{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/552 <br>KARAR NO\t: 2024/180<br><br>DAVA\t: Alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 26/08/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 13/03/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı (temlik eden) ... A.Ş ile yine dava dışı ... Tic.A.Ş. arasında 21.06.1996 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ve 3.7.1997 tarihli Ek Genel Kredi Sözleşmesi imza edildiğini, davalılar anılan sözleşmeleri müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatı ile imza ettiklerini, sözleşmelere aykırı davranılması ve sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine hesap ... 2.Noterliğinin ... tarih ve ... Yevm.nu.lı ihtarnamesi ile kat edildiği, hesabın kat'ı sonrasında davalı borçlular hakkında ... A.Ş. tarafından ... 14.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından 11.11.1999 tarihinde takibe geçildiğini, davalı ...'tan 37.126,38 TL asıl alacak ve asıl alacağa 11.11.1999 (Kat tarihi olarak kabul edilen ilk takip tarihi.) tarihinden itibaren işleyecek %220 temerrüt faizi ve bu faizin %5 i kadar gider vergisi, ...'dan ise 31.715,92 TL asıl alacak ve asıl alacağa 11.11.1999 (Kat tarihi olarak kabul edilen ilk takip tarihi.) tarihinden itibaren işleyecek %220 temerrüt faizi ve bu faizin %5 i kadar gider vergisi, tutarında alacaklı olduğunu, müvekkili şirketin davalı ...'ın 37.126,38 TL asıl alacak ve asıl alacağa 11.11.1999 (Kat tarihi olarak kabul edilen ilk takip tarihi.) tarihinden itibaren işleyecek %220 temerrüt faizi ve bu faizin %5 i kadar gider vergisi ile   davalı ...'nun 31.715,92 TL asıl alacak ve bu asıl alacağa 11.11.1999 (Kat tarihi olarak kabul edilen ilk takip tarihi.) tarihinden itibaren işleyecek %220 temerrüt faizi ve bu faizin %5 i kadar gider vergisi, tutarında alacağının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... A.Ş. ile ... Tic.A.Ş. arasındaki  Kredi Sözleşmesi ileri sürülerek keşide edilen ... 2.Noterliğinin ... tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesine konu  olduğu, ...1.As.Tic.Mah.....E,....K sayılı  davada  yine; ... 2.Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine konu  istemeye yönelik olduğu, kesin Hükme bağlanan Mahkemenin  05.10.2021 tarihli hüküm  kısmında  görüleceği gibi  ;tutar yönünden de ayni istem söz konusu olduğu, müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, HMK 114/ i maddesi ve kesin hüküm itirazımız gereği davanın reddini talep etmiştir. <br>Yukarıda arz edilen tüm  itirazlarımız gereği; <br>Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;  genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın müteselsil kefil davalılardan tahsili istemiyle açılan alacak davasında  aynı alacak için daha evvel başlatılan icra takibine davalı borçluların itirazı üzerine  ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas sayılı dosyasında görülen itirazın iptali davasında verilen hükümden sonra davacı tarafça davadan feragat edildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmekle dava şartlarının bulunup bulunmadığı, dava şartları mevcut ise davacının alacağının subut ve miktarına ilişkin olduğunun tespitidir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; <br>Davacı genel kredi sözleşmesinden kaynaklı, davalı müteselsil kefilden kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak talebinde bulunmuş, davalılar kesin hüküm dava şartı nedeniyle davanın reddini savunmuştur.<br>Yukarıda açıklandığı üzere uyuşmazlık konusu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın müteselsil kefil davalılardan tahsili istemiyle açılan alacak davasında  aynı alacak için daha evvel başlatılan icra takibine davalı borçluların itirazı üzerine  ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi... Esas sayılı dosyasında görülen itirazın iptali davasında verilen hükümden sonra davacı tarafça davadan feragat edildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmekle dava şartlarının bulunup bulunmadığı, dava şartları mevcut ise davacının alacağının subut ve miktarına ilişkindir.<br>Bilindiği üzere, dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmemiş olması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-i maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ya da yokluğu gerekli olan unsurlardır. Belirtmek gerekir ki, dava şartları davanın açılabilmesi için değil,  mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için aranan ve kamu düzeni ile ilgili olan zorunlu koşullardır.<br>Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder (HMK. m.115/1-2).<br>Bir hukuki uyuşmazlığı kesin olarak çözen son karar olan kesin hüküm, hem bireyler hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla hukuki güvenlik ve yargı erkine güven sağlandığından kesin hüküm kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Kesin hükümle, çelişik kararların ortaya çıkması engellenerek toplum hayatı için zorunlu olan hukuki istikrar sağlanır.<br>Kesin hüküm şekli ya da maddi anlamda olabilir. Şekli anlamda kesinlik, bir karara karşı belli bir aşamadan sonra kanun yollarına başvurulamamasını, diğer bir anlatımla kanun yolunun bulunmaması veya var olan kanun yollarının tükenmesini; maddi anlamda kesinlik ise bir hukuki uyuşmazlığın artık bütün bir gelecek için çözümlenerek son bulmasını, hükmün kesinleşmesinden sonra o davanın tekrar açılamamasını ifade eder.<br>Maddi anlamda kesin  hükmün koşulları HMK'nın 303. maddesinde düzenlenmiştir. HMK'nın 303/1. maddesine göre bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. <br>Görüleceği üzere, maddi anlamda kesin hükmün ilk koşulu her iki davanın taraflarının aynı olmasıdır.  Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir (HMK. m.303/3).<br>İkinci koşul olan dava sebebinden amaç ise hukuki sebepler değil, davanın dayanağı olan olay ve olgulardır. Yani davacının talep sonucunu dayandırdığı vakıalardır. Kesin hüküm hâline gelen bir uyuşmazlıkta aynı vakıalara dayanılarak ikinci kez dava açılamaz.<br>Maddi anlamda kesin hükmün söz konusu olabilmesi için gerekli olan üçüncü koşul ise dava konusunun aynı olmasıdır. İlk kararın hüküm fıkrası ile ikinci davanın talep sonucu aynı ise; diğer bir anlatımla ikinci davadaki talep sonucu ilk davada kesinleşen hüküm fıkrasını etkileyecek ve ortadan kaldıracak nitelikte ise dava konusu aynı sayılır.<br>İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.<br>Yasal dayanağını İcra İflas Kanunu (İİK)'nun 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile  aynı kanunun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.<br>Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. <br>... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2021/2083 esas, 2021/1385 karar sayılı kararında; <br>\"Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını bu davada cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbidir ve yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.<br>Bu bilgiler göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam etmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı HMK’nın 303. maddesi anlamında kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Takip dayanağı alacağın genel hükümler dairesinde tartışılarak mevcudiyeti sonucuna varan mahkeme itirazın iptali talebini kabul ettiğinde aynı dava konusu ile ilgili olarak borçlu menfi tespit isteyemeyeceği gibi, davanın reddi hâlinde de alacaklı aynı alacak için aynı dava sebebine dayanarak yeni bir alacak davası açamayacaktır.\" şeklinde karar verilmiş olup özetle itirazın iptali davası sonrası aynı alacak için yeni bir alacak davası açılamayacağına yönelik hüküm kurulmuştur.<br>... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/360 esas, 2021/613 sayılı kararında; <br>... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas, ...karar sayılı kararı ile aynı mahkemenin 2017/281E sayılı dosyasında davacı tarafından davalılar aleyhine satılan hayvanlarının bedellerinin ödenmemiş olması sebebiyle önce ... İcra Müdürlüğünün ...E sayılı dosyasında ilamsız takip başlatıldığı, davalıların takibe itiraz etmesi sonucunda da mahkemede itirazın iptali davası açıldığı yapılan yargılama da davalı Y.. yönünden davanın feragat nedeni ile reddine, diğer davalı yönünden ise ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş olduğu, dosyanın istinaf edilmeksizin 20/06/2018 tarihinde kesinleşmiş olduğu, mahkemenin 2017/281E sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğinden davacı tarafından açılan davanın HMK 114/1-i madde gereği kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2020/1943 esas, 2020/4052 karar sayılı 04/12/2020 tarihli, Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik Karar'ında; <br>\"İtirazın iptali davasının açılması halinde aynı alacakla ilgili genel hükümlere göre alacak davası açılmasında hukuki yarar olmadığı, itirazın iptali davası süresinde açılmamış ise veya başka bir nedenle alacaklı davaya alacak davası olarak devam etmek istediği takdirde itirazın iptali davasını ıslah suretiyle alacak davasına dönüştürebileceği, itirazın iptaline karar verilmesi halinde ilamın icra dairesine ibrazı suretiyle duran icra takibine devam edilerek alacağın tahsilinin sağlanabileceği gözetildiğinde, itirazın iptali davasının alacağın tahsilini sağlama, bir başka deyişle bir miktar para alacağının ödetilmesi (tahsili) amacını hizmet ettiği anlaşılacaktır. <br>Yine itirazın iptali davasında alacaklının davadan kısmen veya tamamen feragat etmek suretiyle alacağından vazgeçebileceği, buna karşılık borçlunun yargılama sırasında alacak tutarını kısmen veya tamamen ödemesinin geçerli olduğu, ödeme tutarınca borcun sona ereceği, borçlunun icra takibine yaptığı itirazdan kısmen veya tamamen vazgeçmek suretiyle alacaklının alacağını kısmen veya tamamen kabul edebileceği gözetildiğinde, itirazın iptali davasının 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun aradığı anlamda tamamen taraf iradelerinin hâkim olduğu ve tarafların dava konusu alacak hakkında serbestce tasarrufta bulunabileceği dava türlerinden olduğu herhangi bir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak şekilde açıktır.\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/14837 esas, 2014/3359 karar sayılı 24/02/2014 tarihli ilamında;<br>\"Mahkemece, davacının talebinin süresinde bankaya ibraz edilmeyerek çek vasfını kaybeden belge nedeniyle ve temel ilişkiye dayalı alacağın tahsili isteğine ilişkin olduğu, ... 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında,  davacı yanca davalı aleyhine ... 7. İcra Müdürlüğü'nün ... sayısına kayden yapılan takipteki davalı itirazının iptaline ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonucu anılan mahkemenin 08/07/2011 tarihli kararı ile davacı vekilinin davadan feragat talebi nedeniyle davanın reddine  karar  verildiği,  kararın  Yargıtay  3. Hukuk  Dairesi'nin 14/05/2012 tarihli kararı ile onandığı, ... 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ise,  davacı yanca davalı aleyhine ... 7. İcra Müdürlüğü'nün ... sayısına kayden yapılan takipteki davalı itirazının iptaline ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonucu anılan mahkemenin 17/07/2012 tarihli kararı ile davacının tarafları, dava sebebi ve konusu aynı olan ... 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/1118 esas sayılı davasından feragat ettiği, feragatten dönülemeyeceğinden davacının aynı konuda açtığı davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, söz konusu kararın taraflara tebliğ edildiği ancak temyiz edilmediği, davacının işbu davayı yanlar arasındaki temel ilişkiye istinaden alacak davası olarak açtığını ileri sürdüğü ancak ... 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin söz konusu her iki davasının dayanağı çek ile işbu davanın dayanağının aynı alacağa ilişkin olduğu, davacı yan davayı alacak, ... 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'ndeki anılan davaları itirazın iptali olarak nitelendirse de talebin yanlar arasındaki temel ilişkiye dayalı olduğu, davacının gerek ... 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin sözkonusu davaları gerekse işbu davada sonuç itibariyle davalıdan temel ilişkiye dayalı alacağın tahsili talebinde bulunduğu, her üç davada da dava isimleri farklı olsa da talebin  aynı olduğu, davacının feragatle sadece davadan değil davaya konu ettiği talebinden de vazgeçtiği, Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin bahse konu davalarının sonucu verilen kararlar kesinleştikten sonra davacının  işbu davayı açtığı, bu itibarla  ... 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... ve ...esas sayılı davaları ile işbu davanın taraflarının, konusunun aynı olduğu daha önce anılan mahkemece verilen iki ayrı kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle,  HMK'nın 114. maddesinin 1 fıkrasının i bendi uyarınca davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.<br>Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.\" gerekçeleriyle hükmün onanmasına karar vermiştir. Kararda özetle, davacının açtığı ilk dava olan itirazın iptali davasından feragati sonrası alacak davası açması karşısında her iki davada da davalıdan temel ilişkiye dayalı alacağın tahsili talebinde bulunduğu, her üç davada da dava isimleri farklı olsa da talebin  aynı olduğu, davacının feragatle sadece davadan değil davaya konu ettiği talebinden de vazgeçtiği  davanın taraflarının, konusunun aynı olduğu daha önce anılan mahkemece verilen iki ayrı kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın kesin hüküm dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.<br>Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 14.04.2011 tarihli ve 2010/16640 E., 2011/5933 K. sayılı kararı ile; “…Davacı, davalının Tüketici Kredisi Sözleşmesi gereğince 19.8.1999 tarihi itibariyle 969.028.834TL(eski) asıl alacak olmak üzere borçlu olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine ... 6.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, yine ödenmediğini öne sürerek dava tarihi itibariyle toplam 7.573,15TL(yeni)nin ferileriyle birlikte davalıdan tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.Davalı ise, aynı alacak nedeniyle daha önce ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile açılan davada davacının feragat beyanı üzerine mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verilerek kesinleştiğini, kesin hüküm nedeniyle davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin...esas sayılı dosyasında kesinleşen dava ile işbu davanın taraflarının, konusunun ve sebebinin aynı olması nedeniyle kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davacı ... T.A.Ş. tarafından ... 6.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlattıkları icra takibine davalı Hikmet Sadıkoğlu’nun itiraz etmesi nedeniyle itirazın iptali istemiyle dava açılmış, mahkemece davacı vekilinin feragatı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.Ancak davacı vekili ,mahkemenin, davalının icra takibine itirazının borcun aslına açık bir itiraz olmadığı, İİK.nun 62/3.maddesine uygun bir itirazın bulunmadığının tespiti üzerine dosyanın geleceği ile ilgili yazılı açıklama yapması hususunda verdiği süre içerisinde sunduğu 10.5.2001 tarihli dilekçesindeki feragat beyanında, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın İİK.nun 62/3 maddesi anlamında geçerli bir itiraz olmamakla konusuz kalan davanın reddine, bunun mümkün görülmemesi halinde feragat beyanı doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istediğini belirtmiştir. Davacı vekilinin anılan dosyadaki feragat beyanı, hakkın özünden feragat niteliğinde değildir. Gerçekten de esas haktan feragatın açık bir şekilde yapılması gereklidir. Bu durumda ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2000/1445 esas sayılı dosyasında verilen feragat nedeniyle davanın reddi kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Öyle olunca mahkemece, işin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme yazılı şekilde kesin hüküm nedeniyle davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. …” gerekçesiyle karar bozulmuştur.<br>... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.12.2011 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.<br>Direnme kararı üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/(13)3-647 esas, 2020/1683 karar sayılı 08/12/2022 tarihli ilamıyla, <br>\"Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı banka vekilinin, davalıların murisinin kullanmış olduğu tüketici kredisi borcunun ödenmediğini ileri sürerek bu bedelin davalılardan tahsilini istediği, davalılar vekilinin ise kesin hüküm itirazında bulunarak başka bir dosyada yine aynı alacağın talep edildiğini ancak alacaklı davacı vekilinin anılan davadan feragat ettiğini belirttiği anlaşılmaktadır.<br>... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasının  10.05.2001 tarihli celsesinde davacı vekilinin “biz açtığımız davadan feragat ediyoruz” şeklinde beyanda bulunduğu ve beyanını imzaladığı görülmektedir. Feragat yetkisi olduğu anlaşılan vekilin bu şekilde davadan feragati açık ve sarih olup alacaktan feragatten başka bir anlam içerdiği kabul edilemez. Kaldı ki, bu beyan üzerine Mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olup kararın, taraflarca temyiz edilmeksizin 13.09.2001 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, davacı vekilinin yapmış olduğu feragatin usulüne uygun olduğunun kabulü gerekir. <br> Hâl böyle olunca; ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile kesinleşen dava ile eldeki davanın taraflarının, konusunun ve sebebinin aynı olması nedeniyle ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen kararın eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiğini kabul eden direnme kararı yerindedir.<br>O hâlde; usul ve yasaya uygun direnme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.\" şeklinde hüküm kurmuş olup, incelenen karardan ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasının itirazın iptaline ilişkin olduğu, davacının davadan feragat ettiği, akabinde direnmeye konu ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ...esas, ...karar sayılı dosyasından alacak davası açıldığı, mahkemece kesin hüküm dava şartı sebebiyle davanın reddine karar verildiği, özel dairenin bozması ve direnme kararı üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun direnme kararını onadığı anlaşılmıştır.<br>Yukarıda açıklanan Bölge Adliye Mahkemesi, Yargıtay ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında somut olayın incelenmesinde; davacının, davalı kefillerden genel kredi sözleşmesinden kaynaklı başlattığı takibe davalı kefillerin itirazı üzerine itirazın iptali talebi ile ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında dava açtığı, mahkemenin 05/10/2021 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulü ile mahkememiz dosyası davalısı ... yönünden 37.126,38 TL, mahkememiz dosyası davalısı ... yönünden 31.715,92 TL üzerinden takibin devamına, takipten sonra tahsil edilen alacağın icra dairesince dikkate alınmasına karar verildiği, davacı vekilinin 30/11/2021 tarihli dilekçesi ile \"Sayın mahkemenizin yukarıda dosya numarası yazılı davasında davalılar ile anlaşılmış olup davalılar tarafından bu kapsamda ödeme yapılmıştır. Bu aşamada davaya devam edilmesinde müvekkilin hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu doğrultuda davadan feragat ettiğimizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti hususunda talebimiz olmadığını beyan ederiz.\" şeklinde davadan feragat etmesi karşısında, mahkemenin 01/12/2021 tarihli ek kararı ile davacı tarafça davalılar aleyhine açılan davadan feragat edilmiş olunması sebebiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, davacı vekilince 02.12.2021 tarihli dilekçe ile hataen feragat dilekçesi verildiği gerekçesiyle 01.12.2021 tarihli ek kararın düzeltilmesi talep edildiği,  mahkemesince 10.12.2022 tarihli ek kararla; \"...Davacı vekilinin düzeltme talebinin hükmün bir kısım davalılar yönünden tamamen değiştirilmesine ilişkin olup maddi hata niteliğinde bulunmadığı, talebin hükmün tashihi/tavzihi/tamamlanması yoluylada giderilemeyeceği, taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların verilecek ek karar ile de sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği, HMK 311 maddesi gereğince irade bozukluğu iddiasının da ancak önceki ek kararın istinaf yolu ile kaldırılmasından sonra değerlendirilebileceği, bu aşamada önceki ek kararın kaldırılmadan irade bozukluğuna yönelik talebin değerlendirilmesinin ve yargılamasının yapılamayacağı, davacı vekilinin talebinin ancak istinaf konusu yapılabileceği anlaşılmakla...\" davacı vekilinin 01.12.2021 tarihli ek kararın düzeltilmesi talebinin reddine karar verildiği, 01.12.2021 ve 10.12.2021 tarihli ara kararlara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu, mahkemece davacı vekiline HMK'nın 344. maddesi uyarınca istinaf başvuru harcı ve gider avansı yatırmak üzere bir hafta kesin süre verilerek ihtarlı muhtıra tebliğ olunmuş, harç ve gider avansı yatırılmaması üzerine, 17.01.2022 tarihli ek kararla; \"...Davacı vekili ....'a HMK 344 maddesi gereğince 59,30 TL istinaf maktu karar harcı ile 200,00 TL istinaf gider avansını tebliğden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde dosyaya yatırması, aksi taktirde istinaf talebinden vazgeçmiş sayılacağı meşruhatlı davetiye gönderildiği, davetiyenin 26.12.2021 tarihinde davacı vekili ...'a tebliğ edildiği, verilen kesin süreye rağmen davacı 59,30 TL istinaf maktu karar harcı ile 200,00 TL istinaf gider avansının dosyaya yatırılmadığı...\" gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf yoluna başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, davacı vekilince 17.01.2022 tarihli ara karardan dönülmesi talep edilmiş olmakla, 09.01.2022 tarihli ek kararla; \"...17.01.2022 tarihli ek karardan  dönülmesini gerektirir bir nedenin bulunmadığı dosya içeriğinden anlaşılmış olmakla davacı vekilinin talebinin reddine...\" karar verildiği, ek kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2022/623 esas, 2022/862 karar sayılı kararı ile \" ... Yargıtay HGK'nun 2017/12-342 E- 2020/1030 K sayılı, 15.12.2020 tarihli emsal arar içeriği uyarınca, ilk derece mahkemesince  verilen 17.01.2022 tarihli istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına yönelik ek kararda yasa ve usule aykılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.\" şeklinde kesin olarak istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Buna göre davacı tarafça, davalı kefiller aleyhine başlatılan itirazın iptali davasının feragat nedeniyle reddine dair kararın kesinleştiği sabittir. Davacı mahkememizde görülmekte olan davada, dava dilekçesi ile itirazın iptali davasında, davayı takip eden vekilin karar sonrasında sehven davadan feragat dilekçesi sunduğunu, bahsi geçen dosyadan alınan ve hükme esas edilen bilirkişi raporunun eldeki davada delil olarak nazara alınmasını beyan ederek itirazın iptali davasında hükmedildiği üzere davalı....'ın 37.126,38 TL asıl alacak ve asıl alacağa 11.11.1999 (Kat tarihi olarak kabul edilen ilk takip tarihi.) tarihinden itibaren işleyecek %220 temerrüt faizi ve bu faizin %5 i kadar gider vergisi tutarında alacağı ile davalı ...'nun 31.715,92 TL asıl alacak ve bu asıl alacağa 11.11.1999 (Kat tarihi olarak kabul edilen ilk takip tarihi.) tarihinden itibaren işleyecek %220 temerrüt faizi ve bu faizin %5 i kadar gider vergisi, tutarında alacağının tahsilini talep etmiştir. Sonuç olarak davacının talebinin, feragat nedeniyle redde karar verilen dosyadaki talepleri ile birebir aynı olduğu anlaşılmıştır. Davacı feragatin sehven verildiğini beyan etmiş ise de feragatin irade sakatlığı hallerinden biri sebebiyle gerçekleştiğine ilişkin herhangi bir delil sunmamış ayrıca itirazın iptali davasında feragat nedeniyle redde dair verilen ek karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde bu hususa dayanmış olmasına rağmen istinaf mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Buna göre davacının ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyasında davadan feragati üzerine verilen ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2022/623 esas, 2022/862 karar sayılı kararı ile kesinleşen hükmün HMK 114/1-i maddesi gereğince kesin hüküm oluşturduğu anlaşılmakla HMK. 115. maddesi gereğince kesin hüküm dava şartı nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-Davanın HMK.114/1-i fıkrası ve HMK. 115. maddesi gereğince kesin hüküm dava şartı nedeniyle USULDEN REDDİNE,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan  427,60-TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 644,00-TL harçtan mahsubu ile geri kalan ‭216,4‬0- TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi'nin 7/1 maddesi gereğince 1/2 oranında hesaplanan 8.950,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>4-Arabuluculuk ücreti olan 3.200,00-TL’nin davacıdan alınarak, hazineye GELİR KAYDINA,<br>5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/03/2024<br><br>Katip <br> E-imzalıdır <br> <br> <br>Hakim <br> E-imzalıdır <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a428e780cba29533","SID":"29faacba91a93a44"}}