{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/257 \t\t                                      ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2024/301<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t(...)<br>ÜYE\t\t: DR. ...  \t\t(...)<br>KATİP\t\t: ...  \t\t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/02/2021<br>ESAS-KARAR NO\t: 2018/582 E 2021/89 K<br><br>DAVACI\t: \t  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 25/03/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 24/04/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ\t<br>Davacı vekili, müvekkili aleyhine Ankara 12. İcra Müdürlüğü’nün 2017/11709 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, icra takibinin dayanağının 20.02.2015 keşide tarihli, 54.125 TL bedelli ve 4003144 no.lu ... Şubesi’ne ait çek ile 25.04.2015 keşide tarihli, 98.640, 00 TL bedelli ve 4003306 ... Şubesi’ne ait çekler olduğunu, müvekkilinin imza inkarına dayalı olarak açmış olduğu, Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2017/385 E. ve 2018/114 K. sayılı kararında, '' 25/04/2015 keşide tarih ve 4003306 numaralı çek yönünden takibin durdurulmasına '' kararının verildiğini, müvekkili ... yönünden 4003306 numaralı çek yönünden takibin durdulduğunu,  keşideci tarafından ödeme iddiasına dayalı olarak açılan Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2017/386 E. ve 2018/116 K. sayılı kararında '' .. Davacı borçlu yönünden, 6.515,89 TL asıl alacak ve 1.021,03 TL işlemiş faiz olmak üzere takibin 7.536,92 toplam alacak yönünden devamına, diğer alacak kalemleri yönünden takibin reddine'' karar verildiğini, bu karara göre Ankara 12. İcra Müdürlüğü’nün 2017/11709 Esas sayılı dosyasında 7.536,92 toplam alacak yönünden devamına karar verildiğini,  borcun keşideci tarafından ferileri ile birlikte 04.06.2018 tarihinde 9.799,00 TL olarak ödendiğini, keşideci tarafından yapılan ödeme neticesinde borcun sona erdiğini, borcun müvekkilini de etkilediğinden müvekkili yönünden de borcun sona erdiğini, müvekkilinin icra takibi tehdidi altında icra dairesine 19.09.2017 tarihinde 9.966,60 TL ve 02.01.2018 tarihinde 20.560,92 TL olmak üzere toplam 30.527,52 TL'yi ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin davalıyı borçlu olmadığının tespitine ve bu nedenle Ankara 12. İcra Müdürlüğü’nün 2017/11709 Esas sayılı takip dosyasına müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı 30.527,52 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdadına, müvekkili lehine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ\t<br>Davalı cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı aleyhine Ankara 12. İcra Müdürlüğü’nün 2017/11709 Esas sayılı dosyasında, ... Şubesi’ne ait  20.02.2015 keşide tarihli, 54.125,00 TL bedelli 4003144 nolu, 25.04.2015 keşide tarihli, 98.640,00 TL bedelli ve 4003306  çekler takip dayanağı olarak gösterilerek icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından çeklerin altındaki imzaların kendisine ait olmadığından bahisle takibin iptali için Ankara 6. İcra Hukuk mahkemesi’nde dava açtığı, mahkemece 25/04/2015 keşide tarihli 4003306 numaralı çekteki keşideci imzasının davacıya ait olmadığı anlaşıldığından mahkemece bu çek yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği ve bu kararın istinaf ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davacının icra dosyasına 9.966,60 TL'yi 19/09/2017 tarihinde, 20.560,92 TL'yi de 02/01/2018 tarihinde yatırdığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>İstinaf eden-davalı vekili tarafından;<br>Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesis edildiği, dava açıldığı tarih itibariyle icra hukuk mahkemesi kararının henüz kesinleşmediği, mahkemece senet üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde araştırma yapılmadığı bildirilerek  başvurulmuştur.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık takibe dayanak çek altındaki imzanın davacıya ait olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, kambiyo senedindeki imza inkarına dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Ankara 12. İcra Müdürlüğü’nün 2017/11709 E. Sayılı takip dosyasına ait ödeme emrinin incelenmesinden, alacaklının ... Mark. Tes. İnş... Ltd. Şti, borçlunun ..., ...sis... Tic. Ltd. Şti olduğu, 54.125,00 TL (20/02/2015 Tarihli 4003144 çek numaralı çek) çek alacağı, 12.800,93 TL işlemiş faiz, 3.012,50 TL bakiye karşılıksız çek tazminatı, 162,38 TL komisyon alacağı, 98.640,00 TL çek alacağı(25/04/2015 tarihli 4003306 seri nolu çek) 21.512,98 TL işlemiş faiz, 9.864,00 TL karşılıksız çek tazminatı alacağı, 295,92 TL komisyon alacağı olmak üzere toplam 200.413,71 TL alacak üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmıştır.  <br>Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 15/02/2018 Tarih, 2017/386 E., 2018/116 K. Sayılı dosyasının incelenmesinden, davacısının .... İnş. Ltd. Şti davalısının ... Market... Ltd. şti olduğu davacı tarafından davalı aleyhine Ankara 12. İcra Dairesinin 2017/11709 E. sayılı dosyasındaki  20/02/2015 keşide tarihli  54.125,00 TL'lik çek yönünden  icra emrine itiraz davası açlıdığı ve mahkemece yargılamanın yapılarak \"Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2017/11709 E. sayılı takip dosyasında davacı borçlu yönünden 6.515,89 TL asıl alacak ve 1.201,03 TL işlemiş faiz olmak üzere takibin 7.536,92 TL toplam alacak yönünden devamına diğer alacak kalemleri yönünden takibin iptaline\" dair karar verildiği anlaşılmıştır. <br>Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 15/02/2018 Tarih,  2017/385 E., 2018/114 K. Sayılı kararının incelenmesinde; davacının ..., davalının ... Market Tes. İnş. Tur. Mak... Tic. Ltd. Şti olduğu  davacı tarafından davalı aleyhine Ankara12. İcra Müdürlüğü'nün 2017/11709 E. sayılı dosyasındaki 20/02/2015 keşide tarihli 54.125,00 TL'lik  ve 25/04/2015 keşide tarihli 98.640,00 TL bedelli çek yönünden çeklerdeki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle imzaya itiraz davası açıldığı mahkemece yapılan yargılama sonunda; \"Davanın kısmen kabulü, kısmen reddine, 25/04/2015 keşide tarihli, 4003306 nolu çek yönünden kabini durdurulmasına, 20/02/2015 keşide tarihli 4003144 nolu çek yönünden takibin devamına\" dair karar verildiği, Mahkemece verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara BAM 19. HD'nin 2018/1731 E., 2019/1958 K. Sayılı kararı ile istinaf isteminin reddine karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12 HD'nin 2020/3687 E., 2020/7933 K. sayılı ilamı ile mahkeme kararının onanarak kesinleştiği görülmüştür. <br>Davacı yanca Ankara 12. İcra Müdürlüğü’nün 2017/11709 E. sayılı dosyasında takibe konu edilen ... Şubesi’ne ait  20.02.2015 keşide tarihli, 54.125,00 TL bedelli 4003144 nolu çekin keşideci tarafından ödendiği, 25.04.2015 keşide tarihli, 98.640,00 TL bedelli ve 4003306 çekin ise altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığı, bu kapsamda yapılan takip nedeniyle icra dosyasına 9.966,60 TL'yi 19/09/2017 tarihinde, 20.560,92 TL'yi de 02/01/2018 tarihinde yatırdığı belirtilerek borçlu olunmadığının tespiti ile birlikte ödenen bedelin istirdatı isteminde bulunulmuştur.<br>Mahkemece davacının aşamalardaki talebi 04/02/2021 karar celsesinde açıklattırılmış ve davanın 25.04.2015 keşide tarihli, 98.640,00 TL bedelli ve 4003306 çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ve bu kapsamda ödenen bedelin istirdatına yönelik olduğu hususu tespit edilmiş, Mahkemece hüküm ile birlikte harç eksikliğinin tamamlanması yoluna gidilmiştir. <br>Ancak, davanın açılması nedeniyle alınacak yargı harçlarının türü, ödeme yeri, zamanı ve usulü 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27 ve devamı maddeleri ile bağlı tarifede gösterilmiştir.<br>Harcın eksik yatırılması halinde yapılacak işlemler ve izlenecek yol ile harcın yatırılmaması ve yaptırımı aynı Kanun'un 27 ve 32. maddelerinde belirtilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. maddesinin son fıkrası hükmüne göre harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise müteakip işlemlere ancak harç ödendikten sonra devam olunacağı vurgulanmış ve 30. maddede de yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o oturum için yargılamaya devam olunacağı, takip eden oturum gününe kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı, HUMK'nun 409. maddesinde  (6100 sayılı HMK'nın md. 150) gösterilen süre içerisinde dosyanın işleme konulmasının eksik harcın ödenmesine bağlı olduğu açıklanmıştır. Bu hükümlerle eksik harcın tamamlatılmasına ilişkin özel bir düzenleme getirilmiştir.<br>Bu durumda mahkemece, anılan yasal düzenlemeler gözetilerek, davacı yanın talebi gözetilerek eksik harcın tamamlatılmaması halinde, HMK'nın 150.maddesi hükmü uyarınca dava dosyasının işlemden kaldırılması, bu maddede öngörülen süre içerisinde harcı yatırılmak suretiyle dava dosyasının yenilenmesi halinde davaya kaldığı yerden devam edilmesi, üç aylık süre içerisinde harç yatırılmak suretiyle dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmektedir.<br>Mahkemenin gerekçesine esas aldığı Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 15/02/2018 Tarih,  2017/385 E., 2018/114 K. Sayılı kararı ve bu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de icra mahkemesi kararları takip hukuku yönünden bağlayıcı olup, maddi hukuk anlamında kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden, derdest uyuşmazlıkta kambiyo senedindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünden emsal imza örnekleri toplanmak suretiyle uzman bilirkişi kurulundan yeni bir rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.<br>Belirtilmelidir ki bir senette yer alan yazının veya imzanın inkâr edilmesi durumunda, 6100 sayılı HMK’nın 208. maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası anlamında bir “sahtelik iddiası” söz konusu olur. 6100 sayılı HMK’nın 208. maddesine ilişkin gerekçede bu husus maddenin kenar başlığında “Yazı veya imza inkârı” ibaresi birlikte kullanılmıştır. Her iki husus uygulamada sahtelik iddiası olarak adlandırılan durumu ifade etmektedir” şeklinde belirtilmiştir (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T.: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 1792).<br>Öte yandan, bir senetteki imzanın inkâr edilmesi hâlinde, mahkemenin imzanın sahte olup olmadığı konusunda kendiliğinden araştırma yapması gerekir. Bu araştırma ve incelemenin sırası ise 6100 sayılı HMK’nın 211. maddesinde düzenlenmiştir (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T., s. 1794).<br>Buna göre; bir senedin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak ve aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak karar verilir (m. 211/1).<br>Hâkim ilk önce inkâr edilen imza hakkında tarafları dinler ve tarafların gösterdikleri delillerle bir kanaat edinmeye çalışır. Bu şekilde yeterli kanaat sahibi olması halinde senedin kabul veya reddine karar verir.<br>İmzayı inkâr eden taraf duruşmada hazır değilse, hâkim imzayı inkâr eden tarafı isticvap eder. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir.<br>Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle senedin sahteliği hakkında bir karar verir (m. 211/a.c.1 ve 2).<br>Yukarıdaki şekilde yapılan incelemeye rağmen sahtecilik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa hâkim bilirkişi incelemesine karar verir (m.211/b.c.1). Bilirkişi incelemesi yapılmadan önce mevcutsa, o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirtilir  (m.211/b, c. 2).<br>Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir (m. 211/b), (Kuru B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2016, s 350 vd.).<br>6100 sayılı HMK’nın 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur  (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T., s. 1795).<br>Buna göre, imza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise, borçlunun duruşmada alınan medarı tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir.<br>İncelemenin de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.05.2001 gün 2001/12-436 E., 2001/467 K. ve 06.06.2001 tarih ve 2001/12-466 E., 2001/483 K. sayılı kararlarında da aynen benimsendiği gibi; herhangi bir belgedeki imza veya yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.<br>Yapılan açıklamalar neticesinde istinaf incelemesine konu somut uyuşmazlık ele alındığında, davacı yanca kambiyo senetleri dava konusu edilmiş, mahkemece sahtecilik iddiası bakımından çekin tanzim tarihinden önceki yıllara ait davacıya atfen atılı imzalar getirtilmeksizin yukarıda belirtilen şekilde denetime ve hüküm kurmaya elverişli bir rapor alınmaksızın ve rapora yönelik itirazlar karşılanmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edilmiştir. <br>Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekillinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-4 ve 6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/02/2021 tarih ve 2018/582 Esas, 2021/89 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-4 ve 6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde davalıya İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 25/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br>Katip ...<br> e-imzalıdır<br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7125a8a784b8bd6a","SID":"c7cfb88d982e265f"}}