{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/394 - 2024/668<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/394 <br>KARAR NO\t: 2024/668<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                               K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/11/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/242 E.  -  2019/493 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/11/2019 Tarih ve 2018/242 Esas - 2019/493 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış \"...\" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın  \"... ...\" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın dava konusu YİDK  kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa  dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının kullanım sonucu ayırt edici ve tanınmış hale geldiğini, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını ve tanınmışlığından haksız sağlayacağını, ayırt ediciliğini zedeleyeceğini, ayrıca dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2018-M-3951 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>       Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, “...” ibaresinin İngilizce “kırmızı” anlamına geldiğini, ayırt ediciliğinin çok düşük olduğunu, Türkiye’de yaygın olarak konuşulan bir dilde bir rengi belirten “...” kelimesi üzerinde tekel hakkı sağlanamayacağını, müvekkilinin başvurusunun \"kızıl çam\" anlamına geldiğini, taraf markalarının benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında ,başvuru kapsamında yer alan bazı mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, iltibas koşullarının oluşmadığı, taraf markalarında ortak olan \"...\" ibaresinin ana renklerden biri olan “kırmızı” kelimesinin İngilizce’deki karşılığının olduğu, renk isimlerinin ayırt edici nitelikleri son derece zayıf olan ve herkesin çeşitli ek unsurlarla birlikte kullanımına açık kalması gereken, piyasada faaliyet gösterenlerin serbestçe kullanım hakkına sahip oldukları işaretler oldukları,  zayıf ayırt edici niteliği sahip bir unsurdaki ortaklığın, ilgili tüketici nezdinde işaretler arasında iktisadi – idari bir ilişki kurulması açısından yeterli olmadığı , böyle bir durumda önceki marka ile sonraki marka arasında bağlantı kurulmasına neden olacak özellikle görsel unsurların varlığının önem teşkil ettiği, halbuki somut uyuşmazlıkta bu yönde ilişki kurulmasına neden olabilecek hiçbir görsel benzerliğin de bulunmadığı,  nihayetinde davacı taraf markalarının kullanım sonucunda ayırt edicilik kazanıp kazanmadığından bağımsız olarak, salt markaları oluşturan işaretler bakımından, markalar arasında 6/1 maddesi uyarınca iltibasa neden olabilecek bir benzerliğin mevcut olmadığı,dosya kapsamına sunulan delillerden davacı yanın “...” markasının, “...” üst markasından bağımsız bir tanınmışlığının bulunduğu kanaatine varılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle 6/4 ve 6/5 maddelerinin şartlarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği,  dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının kullanım sonucu ayırt edici ve tanınmış hale geldiğini, tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak, algılanacağını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız sağlayacağını ve ayırt ediciliğine zarar vereceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, bir bütün olarak dava konusu “... ...” ibareli başvuru ile  davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan İngilizcede \"kırmızı\" anlamına gelen \"...\" ibaresinin ayırt ediciliği düşük olup, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiği, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulünün gerektiği, dava konusu başvuruda yer alan \"...\" ibaresiyle başvuruya anlamsal, işitsel ve görsel olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı,  davacının itirazına mesnet markalarının tanınmışlığı ispatlanamadığı gibi tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, bu hususun sonuca etkili de bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından istinaf başvurusunda peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 29/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/04/2024  <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"72f16d8ddf6b9dc8","SID":"2366294fcfb42259"}}