{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/98 <br>KARAR NO: 2024/474<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 19.11.2020<br>NUMARASI: 2018/1489 Esas - 2020/622 Karar <br>DAVA: Zayi Belgesi Verilmesi<br>Zayi belgesi verilmesi talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle talebin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin \"... Köyü, ... Yolu, No:... Beykoz/İSTANBUL\" adresinde bulunan şirketi ofisinin yer aldığı bölgede 30/09/2018 tarihinde yaşanan yoğun yağmur yağışı nedeniyle sel olayı meydana geldiğini akabinde çevre komşuların itfaiyeye haber verdiklerini itfaiye mahale intikal ettiğini, yangın anında şehir dışında olan müvekkilinin İstanbul'a geldiğini ve Beykoz itfaiye amirliğine giderek 20/11/2018 tarihinde raporu teslim aldığını, raporda \"yoğun yağan yağmur sonucunda iş yeri dahili yaklaşık 1,5 metre yağmur suyu altında kaldığını muhtelif evrakların sel sularına kapılmak ve ıslanmak suretiyle zarar gördüğü\" şeklinde tutulduğunu, yaşanan sel felaketi nedeniyle resmi defter, doküman, fatura vs. evrak zayii olduğundan 2018 yılı dahil ve geçmiş yıllara ait tüm defter, fatura ve sair belgelerinin zayi olduğuna dair tarafına zayi belgesi verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tüm delillerin celbi sonrasında uyuşmazlık noktalarında rapor ibrazı için dava dosyasının Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi tarafından Mahkememize sunuan raporun denetimi ile de; İş yerinde yapılan 06.02.2020 tarihli yerinde incelemede çekilen 10 nolu fotoğraftan da  görüldüğü üzere işyeri ile su kanalı arasındaki mesafenin güvenli olmadığı, yine ofis içinde yapılan gözleme göre; işyeri ofisinin 35-40 M2lik bir alandan oluştuğu, kanala oldukça yakın bulunduğu ve kanala bakan taraf 11 nolu fotoğrafta da görüleceği üzere tamamen cam olduğu,  işyeri ofisi şehre uzak bir lokasyonda tamamen cam duvarlı ve yol altında duvar, kapı, çit vs olmadığından korunmasız izlenimi oluştuğu ayrıca arşivleme alanının sel, su basması, yangın vs afet ve olaylar için alınan bir önlem de görülmediği hususlarında bilirkişinin görüş ibraz ettiği raporun denetimi ile anlaşılmıştır. Davacı tarafından tüm bu nedenlerle ikame edilen talebin  sınıflandırılmış ve düzenli saklanması gerekirken, sel fotoğraflarında da dikkate alındığında evrakların saklama ortamına uygun olmadığı anlaşıldığından  6102 sayılı TTK Md.82 1.fıkrası d  maddesine uygun saklama yükümlülüğünün davacı tarafından ihlal edildiği... \" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Defter zayiine sebep olan durumun bir sel felaketi olup, normal bir vaka ile değerlendirilmesi ve yorumla basiretli davranılması halinde durumun engelelenebileceğine ilişkin bir çıkarımın yapılmasının son derece haksız ve kötü niyetli bir çıkarım olduğunu, Bilirkişinin yorum yapma yasağına rağmen ve de kendi alanı ile ilgisi olmayan serbest muhasebeci mali müşavir olan birinin ofisin bulunduğu kısma ilişkin kendi teknik alanının tamamen dışında olan teknik bir konu hakkında (ayrıca teknik bilikişi tarafından yapılmış olsa dahi kesinlikle kabul etmemekle birlikte) yapılabilcek bir değerlendirme ile ofisin bulunduğu alanın tedbirsiz olduğu beyanı som derece afaki ve de mesnetsiz olup, mahkemenin de konu hakkında yetkisiz ve bilgisiz olduğu sabit olan bilirkişi tarafından son derece zorlama bir yorumla hazırlanmış olan bilirkişi raporuna dayalı şekilde verilmiş olan kararının haksız  ve hukuka aykırı olduğunu, Müvekkili şirket yetkilisinin  işi gereği daha çok Ankara'da bulunduğu bir dönem içinde, ofis olarak şirkete ait evraklarını tanıdığına ait olan ve kira ödemediği söz konusu ofiste dolapların içinde olacak şekilde muhafaza altına aldığını, raporda da görüleceği üzere bilirkişinin anahtar olmadığından bahisle içeri girilemediğini beyan ettiğini, bu durumun başlı başına raporun eksik ve de hatalı olduğunu gösterdiğini, dosyaların ve defterlerin ofis içerisinde  dolaplar içerisinde uygun şekilde muhafaza altına alındığını ancak yukarıda da arz ettikleri üzere ve resmi kayıtlara da girdiği şekilde yaşanan çok büyük sel felaketi sebebi ile meydana gelen taşkında müvekkili şirkete ait defterlerin zayi olduğunu, fakat bilirkişi tarafından ofis içeririne dahi girilmeksizin hazırlanmış olan raporda yoruma dayalı şekilde tedbirsiz davranıldığına ilişkin hazırlanan rapor çerçevesinde verilmiş olan ilk derece mahkemesi kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kesinleşmiş Yargıtay kararlarına da aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda talebin reddine  karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İlk derece mahkemesince mahallinde yaptırılan inceleme sonucu alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitlere dayalı olarak, işyeri ile su kanalı arasındaki mesafenin güvenli olmadığı, yine ofis içinde yapılan gözleme göre; işyeri ofisinin 35-40 M2lik bir alandan oluştuğu, kanala oldukça yakın bulunduğu ve kanala bakan taraf 11 nolu fotoğrafta da görüleceği üzere tamamen cam olduğu,  işyeri ofisi şehre uzak bir lokasyonda tamamen cam duvarlı ve yol altında duvar, kapı, çit vs olmadığından korunmasız izlenimi oluştuğu ayrıca arşivleme alanının sel, su basması, yangın vs afet ve olaylar için alınan bir önlem de görülmediği, dosyaya sunulu fotoğraflar da dikkate  alındığında evrakların saklama ortamına uygun olmadığı anlaşıldığından TTK'nın 82 1. d  maddesine uygun saklama yükümlülüğünün davacı tarafından ihlal edildiği sonucuyla, talebin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İlk derce mahkemesince her ne kadar davacının özensiz davranışı ve  saklama yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle talep reddedilmiş ise de; TTK'nın 82/7. maddesi \"Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir.\" hükmünü içermektedi. Zayi olayının, tacirin engelleyemeyeceği bir olaydan ve tacire atfedilecek bir muhafaza kusuru olmaksızın gerçekleşmiş olması yeterlidir. Davacı şirket vekili,  şirket yetkilisinin  şehir dışında olduğundan raporu iki ay sonra 20.11.2018 tarihinde İstanbul'a döndüğünde teslim aldığını, sel nedeniyle şirkete ait eşyalarla birlikte 2018 ve önceki yıllara ait tüm ticari defter, fatura ve sair belgelerinin zarar görmesi sebebiyle zayi olduğunu öğrendiğini, bu nedenle zayi  belgesi verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dosya kapsamında bulunan Beykoz İtfaiye Amirliği Su Baskını  Bilgi Formu ve  Yangın raporuna göre 30.09.2018 tarihinde davacı iş yerinin bulunduğu bölgede sel baskını olduğu ihtilafsızdır. Yargılama aşamasında davacının zayi olduğunu  ileri sürdüğü defterlerin noter tasdik bilgileri verilmiş, mahkemece bu hususta ilgili noterliğe yazılan müzekkere ile tasdik bilgileri celp edilmiştir. Sunulu deliller, itfaiye raporu ve alınan bilirkişi raporuna ekli fotoğraflar ile talebe dayanak ticari defter ve kayıtlar yönünden zayi şartlarının somut olayda gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Ancak davacı yanca talep konusu fatura ve irsaliyelere ilişkin basıldıkları matbaalara ilişkin mahkeme ara kararına rağmen bilgi verilmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Yine bunların dışında zayi olduklarının tespiti istenen talep konusu belgelerin ise temin edilebilir belgeler olduğu, bir kısmının saklama yükümlülüğü bulunmayan belgeler olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında ve davacı vekilinin 10.12.2018 tarihli ara karar ışığında sunduğu izahat dilekçesi kapsamında, talep konusu 2016-2017 ve 2018 yılı yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin zayi olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, tüm taleplerin yazılı gerekçe ile reddi isabetsiz görülmüş, bu defterler bakımından davacının istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırılarak dairemizce talep konusu ticari defterler yönünden talebin kabulüne, bunun dışında talep konusu fatura, irsaliye ve belgeler yönünden talebin reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,  zayi belgesi verilmesi talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile davacı şirketin 2016-2017 ve 2018 yıllarına ilişkin yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin zayi olduğunun tespiti ile bu defterler için zayi belgesi verilmesine,2-Talep konusu fatura, irsaliye ve diğer belgeler yönünden talebin reddine,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 21.03.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5b028858ed3931b7","SID":"8f06f7a298c41158"}}