{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/227 <br>KARAR NO: 2024/558<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/11/2023<br>NUMARASI: 2022/279 E. - 2023/89 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin \"...\" markası altında faaliyetine devam eden restoranlar aracılığıyla yiyecek ve içecek sektörü alanında hizmet sunmakta olduğunu ve  tüm bölgelerde tüketiciler tarafından bilinmekte ve beğenilmekte olduğunu, bu doğrultuda Türk Patent Kurumu nezdinde marka tescilinin bulunduğunu, davaya konu ... tescil numaralı ve ... tescil numaralı \"...\" ibareli markaların davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak tescil ettirildiğini belirterek anılan markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline ait markaların hükümsüzlüğünü talep ettiği, talep içeriğine göre SMK Madde 25 çerçevesinde marka sahibinin bulunduğu yer ihtisas mahkemesinin açılan davada yetkili olduğunu, yine SMK'nın 156/5 maddesi gereğince de müvekkilinin yerleşim yeri mahkemesinin davada yetkili olduğunu, müvekkilinin \"..., ... Sk. ...  , No:.. Esenyurt/İstanbul\" adresi itibarı ile davada  yetkili mahkemenin Bakırköy İhtisas Mahkemeleri olduğunu belirterek yetkisizlik kararı verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; marka hükümsüzlüğüne ilişkin davada SMK'nın 156/5 maddesi gereği yetkili mahkemenin davalının ikametgahı mahkemesi olduğu, Yargıtay İçtihatlarında da belirtildiği üzere hükümsüzlük davalarının davalının yerleşim yeri mahkemesinde görülmesi gerektiği, davalının adresinin \"... Mahallesi, ... Sk. ...  No:... Esenyurt/İstanbul\" olduğu, davalı tarafça usulünce süresi içerisinde yetki itirazında bulunulduğu, yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri olan Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, davalının yetkiye yönelik itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine\" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -İstanbul 2. Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesinin 2023/89 K. sayılı kararının taraflarına 06/12/2023 tarihinde tebliğ edildiğini, Yetkisizlik kararına bir diyeceklerinin olmadığını, ancak İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılamanın 05/01/2023 tarihinde düzenlenen ön inceleme tensip tutanağının 11 numaralı kararında \"11-Davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin takdiren teminatsız olarak kabulü ile; Davalı adına kayıtlı ...  ve ... tescil numaralı ''...'' ibareli marka tescil dosyalarının dava sonuçlanıncaya kadar 3. kişilere devir ve temlikinin İHTİYATİ TEDBİREN ÖNLENMESİNE, tedbirle ilgili TPMK Markalar Dairesi Başkanlığına bilgi verilmesine\"  karar verildiğini, HMK’nun 390/1 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebileceğini, İhtiyati tedbir kararı veren mahkemenin daha sonra görevsiz ya da yetkisiz olduğunun anlaşılması üzerine görevsizlik ya da yetkisizlik nedeniyle usulden ret kararı verilmesi halinde mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına da karar verilmesi gerektiğini ancak İhtiyati Tedbire ilişkin hüküm kurulmadığını, eksik bir şekilde hüküm kurulması nedeniyle, uygulanmış tedbirin kaldırılmasına, yerel mahkeme kararındaki eksikliklerin giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın istinaf talebinin incelenebilecek nitelikte olmadığını, istinaf talebinin usulden reddine karar verileceğini, Davalı tarafça süresinden sonrasında ihtiyati tedbire itiraz edilirken yaklaşık ispat şartı üzerinden savunma yapıldığını, yetkisizlik talebine binaen ise herhangi bir şekilde ihtiyati tedbire itiraz edilmediğini, Davalı tarafın sırf süreci uzatmak ve yargılamayı geciktirmek amacıyla kendi dayandığı kararı kırparak Sayın Mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını,  ihtiyati tedbir kısmının eksik olduğu düşünülse dahi bu hususta karar verilmesi İstinaf Mahkemesi yoluyla değil İlk Derece Mahkemesi tarafından \"Hükmün Tavzihi\" yoluyla dosya üzerinden verilebileceğini, Davalı tarafından her ne kadar ihtiyati tedbir talebine karşı itirazda bulunulduğu iddia edilmişse de süresinde yapılan bir itiraz bulunmadığını, ihtiyati tedbir kararının ön inceleme tensip tutanağının 11. maddesiyle 05/01/2023 tarihinde verildiğini, bu kararın davalı tarafa tebliğinin ise PTT üzerinden yapılan barkod sorgulamasından açıkça görüleceği üzere 02/02/2023 tarihinde yapıldığını, Davalı tarafın süresinden sonra sunduğu ihtiyati tedbire itirazı geçerli kabul edilse dahi, Sayın Mahkemenizin de malumu olduğu üzere Davalı taraf, ilk defa Cevap Dilekçesinde ve sonrasında İkinci Cevap Dilekçesinde ihtiyati tedbir kararına itiraz etmişse de anılan itirazların dayanağı usule ilişkin olan \"tedbirin yetkisiz mahkemede verilmiş olması\" değil esasın da incelenmesini gerektiren \"yaklaşık ispatın oluşmadığı\" savunmasına ilişkin olduğundan \"yetkisizlik\" iddiasına binaen ihtiyati tedbirin kaldırılmasının hiçbir şekilde talep edilmediğini, yetkisizlik kararının kesinleştiğini, tedbirin devamının gerektiğini, Davanın görevsizlik veya yetkisizlik kararı gibi usûlî bir nedenden ötürü reddedilmesi durumunda, bu karar kesinleşse de ihtiyati tedbirin ortadan kalkmayacağını,  dosyada bulunan İhtiyati Tedbir Kararına karşı öncelikle davalı tarafça süresinde ve usulüne uygun bir itiraz dilekçesi sunulmadığı, HMK gereğince ihtiyati tedbir talebinin kabulü kararına karşı direkt istinaf kanun yoluna başvurulamadığından istinaf talebinin usulden reddedilmesi gerektiği ve yine ihtiyati tedbir kararı yetkisiz mahkemede verilmiş olsa dahi davaya yetkili mahkemede devam edileceğinden ihtiyati tedbir kararının kaldırmaması gerektiği göz önüne alınarak davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.6100 Sayılı HMK'nın 390/1. maddesinde, \"İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.\" düzenlemesi yer almaktadır. Ancak dava konusu uyuşmazlık, dava açıldıktan sonra verilen yetkisizlik kararı sonucu, dava başında verilen tedbir kararının geçerli olup olmayacağına ilişkindir.İlk derece mahkemesince 05/01/2023 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verildiği, 17/11/2023 tarihinde ise yetkisizlik kararı verildiği, ilk tedbir kararına itiraz edilmediği anlaşılmıştır.6100 sayılı HMK'nın 341. maddesinde ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği açıkça belirtilmiştir.HMK'nın 394/1. Maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbirin kabulü kararına karşı itiraz yolu açıktır. Aynı maddenin 4. fıkrasına göre mahkeme itiraza ilişkin olarak tarafları dinlemek üzere davet edip karar verir. Verilen bu karar ise, HMK'nın 341. maddesi gereğince istinaf kanun yoluna tabidir.  Ancak İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin kabulü kararına itiraz bulunmadığından, ve yetkisizlik kararında tedbire ilişkin bir değerlendirme bulunmaması nedeniyle, hakkında verilmiş olumlu olumsuz bir karar bulunmadan  istinaf edilebilecek bir karar da olmayacağından, yetkisizlik kararı içerisinde değerlendirilmemiş bir konu hakkında karar verilemeyeceğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1 maddeleri uyarınca istinaf yolu haiz olmadığından usulden reddine karar karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 341/4. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 352/1/b. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,2-İstinaf talebinin esası incelenmediğinden davalı vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde yatırana iadesine,3-6100 Sayılı HMK' nun 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-6100 Sayılı HMK'nun 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine YER OLMADIĞINA,5-6100 Sayılı HMK' nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 352/1-b. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"428fb7865eccd479","SID":"bab09be908315e4e"}}