{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/398 - 2024/478<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/398 <br>KARAR NO\t: 2024/478<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/81 Esas 2021/759 Karar<br><br>DAVACILAR\t:  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 29/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 24/04/2024<br>\t<br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; <br>\tDavacılar vekili, 24.12.2017 tarihinde davalı ...'ın işleteni ve sürücüsü, davalı sigorta şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın bisikleti ile seyreden davacı ...'a çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını, kafasında kemik kırığı oluştuğunu, ameliyat olduğunu, ceza dosyasında yapılan yargılamada kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsü davalı ...'ın tam kusurlu bulunarak cezalandırılmasına karar verildiğini, kaza sırasında davacının bisikletinin kullanılamaz hale geldiğini, yanında olan cep telefonunun çalındığını veya kaybolduğunu, davalı sigorta şirketine başvuru yaptıklarını, taleplerinin karşılıksız kaldığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek davacı ...'ın maluliyetine ve zararlarına ilişkin olarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL maddi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, davacıların yaşadıkları acı, duydukları üzüntü sebebiyle davacı ... için 150.000 TL, annesi ... için 50.000 TL ve babası ... için 50.000 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 14.10.2020 tarihli açıklama dilekçesi ile 500,00 TL maddi tazminat talebinin 300,00 TL'sinin sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL'sinin bakıcı gideri, 50,00 TL'sinin kullanılmaz hale gelen bisikletten kaynaklanan zarar, 50,00 TL'sinin kaza sırasında çalınan veya kaybolan cep telefonundan kaynaklanan zarara ilişkin olduğunu belirtmiş, davacılar vekili 12.03.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminat talebini 248.689,27 TL olarak, bakıcı gideri taleplerini 4.008,60 TL olarak artırmış, kaza sırasında kullanılmaz hale gelen bisikletten kaynaklanan zarar talebi ile çalınan veya kaybolan cep telefonundan kaynaklanan zarara ilişkin talebini atiye bıraktıklarını belirtmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, davalıya ait ... plakalı aracın davalının idaresinde iken ...'a çarptığını, meydana gelen kazada ...'ın yaralandığını, manevi zararın para ile tazmin ve telafisinin haksız kazanca ve sebepsiz zenginleşmeye kaynak teşkil etmemesi gerektiğini, davacının kaza sebebiyle acı ve ızdırap duyduğundan bahisle fahiş miktarda manevi tazminat talep ettiğini, tazminat talebinin maluliyete uygun olmadığını, davalıya bir kusur izafesi halinde bile istenilen tazminat miktarının fahiş ve nedensiz zenginleşme niteliğinde olduğunu, davacının kaza tarihinden itibaren faiz isteminin hukuka aykırı olduğunu, ceza davasında yaptırılan bilirkişi incelemesi ile hukuk hakiminin yaptıracağı bilirkişi incelemesinin, her iki dava türünün amaç ve ilkeleri bakımından birbirlerinden çok farklı olduğunu, ceza mahkemesinde alınan kusur raporuna göre karar verilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı aracın davalı şirkete 03.03.2017 - 03.03.2018 tarihleri arasında ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere daimi sakatlık halinde kişi başına azami 330.000,00 TL ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, davacının maluliyetinin tespitini, ZMMS Genel Şartları ve Eki düzenlemelerin uygulanmasını, davacı tarafın faiz türüne ilişkin talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEME KARARI;<br>\tMahkemece toplanan delillere göre, davanın 24.12.2017 tarihinde davalı sürücü ...'ın idaresindeki ... plakalı araç ile bisiklet süren olay tarihinde yaşı küçük davacı ...'a çarpması sonucu meydana gelen yaralanmasına bağlı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kusur ve hasar bilirkişisinin 16.10.2020 tarihli raporu ile kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü davalı ...’ın tam ve asli kusurlu olduğunun, bisiklet sürücüsü davacı ...’ın kusur ve ihmalinin bulunmadığının, Ankara Batı 2. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporuna göre de; sürücü ...'ın asli ve tam kusurlu olduğunun, mağdur yaya ...'ın tamamen kusursuz olduğunun rapor edildiği, raporlar arasına çelişki görülmediği, mahkememce kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre alınan bilirkişi raporunda Hacettepe Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 17.03.2020 tarihli raporunda özetle; davacı ...'ın 24.12.2017 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel özür oranı hesaplandığında; Sinir Sistemi - Epilepsi - 1-Nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar maddesi kapsamında özür oranının %5 olduğu, 24.12.2017 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin beden özür oranının %5 olduğu, tedavisinin tamamlandığı ve sekel halini aldığı, tıbbi iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, söz konusu maluliyet oranına göre alınan 15.02.2021 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda sigorta poliçesinin kaza tarihini kapsadığı ve sakatlanma halinde şahış başına azami teminat limitinin 330.000,00 TL olduğu,  aktüerya bilirkişisi 09.08.2021 tarihli ek raporu ile maluliyete tekabül eden kısmının 1.924.847,35x%5=96.242,37 TL olarak hesaplandığının, bakıcı gideri nedeni ile oluşan maddi zararının ise, 4,008,60 TL olduğunun bildirildiği, davacının bisiklet ve telefon zararına ilişkin talebi ile ilgili atiye bırakma talebi yönünden 5. celsede davalı tarafın açık rıza beyanı olduğu, yasal, hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeni ile davanın kısmen kabul edilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilip edilmeyeceği, reddedilen kısım yönünden yapılan değerlendirmede Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 E. 2020/40 K. sayılı İptal Kararı uygulamada farklı yorumlanarak mahkemece kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespit edildiği iş bu sebeple davacı tarafından mahkeme tarafından alınan yönetmelik hükümleri nazara alınarak ıslah yapıldığı hususu nazara alınarak kısmen reddedilen miktarın farklı yönetmelik hükümlerindeki farklılıktan kaynaklandığından Türk Borçlar Kanunu'nun (51-52.) kaynaklanan bir indirim miktarı olarak yorumlanarak davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemediği, manevi tazminat yönünden olayın özelliği, sosyal ve ekonomik durumları, ülkenin ekonomik koşulları, olayın ağırlığı gibi hususların değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek maddi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 96.242,37 TL sürekli iş göremezlik, 4.008,60 TL bakıcı gideri tazminatının (davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde sorumlu tutulmasına) davalı ... yönünden olay tarihi olan 24.12.2017 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 03.02.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte  davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... ve ... için 5.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, davacının bisiklet ve telefon zararına ilişkin talebi ile ilgili davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;<br>\tDavacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyetli olmadığını, az olduğunu, kaza sonrası davalının BMW marka otomobilini devrettiğini, sosyal ekonomik durum raporlarının gerçeği yansıtmadığını, dosyada mevcut Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre %15,2 maluliyet oranı ve Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik Hükümlerine Göre %5 maluliyet oranı belirlenen iki maluliyet raporu olduğunu, mahkemece %5 maluliyet oranına üstünlük tanınarak karar verildiğini ve gerekçesinin açıklanmadığını, farklı iki yönetmeliği göre belirlenen maluliyet raporları arasında ciddi fark olduğunu bu nedenle İstanbul Adli Tıp Kurumundan yeniden maluliyet raporu alınması gerektiğini, aktüerya bilirkişinin maddi tazminat hesaplaması sırasında hatalı tespiti nedeniyle maddi tazminatın eksik hesaplandığını, ileri sürmüştür.<br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece reddedilen kısım yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Borçlar Kanunundan kaynaklı bir indirimin söz konusu olmadığını, mahkeme kararının hatalı olduğunu, ATK 3. İhtisas Dairesinden maluliyet raporu alınmaksızın hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğunu, bakıcı giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğunu, aksi halde aile bakımı indirimi uygulanması gerektiğini, manevi tazminattan sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, varsa hesaplama hatalarını ve maddi hataları kabul etmediklerini ileri sürmüştür.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde, istinaf taleplerinin sadece vekalet ücretine yönelik olduğunu, mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini ancak mahkemece reddedilen kısım yönünden takdiren aleyhe gider ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına denilerek reddedilen kısım yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, reddedilen miktar yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;<br>\tDavacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>\tDava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tDavacı vekili, davalı ...'ın işleteni ve sürücüsü, davalı sigorta şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın bisikleti ile seyreden davacı ...'a çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını, kafasında kemik kırığı oluştuğunu, ameliyat olduğunu, ceza dosyasında yapılan yargılamada kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsü davalı ...'ın tam kusurlu bulunarak cezalandırılmasına karar verildiğini, kaza sırasında davacının bisikletinin kullanılamaz hale geldiğini, yanında olan cep telefonunun çalındığını veya kaybolduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiş, bisiklet ve telefon zararına ilişkin taleplerini atiye bırakmış, atiye bırakma talebini davalı taraf kabul etmiş, mahkemece maddi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 96.242,37 TL sürekli iş göremezlik, 4.008,60 TL bakıcı gideri tazminatının (davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde sorumlu tutulmasına) davalı ... yönünden olay tarihi olan 24.12.2017 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 03.02.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... ve ... için 5.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, davacının bisiklet ve telefon zararına ilişkin talebi ile ilgili davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.<br>\t1-Davacılar vekili ve davalı ... vekili ATK’dan maluliyet raporu alınması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>\tYargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>\t Mahkemece olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t2-Davacılar vekili ve davalı ... vekili maddi tazminatın hatalı hesaplandığını ileri sürmüş ise de; Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK’nın ve 6098 sayılı TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Yargıtay tarafından TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hakim tarafından belirlenmesi zaruri olduğu, gerçek zarar miktarının, hak sahiplerinin olay tarihindeki bakiye ömürleri esas alınarak hesaplanması gerektiği ve tazminatın hesaplanmasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılması kabul edildiğinden, mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak tazminat hesabı yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t3-Davalı ... vekili, bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, aile bakımı indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüş olmakla; bakıcı gideri yaralanan kişinin iyileşme döneminde veya sürekli olarak başkasının bakımına ihtiyaç duyması olup 2918 sayılı KTK’nın 98. maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK’nın 54. maddesinde de sayılan bu zarardan zarar sorumluları KTK’nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK’nın 98. maddesinde belirtilen SGK’nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında bakıcı gideri zararı bulunmadığından, brüt asgari ücret üzerinden hesaplanan bakıcı giderinden davalının sorumlu tutulmasında ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2021 tarih ve 2018/(21)10-927 esas,  2021/531 karar sayılı ilamında “…bedensel zararlarda 55. madde ile açık biçimde hakkaniyet düşüncesiyle indirime gidilemeyeceği düzenlendiği dikkate alındığında zarar görenin aile bireylerinin zarar veren lehine sorumluluğu ve yükümlülüğü olmayacağı gibi zarar verenin sorumluluğunu haksız fiil failine hizmet eder şekilde aile bireylerine yüklemek de doğru değildir. Her ne kadar toplum aile içi bakım dayanışmasını ahlaki ödev olarak görse de, bu durumun zarar sorumlusu lehine yorumlanması mümkün değildir. Bu nedenlerle Özel Dairenin aile içi bakım ve dayanışma nedeniyle bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasını belirten kararına karşı verilen direnme kararı yerindedir.” denilmiş olmakla mahkemece bakıcı giderinden aile içi bakım düşüncesi ile indirim yapılamadan  karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t4-Davacılar vekili hükmedilen manevi tazminat miktarının az, davalı ... vekili fazla olduğunu ileri sürmüştür.<br>\t 6098 sayılı TBK’nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.  <br>\tManevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.<br>\tSomut olayda, 24.12.2017 tarihinde meydana gelen kazada davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun belirlendiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda davacının kaza nedeniyle kafasında kırıkları ve kanaması olduğu, opere edilip kanamanın boşaltıldığı, yoğun bakımda kaldığı, özür oranının %5 olduğu ve 9 ayda iyileşeceğinin belirlendiği, olayın meydana geliş şekli, somut olayın özellikleri davacının yaralanma şekli ve tedavi süreci değerlendirildiğinde zararın ağırlığı, kaza tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, davacı ..., ...’ın annesi davacı ... ve babası davacı ... yönünden belirlenen tazminat miktarlarının hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir miktar daha yüksek olması  gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>\t5-Davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili, mankemece reddedilen maddi tazminat yönünden takdiren lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.<br>\tDavacılar tarafından dava dilekçesi ile davacı küçük ...'ın yaralanması nedeniyle  fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL maddi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 14.10.2020 tarihli açıklama dilekçesi ile 500,00 TL maddi tazminat talebinin 300,00 TL'sinin sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL'sinin bakıcı gideri, 50,00 TL'sinin kullanılmaz hale gelen bisikletten kaynaklanan zarar, 50,00 TL'sinin kaza sırasında çalınan veya kaybolan cep telefonundan kaynaklanan zarara ilişkin olduğunu belirtmiş, 12.03.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminat talebini 248.689,27 TL olarak, bakıcı gideri taleplerini 4.008,60 TL olarak artırmış, kaza sırasında kullanılmaz hale gelen bisikletten kaynaklanan zarar talebi ile çalınan veya kaybolan cep telefonundan kaynaklanan zarara ilişkin talebini atiye bıraktıklarını belirtmiş, mahkemece Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 E. 2020/40 K. sayılı İptal Kararı uygulamada farklı yorumlanarak mahkemece kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespit edildiği, bu sebeple davacı tarafından mahkeme tarafından alınan yönetmelik hükümleri nazara alınarak ıslah yapıldığı hususu nazara alınarak kısmen reddedilen miktarın uygulanan yönetmeliğin farklı olmasından   kaynaklandığından Türk Borçlar Kanunu'nun (51-52.) kaynaklanan bir indirim miktarı olarak yorumlanarak davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilmediği belirtilerek maddi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 96.242,37 TL sürekli iş göremezlik, 4.008,60 TL bakıcı gideri tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. <br>\tMahkemece karar gerekçesinde  davalılar lehine reddedilen miktar üzerinden vekalet ücreti verilmemesi gerekçesi olarak belirtilen TBK'nın 51 ve 52. Maddelerinde belirtilen  yasal düzenleme belirlenen tazminat miktarından hakim tarafından takdiri indirim yapılması haline ilişkin olup, mahkemece davalılar yargılamada vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, reddedilen miktar yönünden davalılar lehine red vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken TBK’nın 51 ve 52 maddeleri uyarınca takdiren reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.<br>\tAçıklanan nedenlerle davacılar vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebebinin kabulü ile davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılar işleten ve sürücüden tahsiline, davalı ... Sigorta AŞ vekilinin ve davalı ... vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf bavurusunun kabulü ile reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1.b.2. maddesi gereğince kesinleşen yönler korunarak  yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;   <br>  \t\tI-Davacılar vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>\tHMK’nın 353/1.b.2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,<br>\tBuna göre; <br>\t1-Maddi tazminat talebi yönünden davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, 96.242,37 TL sürekli iş göremezlik, 4.008,60 TL bakıcı gideri tazminatının(davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde sorumlu tutulmasına) davalı ... yönünden olay tarihi olan 24.12.2017 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 03.02.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\tFazlaya dair istemin reddine,  <br>\t2-Manevi tazminat davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL ve davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, <br>\tFazlaya dair istemin reddine, <br>\t4-Davacının bisiklet ve telefon zararına ilişkin talebi ile ilgili davanın açılmamış sayılmasına, <br>\t5-Maddi tazminat davası yönünden;<br>\ta-Alınması gereken 6.848,14 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1,71 TL harç ile 865,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 5.981,43 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>   \tZorunlu arabuluculuk nedeniyle 2019 yılı Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.096,27 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\tDavacı tarafından yatırılan 1,71 TL peşin harç, 54,40TL başvuru harcı, 7,80TL vekalet harcı ve 865,00TL ıslah harcı olmak üzere toplam 928,91 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,  <br>\tb-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle; kabul edilen  maddi  tazminat  talebi  yönünden AAÜT gereğince hesap edilen 13.473,84 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>\tc-Davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle; reddedilen maddi tazminat talebi yönünden AAÜT gereğince hesap edilen 13.473,84 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, <br>\t6-Manevi tazminat davası yönünden;<br>\ta-Alınması gereken 3.415,50 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 853,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,62 TL karar ve ilam harcının, davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\tDavacılar tarafından yatırılan 853,88TL peşin harcın davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine,<br>\tb-Davacıların kendilerini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, kabul edilen manevi tazminat \ttalebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10. ve 13/2. maddesi gereğince kabul oranına göre takdir ve hesap edilen; davacı  ... yönünden 17.900,00 TL, davacı ... yönünden 10.000,00 TL, davacı ... yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacılara  ödenmesine, <br>\tc-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden; davalı ...'ın kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10/2 maddesi gereğince reddedilen miktara göre hesap edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan, 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan, 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak bu davalıya  ödenmesine, <br>\t7-Davacı tarafından sarf edilen 185,40 TL tebligat ve posta gideri ile 1.100,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.285,40 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 547,58 TL'nin davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 449,89 TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan tahsili ile davacılara ödenmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,  <br>\t8-Kararın talep halinde taraflara tebliğine,<br>\tII-İSTİNAF  HARÇ VE MASRAFLARI YÖNÜNDEN;<br>\t1- Davacılar, davalı ... ve davalı ... Sigorta AŞ tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine,<br>\t2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 337,00 TL yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru  harcı  olmak üzere toplam  499,10 TL istinaf yargılama giderinin davalı ... ve davalı ... Sigorta AŞ müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... ve davalı ... Sigorta AŞ tarafından yapılan 64,60 TL yargılama gideri ile 162,10 TL + 162,10 TL istinaf başvuru harcı olmak üzere toplam 388,80 TL istinaf yargılama giderinin davacılardan tahsili ile davalı ... ve davalı ... Sigorta AŞ’ye ödenmesine, <br>\t4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK’nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>\t5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 29.03.2024  tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a1a4f9467931788","SID":"7f65fb13f750ccee"}}