ZMSS genel şartları A.5/c maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %90, davacının %10 oranında kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, davacıda kazadan kaynaklanan daimi maluliyet tespit edilmediği, iyileşme süresinin 3 hafta olarak belirlendiğinin mütalaa edildiği, bu nedenle davacının sürekli işgöremezlik tazminatı talebinin reddi gerektiği, davacının kazadaki yaralanması nedeniyle TBK’nın 56. Maddesi gereğince davacı lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davacının sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 3.000,00 TL manevi tazminatın 04.03.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... tahsiline karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu kaza sonrası davacının tedavi gördüğü Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesinde, davacıya sertivikal vertebra diğer tanımlanmış kırığı tanısı konulduğunu, bu teşhis üzerine ameliyat edildiğini, mahkemece hükme esas alınan adli tıp kurumu raporunda teşhis edilen kırığın kaza ile illiyet bağı tespit edilemediğinin mütalaa edilmesinin hatalı olduğunu, davacıda %0 daimi maluliyet tespitini kabul etmediklerini, raporun eksik inceleme sonucu hazırlandığını, kaldı ki, davalı sigorta şirketi vekilinin cevap dilekçesinde, davacının %7 oranında daimi maluliyetinin bulunduğunu kabul ettiğini, en azından bu oran üzerinden tazminat taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, ayrıca hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Davacı vekili, davalı ...'in işleteni, davalı ...'in sevk ve idaresindeki ve davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın, yaya olan davacıya çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek davalılardan sürekli işgöremezlik tazminatı ve manevi tazminat talep etmiştir.<br>1-Davacı vekilinin, dava konusu kaza nedeniyle oluşan daimi maluliyet oranının belirlenmesi yönünden davacının kaza sonrası tedavi evraklarının getirtildiği ve Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan rapor alındığı; 30.12.2019 tarihli raporda, davacının kaza sonrası gördüğü tedavilere ilişkin belgeler, raporlar incelenerek sonuç olarak, davacının geçirdiği trafik kazası sonrası başvurduğu hastanede düzenlenmiş olan tıbbi belgede; belde, kasıkta ağrı, sol bacakta hipoestezi tanımlandığı, servikal ve torakal hassasiyet tanımlanmadığı, servikal BT incelemesinde travmatik bulgu olmadığı, dejeneratif değişiklikler izlendiği, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesinin 04.03.2018 tarihli 982002 numaralı adli muayene raporunda servikal MR çekildiğinin belirtildiği, dosyada bulunmadığı, servikal travmatik disk hernisi ile dava konusu kaza arasında illiyet kurulamadığı, dava konusu 04.03.2018 günü veya ameliyat öncesi çekilen servikal MR CD’si gönderilirse yeniden değerlendirileceği cihetle, mevcut belgelere göre Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümlerine göre davacının dava konusu kazadaki yaralanmasının araz bırakmadan iyileştiğinin, tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğunun mütalaa edildiği, davacı tarafın rapora itirazı üzerine, raporda bahsedilen MR CD görüntülerinin dosyaya kazandırıldığı ve aynı kurula dosyanın yeniden gönderildiği, kurul tarafından tanzim edilen 29.06.2020 tarihli raporda; dosyaya eklenen 04.03.2018 tarihli servikal BT ve MR tetkiklerinin incelemesinde; C5-C6 vertebra eklem aralığında daralma, hipertrofik dejeneratif değişiklikleri posteriorda spinal kanala uzanan osteofitler, bu seviyede spinal kanalda myelopatik sinyal değişiklikleri ve C5-6, C6-7 disk aralıklarında diskopati izlendiği, servikal vertebralarda akut osseöz travmatik lezyon saptanmadığı, aynı tarihli toraks, tüm batın BT incelemelerinde akut travmatik lezyon izlenmediği, buna göre davacının geçirdiği trafik kazası sonrası başvurduğu hastanede düzenlenmiş olan tıbbi belgede; belde, kasıkta ağrı, sol bacakta hipoestezi tanımlandığı, servikal ve torakal hassasiyet tanımlanmadığı, servikal BT incelemesinde travmatik bulgu olmadığı, dejeneratif değişiklikler izlendiği, aynı şekilde Servikal MR incelemesinde de dava konusu olayla illiyet bağını kurabilecek akut travmatik bulgu olmadığı, dejeneratif değişiklikler izlendiği, servikal travmatik disk hernisi ile dava konusu kaza arasında illiyet kurulamadığının mütalaa edildiği görülmüştür.<br> Davacı vekilinin, ek rapora yönelik itirazları üzerine dosyanın Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Üst Kuruluna gönderildiği, Üst Kurul tarafından tanzim edilen 08.07.2021 tarihli raporda, dosyada mevcut 04.03.2018 tarihli servikal BT ve MR tetkiklerinin Adlî Tıp Kurumu İkinci Adlî Tıp İhtisas Kurulu tarafından incelemesinde; C5-C6 vertebra eklem aralığında daralma, hipertrofik dejeneratif değişiklikleri posteriorda spinal kanala uzanan osteofitler, bu seviyede spinal kanalda myelopatik sinyal değişiklikleri ve C5-6, C6-7 disk aralıklarında diskopati izlendiği, servikal vertebralarda akut osseöz travmatik lezyon saptanmadığı, aynı tarihli toraks, tüm batın BT incelemelerinde akut travmatik lezyon izlenmediği, Adlî Tıp Kurumu İkinci Adlî Tıp İhtisas Kurulu’nun 29.06.2020 tarihli, 8552 karar sayılı mütalâasında, davacının trafik kazası sonrası başvurduğu hastanede düzenlenmiş olan tıbbi belgede, belde, kasıkta ağrı, sol bacakta hipoestezi tanımlandığı, servikal ve torakal hassasiyet tanımlanmadığı, servikal BT incelemesinde travmatik bulgu olmadığı, dejeneratif değişiklikler izlendiği, aynı şekilde Servikal MR incelemesinde de dava konusu olayla illiyet bağını kurabilecek akut travmatik bulgu olmadığı, dejeneratif değişiklikler izlendiği, servikal travmatik disk hernisi ile dava konusu kaza arasında illiyet kurulamadığı, kurulun 30.12.2019 tarih, 26152 karar nolu mütlaasına eklenecek ya da değiştirilecek bir husus bulunmadığının belirtildiği ve davacıda dava konusu kazadan kaynaklanan daimi araz bulunmadığının, kaza sonrası tıbbi iyileşme süresinin 3 hafta olduğunun bildirildiği, raporun hükme esas alınarak karar verildiği anlaşılmıştır.<br> Mahkemece, davacının daimi maluliyet oranının belirlenmesi yönünden hükme esas aldığı raporun ATK tarafından tanzim edildiği, raporda davacının tüm tedavi evraklarının ayrıntılı şekilde incelendiği, davacıda meydana geldiği iddia edilen servikal vertebra kırığı ile  dava konusu kaza arasında illiyet bağının bulunmadığının açıkça belirtildiği, raporun dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu, ayrıntılı ve gerekçeli olarak hazırlanmakla denetiminin mümkün olduğu görülmekle davacı vekilinin daimi maluliyet oranına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>2-Davacı vekili, davalı sigorta şirketi vekilinin, dava dilekçesinde davacının %7 oranında daimi maluliyetinin olduğunu kabul ettiğini, bu nedenle en azından bu oran üzerinden davanın kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüşse de; cevap dilekçesinde, davacı vekili tarafından davacının %28 oranında daimi maluliyetinin olduğunun iddia edilmesine cevap olarak davacı tarafça dosyaya sunulan Engelli Sağlık Kurulu Raporuna ilişkin davalı sigorta şirketi tarafından alınan uzman mütalaasında davacının %7 oranında daimi maluliyetinin bildirildiği belirtilip bu oran üzerinden davanın kabul edilmesi yönünde bir beyanda bulunulmaksızın davacının daimi maluliyet oranının belirlenmesi yönünden adli tıp kurumundan rapor alınması gerektiğinin savunulduğu, bir kabulün sözkonusu olmadığı görülmüş olup davacı vekilinin bu hususa yönelik istinaf itirazı reddedilmiştir.<br>3- Davacının manevi tazminat istemi TBK’nın 56. maddesine dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir. Tüm bu kriterlere göre belirlenecek tazminat -aynı anda- tarafların ikisini de memnun etmese dahi, adil olacağı için, hukuk tarafından kabul edilen ve uygulanan sistem haline gelmiştir. <br>Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.<br>Dava konusu olayda, kazanın meydana geliş şekli, davacının yaralanmasının niteliği, daimi maluliyetinin bulunmaması, iyileşme süresi (üç hafta), tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2018) paranın alım gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmış, davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, <br>5-Kararın tebliğine <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren iki  haftalık süresi içerisinde  TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 29/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye  <br>Üye <br>Katip <br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2516f996b2099ccb","SID":"ae763af43c5b678c"}}