{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                     T.C.<br>                 SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2023/176 <br>KARAR NO\t\t: 2024/674<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...     (...)<br>ÜYE\t\t: ...     (...)<br>ÜYE\t\t: ...     (...)<br>KATİP\t\t: ...     (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25.10.2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/366 Esas -  2022/612 Karar<br><br>İSTİNAF YOLUNA <br>BAŞVURAN DAVALI\t: ... -...  <br>VEKİLİ\t: Av. ... -  ...<br><br>DAVALI\t: SOMPO SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ ...- ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...  <br><br>DAVALI\t: ... - ... <br><br>DAVACI\t: ...  - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>BAŞVURU TARİHİ\t:  28.11.2022<br>İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ     :  25.01.2023<br>KARAR TARİHİ\t:  28.03.2024<br>YAZIM TARİHİ\t:  28.03.2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı  vekili dava dilekçesinde; 03.10.2018 tarihinde ...'in kullandığı ... plakalı aracın yaya haldeki davacıya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını beyan ederek; 6100 sayılı yasanın 107.maddesine göre belirlenecek maddi tazminatın davalı sigorta şirketi için poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere, davalılar ... ve  ...’tan müştereken ve müteselsilen sigorta şirketi için temerrüt tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...’tan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br> Davalı Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesi ile; davacının davalıya  başvurusu olmadığını, kusur oranının tespitinin gerektiği, ATK raporu alınması gerektiği, tedavi gideri ve bakıcı giderlerinin SGK sorumluluğunda olduğu, manevi tazminat sorumluluklarının olmadığı, tazminatın asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiği, faizin yasal faiz olması gerektiği savunmaları ile davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; kazanın davalı  tarafından yapılmadığı, davalının davacıya çarpmadığını, haksız fiil sorumluluğu için aranan şartın gerçekleşmediğini talep ederek davanın reddini talep etmiştir.   <br>İlk derece mahkemesi tarafından, davanın ... Yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, 350.559,60-TL maddi tazminatın davalı sompo Japon sigorta A.Ş yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile temerrüt tarihi olan 27.11.2019 tarihinden davalı ... yönünden kaza tarihi olan 03.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Sompo Japon sigorta A.Ş. ve davalı ...'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ..'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı  davalı ...  vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin 31.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda geçen; davacının %23 oranında sürekli engelilik olduğuna ve davalının %100 oranında kusurlu olduğuna ilişkin kanaati hükme esas aldığını, itirazlarının dikkate alınmadığını, kusur durumunun ve davacının engel oranın kabulünün  mümkün olmadığını, davacının , akli dengesi yerinde olmayan biri olduğunu, davalının aracıyla park halinden çıkmak için geri manevra yaptığı esnada, kaldırımda bulunan davacının birden yola atladığını ve  kazanın  bu sebeple gerçekleştiğini, davacının, yol ve araç durumunu kontrol etmeden yola atlaması davacının kusurlu olduğunu göstermekteyken, davacıya hiçbir kusur atfedilmemesinin hatalı olduğunu, bu sebeple işbu durumun 31.03.2022 tarihli bilirkişi raporunun eksik ve hatalı hazırlanmış bir rapor olduğunu, davalının  %23 oranında sürekli engel oranı olacak şekilde bir kazaya sebebiyet vermediğini, bu durumun tespiti için davacı kadının tüm tıbbi geçmişinin araştırılması gerektiği yönündeki taleplerinin yerel mahkemece dikkate alınmadığını, bu doğrultuda hiçbir araştırma yapılmadan aynı rapor esas alınarak hüküm kurulmasının  hatalı olduğunu, maluliyet oranına ve maluliyetin tespiti işlemlerine ilişkin hatalı şekilde yapıldığı gibi işbu işlemlere olan itirazlarının  dikkate alınmadığını, dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu'na tevdii istenmişse de işbu taleplerinin yerel mahkemece dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, öncelikle işbu olay park halindeki aracı geri manevra yapacağı sırada, davacının yola atlaması sebebiyle gerçekleşmiş olduğunu, aracın hızının ne kadar olduğu, davacıya çarpma gücü, çarpmanın davacıya etki derecesi hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, davacı yanın maluliyetinin işbu olaya bağlı olarak gerçekleşmesinin  mümkün olmadığını, park halindeki aracın geri geri manevra yapacağı esnada bir çarpma gerçekleşmesi neticesinde %23 oranında maluliyetin oluşmasının  mümkün olmayacağını, bu kapsamda davacının, dava öncesindeki hastane kayıtlarının celbi ile ilgili hususun aydınlatılması gerektiğini, 03.10.2018 tarihinde meydana gelen olay sebebiyle maluliyete ilişkin alınacak raporun Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne göre düzenlenmesi gerekirken hatalı olarak Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olduğunu, Yargıtay kararı doğrultusunda değerlendirmenin Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne uygun olarak İstanbul Adli Tıp Kurumu'nda yapılmasının gerekmekte olduğunu, davacının gelir düzeyi hakkında herhangi bir bilgi belirlilik yokken, asgari ücret düzeyinde geliri olduğu varsayılarak yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, davacının tüm tıbbi geçmişi araştırılmadan ve güncel fiziki muayenesi yapılmadan hüküm kurulmasının  hatalı olduğunu, Hükme esas alınan engel oranı miktarının  fahiş olduğunu, İşbu engel oranına ilişkin yapılan fiziki muayeneler en son 24.09.2019 tarihinde gerçekleşmiş olup aradan 2 yılı aşkın bir süre geçmiş iken güncel tetkikler yapılmadan engel oranına ilişkin değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, iddia edilen kazanın olay tarihi 03.10.2018 iken dava tarihi 06.08.2020 tarihi olup, davacı kazadan yaklaşık 2 yıl geçtikten sonra işbu davayı açmış olmasının kötü niyetli olduğunu ortaya koymakta olduğunu, eksik ve çelişkilerle dolu hazırlanmış 31.03.2022 tarihli bilirkişi raporunun  hükme esas alınamaz olduğunu, yerel mahkeme'nin manevi tazminat yönünden vermiş olduğu kararı kabul etmemekle birlikte davanın reddi gerekirken yerel mahkemece belirlenen işbu manevi tazminat bedelinin fahiş olduğunu, haksız fiil şartları davalı  yönünden oluşmadığından ortada da davalıya  yükletilebilecek maddi ve manevi tazminat da olmaması gerektiğini belirterek, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının  kaldırılmasını  ve davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.  <br>Dava; haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Somut olayda; olay tarihi olan 03/10/2018 tarihinde mülkiyeti ... adına kayıtlı olup davalı Sompo  Sigorta AŞ'nin ... poliçe numaralı poliçesiyle kişi başına bedeni zararın 360.000,00 TL limitli  ZMMS kapsamında sigortalı olan ... plaka sayılı araç davalı sürücü ... sevk ve idaresinde iken olay yerinde, park halinde bulunan aracını ile geri manevra yaparak seyrettiği esnada, Entez inşaat  isimli işyerinin  önünden  araçların arasından  karşıdan karşıya  geçeceği esnada davacı yaya ...’a çarparak yayanın yaralanmasına sebep olduğu anlaşılmıştır. <br>Davalının kusura yönelik itirazın incelenmesinde; <br>Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, \"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür\", yine aynı kanunun 50.maddesinde, \"Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır\" denilmektedir.<br>Yine aynı kanunun, 50. Maddesinde, \"Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır\" hükmüne yer verilmiştir. <br>Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, \"İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur\"  denilmektedir.<br>Mahkemece makine yüksek mühendisi bilirkişisinden alınan raporda kazanın oluşumunda davalı sürücünün %100 oranında, davacı yayanın kusurunun olmadığı belirtilmiştir. Olaya ilişkin kaza tespit tutanağının bulunmaması nedeniyle davacı yaya ve davalı sürücü ile tanıkların soruşturma dosyasında verdikleri ifadeler irdelenerek Makine Yüksek Mühendisinin vermiş olduğu 31/03/2022 tarihli kusur raporu ile tüm dosya kapsamındaki deliller nazara alınarak kazadaki kusur durumunun dosya kapsamına, oluşa uygun şekilde belirlenmiş olmasına göre, davalı tarafın itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla, buna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir. <br>Davalının maluliyet oranına yönelik itirazın incelenmesinde; <br>Yine hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu'nun maluliyet raporuna göre davacının dava konusu yaralanma nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranının  % 23 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 9 ay olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 3 ayı boyunca bir başkasının bakımına muhtaç olduğu tespit edilmiş,  mahkemece alınan maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe göre düzenlendiği ve kaza ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğunun belirtildiği anlaşıldığından davalı tarafın buna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir. <br>Davalının aktüerya hesabına yönelik itirazın incelenmesinde; <br>Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/17451E. - 2022/14629 K.  sayılı kararı  ile; \"Sürekli iş gücü kaybı tazminatının belirlenmesinde, davacının son gelir durumu ile birlikte muhtemel yaşam süresinin ve bu sürenin ne kadarında aktif çalışma hayatının devam edeceği, ne kadarında pasif dönemde bulunacağının tespiti önem arz etmektedir. Çalışma hayatının, aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa kalan sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu; sürekli iş gücü kaybı nedeniyle tazminatın hesabında, pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret  düzeyinde  bir zarar olacağının kabulü gerektiği Dairemizin yerleşik içtihatlarındandır.\" şeklindedir.<br>  Pasif devre zararının hesaplanması sırasında esas alınan ücret, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Hal böyle olunca da ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indirimin ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif dönem (devre) zararının hesaplanmasında dikkate alınamayacağı açıktır. Zira asgari geçim indirimi ücretin eki olmadığından, tazminat alacaklarının hesaplanmasına esas ücrete dahil edilemez.( Yargıtay 17. HD'nin 23/11/2015 tarih, 2014/2583 Esas ve 2015/12589 Karar sayılı ilamı )  Mahkemece alınan 31/03/2022 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda da ne iş yaptığı araştırılmayan davacı iş göremezlik tazminatının hesaplanmasında asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı görülmüştür. <br>Mahkemece alınan aktüer raporun güncel Yargıtay içtihatlarına uygun olarak TRH2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre düzenlenmesi doğru olduğundan davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. <br>Davalının manevi tazminata ilişkin itirazın incelenmesinde:<br>        Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak  hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan  kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze  uğrayan kişi, uğradığı manevi  zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü  mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br> Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; \"Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir\" hükmü düzenlenmiş madde metninden de anlaşıldığı üzere, haksız eylem sonucu bedensel zarar görenin yakınları yararına manevi tazminata karar verilebilmesi için, zarar görenin yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olması gerekmektedir. Ağır bedensel zarar, kanunda tanımlanmamış olup,  yaralanmanın özelliğine ve yarattığı sonuçlara göre mahkemece takdir edilecektir.<br>Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, kusur durumu, maluliyet oranı  ve  yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemes'ince belirlenen tazminat tutarı da somut olayın özelliklerine uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.     \t\t   \t\t <br>\t<br>H Ü K Ü M\t\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret  Mahkemesinin 25.10.2022 tarih ve 2020/366 Esas, 2022/612 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı  ... vekilinin istinaf başvurusunun  ESASTAN REDDİNE,<br>2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalıdan alınması gereken   23.946,72 TL nisbi istinaf karar harcından peşin alınan  6.413,63  TL'nin mahsubu ile bakiye 17.533,09 TL harcın davalı ...'den  alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,<br>4-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,  <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  28.03.2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br>  e imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e imzalıdır <br><br>*Üye ...<br>  e imzalıdır <br><br>Katip ...<br>  e imzalıdır <br><br><br><br><br><br><br>        *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"639b0fbd72064657","SID":"39a594123f15c091"}}